banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

Cengiz Sarıbay: Aday olursa Karaosmanoğlu’nun önüne kimse çıkamaz
banner234
CHP’de çok uzun yıllar önce il örgütüne başkanlık etmiş , yılların ardından da yeniden başkanlık koltuğuna oturmuş bir isim Cengiz Sarıbay. Başkan Sarıbay il başkanı olduğu günden bugüne merak edilen birçok konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu, Dumankaya skandalından MİA projesine, Kocaeli’nin ‘efsane başkan’ı Sefa Sirmen’den CHP ile ilgili özeleştirilere, Kocaelispor’a kadar bir çok konuya değindi. MİA projesinde CHP’li meclis üyeleri arasında kopukluk yaşandığını belirten Sarıbay, FETÖ operasyonları için “FETÖ’nün beli kırıldı” dedi. Sirmen’in Kocaeli siyasetine dönmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Sarıbay İzmit Belediye Başkanlığı için şimdiden sahalarda olan Selman Yıldırım için ise “Kimse Selman’ı kıskanmasın” ifadelerine yer verdi.  Sarıbay Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclis’ine bundan sonraki süreçte daha sık katılacağını belirtti, diğer il başkanlarından farkını ise “Ben hiçbir zaman sandıkta kalmadım” olarak açıkladı. Açıklamaların çok daha fazlası keyifli röportajımızda…

*Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Meclis Üyeleri ile ilçe meclis üyeleri birbirini tanımıyor ve bu konuda kopukluklar yaşanabiliyor. Neden yaşanıyor bu durum?
- Eksikliğimi kabul ediyorum bu noktada. Ben sosyal medya kullanmıyorum. Benim bir yakınım bana bir durum olduğunu söylerse o şekilde bakıyorum. Bir sıkıntının olduğunun farkındayım ve bu sıkıntının giderilmesi için de meclis üyelerimle toplantı yaptım, onlara bazı şeyleri söyledim. ‘Her paylaşımınıza özen göstermelisiniz, çelişkiye düşecek beyanat vermemelisiniz’ dedim ama kontrolden çıkan paylaşımlar olabiliyor. Biz çok sesli bir partiyiz, emir komuta ile hareket etmiyoruz ve meclis üyelerimiz özgür.  Benim meclis üyem gelip bana rahatlıkla kendi düşüncesini söyleyebiliyor. Bir başka partide bir meclis üyesi, belediye başkanı ya da il başkanının söylediği talimat dışında bir harekete evet diyemez. Biz tartışırız, birbirimizi ikna ederiz.

*Daha önce de MİA konusunda da benzer bir durum görmüştük. Nasıl aştınız?
- MİA ile ilgili ilçe meclisi ile Büyükşehir arasında bir kopukluk vardı. Meclis üyelerimizi çağırdım, örgütümüzün görüşü budur herkes bu doğrultuda hareket edecek dedim ve arkadaşlarım da ona uydu, ben kendilerine teşekkür ediyorum. Zaman zaman bu tarz şeyler olacak ama bunlar CHP’ye leke getirecek ya da partiyi küçültecek şeyler değil. Çayırova buraya 60 km mesafede. O meclis üyesinin hepsini tanıması zaten beklenmiyor. Toplantılarımızda bir araya gelebiliyorlar. Ben ilk geldiğimde bütün meclis üyelerimizi bir araya getirdim. Çok fazla birbirlerini tanımıyor olabiliyor olabilirler ama zaman zaman bir araya geliyorlar, eğitimlere katılıyorlar. Geçen sefer Bursa’da bir eğitim aldılar. Çok yakın ilişki içindeler mi, belki değildirler.

*Şu ana kadar il başkanları dönem dönem Büyükşehir meclislerine katıldı fakat önemli kararların alındığı mecliste biz Cengiz Sarıbay’ı göremiyoruz. Belirli bir nedeni var mı?
- Gözden kaçmış olabilir, Büyükşehir Meclisi’ne bir kez katıldım. Daha fazla katılmak tabi ki isterim ama zamanım, işim pek elvermediği için katılamıyorum. Meclislerden önce grup toplantılarına katılıyorum. Bundan sonra inşallah daha sık  katılacağım.

ADLİYE’NİN PATRONU OPERASYONU BİLMİYOR..

*Son haftaların gündemi sizin de takip ettiğiniz gibi HDP’ye yapılan operasyonlar ve tutuklamalar. Nasıl değerlendiriyorsunuz süreci? Bundan sonrasında neler bekliyorsunuz?
- Türkiye’de şu anda hukuk yok. OHAL kaynaklı düşünülüyor ama OHAL’den önce de durum böyleydi. 2011’den sonra hukuk sistemi tamamen siyasi iktidara bağlı hale getirildi. Ülkede hukuk yoksa OHAL olsun olmasın bu durum devam eder. OHAL zaten başlı başına bir hukuksuzluk. Fransa ile Türkiye’deki OHAL’i kıyaslıyorlar. Türkiye’de büyük bir ihtilal oldu tamam ama Fransa’da sadece polisin daha çabuk hareket edebilmesi için önlemler alındı, yargıya hiçbir şekilde müdahale edilmedi. Ülkemizde Cumhuriyet Savcısı duruşmadan alınır hale geldi. Başsavcı ile konuştuğumda haberi olmadığını söyledi. Polis gelip duruşmadan savcıyı alıyor, Adliye’nin patronu olan Cumhuriyet Savcısı haberdar değil. Haberi varsa da kötü, yoksa çok daha kötü.

FETÖ’NÜN BELİ KIRILDI

Ülkemiz polis devletine doğru gidiyor. Bir polisin her hangi bir şekilde duruşmadan o savcıyı almaması lazım, o şekilde rencide etmemesi lazım. O zaman herkesin süngüsü düşüyor. Yakın zamana kadar adliyenin dışında bir çember vardı polis çemberi. Hakim savcı da oradan geliyor. Hakim savcının üzerindeki baskıyı hissedebiliyor musunuz? Edemezsiniz. Ben yargının bir parçasıyım, avukatım ben bile tedirgin olmaya başlamıştım. Valimizden rica ettim, sağ olsunlar kaldırdılar ama hala olağanüstü görüntüler devam ediyor. Hepsinin kaldırılması lazım. Bizim normalleşmemiz lazım. 3-5 kişi alınmış çok büyük önlemlere gerek yok. FETÖ’nün beli kırıldı zaten, bellerini doğrultmaları da mümkün değil. Yargılanmalarının adil yapılmasını istemek bir yönetici olarak benim görevim. Terörün her türlüsüne karşıyız ama yargılanmanın adil yapılması gerekiyor kim olursa olsun.

CHP’NİN KÖTÜ TARAFI...

*Geçtiğimiz günlerde CHP’nin Başiskele Danışma Meclisi’nde Milletvekili Haydar Akar’ın Mehmet Ümit Küçükkaya’ya yaptığı eleştiri Kocaeli’de oldukça konuşuldu. Akar söylediğini kabul etmedi, Küçükkaya ise ‘kürsü talihsizliği’ açıklamasını yaptı. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Akar’ın çıkışı doğru muydu, konuyla ilgili görüştünüz mü kendisiyle?
- Haydar Akar orada aslında bir özeleştiri yaptı. Kendisi hem bizim milletvekilimiz  hem de Parti Meclis Üyemiz. Çok çalışkan bir isim. Kürsü talihsizliği de diyebiliriz, bir özeleştiri de diyebiliriz. Bu parti çok sesli bir parti, basından, halkımızdan, vatandaşımızdan saklayacak gizleyecek bir şeyimiz de yok. Belki bizim kötü tarafımız da bu, eleştirilecek tarafımız da bu. Belki basını çıkartıp tartış diyenler olabilir. Kendileri sosyal medyada yer alırken diğer vekillerden de bahsedilsin dedi ve Haydar vekilin dediği doğru. Basının önünde böyle bu şekilde söylemek doğru mu derseniz bence bu şekilde söylemekte bir mahsur yok, kötü bir şey de değil.

AKP’NİN VEKİLLERİ BİZİM KADAR SAHADA DEĞİL

*Milletvekillerinden bahsediyorken, CHP’li vekillerin çalışmalarını beğeniyor musunuz bir il başkanı olarak?
- Bizim milletvekillerimiz sürekli sahada. Fatma Kaplan Hürriyet bir gününün neredeyse 15 saatini çalışma, ziyaret, sivil toplum örgütleri ve kadınlarla geçiyor. Haydar Akar vekilimiz bütün etkinliklerimize katılıyor. Tahsin vekilimiz batı bölgesinde çok fazla etkinliğe katılıyor. Ben bizim vekillerimizden çok memnunum, hepsi çok çalışkan. Piyasadayız. Diğer partilere baktığımız zaman AKP’nin 7 tane vekilinden 2-3 tane vekili bazı cenaze ve düğünlerde gözüküyor ama bizimkiler kadar halkın arasında, çarşıda, pazarda yoklar.

YAPTIĞIM MUHALEFET DOĞRU

*Diğer siyasi parti il başkanlarının da tabiriyle ‘kentin ağabeyi’ olarak yumuşak siyaset yapıyorsunuz. İnsanları kırmamaya özen göstererek eleştiriyorsunuz. Kendi yaptığınız muhalefeti beğeniyor musunuz?
- Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ben hiçbir zaman mesleğimde de evimde de sert bir insan olmadım. Partide de sert bir insan olmak istemem. Ama bu benim eleştiri hakkımı kullanmama, diğer siyasi partileri eleştirmeme engel değil. Gerek il başkanları toplantısında gerek Valimizle olan toplantılarımızda her istediğimi nezaket dahilinde söyleyebiliyorum, eleştirimi de yöneltebiliyorum. Geçen gün CHP Gençlik Kolları burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi, benim açıklamam değildi fakat destek olmak için ben de katıldım. Emniyet güçleri de dışarıda OHAL nedeniyle yasaklandığı için bizleri uyardı. ‘Açıklamanızı içeride yapın, okumanızı da dışarıda yapın’ dediler biz de bu kurala uyduk.

VALİ VE EMNİYET MÜDÜRÜ’NÜ KINIYORUM

*Yapılanı doğru buluyor musunuz? Çokça eleştirildiniz basın açıklamasını parti binası önünde yapmadığınız için. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Peki bu doğru mu? CHP gibi bir ana muhalefet partisinin taşkınlığa izin vermeyen bir il başkanıyım. Partinin önünde açıklama yapmalıydık. Emniyeti de Valimizi de bu konuda kınadığımı söylüyorum. Bu tarz muhalefet yapılabilecek, eleştiri hakkını kullanabilecek ana muhalefet partisine bu tür izinlerin verilmesi gerekir. Bu hak tanınmadığı zaman da faşizmin ayak sesleri gibi geliyor bize. Ben o gün dışarıda gençlere yapın açıklamanızı dışarıda yapın desem yaparlar. Ne olacak? Polis gelecek, dağıtacak. Ben onların ailelerine bunun hesabını veremezdim. O genç insanları ben teskin ettim. Bazı eleştiriler aldık ama sorumlu mevkide o eleştirenler de olsa benim yaptığımı yaparlardı. O gençleri ateşin içine, o tuzağa düşürmelerine izin vermezlerdi. Ben o nedenle yaptığımın doğru olduğunu, yaptığım muhalefetin doğru olduğunu, doğru bildiğimi de bulunduğum her ortamda hiç çekinmeden söylediğimi söylüyorum.

*Korktu, tırstı eleştirileri de oldu? Ne söyleyeceksiniz?
- Bu hiçbir zaman tırsmak, geri adım atmak, AKP ile birlikte olmak değildir. Bizim AKP ile birlikte olduğumuz tek konu darbeye karşı olmaktır. Hiçbir şekilde bir arada değiliz, olamayız. 2007’ye kadar numaracı cumhuriyetçiler de onları destekledi. 2007’den sonra AKP’nin her bakımdan gidişi geriye oldu. Bu sürece kadar şu ülkede olmaz dediğimiz her şey oluyor, bu da faşizmin ayak sesidir. OHAL’le getirilmek istenen tek parti rejimine yönelik bir ayak sesi bu. Bunun kabulü, Türkiye’ye uyarlanması mümkün değil. Çünkü bu ülkede CHP var, aydın insanlar, Atatürkçü insanlar var. Bunu Türkiye’ye monte edemeyecekler.


ÖZGÜRLÜKLERDEN YANA OLDUM

*Cengiz Sarıbay’a şimdiye kadarki CHP il başkanlarından farkı ne diye sorsak, ne cevap verirsiniz?
- Ben hiçbir zaman sandıkta kalmadım. Sandıkta kaybetmedim anlamında demiyorum. Sandıkta çok kaybettim. Sandık bitti benim için bütün bu partiye gönül veren insanlar aynı değerde. Hiçbir zaman bana oy veren, oy vermeyen, benden olan ayrımı yapmadım. Bir tek ilçe başkanıma ne bir delege ismi ne bir meclis üyesi ismi verdim. Benim bir tek delegem yok. Ben Cengiz Sarıbay isem bütün arkadaşlarım benim delegelerim, benim partililerim. Bugüne kadar bazı arkadaşlarımız hep kendi ekibiyle bir yere gelmek istedi. Ben de bir ekip kurdum ama benim ekibimden olmayan insanlara yaklaşımım da hep aynı oldu. Hiçbir partilim Sarıbay bizi öteledi, dinlemedi diyemez. Bu kapı her zaman açık. Buraya gelip benimle görüşemeyen insan yoktur.  Herkes beni her zaman dinleyebilir, eleştirebilir. Asla da alınganlık göstermem. Benim özelliğim özgürlüklerden yana, eleştiriden yana, eleştirinin iyilik olduğuna inanan bütün yaptığım toplantılarda da ‘gelin eleştirin’ diyen bir il başkanıyım.

CHP’DE ESKİ BİRLİKTELİK YOK

*CHP’de daha önce de il başkanlığı yaptınız. Yıllardan beri de partinin farklı kademelerinde görev aldınız. CHP Kocaeli’de Ömer Türkçakal döneminden beri il başkanını meclise gönderemedi. Tecrübeli bir isim olan Sarıbay ile birlikte bir kırılma olur mu, sizi milletvekili olarak görebilir miyiz?
- Milletvekilliği çok güzel bir mevki ama ben hayatım boyunca hiçbir konuda çok hırslı bir insan olmadım. Çok hırs insanın gözünü her zaman kör eder, dostlarını, arkadaşlarını satmasına neden olur. Ben bu partinin kapıcılığına da çaycılığına da her zaman razı olurum. Bana bu parti hangi görevi verirse onu en iyi şekilde yapmayı isterim. İlla milletvekili, belediye başkanı olayım hırsı olmadı ama bu partide hak eden insanların bir yere gelmesi gerektiğine ben de inanıyorum. Ömer Türkçakal’ın milletvekilliğine seçildiği dönemde ben onun yardımcısıydım, 1987 yılında. Ben il başkanı oldum o milletvekili seçildiğinde. O günkü parti içindeki tutkunluk bugün yok. Ömer bey sehven listeye, Resmi Gazete’de yayınlanan milletvekili listesine yazılması unutulduğu için biz hepimiz Ankara’ya gittik ve hepimiz hüngür hüngür ağladık. Nasıl Ömer unutulur diye. Öyle bir birliktelik vardı. Ben o güzelliğin bundan böyle de olacağına inanıyorum. O nedenle benim bir yere gelmem, milletvekili olmam hiç önemli değil. Ben bu partiden çok şey aldım. Ben Cengiz Sarıbay olduysam bu parti sayesinde oldum. Bu parti bana çok şey verdi.

SİRMEN’İ SİYASETE DEVAM ETMELİYDİ

*Siyasette ahde vefa olarak mağdur olan isimlerin parti içinde yeniden görevlere getirilmesi söz konusu olabiliyor. Sirmen’i yeniden siyasette görür müyüz sizce? CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ün de Sirmen’e ziyareti esnasında ılımlı bir açıklaması vardı bu noktada.
- Sefa bey ile biz  1982 yılında SODEP’in kurucu il kurulu üyeliğinde beraberdik. O günden bugüne de bu partinin içinde birlikte hareket ediyoruz. 1987 yılında ben il başkanı olduğum zaman da benim il kurulumda üyeydi Sefa bey. Daha sonra belediye başkanı seçildi, ben meclis üyesi oldum. KEV dahil bir çok yerde birlikte çalıştık. Sefa bey 3 dönem belediye başkanlığı yapmış, Kocaeli siyasetine damgasını vurmuş bir partilidir. Tabi ki bir talihsizlik yaşadı. Bu ülkede etliye sütlüye karışmazsan, hizmet etmezsen ne yargılanırsın ne de mahkum olursun. Salla başı al maaşı gününü gün edersin ama Sefa Sirmen öyle yapmadı. Ülke çapında ün yaptı, Kocaeli’ye damga vuran bir siyasetçi oldu. Kocaelispor’a sahip çıktığı zaman da ün yaptı ama şu an siyasi bir linçle karşı karşıya. Sefa Sirmen güçlü, kuvvetli bir insan  ve ben bunun üstesinden geleceğine de inanıyorum. Sefa Bey adına bir açıklama yapamam ama Sefa bey İzmit’te her zaman karşılığı olan, portföyü olan bir insan. Rahatlıkla yapabilir ama tabi kendisi karar verir. Kendisini yeniden siyasette görmekten çok memnun olurum. Göreceğime de inanıyorum, bana sorarsan devam da etmesi gerekirdi ama o onun takdiri tabiki.

DUMANKAYA TAM BİR TEZGAH

*Dumankaya skandalı CHP’li Meclis Üyesi Engin Taşdemir tarafından ortaya çıkarıldı ve ulusal basında da oldukça yer buldu. Sizin il başkanı olarak bu konu ile ilgili bir açıklamanız olmadı. Nedeni var mı?
- Dumankaya meclis üyelerimizin ortaya çıkardığı ve Çayırova ilçe başkanımız Selahattin Kaya’nı da üzerinde durduğu, meclis üyemiz Engin Taşdemir’in kamuoyuna deklare ettiği bir hırsızlık olayı, tam bir tezgah. Büyükşehir’e sorarsanız kesinlikle o yerin Dumankaya ile alakası yok. Bal gibi de var. Açılan davalar var. Dumankaya’nın o davalara müdahil olma isteği var. Buraya gelip bizim meclis üyelerimize ‘siz neden buna karışıyorsunuz?’ diye sataşmaları var. AKP’nin Büyükşehir Meclisi kafasını kuma gömmüş gizlendiğini sanıyor ama Dumankaya rezilliğinin, hırsızlığının tam göbeğindeler. Arkadaşlarımın öne çıkmasını istediğim için de bir açıklama yapmadım.

*Yeni Kocaeli İl Emniyet Müdürü Necati Denizci ile tanıştınız mı?
- Yeni Emniyet Müdürümüz ile tanışmadım. Henüz arayamadım da. Buradan sizin vasıtanız ile kendisine  ‘hayırlı olsun ve hoş geldin’ diyorum. İnşallah sıkıntı yaratmadan görevinin başına geçer, özgürlükleri despotça kısıtlamak istemeyen bir kişi olur diye düşünüyorum.

YARIMEL GERİ GÖREVE GETİRİLDİ

*Kocaeli eski İl Emniyet Müdürü Levent Yarımel’in çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Levent Yarımel son derece sosyal, diyalog kurulabilen bir emniyet müdürümüzdü. Benimle hiçbir sorunu olmadı. Bilgi de alabildim, diyaloglarımız da oldu. Gönül isterdi ki Yarımel buradan daha büyük işlerin başına getirilsin ama daha geri bir görev gibi geliyor bana. Ama kamu görevinin gerisi olmaz. Yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum.

TÜRKİYE POLİS DEVLETİ

*Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ali Kurt’un çalışmalarını bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türkiye’de bir polis devleti var. Başsavcı, vali olmanızın hiçbir önemi yok. Yarın bir polis bir emir alır ve Kocaeli Valisi’ni ‘Sen de FETÖ’cüsün, Bylock kullanıyorsun’ diyerek gözaltına alır kimse de bir şey diyemez. Gözaltına alınan başsavcılar var. Herkesin korku içinde olmasını sağlayan bir siyasi iktidar var. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Başsavcımız ile birkaç kez görüştüm. Görevine bağlı, çalışkan, güzel şeyler yapmak isteyen bir insan.”

*Son dönemde CHP’nin ilçe örgütleri ile ilgili çalışmaları çok sık duymuyoruz. Nasıl gidiyor çalışmalar? Siz ilçeler ile ilgili performans değerlendirmesi alıyor musunuz?
- Ben geçen hafta iki ilçemizi ziyaret ettim, çalışmalar yaptım. Esnaf ziyareti yaptım. Ben de gidiyorum, ilçelerimiz de bütün çalışmalarına devam etmekteler. Bütün gençlik kollarımız kadın kollarımız çalışmalarını devam ettiriyorlar. İlçelerimizde hiçbir sıkıntı yok.

*Kadın ve Gençlik Kollarını soralım o halde yaşanan istifalar var? Nasıl bir sıkıntı yaşanıyor? Siz kadın ve gençlik kolları ile uyumlu çalışıyor musunuz?
- Benim Gençlik Kolları ve Kadın Kolları ile hiç sıkıntım yok. İl Başkanları Toplantısı’na gittiğimizde diğer il başkanlarımızla konuşurken kendileri gençlik ve kadın kolları başkanlarının kendilerini tanımadığını söylüyorlar. Bu mümkün değil. Siz onlara öncelik ve değer verirseniz onlar da sizlere değer verir. Benim burada Gençlik Kolları ile de Kadın Kolları ile de hiç sıkıntım yok. Çalışmalarını da oldukça beğeniyorum, memnunum. Kadın Kolları’mız her yere yetişmeye çalışıyor. Gençlik Kolları’mız da yeni projeler yapıyorlar. Ben de kendilerine destek veriyorum.

*CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu son dönemde Kocaeli’ye çok sık gelmiyor. Var mı yakın dönemde bir plan?
- Sayın Genel Başkan’ımızın en çok geldiği illerden biri Kocaeli. Ailesi burada olduğu için. Cenaze için geldi, düğün için geldi. İftar yemeğine geldi. 6 ay içerisinde 3 kez Kocaeli’ye geldi. Türkiye’de 81 il olduğunu düşünürseniz bu iyi bir sayı. Herhangi bir sıkıntı yok. Ne zaman bir program olsa ve davet etsek Genel Başkan’ımız iştirak ediyor.

*Son dönemin gündemi Kocaelispor. Kocaelispor konusunda Büyükşehir’in yaptığı desteği samimi buluyor musunuz? Şu anda CHP İl Başkanı olarak sizden de çok büyük bir beklenti var KEV’in iadesi noktasında. Nasıl gidiyor çalışmalar?
- Kocaelispor hepimizin. Burada ben  siyaset üstü düşünüyorum herkesin de siyaset üstü düşünmesini istiyorum. Kocaelispor’u tek başına Cengiz Sarıbay, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, KEV, Bahri Yavuz ayağa kaldıramaz. Kentin bütün dinamikleri bir araya gelmeli. Herkes sabit yerinden kalkarak hamle yapar hale gelmeli. Biz bu konuda 3-4 toplantı yaptık ve olumlu ilerlemeler aldık, bu toplantılar da devam edecek. Ben Kocaelispor’un üyesi, KEV üyesi ve CHP İl Başkanı olarak ben bu sorumluluğu üzerime aldım, başarabileceğimize de inanıyorum ama herkes adım atmalı.

KEV KOCAELİSPOR'UN AMA...

*KEV Kocaelispor’un mu sizce?
- Buna cevap verecek olursam aslında şu an yaptığım görevin önüne kendim engel olmuş olurum. KEV Kocaelispor’undur, Kocaeli’nindir ama KEV bir eğitim kurumudur, Kocaelispor vakfı değil. O zaman kurulduğu günden itibaren belirli bir süreye kadar Kocaelispor oradan istifade etti. Büyükşehir orayı kiralamıştı Kocaelispor tuttu, orada kalıyorlardı, kamp yapıyorlardı. Milli takım kamp yapıyordu. Büyükşehir bu kiralamayı istemeyerek ortadan kaldırdı. Bence o günkü öfkeyle verilmiş kararlar. Bence Büyükşehir’in de KEV’in de bunları aşıp bu konunun çözümü için yardımcı olmaları lazım.

*Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ile aranızın iyi olduğu biliniyor. Görüşmeye devam ediyor musunuz hala?
- Fahri Kasırga 1993 yılında Kocaeli’ye geldi ben o dönemde bir partiliydim, 1996 yılında Baro Başkanı’ydım. Fahri Kasırga da Başsavcımızdı. Protokol görevi nedeniyle birlikte olduk. Fahri Kasırga çok sevdiğim, takdir ettiğim bir bürokrat. Zaman zaman da bayramlarda vs görüşürüz ama çok sık görüştüğümüzü de söyleyemem.

BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN HEPSİ VİZYONSUZ

*Şu anda objektif olarak baktığınızda Kocaeli’nin hangi belediye başkanını örnek olarak gösterebilirsiniz, ilçe olarak da gelişmişliği ile ön plana çıkan ilçe sizin için hangisi?
- Belediye başkanları seçilerek gelen ve hizmet sözü veren insanlar. Ama ben Kocaeli değil tüm Türkiye’de AKP’li belediye başkanlarının vizyonunun olmadığını düşünüyorum. Bir Hikmet Erenkaya ve Sefa Sirmen döneminde Yürüyüş Yolu’nun bakımını yapamıyorlar. Fethiye Caddesi yapıldığında ne kadar güzeldi, şu anda haline bakın. Bir Yuvacık Barajı’nı yapamazlar, buz patenini düşünemezler. Çöp fabrikası yapacaklar nereye yapacaklarını bilmiyorlar. Öyle bravo denecek, bunu da yaptılar diyebileceğimiz tek bir belediyeleri yok. Hizmet etmiyorlar mı, halkı gezmiyorlar mı? Yapabilirler ama bunlar Kocaeli’yi öne çıkaracak ne yaptılar, hangi hamleyi yaptılar? Bir festival mi düzenlediler, bir etkinlik mi yaptılar, bir konferans mı düzenlediler, bir turizm atağı mı yaptılar? Ben göremiyorum, öyle bir aktiviteleri yok. Normal çiçek, böcek, su, bunlar şehri güzelleştiren şeyler ama rutin şeyler.

KARAOSMANOĞLU YORULDU

*Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karraosmanoğlu’nun üçüncü dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Dördüncü döneme göz kırpar mı sizce?
- İbrahim Karaosmanoğlu benim sevdiğim saydığım bir insan. O da herkesi dinleyen, sinirli olmayan bir belediye başkanımız. Ama ben onun artık bıkkın olduğunu düşünüyorum. 3 dönemin verdiği bir bıkkınlık içinde. Bu işten namusuyla şerefiyle sıyrılıp ayrılmak istiyor gibi. Ama İbrahim Bey ben adayım dediği zaman burada onun önüne kimsenin çıkacağını düşünmüyorum ama yorulmuş gibi.

BİR TEK ADAYDAN YANA OLURUM O DA..

*Önümüzdeki seçimlerde İzmit Belediyesi’ne çok talipli çıkacak gibi gözüküyor. Bu isimlerden en çok konuşulanı kuşkusuz Selman Yıldırım ki kendisi de her paltformda bu isteğini yineliyor. Yıldırım ile bir gönül bağınız var ama seçimlerde Yıldırım’ı ayrı mı tutarsınız, farklı bir tablo mu olur?
- Gerek Selman Yıldırım gerekse kendileri söylemese de aday olabileceği partililer tarafından dillendirilen adayların hepsine eşit mesafedeyim. Ben kendimi aile reisi olarak görüyorum onlar da benim evlatlarım, partililerim. Bir tek adaydan yana olurum, bu partiye seçimi kazandıracağım adaydan yana olurum, onun belirlenmesine katkı vermek isterim. O da benim tek başıma verebileceğim bir karar değil. Ben belediye başkan adaylarının erken belirlenmesi gerektiğini Genel Başkan’ımıza da ilettim o da bana hak verdi, Tüm Türkiye’de erken belirlenecek dedi. Bunu sağlamamız için Genel Merkez’in bize bir yöntem belirlemesi lazım. İki yöntem olmalı. Partili kamuoyuna eğilim yoklaması şeklinde sunmamız lazım. Bir de CHP’li olmayanların halk içinde bu partiye oy verenlerin de önüne bir sandık koymamız lazım. Bu anketlerden kim çıkarsa ben de ondan yana olurum.

KİMSE SELMAN YILDIRIM’I KISKANMASIN

Selman  Yıldırım’ın seçim çalışması yaptığını biliyorum, köylere gittiğini biliyorum. Hoşuma gidiyor. Bu partinin aktivitesidir. Varsa aklında aday olmayı düşünenler onların da aynı çalışmayı yapmalarını öneriyorum. Çünkü gittikleri yerde ‘Ben CHP’nin adayıyım’ diyorlar ve vatandaşın sıkıntılarını dinleyerek bizlere getiriyorlar. Selman Yıldırım’ı kimse kıskanmasın, kimse eleştirmesin, aday olmak isteyen varsa Selman gibi çalışsınlar.

*CHP’de şimdiye kadar hep aday belirleme noktasında kırgınlıklar kızgınlıklar yaşandı. Bu kırgınlıkların bir dahaki seçimde yaşanmaması için sizin Sarıbay olarak bir projeniz var mı?
- Eğer ben tarafsız olursam, anlattığım o belirleme çalışmalarını objektif yaparsam, buradan çıkacak sonucu da kabul edersek kimsenin kırılmaya hakkı olmaz. Ben burada tüm adayların güvencesiyim. Hiç kimsenin hakkını kimseye yedirmem. Partinin kiminle seçim alacağını kamuoyu bize sinyallerle belirlerse ben o adayın yanında olurum bu çok önemli bir unsur. Adaylarımız çalışsınlar.

*CHP’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda diğer siyasi parti il başkanları ile birlikte gerçekleştirdiği yürüyüş slogan atılmadığı için partililer tarafından eleştirildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu yürüyüş CHP’nin yürüyüşü değildi. Orada 7 siyasi partinin temsilcilerinin katılımıyla bir yürüyüş gerçekleştirildi. Slogan eğer serbest olsaydı herkes kendisine uygun olan sloganı atacaktı. Eleştirenler şunu da bir düşünsün bugüne kadar bu ilde 7 siyasi partinin katılımıyla bir yürüyüş gerçekleşti mi? Bu gerçekleşen yürüyüşe Vali katıldı mı? Verilen karar doğruydu ve slogan olmasa da ben bu yürüyüşün amacına ulaştığını düşünüyorum. Bizlere haksızlık yapanları da vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Ben  slogan nedeniyle eleştiride bulunanlar aynı yürüyüşün akşamında Yahya Kaptan’da yapılacak yürüyüşe davet ettim, gelin orada slogan atalım dedim. Kimse yoktu. Klavye solculuğu yapmasınlar. Eleştirenler partiye kaç defa geldiler? Hangi çalışmalara katıldılar? Bunları da sorgulamak lazım.

*Başiskele İlçe Danışma Meclisi’nde sarf ettiğiniz ‘esrarcı ile birlikte bile çalıştım’ sözleri günlerdir konuşuluyor. CHP’de esrarkeşler mi var? Sarıbay ne demek istedi? Kimi kastetti? Hatta partili isimlerden alınanlar bile olmuş duyduğumuza göre. Neyi kastettiniz?
-Evet çarşaf liste ile ilgili olan bölümde konuşurken böyle bir kelime kullandım fakat sanırım söylediklerim yanlış anlaşıldı. Ben seçime çarşaf listeyle gideceksem kendi kadromu belirlerim bunların içinde esrarkeş de olabilir anlamında bir söz sarf ettim. Sanırım yanlış anlaşıldım. Yanlış anlaşıldıysam da herkesten özür diliyorum. Orada kesinlikle bir kişiye söylediğim bir şey yoktu ama sanırım yanlış ifade ettim. İstemediğimiz insanların da seçilebileceğini vurgulamak için o kelimeyi kullanmıştım.
 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şuan gerçekten 4 hafta önce

iyi bir çizginiz var.Çalışmalarınızda başarılar.Liyakat,ehliyet ve adalet...İşte muhalefet yapmak için uyulacak üç ilke.hukuk olmazsa olmaz...Saygılar

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237