banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Bakanı yürütmediler
banner234

Toplantıda EMEP, ÖDP, KESK ve DİSK gibi kuruluşlar vardı. Toplantıda konuşmacı Konca’ya Prof.Dr. Nilay Etiler, Coşkun Ova Şeyhoğlu ve Leyla Sakın eşlik etti. 

 

Yürümesine izin vermediler

 

Bakanlık korumaları güvenlik nedeniyle Konca'ynın yürüyüşüne izin veremeyeceklerini, zırhlı makam aracıyla seyahat etmek zorunda olduklarını belirtti. Kısa süre korumalarıyla tartışan Ali Haydar Konca daha sonra alınan güvenlik önlemlerine sitem etti ve, “Ben bunlara hiç alışık değilim. Bu kadar korumaya hiç gerek yok. Bunlar aynı zamanda devlet imkanlarının gereksiz harcanması oluyor. Keşke bunlar olmasa” dedi. Konca’yı yaklaşık 8 araçlık koruma konvoyu ve bir ambulans Halk Eğitim Merkezi’ne kadar takip ederken alınan önlemlerin rutin olduğu dile getirildi.

 

ETİLER: Kocaeli tarihinde bir ilk gerçekleşti

 

Toplantının açılış konuşmasını Nilay Etiler yaptı. Etiler, “Kocaeli tarihinde bir ilk gerçekleşti ve Kocaeli’den bir milletvekilimiz oldu HDP olarak. Daha da güzel bir şey oldu ve Ali Haydar Konca AB Bakanı oldu. hepimiz kıvanç içindeyiz. Çok mutluyuz. Fakat ülkemizdeki savaş hali bu mutluluğumuzu yaşamamıza engel oluyor. Üst üste gelen ölüm haberleri cinayetler ve katliamlar yas tutmamıza bile engel oluyor. Bu durum hepimizi çökertmiş durumda” dedi.

 

Etilerden sonra sözü Coşkun Ova Şeyhoğlu aldı. Şeyhoğlu: “Barış Bloku girişimi olarak önce bir araya geldik ve çağrı yaptık. Tüm derdi barış olan bir çağrıyla yola çıktık. 40’ın üzerinde kurum çağrımıza kulak verdi. 1 Eylül’de bir barış yürüyüşü düzenlemek istedik ancak bildiğiniz üzere yürüyüşümüzün önüne polis araçları ve barikatlar dikerek bizi engellediler. Polisin bulunduğu sokaktan bir grup üzerimize yürüdü. Trafik dubalarını üzerimize attılar. Bu tavır devletin barışa dair fikrini de açığa çıkarmış oldu.

 

Biz bu yürüyüş için valilikle, emniyetle, kaymakamlıkla görüşmeler yaptık. Bize hiçbir yürüyüşe izin verilmeyeceği sadece basın açıklamalarına izin verileceği söylenmişti. Ancak daha sonra gördük ki kimi gruplara, vandallara, ortalığı yakıp yıkmaya çalışanlara, parti binalarına saldıranlara izin verildi. Bu da emniyet ve valilik nezdinde barışa olan yaklaşımı bize gösterdi.” dedi. Hemen ardından Avrupa Birliği Bakanı Ali Haydar Konca söz aldı.

 

Konca: Böylesi bir kentten milletvekili olmak çok ayrı bir onur

 

Konca şöyle konuştu: “Türkiye’deki yoğun gündem nedeniyle Kocaeli’yi ilk defa ziyaret edebildim. Bu sebeple gecikme için hepinizden özür diliyorum. Kocaeli emek kenti olması dolayısıyla Türkiye’nin bütün renklerini içeren bir kent. Böylesi bir kentte Halkların Demokratik Partisi’nden seçilip milletvekili olmak çok ayrı bir onur. Bakanlık konumuna gelince bu konunun üzerinde durmam gerekiyor. Sokakta bir grup bunu istismar ediyor. Bildiğiniz gibi 7 Haziran’da bir seçim yaptık ve halkın iradesi parlamentoya yansıdı. Hiçbir parti tek başına iktidar olamadı. Halkımız ‘Ben hiçbirinize yetki vermiyorum. Ancak aranızda anlaşarak, uzlaşarak Türkiye’yi yönetecek bir koalisyon kurun’ dedi. Ancak bu olmadı. Tek parti iktidarının artık ülkeyi yönetemez hale geldiği bir durum söz konusuydu. Halk tek partinin istikrar getireceği yönündeki tezin doğru olmadığını gördü ve uzlaşı istedi. Gerginliğin en azından biraz olsun hafifletilmesini istedi halkımız.

 

33 gün keşifle tüketildi

 

7 Haziran seçim sonuçları bence böyle okunmalıydı. Halkların Demokratik Partisi bir koalisyonun oluşması için hiçbir engel çıkarmayacağını, kolaylık sağlayacağını söyledi. Barışı sağlayacak bir hükümet programını içeren bir koalisyonu destekleyebileceğimizi de söyledik. Ancak hepimizin yakından izlediği gibi bir koalisyon kurdurulamadı. 33 gün keşifle tüketildi, 6 gün boşlukta kaldı. Normal demokratik teamüllere göre ana muhalefet partisine hükümeti kurma görevi verilmeliydi. Ancak CHP Lideri sarayın yolunu bilmediği için ona da hükümet kurma görevi verilmedi. Süreç tamamlandıktan sonra benim adına zorunluluk hükümeti dediğim geçici seçim hükümeti kuruldu. Böylesi bir hükümetin kurulması halinde parlamentodaki her partiye bakanlık kontenjanı verilmesi zorunluluktur. Anayasa’da bir hüküm olmamakla birlikte esas itibariyle partilerin görüş ve önerilerinin alınması bir demokratik gelenektir. Doğal ve doğru olanı partilerle görüşerek isim saptamaktı ancak bu da olmadı. Başbakan’ın kendisi 3 ismi bakan olarak seçti.

 

Bizim bakanlıklarımız bir lütuf değildir

 

Burada partimiz ‘bizim için 2 eş genel başkan hariç 78 milletvekilimiz de bakanlık yapabilir’ dedi. Sonrasında biz 3 isim birlikte olduk. Biz partimizin aldığı prensip kararı doğrultusunda görevi kabul ettik ve bakanlık görevine başladık. Bir arkadaşımız görev kabul etmedi. Bizim AKP ile koalisyon kurduğumuz yönünde dedikodu üretmeye başladılar. Altını çizerek söylüyorum bizim bakanlıklarımız bir lütuf değildir, Anayasal hakkımızdır. Koalisyon olduğunda bir koalisyon protokolü ve hükümet programı hazırlanır. Bizde durum böyle değildir. Seçimi güvenlikli bir ortamda yapabilmek için çabalayacağız. Biz kendi siyasal ilkelerimiz, kendi hedeflerimiz ve parti programımız doğrultusunda o bakanlıklarda yapabileceksek eğer görev yapacağız. Dolayısıyla koalisyon hükümetinde olmadığımızı ve elimizin bağlı olmadığını belirtmek istiyorum. Biz 3 ay önce bir seçim yaptık. Halkın iradesi sandığa yansıdı. Peki 1 kasım seçimleri neden yapılıyor? Özellikle halkın bu soruyu sorması gerekiyor. Halk ‘İrademi yansıttım. Bunu test etmenin bir mantığı yok’ demelidir.

 

Seçimin maliyeti 2 milyon

 

Biz bu sorunun cevabını araştırdığımızda yalnız başına iktidar hevesinin -sonradan söylenen sözlerle değerlendirildiği zaman- bir ürünü olduğunu anlamak mümkün. Bir seçimin salt maliyeti 2 milyon lira civarındadır. Çok da sonuçların değişmeyeceği görülen; yeniden seçim, erken seçim adına her ne derseniz deyin; seçimin yapılması ülke menfaatlerine aykırıdır. Görülmez bir el Türkiye’de şiddet sarmalının tırmanması noktasında Suruç’ta başlayarak Cizre’ye kadar gelen olaylar zincirinin peş peşe gelmesine sebep oldu. Ormanlar yakıldı, kan döküldü, gözyaşı aktı. Bildiğiniz gibi son süreçle birlikte Dağlıca ve Iğdır’daki olaylar sonrası, -ki bu olayları şiddetle kınıyorum. Ölenlere, sivillere ve askerlere Allahtan rahmet diliyorum- HDP’nin 400’e yakın binası yakıldı ya da saldırıya uğradı. Sanki HDP şiddet üretiyormuş gibi gösteriliyor. Bu şekilde göstererek HDP’yi barajın altına itmek istiyorlar. Türkiye’deki tablo ve tablonun ardındaki amaç budur. Türkiye’de bu şiddet sarmalının, gözyaşının, kanın kimseye yararı olmadı ve olmayacak.

 

İnsanlarda ciddi bir kopuş var

 

Halklar artık herzeyi gözlüyor, izliyor ve değerlendiriyor. Varto, Yüksekova, Silvan, Silopi gibi yerlerde cereyan eden olaylar sonrası en son Cizre’de konan sokağa çıkma yasağı Kürt bölgesi için dayanılmaz bir hal almıştır. İnsanlar ciddi bir kopuş yaşıyorlar. Benim en çok korktuğum şey odur. Bu ortamın mutlaka engellenmesi gerekiyordu. Biz Cizre olayı vuku bulduğunda ilk günden itibaren bunun açmaz bir yol olduğunu söyledik. Ben bizzat ilgili bakan arkadaşlarımla irtibata geçtim ve sokağa çıkma yasağı yerine bizim aracı olabileceğimizi söyledim.

 

İnsanlık dışı dram sona erdirilmeli

 

Bizim bu durumda yapacağımız tek şey bu insanlık dışı dramı sona erdirmek için parti grubu olarak sokağa çıkmaktı. Amacımız Cizre’ye girmek değildi. Zaten 10 milletvekilimiz bölgedeydi. Ciddi insan hakkı ihlalleri söz konusuydu. Biz dünya kamuoyunda bu olaya dikkat çekmek istedik. Cenazelerin sokakta kaldığı, morga taşımadığı, elektrik ve suyun kesik olduğu, ambulansların tarandığı, yiyecek ekmek bile bulunmayan, çocukların mamasız kaldığı bir ortamdan bahsediyoruz. 5’e yakın çocuğun öldüğü, bu çocukların cesetlerinin buzdolaplarında muhafaza edildiği bir ibretlik durum vardı.

 

Oraya giderek görevimi yapmış oluyorum

 

Biz bunları görerek barış yürüyüşü ve oturma eylemi gerçekleştirdik. Bir gün sonrada ulusal ve uluslararası ilişkilerin de katkısıyla sokağa çıkma yasağı sona erdi. Oradaki görüntüleri bugün herkes izledi. İçimiz acıdı. Varsa bir silahlı örgüt mücadele edin, hay hay. Ancak bu mücadeleyi yaparken 120 bin nüfuslu bir kenti tamamen izole etmek, orayı bir cezaevine çevirmek çağdaş bir devletin yapabileceği şey değildir. Bu insan haklarının ihlalidir. Benim açımdan ise AB Bakanı olarak işlemlerin AB standartlarına göre yürütülüp yürütülmediği konusunda tespit yapmam görevimdir. Ben oraya giderek aslında görevimi yapmış oluyorum.

 

Herkes güvenlik içinde özgürce oy kullanabilmeli

 

Basında yer alan bizim azledilmemiz yönündeki beyanların ise hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Kişisel beyanlardır. Biz eğer 1 Kasım’da seçim yapacaksak, bu seçimin tartışılır olmaktan çıkması için can ve sandık güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Sandık güvenliği derken köylerin boşaltılmasından değil, herkesin ikamet ettiği yerde özgürce oy kullanabilmesinden bahsediyorum. Bu tip olayları fırsat bilerek sokakta terör estiren grupların estirdikleri terörün sona ermesi gerekiyor. Bakın sadece Kocaeli’de değil Türkiye’nin dört bir yanında partimize saldırı var. Bu durumda bir seçim güvenli olabilir mi?

 

Eller tetikten çekilmelidir

 

Eğer gerçekten güvenli bir seçim yapmak arzusu ve iradesi var ise öncelikle çatışmalı ortam sona erdirilmelidir. Eller tetikten çekilmelidir. Akan kan durdurulmalıdır. Biz bütünlüklü olarak mutlaka ama mutlaka barışı oluşturacak bir zemini yakalamalıyız. İnanınız ölüm kan ve gözyaşı kimseye yarar getirmeyeceği gibi bunlara dayalı siyasal çıkarlar da kimsenin rahat edebileceği koltukları oluşturmaz. Eğer barış sağlanmazsa siz 400 milletvekilini alsanız bile bu ülke yönetilemez olur. Yürekten çağrım, yürekten dileğimdir bu kan, bu ölümler durmalıdır. Biz bu zemini yakalarsak başarılı oluruz.”

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237