banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Aygün'ün yüzünü kızartacak cevap
banner234

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in geçtiğimiz aylarda başına çok talihsiz bir olay gelmişti. Hürriyet’in kardeşi Emrah Kaplan, Fatma Kaplan Hürriyet’in eşi Murat Hürriyet’i bıçakla yaralamıştı. Kardeşini cezaevine gönderen Hürriyet, eşinin yoğun bakımdan çıkmasını günlerce gözü yaşlı bir şekilde bekledi. Hani “Allah düşmanımın başına vermesin” derler ya, işte öyle bir olay. Emrah Kaplan şu anda cezaevinde, anne ve babasının gözü yaşlı. Murat Hürriyet’in yaraları ise yavaş yavaş iyileşiyor. Fatma Kaplan Hürriyet ise Ankara ile Kocaeli arasında mekik dokuyor.
İşte böyle bir durumda olan CHP’li vekile, geçtiğimiz gün AKP Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün büyük ayıp etmiş, Hürriyet’in özelindeki bu durumu TBMM’de hatırlatarak, kendisini o dönem aradığını ancak ulaşamadığını belirtmiş, “Bizim ulaşamadığımız bir vekile, başkaları nasıl ulaşacak” şeklinde bir cümle sarf etmişti. Hürriyet, sosyal medya hesabı Facebook’tan Aygün’e cevap niteliğinde uzunca bir yazı kaleme aldı. Hürriyet’in bu hüzünlendiren mesajı, Aygün’ün yüzünü de kızartacak türdendi. Ve Hürriyet, bu yazısında dikkat çeken bir durumu da gündeme taşıdı. Kardeşi Emrah Kaplan’ın işsiz olduğunu dile getiren Hürriyet, “Tekirdağ’da 12 CHP’li belediyenin olduğu bir yerde, ‘kardeşine torpil yaptırıyor’ denilmesin diye başvuru dahi yapmamasını istedim” dedi.

İŞTE HÜRRİYET’İN O YAZISI

“Bütçe görüşmeleri çerçevesinde Kocaeli vekilimiz sayın Zeki Aygün ile yaşadığımız polemik benim için oldukça kırıcı oldu.

Kendisini de empati yaparak anlamaya çalışıyorum.

Tabii ki gelen binlerce mesaj ve aramaya dönemediğim çok insan oldu. Sayın vekilimiz gibi çok sayıda vekilimize dönüş yapamadım maalesef. Ama hiç biri böyle tepki göstermemişti. Hatta olay sonrası ilk genel kurula katıldığımda her partiden birçok vekil yanıma gelerek acımı paylaştı.

Eğer eşim normal şartlarda hasta olsa ya da herhangi bir ameliyat geçirse ve aramalara dönmemiş olsam belki sayın vekilim haklı olabilirdi.

Ama bu eksikliğimin farkında olduğum için o hengamede hatırladığım ve telefonlara bakan kişilerin aldığı notlara göre gelen, arayan, soran herkese teşekkür yazısı göndermeye çalıştım.

Ama bizim için olağanüstüydü yaşadıklarımız.

1,5 aydır hala travmayı atlatmaya çalışıyoruz. Ve her konuştuğum insanla aynı travmayı tekrar tekrar yaşamak inanın katlanması gerçekten zor bir durum.

Evladım gibi elimde büyüyen, evladım kadar sevdiğim canım kardeşim neredeyse benim evladımı babasız bırakıyordu. Üstelik hiç sebep yokken. Üstelik benden daha çok dertleştiği eniştesini bu kadar çok severken. Bugün eşim mucize eseri hayatta.

İnsanın hayatında kaç kere eşi bıçaklanıp ölümden dönüyor ki!

Sayın Zeki Aygün'e soruyorum;

felç olan babanızın tedavisiyle uğraşırken, onu bir adım bile yürüsün diye çabalarken, üstelik her akşam moral olsun diye çok yorgun da olsanız ziyaret ettiğiniz sıradan bir günde tam da çay içip sohbet ettiğiniz esnada eşiniz, kardeşiniz tarafından 8 yerinden yaralandı mı?

Eşinizin vücudundan kanlar fışkırırken can havliyle dakikalarca mücadele ederek size ve ailenize siper olduğu için daha da çok yaralanmasına sebep oldunuz mu?

Eşinizin kanıyla kan gölüne dönmüş kocaman bir odada o gölün içinde çırpınarak eşinize yardım etmek için ayağa kalkmaya çalışıp ama başaramayıp defalarca o gölün içine düştünüz mü?

Kandan ayağınız kayıp eşinizin o yaralı haliyle üzerine düştüğünüz oldu mu?

8 saat boyunca ne olduğunu bilmeden acaba yaşıyor mu diye ve oğluma ne derim diye saçlarınızı yoldunuz mu?

Evladını kaybetme ihtimali yaşayan eşinizin anne ve babasının kendi gözyaşlarını içine gömüp size (yani gelinlerine) bir şey olmasın diye sizi teselli etmeye çalıştıklarında,

‘kimsenin bir suçu yok yaşanacağı varmış bunların, kader’ deyip kendi anne babanızın gözyaşlarını silerlerken ruhunuzun darmadağın olduğunu hissettiniz mi hiç? Üstelik onların evladı sizin kardeşiniz tarafından ölümle burun buruna getirilmişken.

Eşiniz günler sonra gözünü açar açmaz ‘size bir şey oldu mu, kardeşin kendine zarar vermedi değil mi’ diye sorduğunda kalbinize ok saplanmış gibi hissetmenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz?

Her gözünüzü kapattığınızda olayı defalarca yaşayıp, her gece aynı rüyaları görüp uyumak istemediğiniz oldu mu?

Eşiniz acaba eskisi gibi olabilecek mi diye günlerdir uykularınızın kaçtığı, nefes alamadığınız zamanlarınız oldu mu?

Babasının yaralarından korktuğu için yanına bile yaklaşamayan oğlunuzu gördüğünüzde psikolojiniz alt üst oldu mu?

Tedavisi yarım kalan babanızın bundan sonra durumu ne olacak diye umutsuzluk yaşadınız mı?

Yıllarca bin bir zorluk ve yoksullukla, işçilik yaparak, çocuklarını büyütmüş anne ve babanızın tam da emekliliklerinin tadını çıkaracakları bir zamanda yüklü ceza alacak olan kardeşiniz için her gün döktükleri gözyaşını görünce acaba bu acıya dayanabilirler mi diye korkularla yaşadığınız oldu mu?

Daha mahkeme yüzü bile görmemiş annenizin her cezaevi çıkışındaki halini gördükçe hem öfkenizi hem de gözyaşlarınızı saklamanın zorluğunu yaşadınız mı?

Kardeşiniz acaba cezaevi koşullarında canına kıyar mı diye korku üstüne korku yaşadınız mı hiç?

Tanımadığınız birçok insana iş bulmaya çalışırken, aylardır işsizlikle bunalım geçiren kendi kardeşinize, 12 CHP belediyesinin olduğu bir yerde ‘aman kardeşine torpil yaptı’ demesinler diye belediyelere iş başvurusu yapmamasını tembihleyerek yardım etmediğiniz için kendinizi suçladığınız oldu mu? Kendi sülalemizi zengin etmeyi başaramıyoruz işte.

İçinizdeki öfkeyi susturup en sevdiğiniz insanı affetmeye çalıştığınız oldu mu?

Bundan sonra en sevdiğiniz insandan sürekli korkarak yaşayacak olmanın ruhunuzdaki ağırlığını hissettiniz mi hiç?

Hayat o kadar kısa ve pamuk ipliğine bağlı ki kimseyi kırmaya dökmeye değmez. Tüm bu sınavlarınızdan ders çıkararak bu güne kadar kırdığım ya da kırıldığım insanlarla keşke fırsat bulup barışsam, geçmişi telefi etsem diye Allah'a dua ettiğiniz oldu mu?

Bütün bunları buraya yazmanın zorluğunu?

Ve bu kadar şeyi ruhunuzda yaşarken, hayatımızın artık eskisi gibi olmayacağını bilerek ve daha nelerle karşılaşacağımızı bilmeden güçlü olup mücadele etmeye ve sorumluluklarıma sarılıp insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Her arayana yetişmeye çalışıyorum. Bir yandan da milletimizin bize yüklediği sorumlulukları özenle ve emekle yerine getirmeye çalışıyorum. Bunları yaparken de kimseyi kırmamaya çalışıyorum.

Ve bunlar olurken telefona cevap verememek ve kısa sürede dönüş yapamamak tabii ki normaldir diye düşünüyorum.

1,5 ay önceki binlerce mesaja bile daha yeni yeni bakmaya başladım ve geç de olsa cevap vermeye çalışıyorum, arayanların listesine bakıp çalışmalardan vakit buldukça aramaya çalışıyorum. Günlerce benimle bekleyen dostları zaman zaman arayıp hal hatır sormaya çalışıyorum.

İnanın elimden geldiğinin fazlasıyla çabalıyorum ama zamanı yetiremiyorum.

Bu süreçte dönüş yapamadığım herkesten çok özür diliyorum.

Sayın vekilimiz de genel kurul konuşması sonrası hatasını anladı aslında ama işte ağızdan söz bir kere çıkıyor ve çıkan söze dikkat etmek gerek çünkü bir sözü unutmak bir yüzü unutmaktan daha zordur. Her şey siyaset demek değildir.

Meclis ülke ve kent sorunlarını konuşmamız ve çözüm üretmemiz gereken bir yerdir. İnsanların özel hayatlarında yaşadıklarının hafife alınarak meclise taşınması haksızlıktır.

Rabbim kimseye böyle kötü sınavlar vermesin. Bunları yaşatarak öğretmesin. Kimseyi sevdiklerinden ayırmasın.

Yaşıyorsak her şey bizim için işte...

Her şeye rağmen yaşamak çok güzel...

Herkese sevgiler...”

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237