banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Akşener: Daha yerini tutamadı onu da göndereceğim
banner234
MHP’yi AKP’nin ve Saray’ın arka bahçesi olmaktan kurtaracağını belirterek yola çıkan ve bu amaç doğrultusunda her türlü mücadeleyi veren İzmit’in kızı, Topuklu Efe Meral Akşener, önüne çıkan engelleri yıka yıka Genel Başkan olma yolunda ilerliyor. Sürecin en başından bu güne bıkmadan, usanmadan şehir şehir dolaşarak halkla buluşmayı sürdüren Akşener, bugün dadaşların diyarı Erzurum’daydı. Sabah saatlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan uçağa binerek Erzurum’a geçen ve burada 500 araçlık konvoyla karşılanan Akşener’e dadaşların sevgi gösterisi vardı. İzdiham gibi bir kalabalığın arasına giren partililerle ve halkla kucaklaşan Akşener’e, Nene Hatun tablosu hediye edildi. Akşenir’i karşılayanlar arasında Ülkücü camianın “Doğu'nun Başbuğu” dediği Yılma Durak ve Ankara Bahçelievler’de 1978 yılında Türkiye İşçi Partisi üyesi 7 kişinin öldürülmesine karıştığı gerekçesiyle hüküm giyen ve yıllar sonra tahliye olan Haluk Kırcı da yer aldı. Ayrıca Balıkesir Milletvekili İsmail Ok da Erzurum’a gidenler arasındaydı. Akşener zaman zaman zor anlar yaşasa da diğer şehirlerde olduğu gibi Erzurum’da da ilgi görmekten memnundu.

TÜZÜK KURULTAYI TARİHİ YARIN BELİRLENECEK
Akşener için kılıç oyunu da sergilendi. Saat 15.00’te Erzurum Armada Kongre Merkezi’ne geçen ve partililere hitap eden Akşener, “Başbakan Meral” sloganları eşliğinde coşkulu ve çarpıcı açıklamalar yaptı. Akşener, Genel Merkez’in belirlediği kongre tarihini dikkate almadıklarını şu sözlerle ifade etti: “Yargıtay’ın yetkilendirdiği çağrı heyetimiz, yarın toplanarak tüzük kurultayı tarihini belirleyecek, ardından da kurultayımız gerçekleşecek” dedi. Bilindiği üzere genel merkez, değişimcilere çoğunluk onlarda olmasına rağmen olağanüstü kurultay yapma izni vermemiş, önüne farklı farklı yargı kararları aldırarak engel olmuş, polis ile ülkücüleri karşı karşıya bırakmış ve Yargıtay’dan karar çıkınca da tüzük kurultayına gerek kalmaksızın, kurultay yapılması için tarih belirlemişti. Değişimciler ise önlerine türlü engeller konulmasına neden olan tüzüğü değiştirmek ve mücadeleleri sonucu elde ettikleri kurultay yapma hakkını tamamen çağrı heyetinin önderliğinde gerçekleştirmekte kararlı. Keza, bu kez genel merkezin aldığı kurultay kararına değişimcilerin önüne çıkardıkları tüzük engel oluyor.

ÜLKÜCÜLERLE İNATLAŞANLARIN HALİ ORTADA
Akşener konuşmasına başlarken öncelikle Doğu’nun başbuğu olarak bilinen ağabeyim diye hitap ettiği Yılma Durak’tan övgüyle söz ederek, kendisinin de programda olduğunu anons etti ve salonda alkış tufanı koptu, “Yılma Başbuğ” sloganları atıldı.Akşener, ilk olarak ülkücülerle ve Türk milleti ile inatlaşmamak gerektiğini savunarak, “Ben hayatımda iki şeyle inatlaşmadım: Birincisi Türk milleti, ikincisi ülkücüler… İkisiyle de inatlaştığında yandı gülüm keten helvam. İnatlaşanların hali meydanda. Onun için ben akıllı insanım, katiyen inatlaşmam. Hele ülkücülerle hiç inatlaşmam” dedi. Ardından Akşener’in kurultay sürecinde önlerine konulan engelleri anlattığı sırada salondan yuhalama sesleri yükseldi. Akşener salonu uyararak, şunları kaydetti: “Bakın bunları yapmıyorsunuz, biz Türkiye’nin umuduyuz umudu, siz umudusunuz. Biz ülkemize huzuru getireceğiz. Onun için umuduyuz, olumsuz hiçbir cümle sarf etmeyeceğiz. Olumsuz hiçbir slogan atmayacağız. Çünkü biz iktidara yürüyoruz. Çünkü onların da iktidarı olacağız biz. Onlar bizim iktidarımız olamadılar ama biz onların da iktidarı olacağız. Dolayısı ile ben sadece kanaatleri paylaşıyorum. Neyi başardığımızı özellikle sizlerin neyi başardığını paylaşmak için anlatıyorum. Vallahi de tarih yazdınız, billahi de tarih yazdınız.”

BİZİM PARTİMİZİN SEÇMENİ OLMAYANLAR DİYOR Kİ…
Akşener, konuşmasının devamında, “Herkesin korktuğu, hukukun hayatımızdan çıkıp gittiği, adalet kavramının yok olduğu, güçlülerin her dediğini yaptırdığı, haklı olsan dahi haksız düştüğün ve herkesin yavaş yavaş sinsi bir korkuyla sindirilmeye çalışıldığı bir dönemde biz sadece Milliyetçi Hareket Partisi’nde bir değişiklik için yola çıkmış gibi görünmekle birlikte, Türkiye’nin üzerine kabus gibi çöken o korku duvarını yıktık. 15 Mayıs, bunun tescillendiği gündür. Dolayısı ile bizim dışımızda, yani bizim partimizin seçmeni olmayan, bizimle alakası bulunmayan seçmenlerimizin tümünden bizlere geldiği gibi sizlere de aynı mesajlar geliyordur. Lokantada karşılaşıyorsunuz, kahvede karşılaşıyorsunuz, postanede, hastanede karşılaşıyorsunuz ve deniliyor ki: ‘Allah sizden razı olsun, demokrasinin ne olduğunu, ne olması gerektiğini, Türkiye’de ileri demokrasi vardır iddiasında bulunanların demokrasiyi rafa kaldırdığını güçlünün hukuku yerine haklının hukukunu getireceğim diyerek iş başına gelenlerin kendi hukukları dışında hiç kimsenin hukukuna itibar etmedikleri bir Türkiye’de demokrasi ile nasıl bir imtihan verilebildiğini gösterdiniz.’ Bakın ben tarihçiyim, tarih bu gidişatı yıkanlar olarak bizi yazacak” ifadelerine yer verdi.

ENGELLEMEYE ÇALIŞANIN ALNINI KARIŞLARIM
Akşener’in bu sözlerinin ardından salon, “Ülkücü hareket engellenemez” sloganları ile adeta yıkıldı. Bunun üzerine Akşener, “Bu gür sesle ‘Ülkücü hareket engellenemez’ diyorsanız, engellemeye çalışanın alnını karışlarım. Yeter ki siz söyleyin” diyerek, salondaki coşkuyu ikiye katladı. Akşener ardından konuşmasına şu ifadelerle devam etti: “Ve ayın 15’i… Binlerce kişi, 900-1000 kilometre öteden geldiler. Sabah saat 05.00’te geldiler. Sabah 07.00’de geldiler. TOMA’lar vardı, bariyerler vardı, zincirler vardı. Polisler karşımıza dikilmişti. Hani bir kanaatler var ya rakiplerimizin tariflediği bir ülkücü tipi var ya ‘bunlar dövüşecek, bunlar o bariyerleri yıkacak, polislere el kaldıracaklar ve aha bakın işte ülkücüler budur’ denilecek. Yıllardır Sayın Bahçeli’yi malum liberaller, sadece ülkücüleri sokaktan çekti diye alkışladılar. Şimdi siz, biz o gün neyi gösterdik biliyor musunuz? Bir: Demokrasi içerisinde hukuksuzluğa karşı duruş nedir, nasıl yapılır onu gösterdik. İki: Hukuksuzluğa karşı direnmenin, hak aramanın, demokrasi şartları içinde hukuksuzluklara rağmen hukuk içerisinde kalarak nasıl yapıldığını gösterdiniz. Bizim elimiz kavruk Anadolu çocukları olan polislerimize kalkar mı? Kalkmaz, kalkmadı. İsteseydik orayı yerle bir ederdik. Ettik mi, etmedik çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz.

DEVLETİN BAŞINA BEN DEĞİL MİLLET GELECEK
Bu milletin parçalanmasının önündeki tek engeliz. Kardeşlik hukukunu bozdular, onu yeniden tesis etmenin tek umuduyuz. Demokrasi anlayışının bizim iktidarımızda nasıl olacağını dost düşmana gösterdik. Allah sizden bin kere razı olsun. Cenabı Hak inşallah bütün gayretlerinizi ibadet saysın. Hepiniz, hepimiz tarih yazdık. Düne kadar bunlar bu ülkeyi yönetemez diyenlerin şimdi umudu biziz. Bu güne kadar sadece güvenlik üzerinden anılan MHP için, 15 Mayıs’tan itibaren ‘bu ülkeyi yönetir, bu ülkeye huzur, adalet ve insanlar arasındaki bozulan liyakat meselesini yeniden tesis eder, bütün bu aziz milletimizin her mensubunu canından aziz biliri’ gösterdik, gösterdiniz. Ve artık iktidara hazırız, Allah bin kere razı olsun.” Akşener’in konuşması sırasında hani şu Devlet Bahçeli ile özdeşlesen “Devletin başına Devlet gelecek” sloganı, Akşener’e uyarlandı. “Devletin başına Meral gelecek” sloganlarına karşı Akşener, “Yok devletin başına gelmeyeceğim ben, devletin başına millet gelecek” cevabını verdi. Akşener’in bu sözü uzun süre alkışlandı.

ÇAĞRI HEYETİ, TARİHİ YARIN AÇIKLAYACAK
Akşener, daha sonra çağrı heyetinin tüzük kurultayı kararıyla ilgili ne zaman karar vereceğini açıklayarak, “Yarın çağrı heyeti toplanacak, tarih belirleyecek. O belirlenen tarihte önce tüzük kurultayını, arkasından seçimli kurultayımızı Allah’ın izniyle gerçekleştireceğiz” dedi. Akşener, programda rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarına da değindi, oldukça çarpıcı ifadeler sarf ederek hükümete yüklendi. Akşener, tek adam dönemini bitirmek, yasakları yerle bir etmek üzere iktidar olacaklarını kaydetti. Hükümetin tarihten alerji duyduğunu çünkü tarihin kendileriyle başladığını düşündüklerini belirten Akşener, “İstanbul’da İstanbul’un fethini kutluyorlar, bütün afişlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın afişleri var. Fatih Sultan Mehmet’in resmi yok, resmi. Yani ‘İstanbul’un sahibi benim’ diyor. Biz de Fatih’in fetih ettiği İstanbul’un bugünkü mirasçılarıyız. Talan edilen, nüfus dengesi değiştirilen İstanbul’un, aşırı zenginle aşırı fakirin yaşadığı bir yer haline getirilen İstanbul’un Fatih’in arzu ettiği İstanbul olabilmesi için çalışacak olan bizleriz” şeklinde konuştu.

TERÖRE YARDIM VE YATAKLIK SUÇU
Dış politikada Türkiye’nin çukurda olduğunu belirten ve terör konusuna da giren Akşener, iktidarın sürekli kullandığı ‘aldatıldık’ ifadesine atıfta bulunarak, “Şantaja kapalı, baskıya kapalı, korkuya kapalı, zaafı olmayan bir kadronun derhal hızlıca iktidar olması lazım. O kadro burada. İşte sizsiniz. Dolayısı ile terör mücadelesinin de doğru dürüst yapılabilmesi için ve o terör örgütüne ‘çözüm süreci’ adı altında bürokrasiye kafasını çevirttiren siyasi irade, şu anda Oslo pazarlıkçısı nerede? Makamında oturuyor. Peki, Habur organizatörü nerede? Meclis’te koltuğunda oturuyor. Peki, Dolmabahçe mutabakatında yer alanlar nerede? Meclis’te, Çankaya’da ya da Saray’da koltuklarında oturuyor. Bir terör örgütüne yardım ve yataklık diye bir hukuki suç vardır. Onun için bu terör mücadelesinin doğru dürüst yapılabilmesi için bizlerin, MHP’nin iktidar olmasına milletimizin ihtiyacı var. Terörle mücadele eden gençlerimizin ihtiyacı var. Bu nedenle kurultayımızı bir an evvel yapma konusunda bizlerin acelesi var” ifadelerini kullandı.

DAHA YERİNİ TUTMADI, ONU DA GÖNDERECEĞİM
Akşener, AKP’deki Başbakan ve bakanların değişmesine de değinerek, “17 günde iktidar partisinin bütün yöneticileri değişti, biz 6 aydır uğraşıyoruz, geç olsun güç olmasın” dedi. Salonda “Başbakan Meral sloganları, atılırken Akşener çiçeği burnunda Başbakan Binali Yıldırım’ı kast ederek ve gülerek, “Şimdi bakın, bunu ısrarla söylüyorsunuz, diğeri daha yerini tutmadı (Salonda kahkaha tufanı koptu). Onu da göndereceğim. Zaten ben biliyorum, ülkücüler bir karar verdiği zaman, kim ve ne hakkında karar verirse karşı tarafta Abbas yolcu. Sizi biliyorum, tanıyorum çünkü içinizden birisiyim, netice itibariyle yeter ki karar verin. Bu karar işte sadece sloganla bir Başbakan götürdü. Siz artık gerisini hesap edin” dedi.

HZ. ÖMER ADALETİ İLE YÖNETECEĞİZ

Akşener, sözlerini şöyle tamamladı: “Yıllar sonra bizim için tarihçiler şöyle yazacak: ‘Bunlar yani Türk milliyetçisi ülkücüler, binlerce yıl öteden ‘Türk titre ve kendine dön’ diyen Bilge Kaan’ın sesini duyanlardı.’ Ve bir medeniyet mimarı olan Fatih Sultan Mehmet’i çok iyi anlamışlardı. Ve diyecekler ki: ‘Ülkücüler, Hz. Ömer’in, kendi özel işini yaparken devletin mumunu söndürüp kendine ait özel mumunu yaktığı o adalet ve devlet anlayışını yakından biliyor ve takip ediyorlardı.’ Ve diyecekler ki: ‘Ülkücüler, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ‘Ümmetimin malına el uzatan kızım Fatıma olsa gereğini yaparım’ düsturunu emir kabul etmişlerdi.’ ‘Bunlar, yanmış yıkılmış bir ülkeden Türk milleti ile birlikte Cumhuriyeti kuran Atatürk’ü iyi biliyorlardı, iyi anlamışlardı’ diyecekler. ‘Ve diyecekler ki ‘Türk milliyetçileri azimlidir, çalışkandır, ahlaklıdır’ diyen Alparslan Türkeş’i başbuğları biliyorlardı.’ Ve inşallah Allah bize nasip edecek, bu ülkeyi yöneteceğiz. Bu dediğim şekilde yöneteceğiz.

TÜM BUNLARI YILMA AĞABEYDEN ÖĞRENDİM
Çünkü tam karşımda Yılma ağabeyim (Yılma Durak) var, bunları hep ben ondan öğrendim. Biliyorsunuz, bir televizyon programında ‘Benim öğrencimdir’ dedi, hem de iyi öğrencilerinden birisiyim. Başbuğumuzun dediği gibi biz bu milletin sinir uçlarıyız. Ve yine Başbuğumuzun dediği gibi ‘Ülkücü ülkücünün kardeşidir’ düsturunu benimsedik, inşallah partimizde ve ülkemizde bu kardeşlik düsturunu egemen kılacağız. İnşallah ülkemizi refah içinde yaşayacağı, kardeşliğin, adaletin sağlandığı bir huzur adası haline getireceğiz. Allah bu konuda bize yar ve yardımcı olsun.” Akşener, “Türk’üm” diyemeyenlere inat, her zaman olduğu gibi salondakilere “Ne mutlu Türk’üm” dedirterek veda etti.  
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237