banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

"AKP'li vekillerin kibrinden bir araya gelemiyoruz"
banner234
Cumhuriyet Halk Partisi’nin iki dönemdir Kocaeli milletvekilliği görevini yürüten ve aynı zamanda da Parti Meclisi üyesi olan Haydar Akar ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Yerel ve genel gündem ile CHP Kocaeli Örgütü’ne ilişkin yönelttiğimiz tüm sorulara içtenlikle yanıt veren Akar’ın açıklamaları ses getirecek türdendi. Derince Limanı’nın büyütülmesi, Körfez’e yapılmak istenen çöp fabrikası, İSKİ’nin Kandıra’da kurmak istediği Sungurlu Barajı, AKP Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’ün CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’e yönelik sözleri, AKP’nin Kocaeli Milletvekilleri, MHP’nin milletvekili Saffet Sancaklı, CHP’nin hafıza toplantıları, Gebze’deki gençlerin kendisine yönelik eleştirileri, Ensar Vakfı’ndaki 45 çocuğa tecavüz olayı, terör saldırıları, çözüm süreci, cemaate yönelik operasyonlar, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na yönelik tepkiler ve CHP Kocaeli Örgütü’nü daha aktif hale getirecek çalışmalar hakkında konuşan Akar, özellikle de AKP’li vekillere çattı. Akar, AKP’li Kocaeli milletvekillerinin oldukça kibirli olduğunu, Kocaeli için 11 milletvekilinin bir araya gelip konuşamadığını dile getirdi. Akar ayrıca, cemaate iktidarca takıldığı düşünülen “Paralel”in isim babasının terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan olduğunu söyledi. Akar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizle sizleri baş başa bırakıyoruz…

ESKİ SİYASET TARZI İLE BAŞARI ELDE EDİLMEZ

CHP Kocaeli örgütü içinde çok seslilik var, pek çok konuda farklı görüşler beyan ediliyor ne diyorsunuz?
Bu örgütsel bir problem. Bizlerin örgütsel sorunları kendi içimizde dillendirip, çözmemiz gerekiyor, basının önünde değil. Önceliğimiz Kocaeli’nin sorunları olmalı. Buranın sorunu, Sakarya’nın, diğer çevre illerin ve Türkiye’nin sorunu. Eski siyaset tarzı ile başarı elde edilemez. Aynı dili konuşmamız gerekiyor. Derince Limanı’nın büyütülmesi, Körfez’deki çöp limanı, Sungurlu Barajı ve benzeri yerel konularda bizler karşı olma nedenlerimizi açıklıyorsak, örgütten başka bir isim başka şeyler söylememeli.

CHP üyesi ve Liman-İş Sendikası Kocaeli Şube eski Başkanı olan Sadettin Acar, partinizin aksine Derince Limanı’nın büyütülmesini savundu, kendisi hakkında disiplin süreci işleyecek mi?
Ben 2011’den bu yana Derince Limanı’yla ilgili uğraş veriyorum, araştırma yapıyorum. Konuyu Meclis’e taşıdım defalarca. Sadettin Bey işi bilen bir arkadaşımız, konuya vakıf ancak ben kendisinin bilmediği şeyleri de bildiğimi düşünüyorum. Sadettin Acar, bu konudaki görüşlerini kamuoyuna yansıtmadan bize aktarsaydı keşke, fikir alışverişi yapsaydık. Kendisi bizimle görüşlerini gelsin paylaşsın. Kendi görüşleridir, saygı duyarız, disiplinin işlemesi gibi bir durum söz konusu dahi olamaz. Derince Limanı’nın büyütülmesi ile kamyon trafiği artacak, çevre kirliliği artacak. Kooperatifler bu yükü kaldıracak yeterlilikte olamayacağı için uluslar arası sermaye işin içine girecek. Derince’nin nüfusu 130 bine ulaşmış, bir yanda çöp fabrikası, bir yanda liman arasında boğulacak.

Çöp fabrikası demişken, buna neden karşısınız?
Çöp fabrikasına karşı değiliz, İZAYDAŞ’ın kısa bir zaman diliminde kapasitesi yetersiz kalacak, çöp fabrikası yapılması şart ancak yeri doğru değil. Şehre daha uzak bir konumda olmalı. Şu an yapılmak istenen mevki işverenlerin maliyetini düşürüyor, yani yerel yönetimler işvereni düşünürken, halkı göz ardı ediyor. Biz çöp fabrikasına değil, kurulacağı yere karşıyız.

KOCAELİ, İSTANBUL’UN VAROŞU OLACAK

Kocaeli’de yeni sanayi kuruluşlarına karşı mısınız?
Elbette sanayi olacak ancak bunun Kocaeli gibi sanayiye doymuş bir kente sıkıştırılmasını doğru bulmuyorum. Atatürk zamanında sanayi, hammaddesine yakın bölgelerde kurulurdu. Ama gelin görün ki günümüzde öyle değil. Mesela Dilovası’nda faaliyet gösteren Kömürcüler OSB… Burada kömür üretimi yok, kömür buraya getirilip, Kocaeli dışında 80 ile dağıtılıyor ancak çilesini Dilovası halkı çekiyor. Sanayi nedeniyle Kocaeli’nin nüfusu 5 yılda bir Yalova şehri oluşturacak derecede artıyor. Bunun nedeni de sanayiden dolayı alınan göç. Göçü önleyecek olan merkezi sanayileşmedir. İnsanlar Kocaeli ve benzeri sanayi kentlerine göç etmesin, kendi kentlerinde kurulacak sanayide çalışsın.

Kömürcüler OSB’yi örnek gösterip, başka şehirlere dağıtılan kömürün çilesini Kocaeli’nin çektiğini söylediniz, benzer bir durum ise yapılmak istenen Sungurlu Barajı’nda var. İstanbul’un suyunu karşılayacak olan bu barajın kente yararı ya da zararı nedir?
Bu kadar su ihtiyacı olan bir kentte sen git kenti İSKİ’ye teslim et. Kocaeli, İstanbul’un varoşuna dönüşecek resmen. İktidarın vekilleri, yerel yöneticiler bu duruma ses çıkarmıyor. Burada 3 köyün sular altında kalması ve 18 köyün bundan etkilenmesinin yanı sıra, yarın bizlerin su ihtiyacı olduğunda baraj yapımına bile ambargo koyacak İSKİ. Bu barajın Kocaeli’ye tek bir yararı olmadığı gibi büyük zararları var.

11 VEKİL BİR ARAYA GELEMİYORUZ

Kocaeli’ye zararı olacağını düşündüğünüz pek çok yatırımdan söz ettiniz. İktidar partisi AKP’nin vekilleri ile bu konuları tartışmıyor musunuz? Sonuçta hepiniz Kocaeli’nin vekilisiniz, bu kent için aynı masa etrafında toplandığınız oluyor mu?
Diğer illerin bakanları, milletvekilleri şehirleriyle ilgili konularda bir masa etrafında toplanıp, konuşuyorlar, fikir yürütüyorlar. Ancak bizim AKP’li Kocaeli milletvekilleri çok kibirli. 11 vekil bir araya gelip, konuşamıyoruz. Bizler kürsüye çıkıp sorunları dillendirdiğimizde ise ‘neden kürsüden konuşuyorsunuz bunları’ diye kızıyorlar. Bakın mesela bir süre önce Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile ulaşım toplantısı yaptık. Bize partililerimizden tepki gösteren de oldu ama bizim hedefimiz siyasi istikbalden önce Kocaeli. Önemli olan Kocaeli’nin marka bir değer haline dönüşmesi.

AKP’li vekillerle bir araya gelemiyorsunuz, peki MHP’nin ilimizdeki tek vekili olan Saffet Sancaklı ile böyle bir birliktelik söz konusu mu?
Hayır, Saffet Bey ile de böyle bir birliktelik oluşmadı. Ancak selamlaşıyor ya da çay içerken sohbet etme durumu oluyor. MHP’nin vekilleri az olduğu için sanırız Sancaklı’nın da işleri oldukça yoğun oluyor, zaman ayıramıyor, bir şey diyemem.

ZEKİ AYGÜN, HEPİMİZİ RENCİDE ETTİ

AKP Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’ün, CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in yaşadığı acı olay üzerine yaptığı ayıp malumunuz. Kendisi özür diledi mi Fatma Hanım’dan?

Zeki Aygün’ün böyle bir hata yapacağını düşünmezdim. Beklerdik ki Fatma Hanım’a tekrar geçmiş olsun demesini ancak o Fatma Hanım’a ulaşamamasını böyle bir konuya bağladı. Sadece Fatma Hanım’ı değil, hepimizi rencide etti ama gereken cevabı hem Fatma Hanım’dan hem de benden aldı. Bakın açık söylüyorum, bizler çok iyi çalışıyoruz. AKP’li vekillerin bizlere karşı konuşmadan önce derslerine çok iyi çalışmaları gerekiyor. Her platformda hem de.

HİÇ BİR KONGREYE MÜDAHİL OLMADIM

“CHP Hafızasını Topluyor” adı altında İl Örgütü’nün yürüttüğü toplantıları nasıl buluyorsunuz?
Yapılanları doğru buluyorum. Fikirlerin ortaya atılması ve motivasyonun sağlanması anlamında yararlı toplantılar bunlar. Ama bununla yetinilmemesi gerekiyor. Danışma kurulları da olmalı. Formata uygun üyeler çağırılmalı. Üye ‘ben bu kurullara neden çağırılmadım’ dememeli. Çünkü her üyenin formatına uygun toplantılar gerçekleştirilmeli. Bunlar yakın zamanda başlatılacak. Ayrıca örgüt içi eğitimlerimiz başladı. Her üye mutlaka eğitimden geçmeli. Ayrıca örgütün çalışmalarının denetimleri kayıt altına alınmalı, bu da yakında hayata geçecek. Bir başka konu ise il başkanları toplantısı. Ankara’nın dışına çıkılacak bu toplantılarda. Her ilde bu toplantının yapılması gerekiyor, Kocaeli de bunlardan biri olacak.

Kocaeli örgütüyle ilgili konulara değinmişken, Gebze bölgesinde size karşı bir tepki oluştu. Sizin, İl Gençlik Kolları kongresine müdahil olduğunuzu düşünüyorlar, ne diyorsunuz?
Benim kongreye müdahil olmam söz konusu bile değil. Ne gençlik kollarının, ne kadın kollarının ne de il ve ilçe örgütlerinin kongrelerine müdahil olmadım. Kimse benim kongrelere müdahil olduğumu, ‘beni aradı, şu adaya oy ver’ dediğimi söyleyemez. Yapmadım, yapmayacağım.

CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay’a yönelik, ilimizdeki Cerattepe eylemi sonrası oluşan tepkiler malumunuz, ne düşünüyorsunuz?
Bir yanlış anlaşılma olmuş. Biz bu tür eylemlere her zaman destek verdik. İllegal boyuta taşınmasın bizim için yeterli. Menfaatlerine olan bütün konularda halkın yanında oluruz. Onların hak ve özgürlüklerine sahip çıkarız.

TANRIKULU HAKKINDA ALGI OPERASYONU VAR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun PKK’ya yakın davrandığına dair bir algı var ve bu geçtiğimiz günlerde ilimizdeki gençler arasında da sosyal medyada tartışma konusu oldu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sayın Sezgin Tanrıkulu üzerinde bir algı operasyonu var. Geçmişine bakın, PKK ile hiçbir teması, yakınlığı olmamış. Baro başkanlığı yapmış, insan haklarına, anayasal hakka önem veren, bunları savunan biri. Türkiye Cumhuriyeti’ne en az benim kadar sıkı sıkıya bağlı bir isim. AKP, kendi yaptıklarının üzerini örtmek adına böyle bir algı operasyonu gerçekleştiriyor. Bizim gençlerimiz de bu algıyı fark edememiş, bu şekilde fikir yürütüyorlar. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesiyiz. Bizim Türkiye’nin bekasıyla ilgili bu şekilde tartışmaya girmemiz bile yersiz. Bizler dimdik ayakta durdukça, Türkiye Cumhuriyeti payidar kalacaktır.

ÇÖZÜM MASADA OLUR


7 Haziran genel seçimlerine kadar yürütülen ve seçimlerden sonra rafa kalkan çözüm sürecindeki yanlışlar neydi?
AKP’lilerin dahi yüzde 90’nının bilmediği, TBMM’nin, biz muhalefetin içeriğinden, atılan ve atılacak adımlardan habersiz olduğu bir süreçti bu. Seçimlerin ardından da sona erdi. Biz burada yardım yataklık, art niyet ararım. Çünkü siyasi istikbal için yapılan bir hareket olarak değerlendiririm ben bunu.

Dün yürütülen müzakere süreci, bugün mücadele sürecine dönüştü. Bugün metropollerde bombalar patlıyor. Terör nasıl bitirilebilir, çözümü nedir?
Öncelikle şunu söyleyeyim ki terörün haklı tarafı olamaz. Can almayı haklı görmek mümkün değildir. Çözüm noktasına gelecek olursak, çok araştırma yaptım bu konuda. Çözüm yolu masadır ancak masaya devlet oturmaz. Meclis komisyonu kurulur, dışarıdan bağımsız bir komisyon kurulur. Halkın bilgisi dahilinde yürütülür görüşmeler. Müzakere sonuçlanır, imza altına alınır ve böylece silah bırakma sağlanır. Bunun örnekleri bu şekildedir.

HALA ÖCALAN’IN DİLİNİ KULLANIYORLAR

CHP’yi, HDP’ye yakın bir çizgide gösteriyorlar ve bunun yanı sırada da cemaatle yakınlaştığınızı söylüyorlar, ne diyeceksiniz?
Bizim HDP’nin çizgisinde olma gibi bir durumumuz olamaz. Biz Misak-i Milli sınırlarını muhafaza etmekle yükümlü, Türkiye Cumhuriyeti’ni yaşatmakla görevli bir partiyiz. Bunlar bölgeyi terör örgütüne teslim ettiler, barış süreci adı altında GBT sorgulamaları yaptılar yolda, askerlik şubelerini kurdular, yollarda vergi toplamaya başladılar. Sadece hendekleri konuşuyoruz, sadece hendekler yok. Dünyanın hiçbir yerinde bu tür görüşmeler yapılırken, alan bu şekilde terör örgütüne bırakılmaz. Cemaatle yakınlaşma gibi bir durumumuz da olamaz. Cemaatin geçmişte yaptıkları ortada ancak bizim tepki gösterdiğimiz anti hukuki bir şekilde bu yapının basın organlarına kayyum atanması, operasyonlar yapılması. Bu soruya çok önemli bir ayrıntı ile cevap vermek istiyorum. Şimdi cemaate “Paralel” diyorlar. Peki, hiç düşündünüz mü bu isim nereden geliyor diye. Derya Sazak’ın Milliyet’te yayınladığı İmralı zabıtlarına bir bakın. Cemaate “Paralel” ismini ilk takanın Abdullah Öcalan olduğunu göreceksiniz. Yani bizi cemaate ve PKK’ya yakın olmakla suçlayan Erdoğan ve AKP, hala Öcalan’ın ağzı ile konuşuyor.


TECAVÜZ ETME ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ VAR ACABA?

Ensar Vakfı’nda 45 çocuğa tecavüz edildiği haberi gündeme bomba gibi düştü, bu konuda bir sessizlik hakim, ne diyorsunuz?
Geçen hafta buraya gelen AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk’e sormak gerekirdi ‘herkesin günah işleme özgürlüğü olan yerde, herkesin tecavüz etme özgürlüğü de var mı acaba’ diye. Medya susturulduğu için ve yandaş hale dönüştürüldüğü için hem görsel hem de yazılı medya, gördüğünüz gibi hiçbir yandaş medyanın haberlerinde yok bu tecavüz olayı. Ben onların bu olayı gerçekten bir tecavüz olarak değerlendirdiklerini düşünmüyorum. Savundukları geçmiş sistemde böyle olaylar vardı. Herhalde buna özeniyorlar. Haremden sonra bunu da gün yüzüne çıkarıyorlar böylece. Bunla ilgili bir sosyolog arkadaşın güzel bir yazısı vardı aslında. ‘Tecavüzü tecavüzle ıslah etmeye çalışıyoruz’ diyor. Şöyle düşünün; tecavüzcüyü cezaevine atıyoruz, tecavüzcüye tecavüz ediyorlar cezaevinde. Tecavüzcüyü tecavüzle ıslah etmeye çalışan bir mantıktan geliyoruz. Böyle bir yapı var. Ve bu yapıya da en uygun insanlar bunlar. Bu yüzden konuşmamaları ya da normal bir olaymış gibi görmelerini doğal karşılıyorum. İnsan Hakları Komisyonu’ndaki arkadaşlarımız bunu gündeme taşıyorlar ama Türkiye’nin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki…


banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237