banner729
banner598
03 Temmuz 2018 Salı 12:30
Preeklampsi nedir, kimler risk altında?
banner728

“Hastaların üçte ikisi ilk gebeliklerini yaşayan genç anne adaylarıdır. Daha önceden preeklampsi öyküsü olanlar, şeker hastalığı, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalığı olanlar, çok genç ya da 35 yaşın üzerinde olanlar, çoğul gebeliği olanlar ile mol gebelik gibi obstetrik problemleri olan hastalar, fazla kilolu gebeler preeklampsi açısından risk altındadır.”

Preeklampsi nedir?

Preeklampsi gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan ve doğumdan sonrada 1.haftaya kadar devam edebilen idrarda protein atımı ve/veya ödem ile birlikte görülen tansiyon yükselmesidir. Preeklampside kendi içinde hafif, şiddetli preeklampsi ve eklampsi olarak sınıflara ayrılmaktadır.
Preeklampsinin görülme sıklığı %10 civarında iken şiddetli preeklampsi %1 oranında saptanır. En ağır form olan, sara nöbetlerine benzer kasılmaların eşlik ettiği eklampsi ise 1000 gebelikten birinde görülür.

Kimler risk altında?

Hastaların üçte ikisi ilk gebeliklerini yaşayan genç hastalardır. Daha önceden preeklampsi öyküsü olanlar, şeker hastalığı, böbrek hastalığı gibi sistemik hastalığı olanlar, çok genç ya da 35 yaşın üzerinde olanlar, çoğul gebeliği olanlar ile mol gebelik, vb gibi obstetrik problemleri olan hastalar, fazla kilolu gebeler preeklampsi açısından risk altındadır. Kilo burada oldukça önemli ve önlenebilecek bir faktördür. Vücut kitle indeksi (VKI) 20kg/m2 olan gebelerde preeklampsi yüzde 4 oranında görülürken, VKI 35 ve üzerinde olan gebelerde yüzde 15 oranında gözlenir. Bunların dışında ırk, etnisite, genetik yatkınlık, çevresel, sosyoekonomik ve mevsimsel etkiler de söz konusudur.

Neden olur bulguları nelerdir?

Nedeni tam olarak bilinmediği için ileride preeklampsi gelişip gelişmeyeceğini önceden saptamak pek mümkün değildir; ancak bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Plasentanın anormal gelişimi, sistemik damar iç tabakasında fonksiyon bozuklukları en çok suçlanan faktörlerdir.
Hafif preeklampsi genelde çok fazla bulgu vermez. Çoğunlukla rutin kontrol sırasında yakalanır. Tansiyon maksimum 140 ve üzeri minimum 90 ve üzerinde seyreder. Bazen 24 saatlik idrarda 300mg proteinüri eşlik edebilir. Şiddetli preeklampside tansiyonun maksimum 160 ve üzerinde, minimum 110 ve üzerinde olmasıdır. Eşlik eden baş ağrısı, görme bozukluğu, karaciğer bölgesinde hassasiyet, kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücre sayısında azalma, karaciğer enzimlerinde yükselme, idrarda özellikle 24 saat toplanan idrarda 2 gr’dan fazla proteinüri saptanabilir.

Komplikasyonlar nelerdir?

Annede;
Yüksek tansiyon annede kasılmalara, beyin kanamasına ve körlüğe neden olabilir. Böbreklerdeki hasara bağlı olarak böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Karaciğer ile onu çevreleyen zar arasında kanama meydana gelebilir, bu tablo karaciğerde yırtılmaya yol açabilir. Kalp yükündeki ani artışlar kalp yetmezliği ile sonuçlanabilir. Akciğer ödemi tabloya eşlik edebilir. Yine anne kanında pıhtılaşma bozukluğuna bağlı olarak ölümcül tablolar görülebilir.
 

Bebekte;
Bebekte ise en sık karşılaşılan sorun gelişme geriliğidir. Şiddetli preeklampsisi olan kadınlardan doğan bebeklerin yaklaşık %55 inde gelişme geriliği saptanır. Yine bu tür annelerde erken doğum daha sık görülür. Bebeğin eşinin zamansız ayrılması neticesinde bebek ölümleri nadir değildir.

Tedavi

Hamileliği sırasında düzenli olarak hekim kontrolünde olan gebelerde, preeklampsi erkenden teşhis ve tedavi edilebilir. Bu anlamda, rutin kontrollerden geçmek, her kontrolde tansiyon ve kilo takibi yapılması bu durumu fark etmenin en basit yoludur. Ayrıca semptomları takip etmek ve hekimi kendisinde gözlemlediği değişikliklere dair bilgilendirmek hem gebelikte preeklampsi tedavisi için hem de karşılaşabileceği diğer sorunların erken tespiti için en iyi yöntemdir.

İstirahatin önemi

Preeklampsi teşhisi konulduysa, her doğum öncesi muayenede kan basıncı ölçülecektir. Evde yatak istirahati ile tansiyonun ve fetüsün izlenmesi preeklampsi tedavisinde görülen yöntemlerdir. Yatak istirahati, böbreklerinin daha iyi çalışmasını ve rahme giden kan akışının artmasını sağladığı için tercih edilir. Eğer yatakta istirahat yöntemiyle belirtiler iyileşmiyorsa, bir süre hastaneye yatırmak ve bebeğin akciğer gelişimi sağlanana kadar büyümesini bekleyip doğumu gerçekleştirmek en doğrusudur.

Hafif preeklampside hastanede ya da ayakta tedavi yapılabilir ve bebeğin iyilik hali yakın takip edilir ve gebeliğin 37. haftasında doğumu başlatmak önerilir. 37. haftanın altında ise, anne ve bebeğin durumu iyi yapılan testlerde sorun saptanmamış ve bebek gelişimi devam ediyor ise doğumu hemen planlamak yerine anne hastane veya evde yakın takip edilebilir. Anne adayına sol yanına dönerek istirahat etmesi, bebek hareketlerini iyi takip etmesi, gebelik takiplerine düzenli gelmesi belirli aralıklarla kan basıncını takip ve kayıt etmesi tavsiye edilmelidir. Daha sık yapılan muayenelerde, annenin tansiyon ölçümü, kilo değişiklikleri vücutlarındaki ödem miktarı değerlendirilir ve kan- idrar testleri tekrar edilir. Bebek ultrasonografi ve NST ile değerlendirilir. Testlerde sorun saptanması durumun kötüleşmesi durumunda doğum planlanır.


Şiddetli preeklampsi durumunda, anne adayı gebeliğinin geri kalan kısmını büyük ölçüde hastanede geçirmesi gerekebilir. 34 hafta ve daha büyük gebeliği olan olgularda doğum planlanmalı, 34. haftanın altında gebelik söz konusu ise bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak amaçlı ile anneye steroid tedavisi verilmelidir. Doğum eylemi sırasında ve doğumdan sonra ilk 48 saatte annenin yakın takibi devam etmeli, eğer başlanmış ise magnezyum veya antihipertansif tedaviye devam edilmelidir. Doğumdan sonra, hafif preeklampsi hastalarının kan basınçları genellikle hızla normale dönerken, ciddi preeklampsi vakalarında tansiyon yüksekliği haftalarca devam edebilir.

Preeklamsi nasıl önlenir?

Şu ana kadar olan veriler ışığında preeklampsiden bilinen bir korunma yolu bulunmamaktadır. İlk gebelikte ağır hastalık, HELLP sendromu, eklampsi mevcudiyeti, bebekte gelişme geriliği olması durumunda, aile öyküsü ve damar hastalığı olması halinde sonraki gebelikte tekrarlama olasılığı artmaktadır. Bu risk faktörlerinin varlığında, kalsiyum, düşük doz aspirin, balık yağı, magnezyum, E ve C vitamin tedavileri denenebilir. Ancak bu tedavilerin hastalığı önleme de faydalı olduğunu öneren bazı çalışmalar olsa da sonuçlar tartışmalıdır. Yapılacak en iyi şey, gebelik kontrollerine hiç aksatmadan düzenli olarak gidilmesidir. Her vizite, anne adayının preeklampsi açısından gerekli değerlendirilmesi yapılacaktır. Preeklampsi sinyallerinin anne adayları tarafından da bilinmesi, sağlık çalışanlarını uyararak en kısa zamanda uygun tedavinin başlatılması açısından önemlidir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner630

banner328

banner599

banner733

banner482