banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

KOÜ mezunu, çalışmaları ile diyabet hastalarına umut oldu
banner234
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2011 yılında mezun olan Dr. Furkan Burak, Harvard Üniversitesi’nin Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’den aldığı davetle Amerika’ya gitti. 23 yaşında ‘doktora sonrası araştırmacı’ olarak göreve başlayan Burak, şimdi Mount Auburn Hastanesi’nde çalışıyor. Dr. Burak’ın adını en son Hotamışlıgil’le birlikte ‘diyabet aşısı yolda’ haberleriyle duymuştuk. Burak, Genç Liderler ve Girişimciler Derneği’nin düzenlediği TOYP 2016 Türkiye’nin 10 Başarılı Genci yarışmasında “Tıbbi Yenilik ve Buluşlar” alanında ödüle layık bulundu. Ödülünü bilim yolunda ilerleyen gençlere, çalışma arkadaşlarına ve Hotamışlıgil’e atfetti. Tören için Türkiye’ye gelen Burak’la Milliyet Gazetesi’nden Tülin Açıkbaş keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. O söyleşiyi olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyoruz.



Mount Aburn Hastanesi’nde bu sıralar neler yapıyorsunuz?
- Mount Auburn, Harvard Tıp Fakültesi’nin eğitim hastanesi. Hem dahiliye uzmanlığı yapıyorum, hem de Harvard Tıp Fakültesi’nde ders veriyorum. Ayrıca Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü’nde Prof. Hotamışlıgil’le çalışıyorum .
 
Yeni keşfiniz diyabet ilacından bahsedelim mi biraz?
-Buna, benim buluşum demek istemem. Arkasında 20-30 yıla dayanan çalışmalar ve bilim insanlarının büyük katkısı var. Bu, alanında dünyanın en saygın hocalarından biri olan Hotamışlıgil’in bana verdiği bir fırsattır. 23 yaşında kendisiyle birlikte çalışmaya başladığımda, projesini bana emanet etti.
 
Diyabette rol oynayan hormon
-Laboratuvar çalışmalarımızda aP2 adındaki proteinin bir hormon olduğunu keşfettik. Bu hormon, yağ dokusundan salgılanıyor; karaciğerde şeker ve yağ üretimini artırıyor. Yani diyabet gelişiminde büyük rol oynuyor. Özellikle şişmanladığınızda kandaki değeri çok yükseliyor ve sizi daha çabuk hasta ediyor.
 
aP2 hormonu, Hotamışlıgil’in 20 yıl önceki doktora tezinde geçiyor. Kendisi bu hormonun obeziteyle ilişkisinden bahseden ilk kişidir. ‘Hotamışlıgil Laboratuvar’ı 20 yıl boyunca bunun üzerinde çalıştı.’
 
‘İyi sonuçlar elde ettik’
- Benim yürüttüğüm projeyse bu zararlı hormona karşı bir ilaç geliştirilmesini kapsıyor.  Karaciğere ulaşmadan, dolaşımda nasıl bloklayabiliriz diye araştırdık. ‘Monoklonal antikor aşı’ dediğimiz aşı teknolojisi formunda bir ilaç geliştirdik. İlacı hastalık modelleri ve fareler üzerinde denedik. Bu çalışmalardan birinden iyi sonuçlar elde ettik; diyabet ve obezitede kan şekerini düşürüyor ve karaciğer yağlanmasını azaltıyor. Büyük bir umut oldu tabii.
 
500 milyon hasta
- Dünya sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 500 milyona yakın diyabet hastası var. Obezite hastalarını ve tanı almayanları da düşünürsek 900 milyon insanı ilgilendiren bir problem. Çok büyük ekonomik yükü de var. Önümüzdeki 20 yılda diyabet tedavileri için 70 trilyon dolar harcanacak ama dünyanın böyle bir parası yok. Obezite, genelde bir paket halinde geliyor; felç, kalp krizi, koroner kalp hastalıkları, kanser hastalıkları gibi. Bu yüzden laboratuarda keşfedilmiş bir ürünün kliniğe geçme ihtimali bizi çok heyecanlandırıyor. Etkinliğini fareler üzerinde gösterdik; insanlaştırma süreci devam ediyor. 
 


Çığır açacak bir yenilik diyebilir miyiz?
- Diyabetle ilgili araştırmalar hep pankreas odaklıydı. Bir yerden sonra ilaçlar işe yaramıyor ve insüline geçiliyor. Bu kısır bir döngü; insülin verdikçe insülin direncini artırıyorsunuz. İnsülin kilo aldırıyor, kilo aldıkça daha çok insüline saldırıyorsunuz. Gökhan Hoca’nın inflamasyonun yağ dokusunda oluştuğunu ve aP2’nin bunda rol oynadığını göstermesi önümüzde yeni bir yol açtı. Beş yıl içinde çığır açan gelişmeler yaşanabilir.
 
Klinik çalışmalar ne durumda?
- Henüz faz aşamasına gelmedi. Tahminime göre, 3-5 yıl içinde sonuçları ortaya çıkacak. Ayda tek enjeksiyon
 
İlacınız hastalara neler vaat ediyor?
- Klinik çalışmalar, yan etkiler ve dozaj konularında konuşmak için henüz çok erken olsa da; hayvanlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda haftada iki enjeksiyon kullandık. Hasta, haftalık ya da aylık tek bir enjeksiyonla kan şekerini dengede tutabilir.
 
Hastalık hayatını değiştirdi
Bugünleri kafanızda tasarlamış mıydınız?
- Herkese söylediğim bir söz var: Kendi hayallerinizin peşinden koşmazsanız hayat boyu başkalarının hayalleri için çalışırsınız. Şansım bu cümleyi erken yaşta öğrenmek oldu. Başıma gelen talihsiz tıbbi bir durum sonrası hayatım değişti. Apandistim patladı, hastaneye karın ağrısıyla gittim. Karnımı kasmamam ve midemin bulanmaması gerektiği söylenerek eve gönderildim. İki gün sonra koma halinde hastaneye geri döndüğümde iki saat içinde ameliyat olmazsam öleceğim söylendi. Ama bir sorun vardı, anestezi uzmanı yoktu. Cerrah, anestezi uzmanı olmadan beni ameliyat etti ve hayatımı kurtardı. Bu iki paradoksu gördüğüm zaman neler yapamayacağımı söyleyen insanları dinlememe kararı aldım.
O zaman 14 yaşımdaydım ve doktor olmaya karar verdim.
 
‘Başarıyı sorumluluk olarak görün’
Türkiye’nin en başarılı 10 bilim insanından biri seçildiniz...
- Kendimi temsilci olarak görüyorum. Tabii ödül beni çok mutlu etti. Gençlere tek bir mesaj vermek istiyorum: Başarıyı ütopya değil, ülkemiz adına bir sorumluluk olarak görün. Bilim, dünyada katma değeri en yüksek alan. Ben de küçücük bir örnek olabilirsem, ne mutlu. 
 
Yan etkisi çıkmazsa kök hücre çalışmaları piyasaya ulaşacak
Gelecek beş yıl içinde hastalara umut olacak, belki de onları diyabetten kurtaracak, gelecek vaat eden projeler var mı?
Tabii ki var. Kök hücre çalışmaları korkutucu gibi görünse de, insülin salgılayan hücreler farklılaştırılabildi. İnsanda uygulanabilirliği test ediliyor, çok korkutucu bir yan etkisi çıkmazsa (her türlü hücreye dönüşebilme yeteneği bulunan kök hücrelerin kanser hücrelerine dönüşebilme ihtimali de var) piyasaya ulaşacak. Bunun dışında denenmiş adacık hücre nakli (hazır hücrenin nakledilmesi olayı) istendiği gibi gitmedi. Maalesef vücudun bağışıklık sistemi bu hücrelere saldırdı ve beş yılın ardından hücreler yüzde 80 oranında öldü. Bir de beyaz yağ dokusunun kahverengi yağ dokusuna dönüştürülme araştırması var. Kahverengi yağ dokusu, enerji ya da ısı üreterek vücuttaki fazla kalorileri yakıyor. Böylece fazla kalorilerinizi beyaz yağ dokusu olarak depolamıyorsunuz. Farklı teknolojilerle, dokuya soğuk verilerek kahverengiye dönmesi sağlanıyor. Bundan yola çıkarak bir ilaç geliştiriyorlar.  
 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237