banner783
banner826
banner840
Ruhittin Sönmez, Ülkücü gençlere sert çıktı: Onlara mı soracağız?

Kocaeli'de uzun yıllarıdır Aydınlar Ocağı Başkanlığı görevini yürüten ve avukat kimliği ile de kentimizde büyük bir kesim tarafından tanınan Ruhittin Sönmez bu hafta salı röportajlarımızın konuğu olarak hem de gündeme hem de referandum sürecine dair önemli açıklamalara yer verdi. Başkan Sönmez, içtenlikle yanıtladığı sorularımıza referandum sürecindeki adaletsizlikleri değerlendirerek başladı. 

Evet ve Hayırcıların eşit bir şekilde çalışma yapamamasını eleştiren Sönmez, "Bu Referandumda üzerinde en fazla durduğum bir konu Evet ve Hayır arasında çok fazla adaletsizlik var. Billboardlarda bir tane Hayır afişi göremiyorsunuz" dedi, Sönmez devletin imkanlarının ise Evet çalışmaları için kullanıldığını vurguladı. Şu anda çok büyük bir fark olmasa da Hayırın önde olduğunu belirten Sönmez, "Bu sefer çok sıkıntıdalar, hiç anket açıklamıyorlar. 
Cumhurbaşkanı kararsız sayısının çok olduğunu söyledi. Bu çok ciddi bir sıkıntının olduğunu gösteriyor. Yaptıkları baskılar da bunu gösteriyor" dedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yetki kullanmayı seven bir insan olduğunu ve 16 Nisan'da kendisine verilecek yetkilerin güç sarhoşluğu yaratacağını vurguladı. 

Aydınlar Ocağı yıllardır önemli isimleri Kocaeli'ye getirerek vatandaşlarla buluşturuyor. Geçtiğimiz haftalarda Meral Akşener'i Kocaeli'de ağırlayan Aydınlar Ocağı Başkanı Ruhittin Sönmez etkinlik ile ilgili hangi açıklamalarda bulundu? Akşener'e tepki göstermek amacıyla alanda gerçekleştirilen saldırıyı Sönmez nasıl değerlendirdi? Başlarında Ülkü Ocakları Kocaeli Şube Başkanı Melikşah Taşkın'ın da olduğu Ülkücü gençlere Sönmez hangi uyarılarda bulundu? Akşener'i yaklaşık 5 bin kişilik bir katılımla kentimizde ağırlayan Sönmez Akşener isminden dolayı bir tepki aldı mı? Akşener'in ağabeyi Nihat Gürer'in de yakın arkadaşı olan Sönmez Akşener'in FETÖ'Cü olarak itham edilmesini neye bağlıyor? Hepsi ve çok daha fazlası bu haftaki röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle…


DEVLETİN GÜCÜNÜ EVET İÇİN KULLANIYORLAR
Referanduma artık sayılı günler kaldı ve son günlerde en çok eleştirilen nokta da Evet ve Hayırcıların eşit şartlarda çalışma yapamıyor olması. Sizin bu konudaki fikriniz nedir bir hukukçu olarak?
- Bu Referandumda üzerinde en fazla durduğum bir konu Evet ve Hayır arasında çok fazla adaletsizlik var. Billboardlarda bir tane Hayır afişi göremiyorsunuz. Devletin gücünün  Evet için kullanıldığını görüyorsunuz. Toplu açılış törenlerinde milletin zekasıyla alay eder gibi büyük hazırlıklarla insanlar taşıyarak, her yeri afişlerle donatarak, her türlü insanlara iletişim araçları kullanılarak duyurulmak suretiyle insanlar oraya getiriliyor. O yetmiyor, belediye çalışanları, belediyelerin ya da devletin belirli birimlerine müteahhitlik yapan çalışanlar aileleri ile birlikte gelmeye zorlanıyorlar, sosyal medya paylaşımları ile bunu ispatlamaları bekleniyor, hatta bazılarına ilan da veriliyormuş. Anormal bir şekilde devletin gücü kullanılıyor.
 

ÜÇ ÖĞÜN CUMHURBAŞKANI, İKİ ÖĞÜN BAŞBAKAN
Medyanın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Burada bir tane yapılan Evet mitingi ile ilgili masrafın ben Hayır kampanyası yapanların bütün Türkiye çapında yapılan masraflardan fazla olduğunu düşünüyorum. Bu kadar büyük bir adaletsizlik. Bir de bunun televizyon boyutu var. Üç öğün Cumhurbaşkanı, iki öğün başbakan, kalanda da başka bakanlar. Tam bizim izleyeceğimiz farklı bir şey oluyor, onda da kesiyorlar canlı yayında oralara bağlanıyorlar. İktidara yakın olan medya yüzde doksan, doksan beş. Merkez medyası usülen yer veriyor. Bu kadar ağır bir adaletsizlik var. Bunu yapanlar da sözüm ona din taraflı yerler yapıyorlar. Oysa Hazreti Ali'nin bir sözü var; "Devletin dini adalettir" diyor. "Adalet mülkün temelidir" sözü de oradan gelir. Bu yüzden partilerinin adını Adalet diye koydular ama ben kendisinde olmayan isimleri koyduklarını düşünüyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi'nde adalet yok. CHP'de halk yok, MHP'de hareket yok, HDP'de ne demokrasi var ne halk var.
 

İSYANLAR HEP ADALETSİZLİKTEN OLDU
Değiştirilmek istenen maddelere baktığınız zaman en çok hangi maddeleri tehlikeli görüyorsunuz?
- Referandumda ben maddelere uzun uzun bakmaya gerek duymuyorum. 'Başkana verilecek yetkileri kötüye kullanırsan ne olur?' diye Hayırcılar Evetçilere soruyor. Buna verilen tek yanıt var, 'Halk yanılmaz kardeşim. Halk böyle kötü yetkileri kullanacak birini seçmez.' Seçmez mi? Seçer. Bu söz ne zaman doğru olabilir? Seçimler adil ve dürüstse bu söze doğru diyebilirsin. Eşit şartlarda insanlar yarışmalı. Kılıçdaroğlu bütün mitinglerinde söylüyor. Bütün gelişmiş ülkelerde mesela referandum olacaksa iki tarafı temsil edecek kişiler neden Evet ya da Hayır denileceğini gerekçesiyle tartışırlar. Biz onu neden yapamıyoruz? Anlatacağın bir şey varsa adil bir şekilde anlatırsın, insanlar da neden Evet ya da Hayır diyeceğine karar verir. Şimdi bırakın devlet televizyonuna Hayırcının gelmesini, devlet televizyonunda da zamanlamayı ortadan kaldırdılar. Bu işte adaletsizlik. İnsanlar tarih boyunca bakmışlar açlık ya da yoksulluktan dolayı isyan olmamış, adaletsizlikten olmuş. Adaletsizlik bir noktaya gelir ki insanların vicdanını kanatır ve o insanların tepkisini asla hesap edemezsin ve o insanlar nereden geldiğini bilemediğin bir silleyle seni yere sererler.

AK PARTİ BU KEZ SIKINTIDA
Şu an gördüğünüz tablo nedir? Evet mi önde, Hayır mı?
- Şu ana kadar benim kanaatim çok büyük bir fark olmasa da Hayır önde gidiyor gibi. Bunun en en büyük örneği de dün Başbakan dedi ki, 'Biz anketlere hiç bakmıyoruz' Bugüne kadarki bütün seçimlerde AK Parti anketleri çok önemsediğini çok söylerdi ve sürekli de yaptırırdı. Genelde de açıkladıkları rakamlara çok yakın bir yerlerde de oy alırlardı. Demek ki bu sefer çok sıkıntıdalar, hiç anket açıklamıyorlar. Cumhurbaşkanı kararsız sayısının çok olduğunu söyledi. Bu çok ciddi bir sıkıntının olduğunu gösteriyor. Yaptıkları baskılar da bunu gösteriyor. Çok da önemli bir parametre daha var orada. Yüzde 10'a yakın bir kesim de çekincesinden dolayı oyunu açıklayamıyor. Bunu da düşünürsek Hayırın çıkma oranı çok daha büyük. Ne olursa olsun ben Türkiye açısından Hayır denmesinin köprüden önce son çıkış olduğunu düşünüyorum ve çok büyük sıkıntılarla karşılaşacağımızı düşünüyorum.

O YETKİLERİ KİME VERSENİZ GÜÇ SARHOŞU OLUR
Ne olur Evet çıkarsa?
- Güç insanı bozar, mutlak güç insanı mutlak bozar. O makama gelen her kim olursa olsun insan o güçle sarhoş olur. O kadar yetki verdiğiniz bir insanın normal kalmasını bekleyemezsiniz. Bir süre sonra anormal kararlar almaya başlar ve ülke için sıkıntılı günler baş gösterir. Recep Tayyip Erdoğan'ın devam etmesi halinde o güç kullanmayı çok seven bir insan. Anayasal yetkilerin üstünde bir güç kullandığını gördüğümüze göre bir de o yetkilere kavuştuktan sonrasını tasavvur dahi edemiyorum. Büyük devletler bu tarz durumları fırsat olarak kullanıyorlar. Saddam, Kaddafi, Esad gibi tek adam gücüyle yönetilen ülkelerde adamlarda o isimlere büyük hatalar yaptırdılar ve sonunda da geldiler o ülkeye el koydular. Biz zaten Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir ayağıyız biz ve bu durumda bunu hızlandıran bir faktör olur ve Türkiye'nin dış müdahaleye kapısı açılır.
 

OHAL AMACI DIŞINDA KULLANILIYOR
Referanduma OHAL'de gitmek ne kadar doğru bir karar?
- Başbakan kendisi söylemişti. OHAL şartlarında referanduma gitmenin doğru olmadığını belirtmişti ama Cumhurbaşkanı yukarıdan uyarınca o lafını unuttu. OHAL niye getirildi? 15 Temmuz'da hain bir darbe teşebbüsü oldu ve o teşebbüsü yapmak isteyen o örgütü çökertmek ve devletten temizlemek için süratle alınmak istenen kararları hızlandırmak için yapıldı. Ben de bu durumlarda bu kararların alınmasını gerektiğini yazılarımda da söyledim. Fakat hükümet OHAL'i olması gerekenin dışında kullanıyor. Meclisi tamamen devreden çıkardılar. Mecliste tarafların tartışmasıyla olması gereken düzenlemeleri bakıyoruz sabah bir OHAL kanunu çıkmış, birinci haftada TSK'nın yapısı değiştirildi.
 

MUHALEFET KABULLENDİ AMA BİRAZ ADALET…
Askeri liseler kapatıldı. Devletin yapılanmasını KHK ile yaptılar. Ne lüzum var? Kuleli Askeri Lisesi'nin kapatılmasını neden OHAL İle yapıyorsun, ne aciliyeti var? Siyasi partiler de mecliste 'Siz getirin meclise, biz de bu örgütü temizlemek için elimizden geleni yapalım' dediler. Neden o şekilde yapmadınız da KHK ile yaptınız. Kış lastiği uygulamasını bile KHK ile yaptılar. Diyorlar ki 'Ben KHK yetkisini elime geçirdiğim zaman devleti böyle yöneteceğim' Bu çok tehlikeli birşey. Kurtuluş Savaşımızı biz meclisle yaptık. O Gazi meclis Atatürk'e bu kadar yetkiyi vermek istemedi. Doğru birşeydi. Halkın oyları ile seçilmiş meclis 'Benim yetkimi ben kullanırım' diyemedi. OHAL şartlarında yargılamayı yapan hakimi, savcıyı başka yere alıyorlar, içeriye alıyorlar. Bunlar seçimlerin de dürüst yapılmasını engelleyen faktörler. Muhalefet OHAL şartlarında olmasını da kabullendi ama biraz adalet. 'Herşey benim olacak ve benim kontrolümde olacak' zihniyeti doğru bir zihniyet değil ve toplumda huzursuzluğa yol açıyor. Bizler ve ötekilere dönüşüyor. Bu çok tehlikeli.
 

İLHAN KESİCİ ALIŞTIĞIMIZ VEKİLLER GİBİ DEĞİL
Şimdiye kadar çok fazla önemli ismi Kocaeli'ye getirerek vatandaşlarla ve üyelerinizle buluşturdunuz. Bu kapsamda önümüzdeki günlerde de CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'yi ağırlayacaksınız. Neden İlhan Kesici?
- Neden İlhan Kesici'yi düşündük? Referandum sürecinde referandumun ekonomiye etkisini hiç tartışmıyoruz. Oysa ki hayatımızı etkileyecek sonuçları olacak. Bunu İlhan Kesici gibi alanında uzman bir isimden öğrenmek istedik. Çünkü otoriterleşmiş bir yönetim olduğu o zaman o yerlere yabancı yatırımcıların daha az geleceği, işsizliğin artacağı konuşulur. Referandumda bunun mekanizması nasıl işleyecek bunu konuşmak istedik. İlhan Kesici bizim çokça karşılaştığımız asık suratlı milletvekillerinden değil. Ekonomi gibi soğuk, rakamlara dayalı bir konuyu bile sıcacık bir güler yüzle ve sıcacık bir üslupla anlatabilecek bir siyasetçi. Her konuyu tartışma havası içinde değil, işi usulüne uygun bir şekilde anlatabilen isimlere ihtiyaç var. Dinlemekte de fayda var. 2017 ve sonrasında durumu değerlendirecek. Ekonomist evetçiler kampanya yapıyor, Evet çıktığı takdirde ekonominin şahlanacağını söylüyorlar ama nasıl şahlanacağını bir türlü söyleyemiyorlar. Neden bugüne kadar şahlanmadı, kollarından tutan mı vardı?
 

EVETÇİLER PARA İSTEDİ
Aydınlar Ocağı Evetçi bir ismi de getirecek mi?
- İnanılmaz bir adaletsizlik var. O adaletsizliğe karşı bizim amacımız terazinin diğer kefesine bir dirhem koymak. Dengesizliği değiştirmemize imkan yok. Bizim yaptığımız programın karşılığında televizyondaki 3 dakikalık program daha etkilidir. Bu kadar çok Hayırcıların sesinin çıkmadığı bir yerde Evetçi getirelim, dinleyelim demek biraz fantazi gibi geliyor bana. Bu kampanyalar başlamadan önce karma bir oturum yapalım dedik. Düşündük ve Evetçi bir profesör ismi teklif edildi ve o isim bizden para istedi. Bizim şimdiye kadar gelen hiçbir konuşmacımız bizden para istemedi. Bir de şunu düşündük Evet ve Hayırcıları dinleyelim diye aynı salona koyacağız ama orada bir sıkıntı çıkması durumunda ne yapacağız diye. Çünkü bizim vazifemiz bu değil. Biz kendimize göre doğru olduğunu düşündüğümüz şeylerin anlatılmasını istiyoruz. Türkiye'nin bütün dengesini değiştirmemiz mümkün değil. Biz adaletten taraf olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz, yapmaya çalıştığımız bu.

MEVCUT SİSTEM REVİZE EDİLMELİ
Neden Hayır diyeceksiniz?
- Biz Aydınlar Ocağı olarak Evet ya da Hayır diyeceğiz diye bir açıklama yapmadık. Üyelerimiz arasında Evet diyecek de Hayır diyecek de gönül dostlarımız olabilir. Ben kendi adıma konuşacak olursam benim görüşüm net.Türkiye için Evet'in adeta felaket getireceğini düşünüyorum. Hayır dediğimiz zaman da bizim 150 yıllık bir Parlamenter sistem tecrübemiz var. O sistemin biraz revize edilerek devam etmesinin Türkiye için çok daha faydakı olacağını düşünüyorum. Farklı  bir sisteme geçmek her zaman iyiye işaret etmez. Dünyadaki örneklerine baktığımızda Başkanlık sisteminin Amerika dışında başarılı olduğu ülke yok. Özellikle az gelişmiş ülkelerde hemen diktatörlüğe çevriliyorlar. Hani diyorlar ya vesayet, darbeler kalkacak diye. Hayır bilakis askeri darbeler çok daha fazla. Bunlardan kurtulmak isteyen ülkeler yeniden Parlamenter sisteme geçmeye çalışıyorlar. Toplumun bir kesimi artık kendisinin temsil edilmediğini gördüğü zaman orada gerginlik iç savaşa kadar gidebiliyor. Parlamenter sistemde insanlar temsil edildiğini görüyor. Kendisini temsil eden bir grup var, devlette kendisiyle ilgilenebilecek bir siyasi organizasyon var. Bu nedenle de tencerenin içinde basınç bırakmıyor. Tek adam, partili cumhurbaşkanlığı gibi diğer görüşlere fırsat vermeyen rejimlerde bu birikme oluyor ve tencereler patlayarak açılmak zorunda kalıyor. İçeride basınç biriktirmeyen bir Parlamenter sisteme ihtiyacımız var.
 

KUVVETLER AYRILIĞI YOKSA ANAYASA DA YOK
Getirilmek istenen sistem Türkiye'de uygulanabilir mi?
- Bizde getirilmek istenen sistem Başkanlık sistemi bile değil. Amerika ile kıyaslıyorlar. Trump bile bir takım düzenleme getirmeye çalıştı ama mahkemeler bunu kabul etmedi. Bizde öyle olmaz. Bugün dahi mahkemeler tavır koyabilecek durumda değil. Kendi seçtiği adamlar kendisini yargılayacak. Bu söz konusu bile olamaz. Bu sistem kuvvetler ayrılığını bitiriyor. Ne kuvvetler arasında denge var ne de kuvvetler birbirini denetleyebilir durumda. Kuvvetler ayrılığını kaldıran sistem ile Türkiye diktatörlüğe gider. Çok önemli profesörler söylüyor bunu. Hakların güvence altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığının olmadığı bir toplumda anayasa da yoktur. Kuvvetler ayrılığı yoksa zaten anayasa yoktur. 1789'da adamlar bunu söylemiş, keşfetmiş. Dünyayı yeniden keşfetmemize gerek yok. O bakımdan kuvvetler ayrılığını kaldıracak bir sisteme benim bir hukukçu olarak Evet demem katiyen mümkün değil.
 

ÜLKÜCÜ GENÇLER, AĞABEYLERİNİ TANIMIYOR
Geçtiğimiz haftalarda sizin için de oldukça değerli bir isim olan Meral Akşener'i davet ettiniz. Sonrasında yaşanan olaylar malum. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Ülkücüler diyerek bu olayı genellemeyi doğru bulmuyorum ben. Belli yerlerde Ülkü Ocakları yönetimlerini alan kişiler üzerinde bazıları etkili oluyor demek ki ve hiç de demokrasiye sığmayan üzücü olaylar meydana geliyor. Demokrasi demek insanların görüşlerini dilediği şekilde ifade edebilmesi demektir. Meral Akşener'in söylediklerinden hoşnut değil misiniz? Değilseniz daha büyük toplantı yapın siz de kendi doğrularınızı söyleyin vatandaş karar verir hangisinin doğru ya da yanlış olduğuna. Orada tepki gösterenler 'Gölcüklü Ülkücüler' diye afiş asılmış da güya ona tepki göstermişler. 'Ülkücülük Ülkü Ocaklarında olur' demişler. O afişi asanlar Gölcük Ülkü Ocakları dememişi ki, Gölcüklü Ülkücüler demiş.Ülkücülük kimsenin tekelinde olan birşey değil. Adam Ülkücü olmak istiyorsa Ülkücüdür, solcu olmak istiyorsa solcudur, herkes kendisini nasıl tanımlıyorsa öyledir. 'Ülkücülük bizim tekelimizde' demeye getiriyorlar. Bunu diyen gençler gerçekten ağabeylerini tanımıyorlar. Oradakilerin çok önemli bölümü, daha o genç arkadaşlar doğmadan Ülkücüydüler. Ben 19 yaşımda memleketimde Ülkü Ocağı Başkanlığı yaptım. Aydınlar Ocağı'nın olduğu yerde Ülkücülük olmazmış. Ona mı soracağım olup olmayacağını. Herkes kendi fikrine güveniyorsa yapsın daha büyük bir toplantı, vatandaş da karar versin. Böyle saldırarak, zoraki afişleri indirerek, bağırıp çağırarak bu iş olur mu?


 

MHP'nin bu durumu sahiplenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Çok yazık. Başka birşey demek istemiyorum. Keşke öyle bir şey yapmasaydı. Burada bir zor kullanma var ve o zor kullanmaya bir parti sahip çıkıyorsa o çok yanlış birşey. Benim Ülkü Ocakları ile bağım var, konferanslar vermişim. Bizi de ağabey olarak bilirler. O gençlerin bize 'Ülkücülük şudur, budur' demeleri yanlış. Onların oradaki ağabeyleri her biri birer ikişer kütüphane kitap okumuş insanlardır. Gidin önce bir eksiğimiz var mı? diye bir sorun, eksiğinizi öğrenin, sohbet edin. 50-60 yaşındaki insanlara akıl öğretmek hakikatten yakışıksız bir durum. O gençlerin ben zamanla pişmanlık duyacaklarına ve üzüleceklerine inanıyorum. İyi olan şey şu; Meral hanımın en yakınındaki isim Musavvat Dervişoğlu 'Bunlar bizim çocuklarımız' diyerek çocuklara sahip çıkmış, Cumali Durmuş çıkartılmaları için ricacı olmuş. Böyle bir olayla Meral hanımın programının gölgelenmesini istemem, gölgelenmedi de.
 

Salon toplantısı bir anda mitinge dönüştü, güzel bir organizasyon oldu. Nasıl bir çalışma yürüttünüz?
- Biz bin, bin 200 kişilik bir salon toplantısı düşündük ama bir anda 5-6 bin kişilik bir mitinge dönüştü. Bunu duyurmak için de çok çok özel bir çaba sarf etmedik. Bin kişilik bir listemize var, onlara mesaj çektik. Bir kaç yere Meral hanımın ekibi afişler astırabilmişler. Ben iki afiş görebildim, diğer bilboardların tamamı Erdoğan'ın afişleriyle doluydu. Kadınların ilgisi yoğundu. Oradaki karma çok güzeldi. Merkez sağdan, merkez soldan, Ülkücü kanattan her kesimden insan vardı ve gitmediler. Çok fazla insan da elime sarılıp teşekkür etti organizasyon için. Kamu vicdanına seslenen bir şey yaptığımız için de mutlu oldum.
 

Meral Akşener'i getirdiğiniz için olumsuz tepki aldınız mı?
- Zaman zaman denge sağlamamız gerektiğini söylüyor, 'neden siyaset yapıyorsunuz?' diye soruyorlar. Biz siyaset yaparız ama biz partiler üstüyüz. Aydınlar Ocağı olarak ülke meselelerini kendi değerlerimiz açısından inceleriz, memleketimiz, milletimiz için hangisinin iyi olacağını düşünürsek de o konuda tavır alırız ve kamu oyuyla paylaşırız ama kimsenin ve hiçbir siyasi partinin de arka bahçesi olmayız. Bütün Aydınlar Ocakları aynı vasıftadır. Biz içeriden ve dışarıdan hiç kimseden yardım almayız, yardım almadığımız için buyruk da almayız.Bağımsız ve tarafsızız. Biz onun için gerçekten sivil toplum kuruluşuyuz. Sivil toplum kuruluşunun batıdaki karşılığı hükümet dışı organizasyon demektir. Kocaeli'de yüzlerce dernek var. Kaç tanesi gerçek sivil toplum kuruluşu? Bir avuçtur. Hükümetten bir işaret geldiğinde 200 tanesi birden 'Cumhurbaşkanımızın yanındayız' diyerek ilan veriyor. Bu sivil toplum kuruluşu değildir. Sivil toplum kuruluşu isen kamunun vicdanını yansıtacaksın. O vicdana hitap edeceksin. Birilerine yaranmak için, birilerinden menfaat elde etmek için yapılan kurumdan sivil toplum kuruluşu olmaz. Adı her ne olursa olsun.
 

ERDOĞAN AKŞENER'İN FARKINDA
Neden Meral Akşener'e FETÖ'cü ithamında bulunuldu?
- Şu anda tel lider adayı o kaldı. Şu anda ülkeyi yöneten Tayyip Erdoğan var. Erdoğan'ın karşısında da onu frenleyebilecek, AKP'yi iktidardan düşürebilecek başka bir şey kalmadı. CHP yüzde 25'te kaldı. Alternatif aradığı zaman insanlar başka bir isim gelmiyor akla. Değerli isimler var ama lider olmak farklı bir şey. Bazen insanlar bir insanda bir ışık görürler ve onun peşine gitmeye başladılar. Erdoğan 15 yıl önce böyle oldu. Kitleler onda bir ışık gördü ve onun peşinden çok önemli bir kitle gitti. Şu an toplumun benimsediği bir tek Meral Akşener'in kaldığının iktidar da Cumhurbaşkanı da farkında.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner820

banner831

banner824

banner846

banner599

banner328

banner482