banner203
banner165
Bazı kavramların çocuklar tarafından nasıl alımlandığını bilemediğim için kısa bir kararsızlıktan sonra yazmaya karar verdim bu kitapla ilgili yazmaya. Romeo ve Juliet gibi önemli bir eser Çocuklar İçin Dünya Edebiyatı serisinde Barbara Kindermann tarafından uyarlanmış ve Christa Unzner tarafından resimlenmiş. Kazım Özdoğan tarafından Türkçeye çevrilen kitap böylece çocukların okumasına sunulmuş. Gergedan Yayınları’nın basımını üstlendiği kitapta William Shakespeare’nin eseri bu kez çocuklar için canlanıyor.
Öncelikle ölüm, aşk ve şiddet unsurlarının çocuk dünyasına aktarılması noktasında çekinceler taşıyor olmakla birlikte yine de bu çalışmanın önemli bir katkı sunduğu görüşündeyim. Çünkü tam da bunların karşısında durduğu ve iki insan arasındaki aşkın, sevginin nasıl da tüm nefreti yok ettiğini gösterdiği için. Dünyaca ünlü eseri ve eser sahibini zaten biliyoruz. Ancak bunun çocuklar için uyarlanmış halini okumak bir kez daha eserden aldığımız duyguları canlandırıyor.
Kitabı okurken çocuklar için bazı kavramların nasıl da anlamsız kaldığını düşündüm. Örneğin karşılıklı nefretle dolmuş iki aile ve nefretin sebep olduğu davranışlar. Bunlar zaten çocuklara ait şeyler değil ki? Büyüklerin nasıl böylesine gereksiz sebeplerle yaşamı zorlaştırdıklarını anlayabileceklerini sanmıyorum. Kaldı ki anlamasınlar zaten!
Esere çocuklar için yaklaşınca başka başka şekillerde de algılarımı açtığını fark ettim. İlk kez lisede tiyatroda izlediğim bu eserin o zaman bende farklı duygular bıraktığını anımsıyorum. Şimdi ise aradan 18 yıl geçmiş ve çocuğuma okuyacakken daha başka şekillerde bakıyorum elimdeki kitaba. Ölümsüz eser tam da böyle bir şey işte, her dönemde okunabilen ve her okunduğunda farklı duygular çağıran.
Bazen yazmak zorlaşır ve ben şu an onu yaşıyorum. Bir tarafta ünlü bir eser, diğer tarafında bunun çocuklara uyarlanmış hali. Bir tarafta yaralar içinde ülkem, diğer tarafta çocuklar için çırpınan yüreğim. İşte bu nedenle onların dünyasına sığınıyorum yine ve devam ediyorum yazmaya.
İki nefret dolu ailenin gençleri olan Romeo ve Juliet birbirlerine aşık olurlar ve önlerindeki tüm engelleri aşmaya çabalarlar. Kitapta en çok hoşuma giden sözler iki gencin de kendilerine ait duygular dışındaki tüm kalıpyargılara karşı durdukları anlardı. Juliet’in “neden sana, bir Montague’ye aşık oldum! Ama bunun ne önemi var? Montegau ya da Capulet, bunlar birer isimden başka bir şey değil ve benim düşmanım olan ismindir sadece!  Ama sana, sevgilim, sana bütün kalbimi veririm!” sözleri elbette karşılık bulur. Romeo da ona seslenirken “İsmimin önemi yok. Bana ‘sevgilim’ de, böylece yeniden vaftiz edilmiş olurum” diye karşılık verir. Bu satırları okurken hangi duygunun insana ait olmadığını düşündüm. Aşk mı, yoksa acı mı, sevinç mi yoksa üzüntü mü? Hangi duygu sadece canlı ırkına ait değil, bırakın insan ırkını. Bir ineğin yavrusunu severken şefkat değil midir bize kalan duygu? Bir köpek kuyruğunu sallayıp teşekkür ederken yemeğini veren kişiye minnet değil midir sevincine eşlik eden duygusu?
Sandığınızın aksine dağılmadım aslında. Tam da bu duyguları hissediyorum kitaba bakarken. İki genç insan aşık oluyor ve onların tamamen dışında, üstelik anlamsız ve yaşamın karşısında yok olmaya mahkum bazı duygular nedeniyle acı çekiyorlar. Neden? Nefret ediyor iki aile büyükleri birbirlerinden diye! Anlamsızlığından kelimeler yetişemiyor imdada. İşte belki el birliği ile bunu yok etmemiz gerekiyor yeryüzünden. Bilmeden ve koşulsuz şartsız itaat ile nefret dolanların nelere sebep olduğunu biliyorduk, maalesef artık yaşıyoruz da.
Sevgi, aşk ve belki edebiyat, sanat kazanır artık kim bilir? Kazanır mı dersiniz? Kazandığını görebilir miyiz? Dünya tarihi savaşlarla dolu, kalanlar bizlere edebiyatla, sanatla, sinema ile ulaştı ve anlattı yaşadıkları duyguları. Bazen de yaşadığımız acılardan çekti çıkardı hepimizi. Kısacası merhem oldu yaralarımıza. Bu yaralar hepimizde aynıydı. Değil mi yoksa? Romeo ve Juliet öldüğünde üzülmedik mi mesela? Ya da aileler arasındaki sebepsiz nefrete kızmadık mı? Bu iki gencin engelleri aşıp kavuşmalarını dilemedik mi? Bazen bir dönüm noktası gerekir olumsuzun yok olması için ve o ana kadar gereksiz bedeller ödenir. İşte bu hikayede de öyle oluyor. İki gencin ölümü kalanlara yaşamın kıymetini gösteriyor ve şiddetin olumsuzluğunu. Barışıyor iki aile. Şöyle uyarlıyor Barbara Kindermann “Capulet’ler ve Montague’ler, bu keder dolu günden itibaren, nihayet barış ve dostluk içinde birlikte yaşamak için, ölü çocuklarının mezarının üzerinden pişmanlıkla birbirlerine ellerini uzattılar.” Keşke bu nefret daha önce sonlansaydı diye geçiriyorum bu satırları okurken.
On sekiz yaşımda tiyatroda hayranlıkla izlediğimdeki duygular şimdi yeniden canlanıyor. Aşk galip gelsin, sevgi galip gelsin savaşın karşısında. Tüm duygulardan yüce ve kıymetlidirler ve yaşamı güzelleştirirler çünkü. Üzerinden yüzyıllar geçse de Romeo ve Juliet aynı hayranlıkla izlenecektir eminim. Dünya Edebiyatı’nın önemli eserlerini çocuklara ulaştıran yayınevinin bir serisinden sadece bir örnek Romeo ve Juliet.
Çocuklarımızın aşkla, sevgiyle, dostlukla, güzellikle dolu ilişkileri olsun hem insanlarla hem tüm Dünya ile. İçinde aşk olan, sevgi olan her adım kıymetlidir ve güzel işler açar canlılar aleminin başına. Sanat bulaşsın tüm çocuklarımıza, en çok da edebiyatın büyüsü eklensin tüm işlerine. Oralarda doğru olan çok açık çünkü, hem de diğerini açıklamaya gerek bırakmaksızın ortada duruyor. İşte belki tam da bu nedenle daha çok okumalı onlara ve karşılaştırma yapmalarına yardımcı olmalı onlar daha okuma bilmezken. O zaman bilirler ki Dünya pek çok duyguyu deneyimlemiş insan öyküleriyle dolu, acı çokça var ve en güzel duygular yaşamak için onları bekliyor. O zaman yaşamın kıymetini bilirler. Belki o zaman bir adım daha ileri atmaya çabalarlar. Kim bilir belki o zaman yaşamı bizim kendilerine sunduğumuzdan daha yaşanır bir şekilde devrederler kendilerinden sonrakilere. Bizim veremediklerimizi sunarlar belki diğer canlılara. Belki bizi bizden daha iyi anlatırlar ve izlettirirler. Bilmem, belki güzel ve küçük bir dokunuş bırakırlar kendi tarihlerine. Ama illa ki aşk ile, sevgi ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner235

banner121

banner202

banner144