Elimdeki kitap gerçek ile masalın harmanlaşmış hali. Çocukların keyifle dinleyeceği ve izleyeceği bir kitap. Çiğdem Gündeş’in yazdığı, Zeycan Güleç ile Zeynep Güleç’in resimlediği kitap Tudem Yayınları’ndan çıkıyor. Doğru beslenme, spor ve hayattan keyif alma üzerine oldukça güzel bir kitap. Sadece bu yönleriyle bile zamane çocuklarının ihtiyaç duyabileceği bir kitap.
Çiğdem Gündeş masal tadında başlıyor kitaba. Resimler de öyle. Ancak aradaki nüanslar ve bazı kelime oyunları ile masaldan gerçeğe geçiyoruz, tıpkı resimlerdeki gibi. Yiyeceklerdeki abur cuburlar ve fazlalıklar gerçek olanlardan resmediliyor örneğin. Bu da okurken bence dikkati daha fazla kendinde topluyor. Küçük bir kız çocukları olduğu için oldukça mutlu olan hükümdar ve eşinden bahsediyor kitap. Hani aslında kız çocuklarının önemsenmediği ve erkek çocuk üzerinden geleceğin inşa edildiği ve eril iktidarın sonuna kadar işlendiği dönemden bir hikaye ama yazarı tersine çeviriyor işte bu düzeni. İyi de yapıyor. Kız çocukları olduğu için çok seviniyor anne ve babası. Tam da olması gerektiği gibi aslında; yani sadece cinsiyeti nedeniyle değil de çocukları olduğu için mutlu olan bir çift karşımızda. Bu güzel kız çocuğunu tüm halk da seviyor ve gözde oluyor bir anda. Gelelim sıkıntılı kısmına. Yemek yemeyi seven küçük kızı sırf “yediği” için daha da çok seven insanlar farkında olmadan ona en büyük kötülüğü yapıyor. O yedikçe daha çok veriyorlar ve işler çığrından çıkıyor. Küçük kız bir süre sonra sadece yemek yemeye odaklı yaşıyor ve fazla kilolarıyla hareket kabiliyetini bile kaybediyor. Anne ve babası duruma çözüm üretemiyorlar. Sağlıksız beslenen ve hayatında hiç hareket olmayan bu kız çocuğu için kötü günler de böylece başlıyor.
Yine aynısını yapıyorum değil mi? Kendimi durdurmasam tüm kitabı anlatacağım. Tamam şimdi bunu yapmayacağım ama sadece şu kadarını söyleyeyim, kedilerle ve kurnazca bir çocuğun ürettiği bir oyun ile bu küçük kız hem eski sağlığına, hem de kilosuna kavuşuyor. Küçük kızı üzmeden ve vücudunun ihtiyaç duyacağı kadar besleyen çocuk oldukça keyifli bir oyuna dahil ediyor onu. Bu şekilde hayattan zevk almaya yeniden başlayan kız çocuğu yiyeceklere ulaşacak duruma geldiğinde de kendisi reddediyor ve hayatın yemek dışında bir şeyler olduğunu da kavrıyor. Sonunda da bu güzel ikili istedikleri için evleniyorlar.
Kitap birçok açıdan güzel. Dediğim gibi eskiyi yeni ile buluşturuyor. Örneğin kızın zayıflamasına ve sağlığına kavuşmasına vesile olan çocuk hükümdardan kızını istediğinde, hükümdar kızına soruyor bu soruyu. Hani kız çocuğuna hiçbir şey sorulmadan ve erken yaşlarda evlendirilen dönemler (maalesef hala da büyük bir ayıp olarak karşımızda duruyor bu durum) var ya; işte onların tam tersini yapıyor hükümdar. Kızının da bu işe istekli olduğundan emin olduğunda onun kararına saygı duyuyor. Ayrıca kitabın sonunda masalların klasik sonlarında yer alan “Gökten üç elma düşmüş” diye devam eden kısmına da küçük bir müdahalede bulunuyor yazar ve diyor ki “Gökten üç elma düşmemiş, herkes kendi elmasını almak için bahçedeki ağaca tırmanmış, en sevdiği elmayı kendisi toplamış ve afiyetle yemiş.” Bence çok güzel bir son. Ağaca tırmanmanın keyfini sürebilen ve doğayla iç içe büyüyen çocuklar büyütebilmemiz ve sağlıklı beslenmenin farkında olmamız için biz büyüklere de güzel mesajlar veriyor aslında. Keyifle ve tekrar tekrar okumanızı isteyen bir küçük cadı da varsa; mesela bir haftada dört defa bu kitabı okuyabilirsiniz. Bizde öyle oldu. Tavsiye ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.