banner768
banner598
banner749

1882 yılında İstanbul’da doğan Elgün’ün babası Mehmet Ali Efendi, annesi Zeliha Hanım’dır. Eğitim hayatına dört buçuk yaşında “Mekteb-i Marifet” adındaki hususi bir okulda yapan Nakiye Hanım, ardından Darülmuallimâta ( İstanbul Kız Muallim Mektebi) girmiş ve 1900 yılında bu okuldan mezun olmuştur. 1902 yılında ise mezun olduğu okula eğitimci olarak geri döner. Görev yaptığı süre boyunca eğitim alanında ki eksikliklerin giderilmesi konusunda bir şey yapmaya çalışır.

Üsküdar Bağlarbaşı’ndaki Gedikpaşa’da bulunan İngiliz Okulu’nda da her Çarşamba günü Türkçe dersi verir. Gelen ihbarlar Nakiye Hanım’ın Müslüman çocukların İngiliz okuluna gitmelerini teşvik ettiği yönünde olunca eğitim hayatı boyunca sıradan olacak ilk uyarısını ve teftişini alır. Nakiye Hanım eğitimde iyileştirilme yapılması için kimi zaman dönemin dergilerine yazılar yazar kimi zaman da kendi metotlarıyla sesini duyurmaya çalışır. Gerekli görmediği dersleri okutmaz, daha iyi eğitim verilebilmesi için projeler üretir ancak çoğu isteği lüks görülerek reddedilir.

“ Yeni Mektep” müdürü Satı Bey’in görevden ayrılmasıyla bu göreve gelen Nakiye Hanım bugün köklü bir eğitim kurumu olan “Fevziye Mektepleri”nin ilk kurucu müdürlerindedir.

İşgal ve savaş zamanı yakın dostu Halide Edip ile beraber aktif bir rol oynamış gerek meydanlarda gerekse derneklerde halkı bilinçlendirmeyi amaçlamıştır.

21 Mayıs 1919’da üç bine yakın öğretmen Darülfünun’da toplanarak İzmir’in işgalini kınarken Nakiye Hanım “Türk kadınının haksız işgal ve adil olmayan uygulamalara erkeklerle birlikte karşı koyacağını söylerken, 13 Ocak 1920 tarihinde Sultanahmet Meydanı’nda İstanbul’un işgalini protesto etmek için düzenlenen mitingde Nakiye Hanım “Size memleketin bir kadını sıfatıyla hitap ediyorum. Fatih’in, Selim’in, Süleyman’ın mezarlarını, ecdadının ebedî abideleri olan camileri, türbeleri bırakıp çıkacak içinizde bir erkek var mıdır? Ben tasavvur etmiyorum. Çıkmayacaksınız, bırakmayacaksınız. Bizde daima sizinle beraber olacağız, yanınızdan önünüzden ayrılmayacağız. Hayatından ziyade sevdiği evladını vatan sevgisine feda eden kadınlarınızın can ile sevdiği İstanbul için canını feda edeceğine elbette inanırsınız… Önünüzde açık iki yol var: biri, tarihimize şanımızla devam etmek, diğeri gözlerimizle beraber tarihimizi de kapayıp ebediyete götürmektir” diyerek mücadeleye alanlardan böyle selam eder.

Nakiye Hanım mitingler dışında Milli Mücadeleye Bartın üzerinden Anadolu’ya sevk edilen savaş malzemelerinin bir kısmını müdürlük yaptığı Fevziye Okulu’nun depolarında saklayarak destek verirken, savaşta kimsesiz ve yardımsız kalan aileleri korumak amacıyla Şehit Ailelerine Yardım Cemiyeti adıyla bir cemiyet de kurar.

1930’da ise dünyada ilk kez çocuk hakları bildirgesi Taksim meydanında Nakiye Elgün tarafından okunur.

Çocuk Hakları Bildirgesini okuyan Nakiye Hanım, Taksim-1930

1934’de Türk Kadınına verilen seçme seçilme hakkından dolayı milletvekili olmak için görevinden istifa eder.

Aralık 1934’te Beyazıt Meydanı’ndaki kadınlara verilen bu hakla ilgili kutlamalarda Nakiye Hanım duygularını şöyle dile getirir: “İki günden beri gönüllerimizi tutuşturan, sevinçlerimizi, daha büyüklere bildirmek şerefini sizden almak için buraya çıktım. Ben bu meydanın çok kara günlerini gördüm. O kara günlerle bu günü karşılaştırarak, bizi her türlü tehlikeden kurtardıktan sonra bu hale kadar yükseltenlere, nasıl borcumuzu ödeyebiliriz. Bugün bütün dünyaya karşı Türk evlâdını tertemiz ortaya çıkaran, Türk kadınına bütün hakları veren Ulu Önderimiz Atatürk’e şükranlarımızı bildirir telgraflar çekeceğim, müsaade eder misiniz?”

8 Şubat 1935 seçimlerinde Erzurum mebusu seçilen Nakiye Hanım Türkiye’nin ilk kadın vekillerinden biri olduğu gibi kürsüye çıkan da ilk kadın vekildir. Konuşmasında;

“Arkadaşlar, başbakanımız General İsmet İnönü’ne beyanı itimat eden arkadaşlar aramızda bizim de bulunmamız ve bu bulunma onurunu bize vermiş olmanız itibarı ile duyduğumuz heyecanı ifade için buraya gelmiş bulunuyorum. Bugüne kadar Türk, bütün olarak her sahada yan yana, el ele çalışmıştı. Fakat bu güne kadar Türk milletinin en yüksek, en onurlu bir mevkii olan burada ilk defa yer almış bir kadın saylav olmak itibarı ile bunu verenlere karşı duyduğumuz hazzı ifade ederken yine bu büyük onurun içinde Türk hükümetine itimat beyan eden arkadaşlar arasında bulunmak şerefinin bize verilmiş olmasından dolayı duyduğumuz sevinci ifade etmeye çalışırken belki söz bulamıyorum.,fakat bütün dünya bilsin ki Türk milleti dün olduğu gibi bu günde, bu günden sonra da hiç eksiksiz bir bütün olarak çalışacaktır, ve bütün dünyaya bu suretle muvaffakiyetini, eserini, hüsnü niyetini göstermiş olacaktır. Bize bu güzel günleri ve bu güzel anları yaşatmış olan, ta ilk gününden beri bize rehberlik eden, önderlik eden ulu gazimiz Atatürk hazretlerine affınızı istirham ederim, büyük bir heyecan içinde olduğumdan memnu kelimeler kullanıyorum. Çünkü şu anda dünyada belki pek nadir olarak hissedilebilecek heyecan duyanlardan biriyim. Onun için tekrar affınızı istirham ederim. Bu ulu güne erişmiş olmamızdan dolayı asîl Türk milletine muvaffakiyetler, en büyük, en güzel günler, en saadetli anlar temenni ederek huzurunuzdan çekiliyorum”

VI. ve VII. dönemlerde de Erzurum’dan milletvekili seçilen Nakiye Elgün birçok konuda çalışmalar yaptıktan sonra 23 Mart 1954 tarihinde Cumhuriyetin en güzel kadınlarından biri olarak aramızdan ayrılır.

Tüm çocuklarımızın çocuk hakları gününü kutluyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Dr. Erhan UYSAL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner630

banner328

banner599

banner733

banner482