banner232
banner203
banner230
banner165
Tülin Kozikoğlu’nu ve çok sevdiğimiz kitaplarını bir başka yazıda aktarmıştım. Yine bu yazara dönmemin nedeni, güzel bir konuya değinmesi. Maalesef pek çok kişi için artık bir değer taşımasa da bence önemli bir konudaki soruna ışık tutmuş yazar. Noktalama işaretlerinin öyküsünü konu almış yazar “Mıstık seni anlamıyoruz!” adlı kitabında.   
Değişen ve dönüşen yaşamlarımızda varolan ve iyi diye bildiklerimizi koruma konusunda sorunlar yaşıyoruz. Bunlardan bir tanesi de yazım kuralları. Noktalama işaretlerinin yerli yerinde kullanılmaması. Hatta bırakalım noktalama işaretlerini kelimeleri bile doğru kullananların azaldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Çocukların dili öğrendikleri ilk yer aileleri. Aileden sonraki sosyalleşme aşamasında arkadaşları, okul ve diğer gruplar devreye giriyor. Teknolojinin artısı ve eksisini tartışmak bu yazının konusu değil. Ancak yine de belirtmem gerekiyor ki telefon ve internet ile yazım kuralları olumsuz yönde etkilendi. Kısa cevap yazmak, derken harfleri yazmamak ve sonrasında bozulan bir dil yapısı da hepimizin artık çokça gördüğü şeyler.
Yaşananları herkes kendi tarafından deneyimliyor. Okuma yazma bilmenin dışında, neyi nasıl söyleyeceğini yazıya dökemeyen bir çoğunluk ortada. Bazılarına bu anlatılanlar çok sıkıcı gelebilir, ancak bence çok önemli bir konu. Kendini ifade etmenin yolu sözlü iletişim olduğu kadar yazılı iletişimden de geçiyor. Kaldı ki kişinin kendisini doğru bir şekilde ifade edememesi yanlış anlamaları çoğaltacağı gibi, bu karmaşada kalmak okuyan açısından yorucu da oluyor. İletişim Yayınları tarafından basılan ve Uğur Altun tarafından resimlenen kitap biraz da benzer kaygılardan yola çıkıyor.
Mıstık konuşmadan evvel anlatamıyordu derdini, konuşmaya başlayınca sıkıntısı azaldı. Okula gidip okuma yazma öğrenince de herkesin onu anlaması gerekiyordu ama bir sorun vardı. Mıstık noktalama işaretlerini kullanmadığı için yazdıklarını anlayamıyordu insanlar. Yorulan ve onu anlamaya çalışan insanlar zamanla sıkılmaya başladılar. Mıstık’a onu anlamadıklarını söyledi etrafındakiler ama o yazmaya devam etti. Yazmayı çok seviyordu ve bu onun için çok zevkliydi ama noktalama işaretleri yokken bulmaca çözmeye dönüşüyordu yazdıkları.
Mıstık halinden memnun olsa da yaşamına noktalama işaretleri dahil oluyor Tülin Kozikoğlu yardımıyla. İyi de oluyor. Hem de çok güzel ve çocukların anlayacağı bir dille dahil oluyor. Mesela noktayı anlatırken yazar “Nasıl yemek yerken her lokmayı çiğner, bitirir, yutarız ve ardından bir sonraki lokmayı alırız, işte Nokta da her cümleyi bir lokma gibi bitirmemizi ve sonra yeni cümleye başlamamızı sağlar. Yoksa lokmalar da cümleler de birbirine karışır. Ne yemenin ne de konuşmanın tadı kalır” diyor. Bu söylenenlere ilerleyen sayfalarda kucağında kocaman bir nokta ile oturan Mıstık’ın resmi eşlik edince daha da sevimli oluyor okumak ve izlemek.
Noktadan sonra virgül, noktalı virgül, tırnak işareti, ünlem, üç nokta, iki nokta üst üste, soru işareti, parantez, kesme işareti de aynı tılsımlı havada anlatılıyor. Gündelik hayattan örneklerle hangi noktalama işaretinin nerede kullanılacağı anlatılıyor ve işin içine mizah katılıyor. Ben okurken çok eğlendim. Ancak Mıstık sevinmedi. Neden mi? Çünkü o aslında tüm noktalama işaretlerini biliyormuş. Sadece yazdıklarının anlaşılmasını istemediği için bunları kullanmıyormuş. Sır olarak kalsın istiyormuş tüm yazdıklarının.
Çok sevimli bir şey de tüm noktalama işaretlerinin birbirleriyle sohbetlerine dahil olmak. Her işaret neye yaradığını ve neden gerekli olduğunu anlatıyor. Sonra hepsi Mıstık’ın yaşamına ve yazılarına dahil oldukları için üzülüyorl bir anlığına. Neden mi? Çünkü sırlarını açığa çıkardıklarını söylüyor Mıstık onlara. İnsan okurken bir anda kendisini bu işaretlerin gizli bir tanığı gibi hissediyor. Bu arada Mıstık kendisi için yeni bir yol arıyor zaman kaybetmeden.
Madem noktalama işaretleri Mıstık’ın yazdıklarından ayrılmayacak o zaman başka çözüm bulmak gerekiyor. Sonunda gizli bir şifreleme yöntemi seçiyor Mıstık kendisine ve her ay bir harfe şifre bırakıyor. Böylece sırları yazıda saklanıyor.
Okurken ve çizimleri izlerken keyif aldığımız bu kitabı sadece okul çağı değil okul öncesi çocuklarla da paylaşabilirsiniz. Siz okuyun ve onlara okumaları için verin kitabı. Böylece hem ne kadar sizi dinlediklerini sezin hem de resimlerin hayal dünyalarına nasıl da eşlik ettiğine tanık olun. İnanın onların size okuması çok daha keyifli. Bazen hiç ummadığınız cümleler çıkabiliyor çocuklardan. Çok önemli bir nokta daha; bu yolla çocuklar size kendilerini de açıyorlar.

Gün içinde kendilerini rahatsız eden veya istekte bulundukları bir şey aniden ortaya çıkıyor. Onun size kitap okuması ile bir nevi sohbet ediyorsunuz ve siz dinleyen olarak gereken mesajları alıyorsunuz.
Mıstık gibi tüm noktalama işaretlerini bilen insanların artmasını diliyorum. Bozulan ve dağılan onca şeyin yanında dili korumak ve doğru şekilde kullanmak ifade yeteneğimizi de güçlendirecektir. Herkesin ama en çok da çocukların anlaşılmaya ihtiyacı var. En çok onların dinlenmesi ve konuşmalarına destek olunması gerekiyor.
Susan bir çocuk içine atar ve sorunları çürütür içini. İster resimle, ister yazıyla, ister söz veya dansla ama bir şekilde onların konuşmalarına ortam yaratmak gerekiyor. Çocuklar adına iyi işler peşinde koşan eğitimciler kadar yazarlar ve sivil toplum örgütlerinin de Mıstık gibi değerli yol arkadaşları olsun. İyi olan ne varsa hep çocuklardan yana olsun ve tüm temsil sistemleri sadece onların çocuk dünyalarını geliştirmek, zenginleştirmek ve güzelleştirmek üzere kullanılsın. Başka türlü temsil sistemi olmasın kimsede. Son olarak yazı yazmayı seven çocuklar büyüsün ve onlar adına iyi işlere imza atmak için kalemini kullanan büyükler çoğalsın. 


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237