Gazeteci, halk adına kamuyu denetleyen kişidir…
Halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlar…
Doğrudan yana taraftır…

Kutsal ve bir o kadar da riskli bir görevi icra eder…
Ülkenin dertleriyle dertlenir…
Tehditler alır, boyun eğmez…
Kalemi kırılır, tutuklanır…
Çabuk yıpranır…
Ama geri adım atmaz…

“Gazeteciliğin” özeti budur…
Ama tarif olunan bu özellikleri yitirenlerin üstünlüğü vardır artık bu meslekte.
Düne kadar muhalif olanlar, gücün, paranın büyüsüne kapılmıştır.
3-5 kuruşa kalemini kiraya vermiştir, satmıştır.
Doğruya yanlış, yanlışa doğru denmeye başlanmıştır.
Bu tutum tüm gazetecileri taraf olmaya itmiştir.
İktidara yakın ya da uzak, “Tarafsızlık” ilkesi yitirilmiş;
“Taraf olmayan bertaraf olur” mantığıyla bir şekle sokulmuştur.

Devleti yönetenlerin “Alo Fatih” hamleleri, kentleri yönetenlerin ise reklamlarla yerel basını dizayn eden zatı muhteremleri vardır…
Basın sermayenin eline geçmiş, farklı çıkarlar uğruna ya da silah olarak kullanılmaya başlanmış, gazetecilerin gazetecilik yapabilecekleri alanlar daraldıkça daralmıştır.

“Özgür basın” artık bir masala dönüşmüş, geçmişin tüm kazanımları gazetecilerin elinden bir bir alınmıştır. Gazeteciler, maddi ve manevi anlamda; sahip çıktıkları hak arayan işçiden, emekçiden daha kötü duruma gelmiştir.

Sendikal örgütlülüğün en düşük seviyede olduğu mecra yine bu sektördür.
En çok yıpranan ancak yıpranma payı da kaldırılan gazeteciler;
sarı basın kartı sahibi dahi olmakta türlü engellerle karşılaşmaktadır.
Bu kartı alabilmek için basılı yayım şartı vardır ki günümüz internet çağıdır.
Basılı yayınlar gerek ilgi görmemekten ve gerekse artan kağıt fiyatları nedeniyle kapanıp internet gazetesine dönüşürken hükümet, internet gazeteciliğini tanıyan bir yasaya hala imza atmamış; bu nedenle gazeteciler basın sigortasına tabii olamamış, sarı basın kartı almaya hak kazanamamıştır.

Ha sarı basın kartı demişken onu da çok gözünüzde büyütmeyin, akraditasyon olmadan pek işe yaradığı söylenemez… Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilimizdeki programını sarı basın kartınıza rağmen akreditasyon olmadan takip etme imkanınız bulunmamaktadır.

Günümüzde orta yol yoktur ya över yolunuzu bulursunuz ya da gazetecilik yapar bedel ödersiniz… Gazetecilik yağlanırsanız bol kazanç, eleştirirseniz kıt kanaattir…

Fotoğrafa “RESİM”, gazeteye “GASTE” diyecek kadar gazetecilikten bihaber olanların “Sermaye” olduğu bu sektörün mayası bozulmuştur.
Tuz, çoktan kokmuştur. Gazetecileri oto sansüre iten etkenler nedeniyle gazetecilik artık yapılabilir olmaktan çıkmıştır…
Gazeteciler özgür değildir, huzurlu değildir, refah seviyesine erişmiş değildir…

***

Hani derler ya; “Bayram gelmiş neyime…”
Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ymüş!
Yıllar önce bayram olarak kutlanan, sonrasında güne indirgenen bugün,
yok olan haklarımız nedeniyle artık bir bayram değildir…
Kutlamıyorum, kutlayamıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersoy Kandemir 2019-01-10 16:53:50

O SAĞLAM gazeteciler de olmasa vay bu milletin haline,Kocaeli’deki yerel medya ve gazetecilik mesleğini ne zorluklarla yaptıklarına bizzat şahit biri olarak bu güzel günlerini kutlar,gazetecilere dil uzatmış ÇOMAR OMARA da yaptıklarının bedelini ödeyeceğini tekrar hatırlatarak kendisini gazetecil olarak değil PARA CANLISI DALKAVUK olarak gördüğümü bildiririm!