banner598
banner669

İyiden iyiye telaşlanmaya başladım artık.

Normal şartlarda Temmuz’un 13’ünde kaldırım taşları kavrulmalı, televizyonlarda sıcak taş üzerine kırılan yumurtanın nasıl piştiği filan anlatılmalı.

Mevcut durum ise şu; sokaktaki tekir, çomar kıvrılıp kestirmek için bir gölge aramak zorunda değil.

Zira dört bir yanda güneşten eser yok.

Hava durumu spikerleri sürekli parçalı bulutlardan bahsediyor.

“Aman be adam, yaz günü ne güzel serin hava. Neden bahsediyorsun” diyenlerin sesi kulaklarımda çınlıyor.

Dedim ya, iyiden iyiye telaşlanmaya başladım çünkü bu durum normal değil.

Son 10-15 yıldır bu kadar rahat bir yaz mevsimi geçirdiğimizi, yazı böyle kolay ortaladığımızı hatırlamıyorum.

Hala rahatça gömlek giyebiliyor, akşamları eser diye yanımızda hırka benzeri ürünler taşıyoruz.

*

Havadaki bu durum, insanların ruh haline de yansıyor.

Bana kalsa hava hoş.

Ben güneş değil bulut severim de, genel geçer kabulümüz güneşli ve açık havaların insanları pozitif etkilediği yönünde.

Hava kapalı olunca insanlar da anlayışa ve hoşgörüye kapalı oluyor.

Dün Kocaeli Barış’ta okuduğunu haber ve altına gelen yorumlar da bu kapalılığın bir eseri aslında.

İzmit’in önemli eğlence mekanlarından Leman Kültür artık “dame”sız gelen konuklarını mekana almayacakmış.

Öncelikle küçük yanlışı düzeltelim.

Dam değil, dame…

Fransızca kadın anlamı taşıyor.

Devşirmişiz Fransızlardan…

Gelelim soruna; Mekana yanında kadın arkadaşı olmadan gelen “tek” erkekler kabul edilmeyecekmiş artık.
Aman Allah’ım insanlar öyle yorum yapmışlar, Leman Kültür’ü ve işletmeci Akkurt ailesine öyle bir eleştirmişler ki sanırsınız çok büyük bir yanlışın içine girmişler, kanunları çiğnemişler, insan canına kastetmişler…
Mekan Akkurt ailesine ait.

Mekana erkeklerin tek başına gelmesini istemiyorlar.

Evet bu istek eksik bir istek.

Ama “dame’sız girilmez talebi eksik” demek yerine kent için büyük katkıları olan Akkurt ailesini çarmıha germek çözüm mü?

*

AKP’li belediyelerin alkollü mekanlara savaş açtığı, en ufak gerekçelerle mekanların kapatıldığı ve yeni ruhsatların verilmediği günümüzde İzmit’te alkollü mekan sayısı bir elin parmaklarını geçmez oldu.

Kent, alkollü mekan kültürünü unuttu.

Alkollü mekan sayısı azalınca mekanlar da serserilerin, çevresine rahatsızlık veren erkek topluluklarının sayısı arttı.

Kadınlar alkollü eğlence mekanlarından büyük ölçüde elini ayağını çekti…
Kadınlar gitmeyince, kadınların yer aldığı arkadaş grupları da Leman Kültür ve benzeri mekanları tercih etmeyi bıraktı.
Akkurt ailesinin, Leman Kültür’ün bu uygulaması; ölmek üzere olan mekanı ayağa kaldırma çabasıdır.

Ancak büyük bir eksikleri var.

Kocaeli öyle “dame’sız girilmez” gibi söylemleri pek kaldırabilecek bir kent değil.

Onun yerine “önüne gelen giremez” deyin.

Koyun kapıya güvenliği, eli ayağı düzgün olmayan, çevresine rahatsızlık verebileceği düşünülen, ipsiz sapsız takımını almasın içeri.

Aksi halde bir süre sonra gün bitimi 2 bira içmek isteyen küçük erkek avukat, mühendis, doktor arkadaş gruplarının da mekandan ayak kesmesine sebep olursunuz.

Aksi halde bir süre sonra mekana gelecek adam, mekana gelecek insan bulamaz olursunuz.

Aksi halde bir önceki işletmecinin kaderini paylaşır, mekanı “iş yapmıyor” bahanesiyle devretmeye kalkarsınız…

*

Kocaeli’nin Leman Kültür ve benzeri mekanlara, kadın-erkek dileyen herkesin gönlünce eğlenebileceği alkollü işletmelere ihtiyacı var.

Bu işletmeler sadece onları işletenlere değil, aynı zaman da bu kente de ait.

Sadece işletmecilerin cebine değil kentin kültürel hayatına da hizmet veriyorlar.

Leman Kültür ve benzeri işletmeleri yaşatmak bu kentin çocukları olarak hepimizin görevi.

Bugüne kadar Leman Kültür’e yolum düşmemişti.

Nargile servis etmeyen mekanlara gidemez olduk yıllardır.

İnanın nargile servis eden mekan yok diye uzun süredir dışarı da saatlerce oturup alkol tüketmiyorum.

Ancak bugünden sonra bu durumu değiştireceğim.

Hiç olmazsa ayda bir Leman Kültür’de olacağım.

Dame’lı ya da dame’sız, ben mekanın yaşaması için elimi taşın altına koyacağım.

Eminim kısa süre içerisinde aldıkları karardaki büyük eksikliği fark edip, dame’sızlık kararını değiştireceklerdir.

*

Yaz aylarının ortasında sonbaharı yaşadığımız, tabiat olarak güneşe hasret kaldığımız bugünler ne mi olacak?

Uyuyup uyanacağız, uyuyup uyanacağız…

Her sene eylül gibi sona eren yaz mevsimi bakmışız kasım da bile devam ediyor.

Biz insanoğlu tabiatın dengesini bozduk.

Mevsimlerin içine ettik.

Mevsimler de bizim dengemizi bozuyor.

Olur olmaz sinirleniyor, her şeye olumsuz yanından bakıyoruz.

Hepsi bu.

BAKIN NEYİ AYAKTA ALKIŞLADIM!

Bazı reklam sahneleri insanın zihnine kazınıyor.

Kola deyince buzlu bir bardağa cam şişeden boşalan kahverengi içecek beliriyor hemen gözümüzün önünde.

Kulaklarımızda birbirine ve bardağa çarpan buzların şakırtısı eşliğinde bardağın ucuna doğru yükselen köpüğü görür gibi oluyoruz.

Bu görüntü tarifi bile bizi susatıyor.

Kola istiyoruz.

*

Sahilde boydan boya uzanmış, pürüzsüz teni bronzlaşmış bir kadın ya da Yunan heykelinden hallice bir adam düşünün.

O pürrüssüz tende bir damla terin süzüldüğünü hayal edin.

Kameranın ter damlasını baştan sona takip ettiğini varsayın.

Ve şu sloganı okuyun; “Susuzluğunu dinle…”

Hemen tamamladınız değil mi?

“Sprite iç!”

*

Her iki örnekte olduğu gibi bir istek ve arzu duyduğum ancak her iki örnekte olduğu gibi sağlam betimlemelerle dile getirmeye hayal gücümün yetmeyeceği bir lezzet şölenini anlatmak istiyorum size; Meze’m.

Birkaç hafta önce sosyal medya sitesi Facebook üzerinden bir arkadaşlık daveti geldi.

Meze’m Meze Evi benimle arkadaş olmak istiyormuş…

Oldum ve unuttum.

Derken zaman tünelime her gün farklı bir lezzetin fotoğrafı “Bugüne özel…” filan diye düşmeye başladı.

Geçtiğimiz gün “Falafel.... Lübnan'ın eşsiz lezzeti... özel sosu ile damaklarınızda iz bırakmaya hazır...” gönderisini görünce apar topar çıktım işyerinden.

İzmit’te Kapanönü’nde yer alan dükkana koştum.

İşletmenin sahibi Vildan Ergönenç’e her şeyi denemek istediğimi söyledim.

Büyük bir tabakta hemen her şey geldi.

Tabağa sığmayanlar da küçük servis tabaklarında önümdeydi.

Başta bahsettiğim sıkıntımın temel sebebi burada başladı.

Hangi mezeye çatal uzatsam çağın ötesinde bir lezzetin kapılarını araladım adeta.

Falafel, deniz börülcesi, yaprak sarma, patlıcan dolması, biber dolması, Arnavut ciğeri, havuç topları, Çerkes Tavuğu…

Mekana giderken aklımdan geçen şuydu; “Elbet bir tane mezeyi düzgün yapmışlardır. Hepsini deneyeyim, güzel olanı öneririm…”

Fakat önümdeki tabağa çatalımı her uzatışımda aklımdan geçenler kayboldu.
“Hangisi daha iyi” diye düşünmekten ter döktüm.

Hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden lezzetli.

Tabaktaki her mezeyi bitirişimde ayağa kalkıp alkışlamak istedim.

Vildan Ergönenç aslında kimya mühendisi.

12 yıl Kahramanmaraş’ta yaşamış.

Bölgenin lezzetlerini tatmış, öğrenmiş, pişirmiş, tecrübe etmiş.

Maraş’ın lezzeti, bölgenin kültürü adeta ellerine sinmiş.

Meze’m 22 Haziran’da kapılarını açmış.

Daha oldukça yeni bir mekan.

Mekanın asıl aşçısı Hale Gürbüz.

Vildan hanım da onunla birlikte mutfakta.

Anlayacağınız tam bir kadın dayanışması…

Anlayacağınız “kadın eli değmiş” deyiminin bir anlamda ete kemiğe bürünmüş hali Meze’m.
“Karışık” bir tabağın ortalama maliyeti 20-25 lira.

Öğle yemeğinde hafif bir zeytinyağlı, lezzetli bir meze istiyorsanız mutlaka uğrayın.

“Yok ben öğle yemeğini işyerinde yiyorum. Yok ben öğle yemeğinde etten başka bir şey yemem” diyorsanız paket de yapıyorlar.

Bir iş günü sonunda, bir mesai bitiminde uğrayın.

Kilo ile satılan mezeler arasında tercihinizi yapın, miktarını söyleyin ve paketletin.

İster akşam yemeğine katkı olsun, ister 35’lik rakınıza meze…
Benden size son yılların en sağlam önerisidir Meze’m.

Hiç vakit kaybetmeyin, sakın ertelemeyin.
Çok dua edeceksiniz bana, çooook.

FİLM ÖNERİSİ 

Ratatouille…
Pixar tarafından yapılan ve Walt Disney Pictures tarafından dağıtılan, 2007 yılı, bilgisayar animasyon filmi.

Filmde bir resotranın sahibinin oğlu olan ancak bu bilinmeyen çöpçü bir çocuğa yardım eden bir fare konu alınıyor.

Yemek nedir, nasıl yapılır, iyi yemek pahalı yemek midir sorularına cevap aranıyor.
Çok kötü bir anlatım olduğunun farkındayım ancak spoiler vermek istemiyorum.

Sürprizi varsa, sürpriz size kalsın…
Ailecek izlenebilecek, eğlenceli bir film.

Çocuklar için güzel mesajları da var.

GÜNÜN SÖZÜ

Yemek yapmak. Sanatların en güzeli ve kusursuzudur. Beş duyumuzu birden harekete geçirir, hatta bir duyumuzu daha uyandırır-elimizden geleni ortaya koyma ihtiyacımızı. En sevdiğim tedavi budur.

Paulo Coelho

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Okur 2018-07-14 08:07:40

Simit zammına ne diyorsunuz hangi simitçiyle gidelim hangisi Kocaelisporlu

Avatar
Yazar 2018-07-14 17:54:40

Sigara yasağına uysunlar biz de gidelim.

banner354

banner630

banner328

banner599

banner482