Sözlerime başlamadan önce yukarda fotoğraftan bahsederek söze girmek istedim. 1950’li yıllarda Nevşehir Ürgüp’de Mustafa paşa köyünde çekilmiş bu fotoğraf. Kitap İare Sandığı, yani ödünç kitap sandığıdır. Kahraman ise köyün seyyar kütüphanecisi Ziyaettin Yıldızhan’dır.

O günlerden bugünlere gelelim.

Türkiye’de;

Dergi okuma oranı % 4

Kitap okuma oranı % 4,5

Gazete okuma oranı % 22

Radyo dinleme oranı %25

Televizyon izleme oranı %94

Üzerinde düşünülmesi gereken daha doğrusu sanırım düşündürten bir tablodur. Toplumsal birçok olayın sebebini ve de alt yapısında yatan gerçekleri görmenizi isteyeceğim sizlerden.

Yine kitap okuma oranlarını incelemeye devam edersek;

Cahillikle ters orantılı olan orandır.

Batı'ya gittikçe artar.

Türkiye’de yılda 6 kişi bir kitap okuyor.

Kitap okumayamama konusunda hepimizin bahanesi hazırdır: -Kitaplar çok pahalı -işten geldim, yorgunum -Öğrenciyiz abi! -Oku oku nereye kadar? -...ve daha birçoğu Bu sözler en genel tavırlarımız.

Türkiye'de okunan kitaplara da bakarsanız, "siyaset, aşk, cinsellik" gibi birkaç temaya sıkışmıştır. Popüler kültürün önümüze sürdüğü kitaplar... Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz. Bu zamanı TV'ye ayıran bizler, her gün birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz. Ne garip değil mi? Yukarıdaki basit bahanelerimiz, diziler/filmler için geçerli olmuyor çoğu zaman. Diğer açıdan, internet insanoğluna sınırsız olanaklar sunarken, gençlerimizi asosyal bireyler haline getirmiyor mu?

İnternete ayırdığımız zamanı, kitaplara ayırabiliyor muyuz?

Bütün bu sorunların ardından Türkiye'nin okuma karnesine bir bakalım: *Eğitim-Senin bir araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 8i hiç kitap okumuyor. Yüzde 39u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yüzde 28i ayda bir kitap alıyor.

Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş konuyla ilgili ele aldığı makalede "Devlet kitap okumayı kötü gösterdi" alt başlığıyla doğrudan bir eleştiri getiriyor. Ortaş makalesinde şöyle devam ediyor : "12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, 'Sus sen bilmezsin, ' 'aklın ermez, ' 'büyüğüne saygı, ' 'otoriteye saygı' kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazanamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir.

Kitap okuma oranının yüzde 4, 5 olduğu Türkiye'de yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya'da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye'de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.

Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan'da kitap ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye'de bu rakam 2000- 3000 civarında basılmaktadır.

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor'unda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradadır.

Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor

Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.

Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor.

Türkiye'de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.

Türkiye'de okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişi

Norveçli 137 $

Alman 122 $

Belçikalı 100 $

Avustralyalı 100 $

Güney Koreli 39 $

Dünya ortalaması 1, 3 $

Türkiyeli 0, 45 $ kitap için para ayırmış

Kitap basılma oranlarına bakacak olursak;

ABD'de 72 bin kitap basılıyor.

Rusya'da 58bin kitap basılıyor.

Japonya'da 42 bin kitap basılıyor.

Fransa’da 27 bin kitap basılıyor.

Türkiye'de ise 7 bin kitap basılmakta.

Türkiye'de öğrencilerin sadece yüzde 19'u, 25'ten fazla kitaba sahiptir.

Türkiye'de kitaba yılda harcanan para 45 sent.

Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8'i kitap okumaya gidiyor.

Öğretmenlerin yüzde 33,4’ü düzenli kitap okuyor.

Anne baba çaba harcamıyor Sadece dört anne babadan biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.

En çok basılan yerli beş kitap: Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin'in Hikâyeleri.

En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fablları, Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi...

Bu kadar veriden sonra kendimizi tekrar sorgulayalım. Gelişme arzusunu yıllarca içinde taşıyan bir toplum olarak kitap okuma alışkanlığı kazanmayı ne zaman önemseyeceğiz? Okumak, anlamak, anlatabilmek... Bu kavramların hepsi kitap okuma alışkanlığında yatıyor. Kendi çözümsüzlüğümüzü kendimiz yaratmayalım. TV alışkanlığımıza, eğlenceye biraz daha az zaman ayırarak, bu toplumu hep beraber geliştirelim. Çocuklarımıza, ailemize de bu alışkanlığı kazandıralım.

Eğer bunu başaramazsak hedefimize koyduğumuz hiçbir şeyi gerçekleştiremeyiz.

Kardeşçe sevgi ve saygıyla.

Dr. Erhan UYSAL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güler Varoçlu 2018-06-30 12:25:35

Kharika bir araştırma yazısı,kaleminize sağlık ömrünüze ömür ....EN ÇOK DİKKAT EDİLECEK CEVAP''OKU OKU NEREYE KADAR AĞABEY''..İŞTE BU ÇOK ACI..Okudukça bilgi zenginleştikçe kontrollü özgüven arttığını bilmemenin acı gerçeği....tekrar yüreğinize sağlık olsun.tşk.ler.