banner540
banner519

Aleix Cabrera’nın yazıp Rosa M. Curto’nun resimlediği Kaybolan Renkler kitabı Tübitak Popüler Bilim Kitapları’ndan çıkmış. Adem Uludağ tarafından Türkçe’ye çevrilen kitap Çocuk Hakları Bildirisi’nin 7. Maddesi çerçevesinde çıkarılmış. 20 Kasım 1959 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisi daha sonra düzenlemelerle 1989 yılında 193 üye devlet tarafından kabul edilerek uluslararası sözleşme haline dönüştürülmüştür. Türkiye’nin de dahil olduğu sözleşme maddeleri bir çocuğun sahip olduğu haklar üzerinden oluşturulmuştur. Gönlümüzden geçen tüm maddelerin uygulanması ancak maalesef yaşadıklarımızı düşününce gönlümüzden geçen boğazımızda düğüm oluşturabiliyor.

İşte elimizdeki kitap bu maddelerden bir tanesine dikkat çekmek için oluşturulmuş. Çocuğun en temel haklarından olan eğitim hakkını konu edinen kitap oldukça keyifli bir yol izlemiş. Buna gelmeden önce kitabın en arka kısmında yer alan ve kitaba konusunu veren maddeyi belirtmek istiyorum; “Çocuğun, en azından temel eğitim aşamasında parasız zorunlu eğitim almaya hakkı vardır. Çocuğa, genel kültürünü arttıracak, fırsat eşitliği temelinde yeteneklerini, bağımsız karar alma gücünü, ahlaki ve toplumsal sorumluluk duygusunu geliştirecek ve topluma yararlı birey haline gelmesini sağlayacak bir eğitim verilir. Çocuğun eğitiminden ve ona rehberlik etmekten sorumlu olanlar için yol gösterici ilke, çocuğun menfaatidir. Bu sorumluluk en başta çocuğun anne babasına aittir. Çocuğa, eğitimi ile aynı amaçlara yönelik olması gereken oyun ve eğlence için her türlü olanak sağlanır; toplum ve resmi makamlar çocuğun bu hakkı kullanmasını sağlamak yönünde çaba sarf edecektir.”

Gelelim kitabımıza. Kitapta öğrenme, merak duygusuyla beraber sunulmuş ve bir grup çocuk etraflarında neden renk olmadığını sorgulamaya başlamışlar. Cevabını bulmak için ellerinde sadece numaraların olduğu bir haritadan yola çıkan çocuklar; karla kaplı yerlere, tropikal bölgelere, volkanik yerlere, denizlere, çöllere ve savanalara giderler ama aradıkları cevabı bulamazlar. Gri ile kaplı evlerin ve şehrin içine geri dönerler. Öyle ki insanlar da mutsuz ve sorgusuz yaşamaktadır bu şehirde. Oysa çocuklar gökkuşağının tüm renklerini severler ve onları bulma telaşındadırlar.

İyi ki çocuklar merak duygularından vazgeçmiyorlar da bizler de onlarla beraber aramaya devam ediyoruz kitapta. Sonunda ellerindeki haritada yer alan numaraların aslında kütüphanede yer alan kitap numaraları olduğunu fark ediyorlar ve başlıyorlar araştırmaya. Okudukça ve öğrendikçe tüm renkler geri geliyor hayatlarına. Oldukça güzel bir kurgu üzerinden anlatılmış okuma ve öğrenme isteği. Çocuklar her kitapta yeni şeyler öğreniyor ve bizler de onlarla beraber etrafa yayılan renklerin kıymetini bir kez daha görüyoruz.

Açıkçası hem çocuk hakları üzerine her bir maddesi ayrı bir önem ve değer taşıyan sözleşmede imzamızın olması mutlu ediyor, hem de buna eşlik eden bir Çocuk Bayramı’mızın olması. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm dünya çocuklarına armağan edilen bir bayram. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün olan 23 Nisan 1920 tarihindeki bu önemli olay bir anlamda geleceğe emanet ediliyor. Geleceğe değer ve önem veriliyor aynı zamanda. Çocuklara dikkat çekiliyor ve onların tüm dünya çocuklarıyla beraber bayram içinde yaşamaları isteği gösteriliyor. Çocuk ortak paydasında hepimizi onların haklarına duyarlı olmaya çağırıyor bir farklı yönüyle. Yine aynı paydada hepsinin huzur ve barış içinde yaşaması gereği vurgulanıyor. Aslına bakılırsa çocuk ortak paydasında birleştiğinizde “kötü” diyeceğiniz hemen her şey yok oluyor ve dünya barışı doğuyor aynı güneşin ışıklarıyla. Kitap ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı aynı güne gelince aklımıza hem onlar adına yapılan olumlu şeyler geliyor hem de yapılamayanlar.

Şimdi dinleyelim hep beraber şu kelimeleri kendi sesimizden; çocuk gelin, çocuk işçi, çocuk istismarı, çocuk mülteci, sokak çocuğu, çocuk ölümleri vb. Nasıl, sizler de en az benim kadar okurken bile rahatsız oldunuz değil mi? Bununla beraber, maalesef çokça örnek gördük ve yaşıyoruz. Yaşadığımız travmalar o kadar çok ki çocuk tarafımızdan. Açılan yaralar küçük bedenlere inat kocaman lekeler bıraktı tüm büyüklerin bedenlerinde, belleklerinde. Bu yazıyı okuyan her bir kişi ayrı ayrı kendi tarafından baksın çocuklara yapılanlara. Yetim ve öksüz bırakılanlar da ayrıca düşünülsün. Tüm bunlarla birlikte biz bir taraftan onlara bayram isteyen bir zihniyetten mutluluk duyarken diğer yandan çocuklarımızı tehlikelerden nasıl koruyacağımızı düşünüyorsak yol alamamışız demektir. Elbette iyi ve güzel çalışmalar içinde olanlar var ve iyi ki de var. Onlar da olmasa sanki umut kalmayacak gibi. Hayat kararacak ve bizler tam da bu kitaptaki gibi grilere terk edileceğiz gibi.

Yine de iyi ki çocuklar var ve bizleri mecbur kılıyorlar iyiliğe. Tam da kitaptaki gibi heyecanları, merakları, çabaları hayatlarımızı renklendiriyor ve bizleri kendimize getiriyor. Umudumuzu yeşertiyorlar taşıdıkları her bir renk ile. Onlar sadece insan yavrusu olmak gibi bir ortak paydada birleşirken keşke biz büyükleri de onlar için güzel ve iyi olanı getirme çabasında birleşebilsek. Tüm siyasi mekanizmalar sadece ama sadece bunun için mesai yapsa. Tüm hukuk sistemi sadece ama sadece onların daha mutlu ve güvenli bir dünyada yaşamaları için karar alsa. Ya da keşke tüm eğitim dünyasındakiler onların meraklarına iyi birer rehber olabilseler. Ya da en azından iki küçük kız çocuğunun (5 yaş grubu anaokulu etkinliğinden) sesinden dinlediğim Ali Püsküllüoğlu’nun Çocuk Bayramı şiirinin dizeleri tüm dünya çocukları için gerçek olsa/olabilse…

“Çocuklarız, yarının

Büyük insanlarıyız

Üstünde bu vatanın

Hür, mesut, kaygısız

Daima yaşayacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

banner482