Kelime Yayınları tarafından basılan, Şebnem Aydın Gündüz tarafından resimlenen İyi ki Varsın Tilki Toni, üç kitaptan oluşuyor. Sırasıyla; Arkadaşlık Puding Gibidir, Beş Duyu, Zaman Dipsiz Bir Kuyu ve Bir Dilek Tut adlarını taşıyan kitapların yazarı Hafize Çınar Güner. Her kitapta ayrı konulara değinen yazar aslında insan, hayvan ve doğa sevgisini harmanlıyor her kitabında.
Deniz adlı bir kız çocuğunun dolabına yerleşen Toni dünyayı dolaşan bilge ve sevimli bir tilki. Gittiği yerlerde kurduğu dostluklar, yeni yerler keşfetme merakını da besliyor. Çocuklarla konuşuyor ve onlarla sohbet etmeyi seviyor. Onlara zaman zaman duyguları konusunda yardımcı oluyor. Deniz de evdeki ablası Güneş ve küçük kardeşi Toprak ile aslında mutlu bir yaşam sürüyor. Anneleri tarih öğretmeni ve babaları müze müdürü olan çocuklar kısa süre içinde Tilki Toni ile dost oluyorlar.
Arkadaşlık Puding Gibidir adlı ilk kitapta, Deniz okulda yaşadığı bazı sorunları dostu Tilki Toni ile çözüyor. Bu bölümü okurken çocukların dünyasının o yalın ve güzel halini düşündüm. Deniz aslında son derece duyarlı bir çocuk ama bazen istenmeyen olaylar içinde bulabiliyor kendisini. Örneğin çok sevdiği arkadaşı Selim sırf gözlük taktığı için kendisiyle dalga geçiyor ve Deniz mutsuz hissediyor. Çocuklar açık ve net davranırlar ve bazen maalesef acımasız da olabilirler. İşte öyle bir durum Deniz’inki. Neyse ki Tilki Toni’nin küçük dokunuşları çocukların birbirlerini anlamalarını sağlıyor ve olay puding gibi tatlı bir arkadaşlığa bırakıyor yerini. Ebeveynlerin de galiba çocuklarıyla konuşurken çocuklarının olayı anlamalarını sağlamaları ve geri çekilmeleri gerekiyor. Onlar adına çözülen her sorunda çocukları daha da köreltiyoruz. Tilki Toni vasıtasıyla sadece küçük dokunuşların kıymetini fark ediyoruz. Bazen bir söz, bazen bir hatırlatma veya olayı farklı noktadan görmeyi sağlayacak bir ipucu.
İkinci kitapta ise sokaklarında kaybolan bir köpeği arıyor çocuklar. Tüm uğraşları boşa çıkınca bu sefer etraflarındaki insanlardan şüphelenmeye başlıyorlar. Sıkı bir hayvan dostu ile karşı karşıyayız bu kitapta. Çocuklar sokaklarına yeni taşınan ve şüpheli gördükleri bir adamı mercek altına alıyorlar. Ancak şüpheleri oldukça güzel bir manzara ile karşılıyor onları. Aradıkları köpek yavrulamış ve şüphelendikleri adam da o köpeklerin bakımını üstlenmiştir. Mahalle kültürü öylesine güzel ki, bir ara o mahallede yaşamak istiyorsunuz. Çocukların bakkal, veteriner, komşu ile sohbet edebildiği bir ortam. Bugünün gerçeğine uzak olsa da en azından benim çocukluğuma yakın bir tablo. Dolayısıyla kıymet ve güzel taraflarını bilirim sokakta büyümenin. Bu bölümde yazarın tüm duyarlılıkları ile bizler de bu mutlu sona ulaşınca rahat bir nefes alıyoruz.
Macera ve heyecanın her bölümde devam ettiği kitabın ikinci kitabı olan Beş Duyu, Zaman Dipsiz Bir Kuyu aynı zamanda eski masalların tadına bulaşıyor. Tilki Toni İstanbul’u merak edip gezmek isteyince çocuklar da ona eşlik ediyorlar. Bu gezi sırasında Tilki Toni’nin sihirli dokunuşları ile yani hayal dünyasının eşliğinde eski İstanbul sokak ve eğlencelerinde buluyorlar çocuklar kendilerini. Elbette okur olarak bizler de. Tarih öğretmeni anne ve müze müdürü baba profili bizleri de tarihin sayfalarında dolaşmaya sevk ediyor bu bölümde.
Gelelim son kitaba: Bir Dilek Tut. Mutlaka her okur kendince bir şeyler bulur okuduklarından ama ben kendi çocukluğumdan bölümler buldum. Yaz tatiline giren ve sıkılan Deniz’e yine Tilki Toni sohbetiyle destek oluyor. Bir yönüyle Kumkurdu serisini anımsatıyor bu sohbetler. Bir çeşit felsefe bulaşıyor sohbetlere. Deniz, görmek istediği yerler için yeterince para biriktirmesi gerektiğini fark edince çalışmaya karar veriyor. Yeterince dinlendikten sonra iş hayatına atılan Deniz bu süreçte farklı deneyimler de ediniyor. Sokaktaki komşuluk ilişkileri Deniz’in kendi başına (oldukça önemli kısım burası, anne-baba müdahalesi olmaksızın) iş buluyor. Bakkal çırağı olmak ve sonrasında veterinerin yanında çalışmak da bu işlerden bazıları. Birbirinden farklı karakterlerdeki kardeşlerin ortak paydası aile ortamında kahkahalarda buluşmak galiba. En güzel yanı da bu. Deniz’in babası, kızının Büyük Kanyonu görmek için para biriktirdiği öğrenince bir sürpriz yapıyor ailesine. Hep beraber Ilıca Şelalesi ile Valla Kanyonu’na gidiyorlar. Burada kamp kuruyorlar. Böylece ben de internetteki kısa bir gezinti ile bu yerler hakkında bilgi ediniyorum. Kitaplarda en sevdiğim yanlardan birisi de bu. Bazen yanı başımda olup da göremediğimi görmemi sağlıyorlar. Hele de çocuk kitapları söz konusu olunca. Öyle usulca ve hissettirmeden yapılıyor ki bunu, o zaman kitabı elinize alıp bıraktığınızda kafanızdaki çağrışımlarıyla çoğalıyorsunuz sanki. Elbette basit bir ziyaret değil, aynı zamanda doğa ile ilgili olumlu mesajların vurgulandığı, endişelerin giderilmesi için çözüm yollarının arandığı bir bölüm bu kitap. Doğaya uygun yaşamanın insanı dinlendiren ve sakinleştiren bir yanı var ve bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki ondan koptukça zorlanıyoruz. Bu bölümde kamp ateşi etrafında toplanan ve kahkahalara karışan sohbetleri yanı başımızda duymamızın sebebi de bu işte.
Çocuklarına bir şeyleri anlatırken veya büyümelerinde onlara rehber olurken aynı zamanda onlardan öğrenilecek nice güzel şey olduğunu da gösteriyor bu seri. Sıcacık ilişkiler ağında ilerliyor her şey. Okurken keyif veriyor ve dinlendiriyor. Ayrıca yaşamdan yana tavrı ve hayatı keşfetme merakını da bırakıyor okura. Ne diyelim çocukluk gibi hayatımızın en önemli döneminde bolca güzel anı ve hikaye kalsın bizden geriye çocuklarımıza. Doğa en büyük rehberimiz olsun ve sevgi parolamız. Gerisi, sadece güzellik olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.