2001 yılında yaşanan ekonomik krizinin ardından ekonomi Sn. Kemal Derviş yönetimine teslim edilmiş bozulan ekonomik dengeleri rayına sokmak için pek çok radikal kararlar alınmış, halk bir kez daha acı bir reçete ile karşı karşıya kalmıştı.

Alınan ekonomik tedbirlerin henüz olumlu etkileri görülmeden Sn. Bahçeli’nin erken seçim talebi ile 3 Kasım 2002 de yapılan genel seçimlerde AKP iktidara gelmişti.

Yine o yıllar Globalizmin tüm dünyada hâkim olmaya başladığı yıllardı.

Artık ülkeler arasında finansal açısından sınırlar kalkmış, sıcak para 24x365 gün durmaksızın tüm dünyayı dolaşmaya başlamıştır.

New York borsasından çıkıp, Tokyo borsasına, oradan çıkıp Londra borsasına, oradan Singapur’a vs. dünyanın her yerine yüz milyarlarca dolar bir gecede girmekte ve birkaç saat kalıp çıkmaktadır.

ABD ile Avrupa Devletleri arasında 1944 yılında yapılmış olan altın karşılığı para basma anlaşmasını (Bretton Woods) , ABD 1971 yılında askeri ve mali gücüne güvenerek tek taraflı fesih edip ben istediğim kadar dolar basarım demiştir.


***********


ABD’nin bu kararı sonrası dolar tüm dünyaya hâkim olmuş, en güçlü ekonomiye sahip ülkelerin merkez bankaları dahi dolar deposu haline gelmişti.

2000 li yıllarda ortaya çıkan diğer bir mali güç ise ÇİN olmuştur.

ÇİN ucuz iş gücü ve ucuz maliyet gibi faktörler ile tüm dünyaya mal satmaya başlamış, ABD ekonomisi bu yeni ekonomik güç karşısında zorlanmaya başlamıştı.

İşte böylesi gelişmelerin olduğu günlerde ABD Merkez Bankası yeni ekonomi politikaları üretmiş ve her ay dünyaya 80 Milyar dolar pompalamaya başlamıştır.

Yani 0,25 Cent maliyetle 100 dolar basıp dünya kaynaklarını sömürmeye başlamıştır.

Tüm dünyada yaşanan dolar bolluğu ülkemize de yansımış dolar 1,2 TL ye kadar gerilemişti.

Bu döviz bolluğu içerisinde yabancı yatırımcılar ülkemize geliyor, bu sıcak paranın etkisi ile ülke ekonomisi büyümüş 150 Milyar dolarlardan 750 Milyar dolara yükselmiş, kişi başı milli gelir 10.000 dolara ulaşmıştı.

Yine AB üyeliği kapsamında pek çok uyum yasaları çıkarılıyor ve düzenlemeler yapılıyordu.

Tüm bunların sonucu AKP iktidarının ilk 8-10 senesi ülkede bahar havası hâkimdi.

Yani 2002 den 2013 yıllarına kadar dünya konjonktürü ve dünyadan esen rüzgâr hep AKP yelkenlerini şişirmiş,

AKP iktidarı üst üste yapılan her seçimi kazanmaya başlamıştı.

Ancak ne oldu ise 2011 yılından sonra Türkiye Cumhuriyeti kuruluş değerleri ile oynamaya başlanması ile oldu.


***********


Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yıllardır sürdürdüğü dış siyaset anlayışı terk edilmiş, sıfır sorun siyaseti tüm komşularımızla kavga ile bitmiş ve sıfır komşu haline gelmiştir.

İçeride ise adalet sistemi, yapılan her yasal düzenleme ile bir öncekinden daha kötü hale gelmiş ve toplumda adalete güven duygusu zedelenmiştir.

Yabancı yatırımcı ürkektir, istikrar ister, evrensel bir hukuk sisteminin varlığını arar.

Batılı güçlerin bölgemiz ile ilgili planları özellikle güney komşularımızı bir alev topuna döndürmüş, kardeş kardeşi vurmaya başlamış, bu puslu havada dünyadaki tüm terör örgütleri güney komşularımızın topraklarına akın etmesine neden olmuştu.

Güneyimizdeki bu istikrarsız ortam ülkemizi de etkilemeye başlamış, güney komşularımızdan milyonlarca göçmenin yurdumuza sığınmalarına neden olmuştur.

Bunun ağır ekonomik faturasını karşılamak da devletimizin omuzlarına yüklenmiştir.

2014 yılından itibaren ABD Merkez Bankasının artık her ay 80 milyar dolar basma kararından vazgeçmesi neticesinde sıcak para akışı kesilmeye, enflasyon ve faizler kıpırdamaya başlamıştır.

Ülkeye yıllardır gelen sıcak para yatırıma yönlendirilmemiş, ABD Merkez Bankasının faiz artırımına gitmesi neticesinde de bu milyarlarca dolarlık sıcak para anavatanına yani ABD ye geri dönmeye başlamıştır.

Gerek coğrafyamızda uyguladığımız yanlış dış siyasi adımlar ve gerekse ülkeye gelen sıcak paranın kesilmesi ile ekonomik dengeler bozulmaya, döviz faiz ve enflasyon rakamları hızla yükselmeye başlamıştır.

Bunun sonucunda bütçe dengeleri bozulmuş, cari açık sürdürülmesi zor mertebelere ulaşmıştır.


*************


AKP iktidarı artık her seçimden önce duyduğumuz kaynağı belli olmayan döviz girişinden mahrum bir seçime gitmektedir.

Daha doğrusu gitmeye mecbur olmuştur.

Gün itibari ile dolar, 4,40, Çeyrek altın 300 TL, Benzin 6,25 TL Mazot 5,60 TL, Faiz ise %16,80 gibi rakamlara ulaşmıştır.

Bozulan ekonomi krize girmeden erken bir seçim hamlesinde bulunulmuş,

Seçimin şartlarını kendilerine göre belirleyerek çeşitli düzenlemeler yapmıştır.

Öncelikle ittifak yasası çıkarılmış ve MHP ile güç birliği yapılmış,

Daha sonra kendisinden oy alabileceğini düşündüğü İYİ Partinin seçime giremeyeceği bir tarihi seçim tarihi olarak belirlemiş ve hamle üstünlüğünü sağlamaya çalışmıştır.

Ancak iktidarın bu hamlelerine karşılık muhalefet partileri de barajı ortadan kaldıracak bir ittifak yapmış,

İYİ partinin seçimlere katılması için gerekli olan 20 milletvekili bir şekilde sağlanmış ve iktidarın iki hamlesi de boşa çıkarılmıştır.


**************


Bir başka hamle de iktidarın istediği, muhalefetin bir ortak aday ile seçime girme öngörüsü de çökmüş her parti kendi adayını çıkartarak seçimde ilk turda kaçacak oyların önüne geçmişlerdir.

Yine muhalefet ittifakının adayları her biri ayrı ayrı beyan ederek ikinci turda Sn. Erdoğan’ın karşısındaki adaya oy vereceklerini açıklamışlardır.

Bu noktada HDP’nin seçimin ikinci tura kalması halinde kritik öneme sahip bir oy kapasitesi bulunmaktadır ki,

Muhalefet adayları HDP adayı Sn. Demirtaş’ın seçimlerde eşit şartlarda çalışma olanağı bulmasını yani serbest bırakılması mesajlarını da vererek ikinci tur da HDP ile kapıları açık tutmaya çalışmışlardır.

Tüm bu gelişmelerin dışında muhalefet partilerinin çıkardığı 5 aday da kendi partilileri tarafından benimsenmiş adaylar olup seçmenleri oy kullanmaya teşvik edici karakterdedirler.

Yani seçime katılım düşünülenin üzerinde olacaktır.


**************


AKP iktidarı seçimlere düşük katılımın kendisine sağladığı avantajını da yitirmiştir.

Tüm bunların yanında gerek bürokrasi gerek halk içerisinde AKP ‘ye karşı eleştiriler artık daha güçlü dillendirilmekte,

AKP’nin zenginleşen yönetici ve seçilmiş kesiminin dışındaki maddi sıkıntılar içinde bulunan tabanı geçmiş mali durumunu bildiği yöneticilerin ya da seçilmişlerin nasıl zenginleştiğini görmekte ve bu duruma daha yüksek sesle itiraz etmektedirler.

Artık tabanın bu sesi bir tepki olarak seçimlere yansıyacak gibi gözüküyor.

Yani artık rüzgâr AKP aleyhine esmeye başlamıştır.

Hiçbir seçim, rüzgârı arkasına almadan kazanılamaz.

İşte 24 Haziran da ilk defa rüzgar muhalefetten yana esmekte.

Muhalefet son iki ayda doğru ve kritik siyasi hamleler yapmış,

Ve rüzgârın kendisinden yana esmesini sağlamıştır.

Muhalefet bu doğru adımlarını devam ettirir ve bu rüzgâr güçlenirse,

AKP ye seçim kaybettirebilir.

Sağlıcakla kalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Koray 2018-05-16 20:57:15

Temenni ,dilek hayal var yazı da . Gercek ise bu işin öyle tamam ,sıkıldık ile olmayacağıdır Ölü ak parti %40 ölü mhp %11 bunu yüzden çıkarın 51 bulursak Akp tsunamiye uğramış olur ,

Avatar
Ersoy Kandemitoğulları 2018-05-16 14:42:26

Kocaeli yerel medyasında iktidarın kaybetme ihtimalini ilk defa yerel bir gazetecinin detaylıca yazması adına yazının an itibariyle önem arz ettiğini bildirir,Kocaeli halkına bu güzel bilgileri verdiğiniz için teşekkür ederim.Zaman bu yazının ne denli haklı olduğunu gösterecek!

Avatar
Dr Ersoy Kandemir 2018-05-16 13:41:38

Dua etsinlerde o rüzgar fırtınaya dönmesin malum dolar olmuş 4,4 lira!