Tarihi olmayan bir toplum olur mu?
Doğrusu ile yanlışı ile bir tarihe sahiptir her millet!
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi de o misal!
Osmanlı da bizim tarihimiz, Selçuklular da…
Tabii ki son yüz yıl da…
Şehit kanları ile yazılan bir tarihin hangi dönemini yok sayabiliriz?
Mehter de bizim, İzmir Marşı da…
Tarih bizim tarihimiz; yanlışıyla yüzleşir,
doğrusu ile gururlanırız ancak reddedemeyiz, inkar edemeyiz…
İşte Türkiye’de öyle bir dönem yaşanıyor ki; öyle bir kutuplaşmış ki beyinler;
öyle bir fanatiklik oluşmuş ki; bir kesim Osmanlı’yı, bir kesim yakın tarihi
reddediyor… Bir kesim Mehter’e düşman, bir kesim İzmir Marşı’na…
Türkiye’ye artık “Türkiye” demek yetmiyor; eskisi ve yenisi var ülkemizin(!)
“Eski Türkiye” ve “Yeni Türkiye”…
***
Madem iktidar mensupları “eski” ve “yeni” diye ayırdı yakın tarihi;
iç ve dış politikanın Yeni Türkiye’de nasıl işlediğine şöyle bir göz atalım…
Yeni Türkiye’de sıkı fıkı, “İç”li “Dış”lı bir politika göze çarpıyor…
Ve her sorunun da başını bu çekiyor…
Ne dostluğunun ayarı var Yeni Türkiye’nin, ne düşmanlığının…
“Eski dosttan düşman olmaz” atasözü etkisizleşmiş; Yeni Türkiye’de
eski düşmanlar dost oluyor; eski dostlar düşman…
***
Dönemin Başbakanı, günümüzün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
Suriye Devlet Başkanı Esad ile olan muhabbeti malumunuz…
Birlikte ailecek tatil bile yaptılar…
Hani devlet lideri değil de aile dostu izlenimi verircesine…
Sanki Esad, ülkesinde çok hoşgörülü bir siyaset izlermişçesine,
sanki Esad’ın babası zamanında PKK’ya destek vermemişçesine
bir dostluk oluşmuştu ikili arasında…
Ama bu içli dışlı muhabbet çok uzun sürmedi, “Dost Esed” oldu “Katil Esad…”
Bugün Suriye savaş yeri, ülkemiz ise sığınmacılara kucak açan taraf…
***
Gelelim Barzani konusuna…
Eski Türkiye’de Barzani bir aşiret reisi olarak görülür, Türkiye’nin
onbaşısı ile muhatap edilmezdi; Yeni Türkiye’de AKP’nin onur konuğu oldu,
ülkemizde onun bölgesinin adı “Kürdistan” diye tabir edildi…
Ancak çok uzun sürmedi bu içli dışlı birliktelik…
Çok muhabbet tez ayrılık getirdi; Barzani, Eski Türkiye’de olduğu
konumuna geri döndü… Ama bu kez aşiret reisi olarak değil,
Türkiye’ye rağmen referandum yapma cesaretini göstererek…
İçli dışlı birliktelik “Dış” politikaya bir eksi olarak yazıldı…
***
ABD ile yaşanan krize de bakalım mı? Eski Türkiye’de Ecevit,
“Artık Amerika’ya güvenemeyiz” derken, “Yeni Türkiye”de
en birinci müttefikimiz oldu ABD… İncirlik üssünde konuşlandı,
utanmadı askerimizin başına çuval geçirdi…
İçli dışlı bir politikamız vardı, bugün ise ABD bize vize vermeyecek
küstahlığa sahip(!)
***
İç politikada da benzer durumlar yaşanmadı mı?
Eski Türkiye’de paketlenip ülkeye getirilen terör örgütü PKK’nın
elebaşı Abdullah Öcalan’ın mektubu, “çözüm” adı verilen çözümsüzlük
sürecinde okutuldu… O dönem meydanları dolduran kalabalığa “Coşkulu
kalabalık” manşetleri atıldı… “Akil adamlar” şehirlere gönderildi, milliyetçilik
ayaklar altına alındı… “Analar ağlamasın” sloganı ile Habur’da teröristlerin
ayağına hakim gönderildi… Peki, sonra ne oldu, “çözüm” dedikleri süreç
elde patladı… PKK, şehirlere sızdı; silah depoladı. Her gün şehit verir olduk.
Şimdi o beğenmedikleri “Eski Türkiye”deki yöntemi uyguluyorlar…
Milliyetçiliği de kimseye bırakmıyorlar!
İşte size içli dışlı müzakerenin yansıması…
***
Ve yine gelelim iç politikadaki en büyük yanlışlardan birine…
Dünün “Hoca Efendi”si sayılan Fethullah Gülen ile olan içli dışlılığa…
Öyle bir içli dışlı oldular ki “Ne istedilerse verdiler”…
Hangi makamı istedilerse kaptılar… Kapamadıklarına soruları çalarak sızdılar…
Askerlere kumpas kurdular. Dini sömürdüler… Şimdi temizle temizle bitmiyorlar.
Çünkü eski Türkiye’den ders almadılar…
***
Örnekler çoğaltılabilir… Ama hangi örneği verirsem vereyim;
içte de dışta da “Denge”mizi bozan bu içli dışlı politikanın
yansımasını işaret edecek…
Devlet birey değildir, içli dışlı olmaz…
Devletlerin dostu olmaz, çıkarları olur…
Bizim artık “Kandırıldık, inandırıldık, saftık, yanıldık” gibi sözleri duymaktan
içimiz dışımıza çıktı…
Aynı sahneleri izleyip durmak istemiyoruz…
Sıkıldık…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.