Hepiniz bilirsiniz Deli Dumrul hikâyesini,

Altay Türkleri tarafından Korkut Ata’nın hikâyelerinde nesilden nesle anlatılarak günümüze ulaşmış olan Deli Dumrul,

Rivayete göre kurumuş bir derenin üzerine köprü kurarak “geçenden 5, geçmeyenden 10 akçe” istemesi ile bilinir.

Türk mitolojisinde anlatılan Deli Dumrul hikâyesindeki bu durum, daha sonra halk arasında bir deyim haline de gelmiştir.

Bu hikâyeden binlerce yıl sonra yeni Deli Dumrul’lar türemiş ve yaptıkları köprülerden, havaalanlarından geçsen de geçmesen de para almaktadırlar.


****


TAAHHÜTLÜ YAP İŞLET DEVRET MODELİ

Evet, tahmin ettiğiniz gibi TAAHHÜTLÜ YAP İŞLET DEVRET Modelinden bahsediyorum.

Nedir bu Taahhütlü Yap İşlet Devret Modeli??

Devletin Yap İşlet Devret modeli ile yapacağı milyar dolarlık büyük projelere talip olanlar,

Projeyi inceler, maliyetini, işletme süresini ve tahmini kazancını hesap eder ve yatırım kararı ile ilgili tercihini belirler.

Ve sözleşme imzalandıktan sonra kendi sermayesi ile yatırımı yapar, işletme süresince hedeflediği geliri elde etmeye çalışır.

Ticarette kar ve zarar kardeştir denir.

Yatırımcı üzerine alabileceği riski ve hedeflediği kazancı belirler ve ona göre hareket eder.

Normalde bu şekilde gerçekleşmesi gereken olay ülkemizde evrimleşmiş ve çağ atlamıştır.

Ulusal basında yayınlanmış bilgilere göre bir yorum yapacak olursak;

Ülkemizde devlet bir proje hazırlar, yatırımcıları çağırır ve bu projeyi Yap İşlet Devret Modeli ile yapmak istediğini söyler,

Proje ve arazi benden, siz sermayenizle bu projeyi yapıp 15-20-30 yıl işletin sözleşme sonunda bana devredin der,

Yatırımcı,

Bankadan kredi almam için banka teminat ister o nasıl olacak dediğinde,

Merak etme ben sana,

Köprü yaparsan günlük araç taahhüdü veririm,

Hava alanı yaparsan günlük yolcu taahhüdü,

Nükleer Enerji Santrali yaparsan ürettiğin elektriği satın alma garantisi,

Hastane yaparsan günlük hasta garantisi bile veririm der.

Tabi riski olmayan, arazisi devletten, kredisi gelir garantisi veren devlet himayesinde olan, müşteri garantili ballı ihaleye hayır demez ve işi alır.

Bir de dolar bazında taahhüt almış ise yeme de yanında yat.

Yaptığı köprüden tek bir araç geçmese,

Yaptığı hava alanından tek bir uçak kalkmasa,

Yaptığı nükleer santralden 1 KW elektrik satmasa

Yaptığı hastaneye tek bir hasta gelmese bile,

Yattığı yerden dolar bazında kazanç garanti..

Var mı böyle güzel bir iş??

Yap İşlet Devret Modeli oldu mu size

TAAHHÜTLÜ YAP İŞLET DEVRET MODELİ ..

Yine basında yayınlanan verilere dayanarak sormak lazım,

Neden Hava Alanına ayakbastı parası olarak 20 Euro,

Neden 6 dakikalık köprü geçişine 35 dolar+KDV,

Neden piyasada KW/ Saati 4,35 Cent olan elektriğe 12,75 Cent alım garantisini verdiğimizi anlayan hak veren tek bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı var mı acaba?

Burası Türkiye Cumhuriyeti Devletidir, milli parası da Türk Lirasıdır,

Neden Dolar ve Euro cinsinden taahhüt veriyoruz?

Bu durum YERLİ VE MİLLİ söylemine ne kadar uygun?


****

ESNAFA, KÜÇÜK İŞLETMECİYE MÜŞTERİ GARANTİSİ VAR MI?

Peki, Taahhütlü Yap İşlet Devret Modelinin bu şanslı yatırımcılarına böylesine güzellikler yapan devlet,

Kendi esnafına, küçük işletmecisine ne yapıyor?

Vatandaş Ahmet Bey bir dükkân açsa devlet ona müşteri garantisi veriyor mu?

Ya da Küçük Sanayi de araç bakım servisi açan Mehmet ustaya araç garantisi??

Ev yemekleri yapan bir dükkân açan Ayşe Teyzeye satış garantisi??

Bu garantilerden yoksun esnafımız, küçük işletmecimiz vergi, stopaj, ilan reklam, tabela, atık su vs. gibi giderlerini çevirip dükkânını açık tutup, ekmeğini kazanabilmek için mücadele edip durmaktadır.

Bu ülkede milyonlarca esnaf var,

Onların temsilcisi Esnaf odaları, yüzbinlerce üyesi olan Esnaf konfederasyonu var, Odalar Borsalar Birliği var,

Siz hiç bunların ağzını açıp yahu bu yatırımcılara böylesine güzellikler yaparken,

Şu bizim esnafın stopaj derdini çözün diye ciddi ciddi bastırdığını gördünüz mü?

Esnafın vergi yükünü biraz hafifletin de azıcık nefes alsın diye direttiğini?

Ya da yahu biz bunları yurt içinde üretiyoruz şu ithalatı, gümrük muafiyetlerini kaldırın diye ısrar ettiklerini.

Tüm bunları dillendirmiş olsalar dahi, sonuç aldıklarını gördünüz mü?

Peki, bu ülkenin basını, medyası, aydını ne yapıyorlar bu durum karşısında?

““Bugünler de kalemini beynini ipotek etmemiş olan ve azınlıkta kalan yurtsever kesimi ayrı tutarsak,””

Onlar da el birliği etmişler,

Bu akıl almaz sistemi hep bir ağızdan televizyonlar da ballandıra ballandıra överek aydın olmanın sorumluluğunu !!! yerine getirmektedirler..


****


KOCAELİ’NE GELİRSEK

Devlet böyle yapar da belediyeler durur mu?

Onlar da bu ballı TAAHHÜTLÜ YAP İŞLETMESEN DE KAR ET modelini benimseyip, yapmayı düşündüğü projelere çeşitli taahhütler vermeye başlamışlardır.

Kocaeli’nde aylardır soruyoruz ama kimseden tek bir cevap alamıyoruz,

Kartepe Teleferik Hattına günlük yolcu taahhüdü verdiniz mi?

İzmit’e yapılacak Katı Atık Bertaraf Tesisine günlük çöp taahhüdü verecek misiniz?

Bu sorularımız karşısında bir Allah’ın kulu da çıkıp yok böyle bir şey demiyor!


****


BUGÜNÜMÜZÜ HARCADIK GELECEKTEN YİYORUZ

TAAHHÜTLÜ YAP İŞLET DEVRET modeli ile verilen taahhütler aslında gelecek 15-20-30 yılda kazanacağımız gelirlerimizin ipotek altına alınmasıdır.

Bugünümüzü yedik harcadık, gelecekte evlatlarımızın torunlarımızın kazançlarını da harcıyoruz demektir.

Buna kimsenin hakkı yoktur.

Bakın yılbaşından beri bu ülkenin mazlum, bahtı kara insanı % 60 fakirleşirken,

Bu ballı ihaleleri alanlar, doları öyle yastık altına falan değil bankalara stoklayanlar % 60 daha zenginleşti bu ülke de..

Tüm bunları gören anlayan ve dertlenen bir vatandaş olarak içinde bulunduğumuz bu durumda,

"İÇİM DARALIYOR, YÜREĞİM KANIYOR"

Kalın Sağlıcakla..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.