banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

YENİ EKONOMİDE GENÇLER NASIL KARİYER YAPACAK?
banner234

 

Glen Uriel Cleeton üç tip çalışma olduğundan bahsetmiş. Cleeton’a göre en tatmin edici olanı “oyun tipi çalışma”. “İşin kendisi için iş” olarak tanımlanan bu çalışma şeklinde birey için iş adeta bir oyuna dönüşmüştür. Geçen yazımda eğitimde oyunlaştırmadan ( gamification ) bahsetmiştim, Cleeton ise işin oyun gibi görülmesinden veya oyunlaştırılmasından bahsediyor, hem de 65 yıl önce. En az tatmin edici, keyif vermeyen iş ise “karşılıklı çalışma tipi iş”. Bu çalışma türü sadece ekonomik ihtiyaçlardan kaynaklanır ve çalışan için bir an önce bitmesi beklenen, bir anlam taşımayan angarya olarak görülür. Ne yazık ki çoğumuz emek karşılığı ücret olan, varlık nedenimizi arama ve bulmamıza hizmet etmeyen, angarya gördüğümüz bu tip işlerde çalışıp emekli oluyor ve geriye bakıp hayıflanıyoruz. O halde yeni dünyada iyi bir kariyer için eski dünyadan Cleeton’ı dinleyip sevdiğimiz, heyecanlandığımız, çalışırken ders veya iş olarak görmediğimiz mesleklere yönelmemiz en doğrusu.

Peki ya bizi mutlu eden işler para getirmiyorsa? Nobel ödüllü Kahneman yaptıkları bir araştırmaya dayanarak belirli bir gelir seviyesine kadar her artışın mutluluğu da artırdığını ancak bu eşik aşıldığında paranın daha fazla mutluluk getirmediğini söylüyor. Kariyerinin başında parayı ön planda tutanları ayıplamıyorum, ancak bütün mesele Kahneman’ın bahsettiği eşiği geçtiğimizde kendimizi ne iş yapıyor olarak bulacağımızda. Hayatımıza anlam katmayan bir angarya mı yoksa kendimizi bulduğumuz, gerçeklediğimiz, bize oyun gibi zevk veren bir işte mi? Bu arada ben parayı değil başarıyı kovalamanın parayı da birlikte getireceğine inananlardanım. Bugün iyi bir kuaför vasat bir mühendisten daha fazla kazanıyorsa kerameti meslekte aramamak lazım. O mesleği icra edenlerin diğerlerinden farklılaşmak adına gösterdikleri ek çabalara bakmalı. Sürekli olarak diğerlerinden daha fazla öğrenme ve çabayı gerektiren bu devinim yaptığı işi sevmeyenlerin harcı olamayacaktır.

Öğrenmeden bahsettim, ne yazık ki öğrenciler öğrenmeyi bilmiyorlar. Ezberci eğitimden şikayetçiler, ama öğrenmeyi gerektiren sorularla karşılaşınca da başarısızlar. Oysa ki yeni ekonomide bırakın öğrenmeyi, öğrendiklerini de unutabilme becerilerine sahip olmaları gerekiyor. Saçma mı geldi, açıklayayım efendim. Geçen yazımda kampüssüz, sınıfsız üniversitelerin bahsettim. Benim gibi eski ekonominin öğretim üyeleri bugüne kadar öğrendikleri tüm sınıf içi teknikleri unutup, oyunlaştırma, oyun tasarlayabilme, içerik hazırlama, yönetme gibi becerileri hızla kazanarak bu eğitim devrimi içinde ayakta kalmaya çalışacak. Yapamayanlar, ama böyle de olur mu, nereden çıktı şimdi bu derken kaybolup gidecekler. O halde öğrenmek kadar öğrendiklerimizi unutup üzerine yeni bilgileri inşa edebilmek de yeni ekonomide kritik öneme sahip olacak. Eski köye yeni adet getirenlerin ekonomisi olacak bu dönem. Tavsiyem gençlerin, okullarında yoksa bile dışarıdan, kritik düşünme becerileri, yenilikçilik vb. eğitimlerle takviye almaları.

Yabancı dil konusuna girmeye gerek var mı bilmiyorum. Ebeveynlere tavsiyem çocukları küçükken bu işi halletmeleri. İleri yaşlarda dil öğrenme tam bir kabusa dönüyor. Ancak üniversitelerin Erasmus programları öğrenciler için 1 yıla kadar yurtdışında okuma imkanı sunuyor ki bunu değerlendirmeyen öğrencilere hayretle bakıyorum. Olmadı, work and travel sayesinde yaz tatillerinde yurtdışında hem çalışıp hem de dil öğrenmek mümkün. Peki dil neden önemli? Küreselleşme dediğimiz şey bizim şartlarımızda olmuyor, uluslararası bilim, teknoloji ve iş dili Türkçe değil, keşke olsaydı. Amalarla, keşkelerle ya kendimizi avutacağız ya da dönemin ruhunun gereğini yerine getirip en az bir yabancı dili hakkıyla konuşup yazılanı çizileni kaynağından okuyup anlayacağız. Bu önemli çünkü orijinal kaynağından anlayamadığımız her şey çarpıtılmaya, manüple edilmeye müsait. Veriye ulaşmanın değil veriyi öz çıkarımlarla anlayabilmenin önemli olduğu bu çağda dilin bir engel olması kabul edilemez.

Dijital kimliğiniz de işe girmenizde kritik öneme sahip olacak yeni ekonomide. Örneğin, facebook hesabınızı görmek isteyecek işverenler. Yurtdışında zaten yapılıyor. Özgeçmişinizde yazılanların hem kontrolü hem de kişiliğiniz hakkında ipuçları için yapacaklar bunu. Özgeçmişinizde işverenle çalışmak için ne kadar hevesli olduğunuzu yazsanız da iletilerinizde bu meslekten ne kadar nefret ettiğinizden bahsediyorsanız, gitti güzelim iş. İletişim becerilerim kuvvetli derken duvarınızda küfrü basıp kavga edip duruyorsanız işveren sizce hangisine inanacak? İşin komik tarafı sizin yazdıklarınızı yine sizin yazıp çizdiklerinizle karşılaştırmış olacaklar. Bu arada facebook’ta yazdıklarınızı inceleyip kişilik analizi yapan app’ler şimdiden hizmette. Denemek isterseniz buyurun linki: http://labs.five.com Bir de, geçen yazılarımda Mindvalley diye bir şirketten bahsetmiştim ya, hah ona başvurmak istiyorsanız youtube videosu hazırlamanız gerekiyor. Başvuruları öyle alıyorlar.

Olay bu kadar basit de değil aslında. Sosyal mecraların hayatımızı nasıl etkilediğinin farkına varmamız gerekiyor. Yurtdışında yakın zamanda kıyamet koptu bununla ilgili. 2012 yılında bir hafta boyunca facebook bir manüplasyon yapmış hem de 683.000 kişi üzerinde. Bir gruba arkadaşlarının sadece olumsuz haberlerini, diğer gruba ise olumlularını göstermişler. Denekler, denek olduklarını bilmeden, olumsuz haberlere tabi tutulduklarında depresif mesajlar yazmışlar. Diğer grup ise tahmin ettiğiniz gibi olumlu, mutlu mesajlar. Etik boyutu ile tartışıla dursun sosyal mecralar biz farkında olmadan duygularımızın belirleyicisi olmuşlar da yeni öğreniyoruz.

Yazı yazdıkça uzuyor ve halen yazılacak çok şey var. Ama bir yerde de kesmek lazım. Gerisi başka yazılara kalsın. Barış ve sevgi ile…

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237