banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

VALİZİMLE GELDİM VALİZİMLE DÖNECEĞİM
banner234

aysunözcanerenkaya

 

 

Değerli Gazete Barış okuyucuları;

Herkes bir şeyler söylüyor, hakkında çok eleştiriler yer alıyor. Doğaldır çünkü o, bu kentin mülkü amiri. Hepimizi aynı anda memnun edemeyeceğini bildiğimiz halde, yine de bunu kendisinden bekleriz. Vatandaş her zaman haklıdır şiarından yola çıkarak, ben de kendimce Sayın Vali Ercan Topaca’ya süre yettiği ölçüde aklıma takılan her şeyi sormaya çalıştım. Ancak sorularımın daha çoğu gerideydi fakat zamanı iyi kullanmayı galiba beceremedim. Sayın Vali bir konuda sorumu yanıtlarken, onun sözünü kesmek istemedim ki, samimiyeti, doğruluğu iyice anlaşılsın. Basın olarak istediğim cümleyi aldığımda susmak değil, nasıl ifade etmek istiyorsa öyle ifade etmesine yardımcı olmaktan yanayım. Bu tüm röportajlarımda böyledir.

 

 

Randevu saatinden 15 dakika önce valilik makamına ulaştım. Özel kalem odasında beklemeye alındım. Beklerken etrafı izledim. Buz gibi bir hava ve inanılmaz bir ciddiyet vardı. Ne yalan söyleyeyim o, 15 dakika orada beklerken kasıldım, sıkıldım. Bir kez daha bürokrasi kokusunun benim ciğerlerime iyi gelmediğini anladım. Kendimce dedim, “burası böyleyse, odanın diğer tarafı kimbilir nasıldır” diye. Bunun yanı sıra Sevim Topaca hanımefendi, vali beyin evde bile takım elbiseyle oturduğunu söylediğini hatırlayınca büsbütün gerildim. Nihayet içeri girdim.

 

Umduğum gibi olmadı. Sayın Vali oldukça sıcak bir yüzle karşıladı, hal hatırlaştık. Röportaj için bu masaya lütfen dedi. Muhabirimiz iki kare fotoğraf aldıktan sonra sohbetimize başladık. Vali beyin sevdiği özel oğul otu varmış, tavsiyesiyle ondan içtik. Ve ard arda sorular başladı. Şimdi bunları zaten okuyacaksınız. Ben bu röportajdan ne çıkardım derseniz?

 

Sayın Vali nasıl bir kente geldiğinin çok çok farkında. Öyle her şeye kolayca pabuç bırakacak biri değil. Kırmızı çizgileri çok net. “Gerginlik varsa, yaratanlar düşünsün, benim hatam varsa çıksınlar söylesinler” edasında. Özellikle son süreçte eğitimde yaşanan tıkanıklıklar ile ilgili söylediği sözler, bıçak gibi keskin. Ama bu bölüm röportajımızın ikinci kısmında yer alacak. Bir de çevre konusunu konuştuk. “İşin detayına bakın, basının almak istediğine değil” diyor. Oldukça ayrıntı verdi bu konuda…

 

Diğer yandan ölümcül kazaların yaşandığı Kandıra yoluyla ilgili duble yol müjdesiyle döndüm valilik binasından. Bütün ayrıntıları okuyacaksınız. Kocaeli Valisi Sayın Ercan Topaca’nın, “valizimle geldim, valizimle gideceğim” dediği Kocaeli için neler yaptığını, neler söylediğini  buyurun dikkatle okuyun…

 

***Sayın Valim, çeşitli görevlerde bulunarak bu kente geldiniz. Buraya gelmeden önce veya geldikten sonra “bu kente şunlar yapılmalı” dediğiniz şeyler mutlaka olmuştur. Geçen zaman içinde tespit ettiğiniz eksikleri yerine getirebildiniz mi? Veya şunu bir türlü aşamadım dediğiniz Kocaeli ile ilgili bir sorun var mı?

 

Vali olarak atandığınızda her şeyden önce kamuoyunun sizden beklentisi oluyor. Hükümetin, bizi görevlendiren, yetkilendirenlerin beklentisi oluyor. Vali olarak bizim beklentimiz, başarma isteğimiz oluyor. Tabi bunların hepsi bir araya gelince bir şeyler ortaya çıkıyor. Kocaeli’ye atanmadan önce çok kez içinden gelip geçerdik ama vali olarak atanınca daha ayrıntılı inceleme ihtiyacı doğdu. Neler yapılabilir diye düşündüm, buraya gelince bir dizi toplantılar yaptık, görüş aldık, brifingler aldık. Tüm bunları çok kısa sürede yaptık çünkü bu kent 24 saat yaşayan hareketli bir kent. Hiç durmaksızın hayatın aktığı bir kent.  “Vali değişti, ona bir iki ay süre tanıyalım” denmiyor, olaylar sürekli devam ediyor. Kesintiye uğratmadan koordine etmek lazımdı, ben de onu yaptım.

***İlk önce nereden başladınız?

 

Önce sorun tespiti yaptık. Bu kentin sorunları nelerdir, yapılamayan, eksik kalanlar nelerdir? Öncelikle o yarım kalan işleri tamamlamaya çalıştık. Başlanıp da bitirilemeyen bir çok yatırım vardı.

 

ELLİ TANE SIFIR OKUL AÇIYORUZ

***Mesela nelerdi onlar..?

 

Örneğin 1994’te başlayan beş bin kişilik spor tesisi vardı, öylece duruyordu.  Dilovası’nda köprülü kavşak vardı, o da 1996’da temel atılıp bırakılmış şekilde yolun ortasında mezar gibi duruyordu. Onun biraz ilerisinde Gebze’nin orada çok eskiden kalma iki tane köprülü kavşak vardı. Tüm bunlar 15-20 yıldır ellenmemiş vaziyetteydi. Hemen bu yarım kalmış projeleri bitirme konusunda belediyelerle, iş adamlarıyla bir program yaptık. İlgili kurumların desteğini aldık. Hızlı şekilde onları tamamladık. Bunun dışında Eğitim-Öğretim alanında iyileştirmeler yaptık. Bu alan çok parlak değildi.

***Okullarda dersliklerin öğrenci sayısını azaltmanız, bana göre çok yerinde bir adımdı…?

Bunu yapmak gerekiyordu çünkü gelir ve refah düzeyi bakımından Türkiye’nin en gelişmiş illerinden birisiniz ama okullar yeterli değil. Derslik başına neredeyse 50 öğrenci düşüyor. O dönem içinde bu çok yüksek bir rakamdı. İlk geldiğim yıl bir hedef koydum. Dedim ki; dört yılın sonunda Kocaeli’de derslik başına düşen öğrenci sayısını 30’a düşüreceğiz. Göreve başladığımda Gebze bölgesindeki dört ilçede derslik başına düşen öğrenci sayısı 46 idi. Bunun dışında kalanlar ise 39’du. İl ortaması da 40’ın üzerindeydi. Allaha şükür bu hedefimizi gerçekleştirdik. Şu anda il genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısı 27.5 iken Gebze bölgesinde 30 civarına düştü. Sadece kentin lokal birkaç okulunda sıkıntımız var.

***Derslikleri azaltmak dışında okullara başka iyileştirmeler yapıldı mı peki?

Okullarımızın önemli bir kısmını yeniledik. Şu anda Eylül ayı içerisinde Allah nasip ederse 50 tane sıfır okul açıyoruz. İnşaatları bitti bitiyor. 20 civarında okulu teslim aldık, okullar açıldığı zaman çocuklar tertemiz biçimde eğitime başlayacak. 30 civarında da teslim alacak olduğumuz okullar var. Sanıyorum en geç on gün içinde onlar da hazır olur. Bunlar sokakta pek bilinmeyen çalışmalara çünkü hepsi ilçelere dağılıyor.

 

ŞİMDİ O YOLU SORAN YOK…

***Ama burada sizde de bir eksiklik olabilir mi? Periyodik biçimde kentimize yapılanlarla ilgili bilgilendirme toplantıları yapılamaz mı? Sadece basın bülteni yollanarak bu hizmetlerin fark edilmesi sağlanabilir mi?

 

Aslında o tür bilgilendirmeler yapıyoruz. Birçok arkadaşlar gelip gidiyor, toplantılarda konuşuyoruz, notlar veriyoruz. Basın almak istediğini alıyor. Az çok halkın bilgisi var. Bunu yaparken kentsel dönüşümde olduğu gibi okulları da dönüştürüyoruz. Deprem riski olan birçok okulu yıkıp yeniden yaptık. Şu anda 13 bin civarında dersliğimiz oldu. Görev süremdeki beş yıl içinde 3 bin tane derslik yaptık. Mesela hastanelerde de ciddi bir dönüşüm yaptık.

***Tüm bunlar durum tespitleri üzerine yapılmış işler değil mi?

 

Tabiî ki öyle… Dilovası 50 bin nüfuslu bir ilçe ama hiçbir hastanesi yok, sadece küçük bir sağlık ocağı vardı.

***Yani devlete ait hastane yok diyorsunuz? Özel olarak Ovam Tıp Hastanesini biliyorum ben..?

 

Evet Ovam Hastanesi var ama o da çok kapasiteli değil. Çayırova ilçemizde yok, Kartepe’de yok, Başiskele’de yok. Tabi bunlar yeni kurulmuş ilçeler olduğu için yoktu. Çok hızlı bir şekilde Dilovası’na hastane yaptık. Çayırova’da Toplum Sağlığı Merkezi yaptık. Kartepe ilçemizde, Başiskele ilçemizde yine birer tane Toplum Sağlığı Merkezi yaptık. Kandıra’daki hastanenin başlayıp bitirilmesinde ciddi emeğimiz oldu. İlçelerde spor tesisleri yoktu. Bizim ilçelerimiz büyük ilçeler. En küçük ilçemiz 50 bin nüfuslu. Anadolu’da 50 bin nüfuslu ilçelerin hemen hepsinde hastane vardır, birkaç tane spor tesisi vardır ama Çayırova 80 bin nüfuslu olmasına rağmen kapalı spor salonu yoktu. Bırakın onu lise yoktu. Bunların hepsini Allaha şükür yaptık. Bir kısmını sessiz sedasız, bir kısmını sesli, bir kısmını orta sesli hallettik. Bunların dışında, hatırlar mısınız? E-5 yolu İstanbul istikametine doğru duble yol değildi.

***Hatırlamaz mıyım? Epey bir sıkıntıydı o yol…

 

Biz çok sıkı bir takip yaparak, kısa sürede o yolu bitirdik. Göreve geldiğimizde hep Karamürsel-Yalova arasındaki yol yazılır dururdu, ne zaman yapılacak, ne zaman bitecek diye. Şimdi hiç kimse sormuyor, ne oldu diye. O yol duble oldu. Tabi bunlar benim tek başıma yaptığım şeyler değil ama vali olarak ben koordinatörlük görevimi yaptım. Tıkanıklıkların aşılması için gerekli girişimleri yaparım.

 

RUH HALİMİZ YOLLARA YANSIYOR

 

***Yollardan konu açılmışken sormak istiyorum. Kandıra yolunun hali ne olacak? Neden orada sürekli ölümcül kazalar oluyor? İşaretlendirmelerde mi eksik var, hata karayollarında mı? Sizce problem nedir? Bu sorun meclise de taşındı ayrıca…?

Bu konu beni de çok sıkıntıya sokan bir husustur. Şimdi o yolun tamamının duble olması için bir çalışmamız var. Yakın programıma girdi.

 

***Bunu daha önce duyurdunuz mu yoksa ilk şimdi mi paylaşıyorsunuz?

Biz bürokratlar olarak çok fazla reklam olsun istemeyiz.

 

***Reklam değil, biz müjde almak istiyoruz sayın valim…?

Haklısınız sürekli orada sıkıntı yaşanıyor. Gerçi hepsi yoldan kaynaklı değil. Kazaların önemli bir kısmı şoförlerin dikkatsizliğinden kaynaklanıyor. Çok fevri, aceleci bir milletiz. Sabırsızız. Aynı ruh halimiz yollara da yansıyor. Tabi duble yol olursa o kazaların birçoğunun olmayacağını biliyoruz. O çerçevede biz bunu aşağı yukarı bir buçuk yıldır gündemimizde tutuyoruz. Bakanımız Fikri bey sağ olsun ulaştırma bakanına baskı yaptı, çabuklaştırdı. Şu an ihale sürecine doğru hızla ilerliyor. Aslında o ihale süreci kesinleştikten sonra kamuoyuna ayrıntılı bilgi vermeyi daha doğru bulurum. Ama orası duble yol olma yoluna girdi.

 

***Ne zaman başlar tahminen?

Valla eli kulağında artık. Şu anda üzerinde çalışıyoruz. Bakın siz de görüyorsunuz notlarımda ilk sırada o yer alıyor.

 

***Bu arada tüm notları bir arada gözümle görmüş oldum, rahatlıkla herkesle paylaşabilirim?

Evet gördüğünüz gibi Kandıra yolu ilk sırada. Onun dışında kavşak projeleri var, Derince limanının otoyola bağlantısıyla ilgili bazı şeyler var, Dilovası’nda yine yıllardır beklemede kalan kavşak var. O bölgedeki sanayi kuruluşlarının da ciddi şekilde desteğini alıp, kamulaştırma yapıp bunları tamamlamaya çalışıyoruz. Böyle bir plan yaptık.

 

KOCAELİ’YLE TİCARETİM OLMAYACAK DEDİM

 

***Bir de bu kentteki mobeselere değinmek istiyorum…

 

Aysun Hanım, ben bu kente göreve geldiğimde mobese yoktu. Sadece Gebze’de 58 kamera vardı. Göreve başladım ve üç ay sonra İzmit, Körfez, Derince’nin ihalesini yaptım.

 

***Nasıl, faydasını gördünüz mü?

 

Tabiî ki gördük. Güvenlik açısından birçok yolu mobeseyle aydınlattık. Şu anda 12 ilçenin tamamına yapılması için çalışma var. Yıl sonuna kadar bütün ilçelerde yapılmış olacak, hepsinin ihalesi yapıldı. Alt yapı çalışmaları bitti, şu anda montaj işleri devam ediyor. Mobese çok önemli bir hizmettir. Vatandaş onu hayatında çok fazla hissetmiyor olabilir, “mobese bana ne sağlıyor” diyebilir. Ama arabanı evin önüne koyduğunda yastığa başını koyduğunda uyuman için mobese şart. Hırsızı uğursuzu, trafik suçlarını önlemede ciddi katkısı oluyor.

 

***Kaç mobese kameramız olacak peki?

 

İl genelinde toplam 2500 civarında mobese kameramız olacak. Gebze, Körfez, Derince ilçelerimiz faal durumda. Gölcük bitti, önümüzdeki günlerde faal olacak. Karamürsel 15 güne kadar bitiyor, Başiskele ve Kartepe birkaç ay içinde bitiyor. Onların açılışlarını yapacağız. Mesela değişik karakollar yaptık. Kentte güvenlik önemli bir şey aslında. 24 saat yaşıyor bu kent. Sabah saat 05:00’te çıkın, yollar dolu, gece çıkın dolu. Ben uzun yıllar Ankara’da kaldım. Akşam sekizden sonra terk edilmiş bir kent gibi olur orası. Ama Kocaeli sürekli hareket halinde olan, üretim kenti. İşçi vardiyaya çıkıyor, diğeri eve gidiyor. Öyle olunca güvenlik önemli faktör haline geliyor. Güvenliği sağlamanın da birkaç yolu var. Bizim yaptığımız da bu yolların tümünü hayata geçirmek.

 

***Yani Kocaeli için güvenli bir kent diyebilir miyiz?

 

Bu boyuttaki bu yoğunluktaki kent ölçeğine baktığımız zaman öyle çok ciddi bir sıkıntımız olmadığını düşünüyorum. Aslında burası güvenli ve huzurlu bir kenttir. Olay olmuyor mu? Tabiî ki oluyor ama aydınlatıyoruz.

***Güvenli ve huzurlu bir kent dediniz. Peki sayın vali Ercan Topaca emekli olsa, Kocaeli’de yaşarım der mi? Ya da diğer bir deyişle, Kocaeli yaşanası bir kent mi?

Yaşanacak bir kent. Şimdi benim bir prensibim var. Kocaeli’yle benim bir ticaretim olmayacak dedim. Gelirken valizimle geldim, giderken de valizimle gideceğim. Buradan ne bir ev, ne bir arsa almadım, herhangi bir yatırımım, ticaretim yok. Şu üzerimdeki elbiseyi dahi gider İstanbul veya Ankara’dan alırım, buradan almam.

 

VALİLİK BAĞIM OLMASA KOCAELİ’YE YERLEŞİRDİM

 

***Neden? Ticarete mi giriyor bu alışveriş? Ayrıca İzmitli esnaflardan tepki almayasınız?

 

Hayır, yani onu ne maksatla söylediğimiz önemlidir. Ekonomik kişisel bir çıkar bağımın olmadığını anlatmak için kullandım bu sözleri. İleride buradan gittikten sonra imkan olur, fırsat olur, belki o zaman Kocaeli’ye yerleşmeyi düşünebilirim ama şu anda öyle bir durum yok. Ancak Kocaeli gerçekten Türkiye’nin en güzel kentlerinden biridir. İstanbul’a, Ankara’ya yakın. Hemen evinizden çıkın, beş dakika içinde tertemiz havası suyu olan yerlere gidebiliyorsunuz. Akmeşe’ye, Kartepe’ye 15-20 dakika. Her ne kadar bazı çevreyle ilgili sorunları olsa da gerçekten rahat yaşanılacak bir kent. Böyle valilik bağı olmasa belki ben de yerleşmeyi düşünürüm.

 

***O zaman ilerde bekleriz diyelim. Sayın valim, çevre demişken, Dilovasını sormak istiyorum. O bölgeyle ilgili bir iyileştirme yapılıyor mu?

Dilovası’nı sorun tabi. Evet orada bir iyileştirme yapılıyor, sizin de hissetmeniz lazım.

 

***Hisettiğimiz taraflar var ama oradan gelen şikayetler hiç bitmiyor. Çeşitli çevre dernekleri sürekli açıklamalar yapıyor ama kimse sorumluluğu üzerine almıyor. Fabrikalar kendinden kaynaklanmadığını, filtrelerinin son derece sistemli ve kaliteli olduğunu söylüyor. Biz bir türlü orada ne oluyor, suçlu kim, anlayamadık?

 

Bakın Aysun Hanım, ben o fabrika olayına çok katılmıyorum. Kocaeli’nin yaklaşık 90 tane fabrikanın bacasını anlık izliyoruz. Ciddi bir sıkıntı yok. Zaman zaman problem olmuyor mu, oluyor. Hemen müdahale ediyoruz. Bazı kokular oluyor. Mesela bu yüzden iki gün önce bir fabrikayı kapattık. Dilovası’nı gözünüzün önüne getirin. Tam bir çanak şeklinde ve sanayi bu çanağın tam ortasında olduğu için fabrikalardan çıkan bütün değerler yeterince dağılamıyor. Ama ona rağmen mevzuatta gösterilen değerlerin altında çıkıyor, bunları takip ediyoruz. Bu çanaktaki değerler temiz çıksa bile bazen buhar rüzgar yoksa havada askıda kalıyor. Askıda kaldığı zaman, şöyle kafanızı kaldırdığınızda insanı sıkıyor.

 

***Madem tespit yapılmış, madem havanın dağılmasında sıkıntı var; o zaman buna farklı bir çıkış aranabilir, yanılıyor muyum?

 

Bu saatten sonra orada fabrikaları kapatmak gibi bir şey söz konusu değil ama başka yatırıma izin de vermiyoruz tabi. Fabrikaların gerek filtrelerini, gerek arıtma tesislerinin hepsini tamamlattık. Şu anda Dilovası, Dilderesindeki fabrikalardan hiç atık yok. Şu anda Dilderesinin ıslah projesi devam ediyor. Benim önemli hayallerimden birisi de Dilderesinin kenarında çay içmek…

 

BANA DİLOVASI’YLA İLGİLİ DOKÜMAN VEREMEDİLER

 

***Bu mümkün mü sizce?

Elbette mümkün, şu anda ıslah çalışmaları sürüyor, inşallah orası çok güzel olacak. Islah çalışmaları içerisinde peyzaj çalışmalarını Büyükşehir Belediyesi yapacak. Ama dere ıslahını DSİ yürütüyor. Bir taraftan da Dilderesine Gebze’nin bazı mahallelerinden gelen evsel atıkların ıslah çalışmaları var. Onu da İSU’nun kurduğu arıtma tesisiyle aşmaya çalışıyoruz. O da bittikten sonra Dilderesine evsel ve endüstriyel hiçbir atık gelmeyecek. Pırıl pırıl bir dere olacak. Dilovası’nın hava kirliliğinin iki temel sebebi var aslında. Bir sanayi, iki trafik…

 

***Sanayi odası da benzer açıklamayı gündeme getirmişti. Ağır vasıtaların çok fazla oluşundan bahsediyorsunuz sanırım..?

 

Aysun Hanım, Tübitak ölçümleri Dilovası’ndaki hava kirliliğinin yüzde 50, trafikten kaynaklı olduğunu söylüyor. Kalan yüzde 50’si de atıklardan, çöplerden, diğer etkenlerden kaynaklanıyor. Şu anda Körfez geçiş köprüsü yapıldıktan sonra ki, 2015’in sonunda köprü bitecek inşallah, böylece Dilovası’nın içinden geçen trafiğin yüzde 30’luk kısmı oraya girmeden direk Körfez’den üç dakika içinde karşıya geçecek. Yolun yükü hafifleyecek.

 

***Yeri gelmişken soralım… Kuzey Marmara otoyolu ne aşamada?

Kuzey Marmara otoyolu, Kocaeli için hayati önem arz ediyor, o da ihale aşamasında. Bugün yarın ihalesi yapılacak. Üçüncü boğaz köprüsünün devamında, şu anda Edirne’den başlayıp, bu tarafa doğru Viaportun oraya doğru inşaat devam ediyor. Oradan Sakarya’ya kadar olan kısmın da ihalesi yapılacak. O da yapıldığı zaman, trafikten kaynaklı olarak yaşadığımız hava kirliliği önemli oranda ortadan kalkacak. Bütün bunların hepsi tamamlandıktan sonra Dilovası’nda sorun kalmayacak. Bakın ağır metaller diyorlar, bunlar gerçekten çok ciddi araştırmaya dayanmayan siyasi şeyler. Ben bir ara DR. Onur Hamzaoğlu ile de konuştum. Bunları söylüyorsunuz, bize elinizdeki dökümanları verin o zaman dedim. Bir şey getiremedi o dönemde, yoktu çünkü. O çerçevede biz Tübitak’a ölçümler yaptırdık. Dilovası’nda ciddi bir sorun yok.

 

KÖMÜR OSB TERTEMİZ…

 

***Peki ya kömür OSB…?

 

Kömür OSB’den şikayet geliyor mu? Biz onu öyle bir yaptık ki, orası da bir çanağın içinde. Oradaki kömür tozunun dışarı çıkma şansı yok. Kaldı ki, OSB’nin etrafına altı metre yüksekliğinde duvar yaptık, onun üzerine de altı metre toz tutma perdeleri yaptık. Toz geliyor falan diye bir yaygara vardı. Bir gün basın mensuplarını toparladım götürdüm oraya. Oradaki sistemi gösterdim. Zaten oradaki tozuma tamamen yollardan geliyor. Onunla ilgili belediyenin otomatik süpürme araçlarından iki tane aldık OSB’nin içinde sürekli. Yani tozumaya yol açacak hiçbir şey bırakmıyoruz. Tertemiz bir organize sanayi bölgesi orası.

***Artık size ulaşan bir şikayet yok mu peki?

Bazen insanları anlayamadığım oluyor. Ne maksatla yapıyorlar onu da bilmiyorum. Geçenlerde bir evden şikayet geldi. Evimizin balkonuna toz geliyor, çamaşır asamıyoruz. Dedim hangi evse o siz belirleyin. Tübitak’la anlaştık ve bir ay süreyle ölçtük. Tübitak’a kimsenin şöyle veya böyle deme şansı yok. Sonuçlar çıktı ve içinde kömür tozu değil, normal şehir tozu çıktı. Artık kömür OSB işi gündemden düştü. Kaldı ki bu kömür OSB’yi ben yapmadım. 96 yılında başlatılan bir projeydi, hayata geçmesini hızlandırdım. Neden derseniz? Kömür depoları yol kenarlarındaydı ve hafif bir yağmurda kömür tozları yolda cam gibi oluyordu. Bu da kazalara sebebiyet veriyordu. Gazeteler sürekli tepki yazıları yazıyordu o dönem. Bunları niye kaldırmıyorsunuz diye. Kaldırdık, bu sefer niye kaldırdınız oldu. Ben eleştiriye açığım ama bu eleştiriler tutarlı değil.

 

***Dilovası’ndan başka bir yere yapılamaz mıydı peki? Belki bu yönde eleştiriler olabilir?

 

Olabilir ama zamanında alınıp kamulaştırılmıştı zaten. Ondan vazgeçtiğiniz zaman yerleri sahiplerine iade etmeniz gerekiyor. Onun da hukuki bir çok sorunu var. Ben vatandaşa şunu taahhüt ettim. “arkadaşlar kömür tozundan sizlerin hiçbir derdiniz olmayacak. Bunun taahhütünü ben veriyorum, bizzat takipçisi ben olacağım” dedim. Şu anda Dilovası’nda öyle bir dert yok. Zaman zaman farklı şeyler olmuyor değil. Mesela adam kömür OSB’ye gitmiş, kamyonu var, iş istiyor ve iş alamamış. Çıkıyor yaygara yapıyor. Bunlara kimsenin prim vermemesi lazım. Kısacası Kocaeli bir 5-10 yıl öncesine göre çevre sorunlarını önemli ölçüde halletmiş bir kent. Kim hangi fabrika yanlış yaparsa yapsın, yarım saat içinde tepesine biniyoruz. Hem de Türkiye’de yazılan çevre cezaları kadar ceza yazıyoruz. Geçenlerde on milyonluk ceza kestik. Ama kamuoyu hemen burada çok şey var, çok ceza kesildi diyor. Böyle bir şey yok. Yanlış yapıldığında biz affetmiyoruz.

 

REKLAM DELİSİ DEĞİLİM

 

***Farkındayım, siz firmaları afişe etmiyorsunuz ama sormadan geçemeyeceğim. Sürekli Yıldız Sunta fabrikasını konuşuyorlar. Orada çözülemeyen ne?

 

Yıldız suntayı da çok ölçtürdüm ben. Kimsenin haberi yok. Simsiyah arabayı oraya gönderdim ve bir ay boyunca ölçüm yaptırdım. Devletin belirlediği partikül toz miktarının havada bulunduğu bir limit var. Fabrika bacasının çıkışında da bir limit var. O ikisi arasındaki ölçümlerde havada bulunması gereken partikül miktarı düşük çıkıyor. Bizim ülkemizde diğerlerine oranla havada bulunması gereken partikül miktarı yüksek tutulduğu için böyle sonuç çıkıyor. Ben bununla ilgili bakanlığa başvuruda bulundum, bu oranı yarı yarıya aşağı çekin dedim. Ancak o zaman fabrikaya ceza yazabiliriz dedim.

 

***Ne cevap aldınız, bu oran düşecek mi?

 

Bakanlık bu fikre pek sıcak bakmadı. O zaman birçok fabrikayı kapatmak zorunda kalabilirlermiş. Buna daha zaman var denildi. Onların da haklı gerekçeleri var. Vatandaş zannediyor ki, valilik bir şey yapmıyor. Mevzuatta ön görülen limitlerde çıkınca, biz bir şey yapamıyoruz maalesef. Mesela geçenlerde Gebze tarafına giderken yolda taşocaklarından çıkan tozu gördüm. Normalde taş kırarken ıslatmaları gerekiyor ama ıslatılmamış. Hemen müdahale edildi, gerekli cezalar kesildi.

 

***Belki bunlar çok bilinmediği için çevre konusunda duyarsızmış gibi algılanıyor olabilirsiniz?

 

Tabi çok afişe etmiyoruz. Ben öyle reklam delisi bir insan değilim. Her mikrofon uzatıldığında kendini kaybedip her şeyi söyleyen bir yönetici hiç değilim.

 

Kocaeli Valisi Sayın Ercan Topaca ile röportajımızın devamı yarın yayınlanacak…

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
FİLİZ 2 yıl önce

Çatır çatır sormuş sorularını aysun hanım hiç kıvırmamış noktasına vürgülüne dokunmadanda kaleme almış.bakalım ikinci bölümde neler olacak.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237