banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Türkiye “kirli” sanayiye ev sahipliği yapıyor
banner234
Kentleşme, ulaşım ve sanayileşmenin yarattığı sorunlardan biri de sağlık sorunu. Hava kirliliği; kronik astım, solunum yolu hastalıkları, kalp ve tansiyon rahatsızlıklarını tetikliyor. Hava kirliliğine bağlı hastalıklar sebebiyle, her yıl yaklaşık 6,5 milyon insan hayatını kaybediyor. Uzmanlar, hava kirliliği nedeniyle, dünyada erken ölümlerin sayısının 3 milyondan, 2040 yılına kadar, 4.5 milyona çıkacağı öngörüsünde bulunuyor.

Türkiye için de durum iç açıcı değil. Geçen Mart ayında, Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından yayımlanan, ‘Türkiye Hava Kirliliği: Kara Rapor’da, Termik santralların kirlettiği hava nedeniyle Türkiye’de her yıl en az 2 bin 876 erken ölüm, 4 bin 311 hastaneye yatış yaşandığı ifade edildi.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) da, hava kirliliğinin başta akciğer ve mesane kanseri olmak üzere birinci grup kanser riski olduğunu açıkladı. Ayrıca, kalp ve solunum sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler, hava kirliliğiyle doğrudan bağlantılı. Hava kirliliğinin azaltılması halinde, ölümlerin de önlenebileceği biliniyor.

ÖNLEM ALINMIYOR
Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Onur Hamzaoğlu, hava kirliliğinin bireysel bir sorun olarak algılanamayacağını söyledi. Hamzaoğlu, “Hava kirliliği bu kadar yıldır çok fazla dikkat edilmeyen ya da öne çıkartılmayan bir başlık. 2013 yılında akciğer kanserinin sebepleri için hava kirliği de sigara gibi temel nedenlerinden biri olarak kabul edildi. Ama bunun yanı sıra doğrudan doğruya toplumsal ilişkilerden ortaya çıkan etmenler dikkate alınmıyor. Hava kirliliğinin önüne geçmek konusunda yapılacaklar belirli olmasına rağmen, bu konularda gerçek önlemleri göremiyoruz. Hava kirliliğinin temel nedeni pek çok yerde mevsimine göre değişmekle beraber, öncelikle sanayi. Örneğin, Kocaeli, Çorlu, Aliağa, İskenderun gibi sanayi havzalarında kirlilik tehlikeli boyutta” diye konuştu.

Hamzaoğlu hava kirliliğine karşı sadece baca filtreleri konusunda önlem alındığını, büyük sanayilerin kullandığı termik santrallarin göz ardı edildiğini söyledi. Hamzaoğlu, “ Hangi enerji kaynağını tercih ettiğimizi tartışmıyoruz. Türkiye’de, kömür yakıtlı termik santraller aracılığıyla yoğun enerjiye gereksinim duyan iki alan önemli alan var. Bunlardan bir tanesi; çimento sanayisi diğeri de ark ocak demir çelik sanayii” şeklinde konuştu.

KİRLİ SANAYİ TÜRKİYE’YE
Çimento sanayiinin, ham madde ve üretim bakımından çok kirli bir alan olduğunu vurgulayan Hamzaoğlu, kirli ve yüksek enerji gerektiren sanayi alanlarının Türkiye gibi ülkelere kaydırıldığının altını çizdi. Hamzaoğlu, “Ark ocağında, hurda demiri eritip vasıfsız demir çelik üretiliyor. Avrupa 1970’lere göre 2013 yılı itibariyle neredeyse artık demir çelik üretmiyor. Bu fabrikalar neredeyse yok. Bunlar, hava kirliliği riski yönünden çok yüksek üretim alanları. Sanayimizi geliştiriyor dediğimiz şey, merkez kapitalistlerin kirliliği nedeniyle kendi ülkelerinin dışladığı onun yerine ürünü almayı tercih ettikleri sanayi alanları. Çin, 2.5 milyar tona yakın çimento üretiyor ve çimentonun toplam 11 ila, 12 milyon tonunu ihraç ediyor. Türkiye ise yıllık olarak yaklaşık 37 milyon ton çimento üretiyor fakat bunun 13 milyonunu ihraç ediyor. Miktar olarak Çin’den yukarıdayız. Düşünebiliyor musunuz?” dedi.

TOPLUMCU YAKLAŞIMLA YAPILACAKLAR VAR
Yaşananların kapitalizmin akıl dışılığını gösterdiği vurgulayan Prof. Dr. Hamzaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla kapitalizmle mücadele olmadan bu sorunları aşmak mümkün değil. Bununla beraber kapitalizmi aşana kadar yapabileceklerimiz de var. Toplumcu bir yaklaşımla yapabileceklerimiz var. İşte hammaddelerin üretim süreçlerinin, emisyonların kontrol edilmesi, kirliliği nedeniyle kullanılmayan teknolojinin üretim alanlarının ülkemize sokulmaması gibi.”

Birgün

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237