banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

TÜKETİMDEN GELEN BİR GÜÇ VAR MI?
banner234

 

Geçen yazımda Sütaş emekçilerinin “tüketimden gelen gücünüzü kullanın” çağrısına dikkat çekmiştim. Bu yazımda tüketimden gelen gücü tartışacağım. Öncelikle Sütaş emekçilerinin çağrısı ne anlama geliyor? Benim algıladığım tüketiciden hakem olmalarını istiyorlar. Onları haklı görüyorsak tüketmeme gücümüzü kullanarak patronlarına bizim de mesaj vermemizi, kendilerine destek olmamızı istiyorlar. Daha önce pek çok marka için benzer çağrılar yapıldı, etkili olup olmadığı tartışma konusu. Diğer taraftan tüketimden gelen gücün kendisi de tartışma konusu. Bazılarımız ise bunu ulusal bir markayı zor durumda bırakma çabası olarak algılayıp bu tip çağrıları tehlikeli de bulabilir. Anlayacağımız işimiz zor ve tek yazıda işin içinden çıkılacak gibi de değil. O halde iki yazılık mini bir dizi yapayım. Bakalım tüketimden gelen gücü kısaca sorgulayacağım ilk yazının hakkını verebilecek miyim?

 

İki gün önce Greenpeace Lego’ya Shell ile işbirliği yapmama çağrısında bulundu, hoppala, ne alaka? Alaka şu efendim: çocuklarımız oynasınlar diye aldığımız bazı Lego setlerinde Shell amblemi varmış. Meğerse reklam yerleştirme, marka bilinirliği çalışmaları bırakın biz yetişkinleri çocuklarımızın odasına kadar girmiş, hem de kendi paramızla. Diğer taraftan marka bağımlılığının 10 yaş altına indiğine dair pek çok bilimsel çalışma var. Bunu fark etmek için bilimsel çalışmaya da gerek yok gerçi. Çocuklarınızla alışverişe çıktığınız hergün, bir şekilde bunu deneyimliyorsunuz zaten. Çocuğunuz yoksa alışveriş merkezlerinde kendilerini yerden yere atıp çığlık basan çocuklara bakın efendim. Sizce neden yırtınıyorlar ve her şeyden önemlisi bu çocuklar büyüdüklerinde tüketimden gelen güç sahipleri mi olacaklar yoksa neyi neden ve nasıl tükettiklerinin farkında olmayan para saçıcılar mı?

 

Öte taraftan internette girdiğimiz her sayfada iz bırakıyoruz ve bu iz başka sayfalarda önümüze çıkıyor. Nasıl mı? Daha dün yaşadım. Model uçak baktığım bir sitede beğendiğim uçağın reklamı başka bir sitede önüme geldi. Tesadüf mü? Tabii ki hayır. Anlayacağınız offline ve online dünyada bilinçli olmayan her tüketici çoluk çocuk demeden satın alma banyosunu günde elli kere yapıyor ve evlerimiz neden aldığımızı unuttuğumuz, fonksiyonlarını tam olarak kullanamadığımız eşyalar mezarlığına dönüyor.

 

O halde gökten düşecekse eğer üç elma, önce biz tüketicilerin başına düşmeli. Çocuklarımızı kolayımıza geldiği için televizyon ve internet başında bırakıp sonrasında nereden çıktı bu çocukta marka bağımlılığı diye hiç ağlamayalım. Her satınalma kararımızın çocuklarımızı nasıl etkilediği üzerinde en az bir kere düşünelim. Ekonomik ömrü bitmeden teknolojik ömrü bitti diye aldıklarımızla şişirdiğimiz kredi kartı borçlarını görüp eyvah çekmeyelim. Her şeyden önemlisi tükettiklerimizle mutlu olmak yerine ürettiklerimizle mutlu olabileceğimiz alternatif bir dünyanın olduğunu bilip tercihlerimizi bu yönde kullanalım. Aksi takdirde kendi kararımız olduğunu sandığımız satın almaları tüketimden gelen bir güç olarak görme yanılsaması içinde sadece tüketip değil tükenip de gideceğiz…

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237