banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

TEZEK VE SAĞDUYU
banner234

İzmir ana kucağı, baba ocağım. Tatillerimi ana babamın yanında geçirmeyi seviyorum. Bu gidişim o kadar keyifli değildi, ailede hastalık var. Yolda grevdeki Sütaş emekçilerine uğradım. Sıkıntılar paylaştıkça azalıyor, katlanılır hale geliyor. Hem kendi sıkıntımdan bir nebze kurtulayım hem de onların sıkıntılarından biraz çalayım dedim. Arabayı durdurur durdurmaz hepsi ayağı kalktı, tek tek el sıkıştık. Hava sıcak, Ramazan’ın ilk günü ama dipdiriler. Sanırsınız kız istemeye gidiyorlar, hepsi bakımlı, mis gibiler. El sıkışları sanki vücut dili eğitimi almış gibi. Demek ki inandığının arkasında durunca vücudun da konuşuyor, hiç eğitim meğitime gerek yok dedim içimden. Aslında belki de çoğumuz haberdar olmayacaktık bu grevden. Ama ne zaman ki grevdeki emekçileri dağıtmak için tezeği bastılar fabrika önüne, haber bu şekli ile ulusal basına yansıdı. Sütaş’ın sahibi aynı zamanda TÜSİAD başkanıydı, istifa etti. Gerçi Muharrem Yılmaz çevre düzenlemesi kapsamında gübre kullanıldığı açıklaması yaptı ama sonuçta kullanıldı mı, kullanıldı. Olay hiç de istemedikleri ve tahmin etmedikleri boyuta geldi mi, geldi. Bizim gibi yönetimciler açısından tezek kullanma kararı bu yönü ile ilginç ve tahlil edilmesi gereken bir konu. E biz de tahlil edelim o zaman;

Karar verme süreçleri açısından bakalım isterseniz. Değil mi ki holding sahipleri, CEO’lar, genel müdürler, o halde aldıkları her karar doğru olmalı, rasyonel olmalı. Oysa ki insanoğlu hata yapmaya programlıdır. Şöyle ki; karar verme anında insan beyni aynı anda 5-9 veriyi işleyebilir. Üzerine çıktığında analiz paralizi yaşar, anlamı gece araba farı görmüş tavşan gibi donar kalır. İkincisi insan şemalarla düşünür. Eğitim ve tecrübe ile bilgi öbekler halinde beynimizde depolanır. Gelen yeni bir bilgiyi yanlış öbeğe yerleştirirseniz ihtiyaç duyduğunuzda arayın ki bulasınız. Uzun lafın kısası buzdolabında yumurtayı yumurtalık yerine buzluğa koyarsanız ihtiyaç anında arar arar bulamazsınız. Üçüncüsü her kararımız önyargılar ve kısıtlar altında alınır. Buna mecburuz yoksa hayatta tek karar dahi veremeyiz. Yok ben her şeyi önce bilip değerlendireceğim derseniz ne zamanınız ne de cüzdanınız yeter. O halde ekip halinde düşünüp karar alalım. Çok doğru ama ekibiniz sizinle aynı düşünen, her dediğinizi alkışlayanlardan, şak diye emredince önünü sonunu düşünmeden tak diye yapanlardan oluşuyorsa ha tek başınıza ha elli kişi ile birlikte karar vermişsiniz. Buna da grup düşüncesi denir. Sonuç olarak eninde sonunda hata yapıp bedelini ödeyeceğiz, bu kaçınılmaz. Bunu reddeden veya farkında olmayan her yönetici daha çok hata yapacak, daha çok bedel ödeyecek. Ancak yapacağımız hatalarda son bir savunma hattımız var; sağduyu ! Ünlü gelecek bilimci Michio Kaku gelecekte bilgisayarların bilgi işleme kapasiteleri ile insanlara fark atacağını ama bilgisayarlara sağduyunun öğretilemeyeceğini, dolayısı ile liderliğe gelecekte de ihtiyaç duyulacağını söylüyor. Çok doğru bir tespit. Sütaş’a dönersek; ister tezekle emekçiyi yıldırma deyin, isterseniz de yok ben çevre düzenlemesi yapıyordum, işletmeniz böyle kritik bir dönemden geçerken bu kararın neresinde bulursunuz sağduyuyu ben bilemedim.

Yaptığımız sohbetten sonra vedalaşırken gözüm açtıkları pankarta takıldı, tüketimden gelen gücünüzü kullanın yazıyordu. Gelecek yazımda tüketimden gelen gücü tartışacağım. Barış ve sevgi ile kalın…

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237