banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

TAVİZ VERMEYİN…!
banner234

Sevgili Barış okuyucuları Los Angeles’den  merhaba…

Bu yazımda sizlere, Amerika’da yaşadığım ve gördüğüm kadınlardan ve

Oradaki yaşamdan bahsetmek istiyorum “darısı başımıza”diyerek.

ilk olarak melek yatırımcı olup, club sılıcon valley eğitimlerine katılan ve Sunnyvale  yaşayan

Sayın Hülya Koç hanımefendinin anlattığı bir gerçeğe yer vermek istiyorum.

***

Türk genci Amerika’ya gider, oradaki kızların ve kadınların davranış modelini ailesine bakın nasıl aksettirir

‘’Burada bütün kızlar bana aşık’’ Sebebi de delikanlıya her yerde ilgilenen hal hatır soran kızların çok olması.

Türk erkekleri “nasılsın, herşey iyi mi” gibi insanı mutlu eden, sorular soran kadını sokakta göremez.

Niye böyle bir kanun mu var?

Türk kadını hayatı boyunca önce aile arkasından da eş kısıtlamalarıyla  yaşamak zorunda mı?

Neyi eksik ya da fazla yapıyoruz?

Hal hatır sormak yanlış mı? Konuşmanın neresi ayıp?

***

Yine yataklı trenle Chıcago’ya giderken 2 gün sohbet ettiğim ressam vardı,  o da komşumdu.

Hanımefendi  60 yaşında ve acayip fit…

Ne yapıyor da böyle fit kalıyor diye sorduğumda; beni trenin seyir bölümünde herkesin içinde

elimden tutup kaldırarak, arkasını yaslanarak “gym hareketleri gösterip yaptırdı.

Hiç kimsenin de umuru olmadı. Yol boyunca eşimle bol bol sohbet etti.

Evli olmasına rağmen eşi gidip yattı ve hanımefendi  bizimleydi.

Resim yaptı ve en güzeli bol bol kahkaha attı. Kimse kadını iyi kötü diye değerlendirmedi.

***

Hayatı zorlaştıran ne varsa bizler yaratıyoruz.

Herkesle ilgilenme ve yorum yapma huylarımızı bir unutsak hayat bizlere daha kolay olacak.

Burada kim ne giymiş ve nasıl konuşuyor yorumlamak yasak...

Herkes rahat. Kimsenin sorunu sen degilsin. Herkes neyi daha iyi yapabilirim derdinde…

Mağazalara giriyorsun bir karşılanma ve bir sohbet, çıkarken de ürün al veya alma “her şey iyi mi” diye sormalar…

Aynı benim ülkem. Önce iyi bir marka mağazaya gideceksen giyinmelisin ki adam yerine konulasın.

Sonra bir şeyler almalısın ki seninle muhabbet edilsin ve  giderken de uğurlanabilesin.

Hep aynı şeyi söylerim. Gelen müşteri tanrı misafiridir.

Kimin ne alacağı belli olmaz ve alsa da almasa da bırakacağı bir bereket vardır.

Rabbim kimseyi kapıdan boşa sokmaz.

Amerikalılar seni tanrı misafiri olarak görüp nereye koyacaklarını şaşırıyorlar.

Burada ise senin kimliğin önemli değil.

Mağaza personeline  bir şey sormak için önündeki işin bitmesini beklemek zorundasın.

Biz de ise  “hala bekleyecek miyiz? Bize kim bakacak? Benimle az ilgilenildi” gibi basit kaprisler yapanlar…

Aynı kaprisleri gel de burada yap bakalım, kim dinler seni?

***

İstanbul Akmerkez’de Turkcell mağazamızda çoğu müşteri şikayeti kuyrukta çok beklediği ve

kendisi bilmem kimin yakını olup az ilgilenildiği gibi kişisel şikayetler oluyor mesela…

Ve zaman zaman da mağazada seslerini bağırarak duyurmaya çalışıyorlar.

Gelsinler burada kimin yakını olduklarını anlatsınlar bakalım kimin önüne koyarlar onları?

Burada yolda dursanız arkanızdaki belli süre bekliyor, korna çalmıyor, bırakın mağazada ses tonunu yükseltmeyi.

Sabır da burada, yaşamda hak da burada. Yaşam kaliteni yükseltmek için öncelik sende.

Yoldan yaya geçiyorsa korna çalamazsın, beklersin çünkü öncelik onun.

İsterse telefonla konuşur isterse şarkı söylerek gider… bizdeki gibi “yürüsene be kardeşim” diye bağıramazsın.

Önce sen karşındakine saygılı olacaksın ki, o da sana saygı göstersin.

Her şey güven ve dürüstlük üzerine kurulmuş.

***

Dün havalimanından şehre gelmek için otobüse bindim kimse para toplamaya gelmedi.

İndik herkes bavulunu aldı arkasından bir kulübenin  önünde sıraya girdik paramızı ödedik.

Ödemezsen kimse bakmıyor, o tamamen senin  vicdanınla alakalı.

Yurdumda olsa kaç kişi öder bilmem.

Metroda da kimse sormuyor ama insanlar kanunlar ve cezaları bildiğinden kurallara uyuyor.

Arabamla bilmediğim kurallar için o kadar çok ceza ödedim ki;

Evimin önündeki sokak  hep dolu ve ben boş b yer olarak gördüğüm bir yerde sabah arabamı bulamadım.

Neden? Çünkü arabamı yangın musluğunun önüne koymuşum.

Yine sokakta yıkama saatlerine ve günlerine dikkat etmediğimden tutun da

gece görmediğim  kırmızı boyalı kaldırım kenarına koyduğumdan,

arabayı aynı yönde koymadığımdan ödediğim para cezalarıyla  kuralları ancak öğrendim.

***

Bizde de cezalar bol olmalı diye düşünmeye başladım.

Hayatı kolaylaştıran yasalar ve kurallardır.

Herkese eşit muamele ve kadın erkek ayrımı olmayan bir yaşam...

Hayatı mutlu yaşamak için sadece kendimize ihtiyacımız var.

Sade, huzurlu keyifli işler yapmak için başarmayı istemek ve hayallerimizden ASLA  VAZGEÇMEMEYİ öğrenmeliyiz.

***

Kadın olarak dünyaya geldiğimden çok mutluyum.

Hayatıma amaç katan kızım ve severek yaptığım işim var.

Canım babam her babanın olduğu gibi çalışıp yorulmamı istemezdi.

Baktı ki ben çok mutluyum, anneme “bırak çalışsın böyle mutlu” demişti.

Evet biz kadınlar her işi başarıyla yaparız, hiç de iş yaptık diye de böbürlenmeyiz.

Türk kadını cefakardır, asildir, anaçtır, ailesi önceliğidir.

Başarılı olan her kadının arkasında bir erkek vardır. Babasıdır, ağabeyidir, eşidir…

Biz sizlerle olmayı çok seviyoruz.

Hayatınızdan asla taviz vermeyin ve yaşamı kendi bildiğinizce yaşarak mutlu olun.

Kim ne giymiş, moda neymiş, kim ne demiş gibi sizi esir edecek her şeyden uzak durun.

Hayat bunlara ayıracak vakit için harcanmayacak kadar kısa ve en önemlisi değerli.

 

Sevgiyle kalın.

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237