banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Şevki Yılmaz’ın o eski yazısı neden silindi?
banner234
15 Temmuz darbe girişimi sonrası bir zamanlar cemaatle kol kola olan çok sayıda isim, o zaman kaleme alına yazılarını silme telaşına düştü. Fethullah Gülen’e övgüler düzülen o yazılar ortadan kayboldu. Bu yazılar en meşhurlarından birini Şevki Yılmaz kaleme almış ama artık o yazılar yok!
Vahdet gazetesi yazarı Kerime Yıldız, bugünkü köşesinde Yeni Akit gazetesinin Fethullah Gülen’e övgüler dizen yazıları arşivinden sildiğini yazdı.

Yazısına “Silin Silin! Yazılarınızı, Twitlerinizi Silin!” diye başlık atan Kerime Yıldız, “Bazı yazarlarda bir telaş bir telaş. Yazılarının yayınlandığı sitelere müdâhale ediyorlar. Kimisinin arşivi, belli târihten eskiye gitmiyor. Kimisinin Gülen’i öven yazı ve twitleri yok oluyor. Hâlbûki çok basit bir yol var. ‘Yanıldık. Özür dileriz’ deseler eski yazıların hükmü kalmayacak. Ama şimdi saldırmayı abartanlar, geçmişte övgüyü de abarttıkları için o yazıların ortadan kalkması gerekiyor. Öyle kara lekeler var ki anlatamam.” ifadelerini kullandı.
Yeni Akit’in ihbar mailleriyle insanlara “Cemaatçi” demesini eleştiren Kerime Yıldız, Yeni Akit yazarı Şevki Yılmaz’ın Fethullah Gülen’e övgüler dizdiği 2013 yılındaki yazısının siteden silindiğini yazdı. Yıldız yazısında, Yeni Akit ve Şevki Yılmaz’a şöyle yüklendi: “Yeni Akit, ihbar maillerine bakacağına kendi geçmişine bakmalı. Yazarlarını sorgulayıp, milletten özür dilemeli. Böyle yapacağına arşivini siliyor. Örnek vereyim. Eski vekillerden Şevki Yılmaz, meydanlara indi. ‘Lânetullah Feto’ yazıları yazıyor. Aynı kişi, 12 Nisan 2013 târihinde, ‘Fethullah Gülen Hocamız Neden Taşlanıyor’ yazısı yazmıştı. Bu yazıya, Yeni Akit’in sitesinden ulaşamazsınız. Apar topar silindi. Ayıp değil mi? Var olan bir yazıyı silmek de ne demek. İnternet âleminde ve kâğıt basında kapı gibi duyuyor. Şimdi ‘Lanetullah Feto’ diye bas bas bağıran Şevki Yılmaz, 12 Nisan 2013’te ne inciler döktürmüş.”

Şevki Yılmaz’ın 12 Nisan 2013 yılındaki yazısının detaylarında Fethullah Gülen’e yaptığı övgüleri köşesinden aktaran Kerime Yıldız, yazısının sonunda şöyle yazdı: “Evet, bu satırların sâhibi şimdi meydan meydan dolaşıp “Lanetullah Feto” diye bağıran adam. Ben, ‘Geçmişte niye böyle dedi?’ diye kızmıyorum. Olabilir. O da bir kul. Geç de olsa uyanmıştır. Peki şimdi tıpkı Cumhurbaşkanımız gibi ‘Milletimiz bizi affetsin’ demesi gerekmiyor mu? Bunu diyeceği yerde Yeni Akit sitesinden yazısını kaldırtması ne anlama geliyor? Mâzi, bir tıkla silinebilir mi? Anladığım kadarıyla Şevki Yılmaz yeniden Meclis’e girmek istiyor. İşte bizim gibi haramzâdeler, böyle fitneci ve kıskançtırlar. Herkesi taşlarlar. Ne olur, doğru yanlışı ayırmada süper kabiliyetli insanları kıskanmasak? Ne olur, onların önlenemez yükselişine murdar demesek, tekerleklerine çomak sokmasak? Ne olur mâziyi kolayca unutuversek?”


İşte Şevki Yılmaz’ın o meşhur yazısı…

Yaratıcımız, yaşatıcımız ve yöneticimiz Allah (c.c) biz kullarına sayısız nimetler ihsan ediyor. Bu nimetlerinin başında Allah’a (c.c) kul, Eşsiz Önderimiz ve Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s) Efendimize ümmet olma makamıdır. Eşsiz önderimizin izinden giden, gerçek varisleri olan âlimlerimiz de bizlere verilen nimetlerin büyüklerindendir. Peygamberlerden sonra insanları nefis ve şeytanın tuzaklarından kurtarmak için çilenin, sıkıntının en büyüğünü onlar yaşadılar. İhanete uğradılar. İftiraya uğradılar. Yurtlarından çıkarıldılar. Zindanlarda Medrese-I Yusufiye’nin talebesi oldular. Darağaçlarında şehadet şerbetini içtiler. Ama susmadılar. Susturulamadılar. Asr-ı Saadet’teki yıldızlarla başlayan bu onurlu duruş ve davet hareketi kıyamete kadar gecenin yıldızlarının omuzlarında devam edecek. Şehitlerin kanlarından üstün olan kalemleriyle ve sohbetleriyle hep insanlığa nur ve ışık olacaklar. İşte günümüz insanlığının, Şeytan ve yandaşlarının tuzaklarından kurtuluşuna sohbetleriyle rehber olan muhterem âlimlerimizden biri de şüphesiz Fethullah Gülen hocaefendidir.
1968 yılında İzmir’in Kestane Pazarında başlayan sohbet halkalarıyla ilim halkasını oluşturmayı başarmış örnek bir şahsiyet. Oluşturduğu bu gönül, sevgi ve merhamet fedaileriyle Asr-ı Saadet’in davet ve tebliğ ruhunu dünya çapında yeniden canlandırmayı başaran, birçok ilim ehline; “bakın, çalışınca oluyor” gerçeğini eserleriyle ispat etmiş örnek bir şahsiyet. Böyle muhlis, mümtaz ve muterem ilim ehli bir insan bazı çevrelerce neden taşlanıyor? Bu çevrelerden ateistlerin, Ergenekon çetelerinin ve uşaklarının, Apo ve PKK çevrelerinin taşlamasını anladık. Çünkü meyveli ağaçları haramzadeler hep taşlarlar. Ama helal lokmayla büyüyen kardeşlerimizin hocamızı taşlamalarındaki sebebi anlamakta güçlük çekmekteyiz. Ömürlerini İslam Davasına adamış Fethullah Gülen gibi şahsiyetlerin Doğu Perinçek, Apo ve benzerleri gibi yeterince düşmanı varken Müslümana nasıl sıra gelebilir ki?
“Karanlık!” isimli gazeteye ve “Uluyan TV”ye dayanılarak söylenen iddiaları, atılan iftiraları ve kendisine haya, edep ve ahlaka sığmayan hakaretleri yazarak bu nezih sütunları kirletmek istemiyorum. Allah’ımıza, Peygamberimize ve Yüce İslam Dinimize ve müntesipleri bizlere yıllarca hakaret eden, alay eden ve zulmeden bu gazetelerin, radyo, televizyon fitnevizyon kanallarının ve çetelerinin Fethullah Hocaefendiyi ve bizleri methetmelerini mi bekliyorduk? O zaman imanımızdan ve duruşumuzdan şüphe etmemiz gerekmez mi? Ne olur birbirimizle uğraşmasak! Ne olurdu kardeşlerimizin hizmetteki başarılarını kıskanmasak? Ne olurdu kendimizin uzanamadığı hizmet ve hedeflere murdar demesek! Yalan ve iftiralarla uğraşanların hayallerinin bile yetişemediği hizmet kervanı arabasının tekerleklerine çomak sokmasak! Ne olur kulluğumuzun gereği işlediğimiz ve işledikleri, günah ve hata dikenlerine bakarak Güllerin solmasına sebep olmasak! Rahmani çizgideki cemaat ve sivil toplum örgütlerinin çok oluşu bir fitne değil rahmet sebebidir. Bu tarikat, cemaat ve toplum örgütlerinin hepsi İslam okyanusuna su taşıyan nehirler gibi olmalıdır. Hiç birisi ana nehire giden İslam Hayat Suyunu kesen veya kirleten olmamalıdır.
Aziz Mahmud Hüdai Vakfı gibi bu ilim ve hizmet kervanına dâhil olan nice tebrik edilecek örnek vakıflarımız, Muhterem kanaat Önderleri ve Gönül Doktorlarımız var. Halkımızın inanç değerlerine bağlı, alnı secdede Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız var. Artık tam yüz yıldır dışlanan, horlanan ve ezilen müminler Musa’sız ve Asa’sız değil elhamdülillah. Şeytan ve yandaşlarını öfkesinden çatlatacak bu nimetlere bizi kavuşturan Allah’ımıza şükür ve hamd makamında olmalıyız. Hırs, haset, yalan ve iftira çukurunda değil… “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, bastıran kapkara karanlığın şerrinden düğümlere üfleyen falcı ve büyücülerin kötülüğünden (karanlık işlere düşkün tüm insanların) şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.! (Felak S.1-5)”
“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden evvel iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Ey Rabbimiz! Mümin kardeşlerimize karşı kalbimizde zerre nokta kadar kin, hased ve düşmanlık bırakma. (Haşır S.10)” dualarıyla, Rabbimden birlik ve beraberliğimizi daim eylemesini, ahirete kadar sürecek bir kardeşlik iklimini bizlere lutfetmesini temenni ediyorum. Selam sevgi ve dualarımla…

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yunus taspinar 4 ay önce

Siler tabi oğlu vekil yeğeni İşkur mudur şoförü bütün akrabalarini devlet kurumlarına yerleştirdiler zamaninda zamaninda feto teröristine hoca efendi diye yala kalık yapıyorlardı ovuyorlardi bunları kim yetiştirdi gene feto hepsi onun öğrencisi sayın belediye Başkanımız Karaosmanoğlu da çıkıp dediki her aileden oraya buraya adam soktuk nerden is verdin verin bakayım cevabını benim ailemi bırak sulalemde belediyede işçi olarak yok bu neden oluyor sabıkamiz yok adam gibi adamizya doğrunun yanındayız ya ondan örnek syn sevki yılmaz beyin oğlu 3 ay önce mahallemde ayakkabı mağazası olan vatandaşın oğlunu en iyi yere ise soktu belediyede ama hiç bir iş yapmıyor aksama kadar dükkanda oturuyor benim gördüğüm 3 aydır maaş alıyor bu adamlar çalışmadan sigortalı biz gidip belediyede genel sekreter özel kalem var bitane Serhan çatal beyefendi bu adam düne kadar ambulans soforuydu nasıl oldu da genel sekreter özel kalemi oldu ben gidip bu beyfendiden is istediğimde telefonlara bile bakmiyorlar artık 1 senedir hala ariyacaklar ulasim park adı altında belediye otobüslerinde şoför alımı vardı syn belediye Başkanımız çıkıp demeç konuşma yaptı Şoförleri 100%90 nini şehir içi Şoförlerinden alın die soruyorum kaç tanesi şehir içi şoförü hepsi ya bakan ya milletvekili ya üst düzey mudur yakınları ve akrabaları kaç sefer başvurdum bir kere cagrilmadim biz işimizi adam gibi yapıyoruz o yüzden böyle oluyor sanirim ben hala boş geziyorum 1 çocuk bakıyorum

Avatar
Fahrettin guler 4 ay önce

Önce birbirbirinizi gördünüz beğendiniz. Arkadaşlik Dostluk derken sevgili oldunuz.Yeteri kadar bir zaman birbirinizi sınadınız tarttiniz olctunuz bictiniz ve evliliğe karar verdiniz ve evlendiniz. İki iken üç oldunuz üçgen dört dörtken beş oldunuz.Bu arada zaman su gibi akıp gitmiş koskoca 20 yıl olmuş. Ancak birde bakınız hal ve gidiş bozuldu ilişkiler sarsıldı önce sevgi bitti sonrada saygı tükendi.Bunlari doğuran sebebler nuksetti işte ne kadar sorgulasanda geçmişi dönüşü yok gidişin ve ayrıldıniz gittiniz.20 yıl ve 3 evlat tutamadı bir arada ve bitti. Neden dersen ne olur.Elele kolkola gönülgönüle idik neden oldu diye sorsan neolur. İnsan işte bir muamma kolay kolay tanınmıyor. Geçmişin izlerini silmek en güzeli değilmi zaten.

Avatar
metin 4 ay önce

erbakan hoca milli görüş gömleğini çıkaranın feraseti gider demişti ayrıca palyaço olurlar demişti işte o gömleği çıkaranın hali

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237