banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

SEÇİMİN İLGİNÇ SONUÇLARI ve SENARYOLAR
banner234

 

Seçmek, diğerlerinden vazgeçmektir. Bu nedenledir ki birini seçiyorsanız eğer diğerlerinden vazgeçmesini bilmeniz gerekir..

Evliliklerde eş seçerken, birini seçer ve diğerlerinden vazgeçersiniz. İş hayatında bir iş yaparken diğerlerinden vazgeçersiniz. Tatile gidecekseniz, bir yeri seçerseniz diğerlerinden vazgeçersiniz.

Siyasette de bu böyledir. Birini seçersiniz ve diğerlerinden vazgeçersiniz. Ama bazen faka basarsınız.

Sayın başbakanın oyu bu kadar yüksek olduğu halde ve halkın bu kadar desteği olduğu halde, seçimde seçilmiş olması, ondan vazgeçilmiş olmasıdır aslında. Çünkü asıl makam  BAŞBAKANLIK makamıydı.

Cumhurbaşkanlığı için satın Tayyip ERDOĞAN seçilirken, aslında Erdoğan ın başbakanlığından vazgeçilmiştir. Seçmen bunu bilerek yada bilmeyerek desteklemiştir.

Eğer başkanlık sistemi kurulup daha sonra Tayyip Bey Çankaya ya çıksaydı, kazandı demek için nedenimiz olabilirdi. Ama yetkiler halen başbakanda.

Neden başkanlık sistemine geçmeden seçime girildi ?

Çünkü risk vardı. Eğer planlar tutmasaydı ve farklı bir isim cumhurbaşkanı olsaydı, o zaman yetkiler Cumhurbaşkanında  olacaktı. Cumhurbaşkanı Tayyip Bey olamazsa iş sıkıntıya girecekti.

Bu nedenle önce seçimi alalım sonra Başkanlık Sistemini getirelim yoluna gidildi. Doğru bir plan mıydı ? bunu zaman gösterecek.

Ama başkanlık sistemini getiririz nasılsa diye düşünülen ortam sayıp Tayyip beyin başında olduğu bir  AKP için söz konusu olabilirdi. İşte bu noktayı es geçtiler.

Seçim bitti. Artık lider partinin genel başkanı değil. Burada iki seçenek var değerli dostlar.

Birincisi kukla bir Başbakan bulup derhal  yetkileri  Çankaya’ya devretmek.

İkincisi Güçlü bir Başbakan bulup partiyi dağılmadan ayakta tutmak.

İkinci yolu denerler mi bilmem. Ama bu konuda sıcak değilim. Çünkü partinin bölünmemesi birinci öncelik olsaydı Tayyip Bey bırakıp gitmeyi göze alamazdı. Demek ki öncelik KÖŞK te.

Birinci yol denenecek ve yetkiler KÖŞK e aktarılacak. Ama birinci yoldaki kukla bir BAŞBAKAN partiyi bir arada tutamayacağı gibi, istenmeyen bir isimin atanması partinin eski ve önemli isimleri isyan noktasına getirebilir. Bu durumda Meclis aritmetiği değişir ve ne başkanlık sistemi nede başka bir yasa çıkarılamaz. Böyle bir durumda yeni bir oluşum ve koalisyona giden yolda dengeler tümüyle değişebilir.

O zaman da yetkisiz bir köşk ve etkisiz bir Cumhurbaşkanlığı makamı oluşur.

 

Gelelim sayın Abdullah GÜL ün akıbetine. Bugüne kadar sakin duruşunu bozmadı. Eski mesubu olduğu parti yara almasın diye hep sustu. Zaman zaman noter dediler zaman zaman her şeyi onaylamakla suçladılar. Hepsine göğüs gerdi.

Yedi sene çabuk geçti. Beklenen an geldi. Partisine sahip çıktı ve zamanı gelince sayın Erdoğanla konuşuruz anlaşırız dedi.

Ama görünen o ki anlaşma olmadı. Abdullah GÜL  partime döneceğim dediği dakikalarda, karşıdan misilleme geldi ve 27 Ağustos da KONGRE ye gidilme kararı alındı. Bunun amacı 29 Ağustos ta görevi bitecek olan GÜL ün partide Genelbaşkanlığa aday olmasını engellemekti.

Peki ya GÜL son günü beklemezde erken istifa eder ve aday olursa ?

Bu arada GÜL e yapılan bu operasyon hakkaniyetlimidir sizce ? Bence GÜL bunu onur meselesi yapar ve partiye dönmez. Dönmezse parti kurar mı ?

Bunun cevabı akp de kimin genelbaşkan olacacağında saklıdır. Partinin ağır isimlerinin istemediği ve desteklemediği dünkü çocuklardan biri gelirse, diğerleri  GÜL ün etrafında toplanacaktır ve parti oluşumuna gidilecektir.

Önümüzdeki haftalar sıcak gelişmelere gebe gibi gözüküyor. Memeleket için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederim.

Gelelim MHP ve CHP cephesine.

Tabanlardan eleştiriler hat safhada. Değişim isteyenler, dönüşüm isteyenler, yerden yere vuranlar, biz demedik mi diyenler çıkmaya başladı ortaya.

Kim ne derse desin ben biraz farklı düşünüyorum. AKP nin kadın kolları, gençlik kolları bütün teşkilatları canla başla çalışırken, ne mhp nede chp kadroları yoktu ortalıkta. Bugün basın toplantısı yapanlar kaç tane ev gezdiler ? kaç kahveye gidip oturdular ? şimdi değişim istemeye ne kadar hakkınız var ?

Genel başkan chp de değişti. Ama alt kadrolar değişmedi. Başarısızlık varsa alt kadroya dönüp bakmak lazım. Kandıra’nın köyündeki dostlar kırathanesine Kemal Bey mi gelip gidecek ?  Derincedeki  Emekliler Derneğine Devlet Bahçeli mi gidecek ?

Değişim şart ama değişimin ilk kuralı bireyin kendini değiştirmesidir.

Muhalefete tek tavsiyem önce bir aynaya bakın. Kendimizi ne kadar düzeltebiliriz ? herkes kendi kapısnı süpürürse toplum temizlenir.

Sonra düşünün bakalım bu memleket için ne yapabilirim ? doktoruda mühendisi de avukatı da bunu düşünsün. Herkes 1 proje yapsa. İnanın memlekette hiçbir sorun kalmaz.

Eleştirmeyi bırak değiştirmeye bak.. Ama önce kendini.

Sevgiyle kalın.

 

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237