banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

ÖĞRENİYORUZ, TÜKETTİRİYORLAR…
banner234

 

 

Öğrenme; bitmeyen yolculuk, uzun soluklu bir serüven…

İnsan yeryüzünde öğrenen tek varlık. Gerçek bir öğrenme, akıl ile mümkün olan, yaşam boyunca elde edilen birikimlerden ibaret. Yaşam derken, anne karnında başlayan bir süreç sözkonusu…

İnsan dünyaya gözlerini açtığında, acıyla beraber ağlamayı öğreniyor. Ve başlıyor yeryüzündeki hiç bitmeyen öğrenme serüveni. Öğrenme tekrar ile perçinleniyor. Her yeni gün doğan güneş ve her nefes alışımız ile canlı olduğumuzu öğrenmek gibi çokça tekrar eden deneyimler…

Bilgiyle, tecrübeyi karıyoruz; tatlıyı, ekşiyi, acıyı, güzel kokuyu, kötü kokuyu, iyiyi, kötüyü öğreniyoruz, öğreniyoruz…

Gecenin bir yarısında televizyonun ekranında, mangalın üzerindeki sucuğun “cozzzz” sesiyle, burnumuza gelen kokuyla, mutfağa koşturuyoruz, canımız çekti diye. Televizyon ekranındaki sucuğun kokusunun burnumuza gelmesi teorik olarak mümkün mü?

Ya da ekranda gördüğümüz, üzerinden dumanı tüten kahvenin kokusu nasıl da geliverir burnumuza… Hemen bir kahve içeriz, gecenin bilmem kaçı olursa olsun. İçmesek bile canımız da çeker hani. Yine bu kokuyu televizyon ekranından duymamız mümkün mü?

Bir deterjanın çiçek kokusunu sembolize eden uçuşan çiçeklerin buram buram kokusunu da biliyoruz. Ekranda uçuşurken geliveriyor burnumuza. Uçuşan bir tüy bize yumuşak bir dokuyu hatırlatıyor, yumuşacık hoş kokan çamaşırlara bir anda dokunuveriyoruz sanki. Ertesi gün markette rafta görür görmez atıveriyoruz alışveriş sepetimize. Ekrandan çiçek kokusunu, çamaşırların yumuşak dokusunu somut olarak hissetmemiz mümkün mü?

Bir sigorta reklamını görüyoruz ekranda, siyah bir ekranda acı acı çalan ama cevap verilemeyen siyah bir telefon ile daha önce öğrendiğimiz yalnızlık, çaresizlik duyguları uçuşuveriyor kafamızda tüm detaylarıyla. Televizyonun soğuk ekranından böylesine derin bir duyguyu hissetmemiz teorik olarak mümkün mü?

Elbette hayır. Ama biz daha önce ÖĞRENMİŞTİK bu kokuları, ya da tatları, bu duyguları ve etkileyen faktörleri. Hayatımızda defalarca tekrar etti bu deneyimlerimiz.

Gece tüketiyoruz, gündüz tüketiyoruz, her an her yerde tüketiyoruz. Bağlanıyoruz, öğrendiğimiz bilgi ve deneyimleri hafızamızdan çekip, canlandıran reklamlardaki markalara.

Sadece öğrendiklerimizi hatırlatmakla kalmıyor, bazen de öğretiyorlar da sonra sunuyorlar. Önce ihtiyacı, yoksunluk duygusunu hissettirip, sonra bu yoksunluk duygumuza bir çare olarak sunuyorlar ürünlerini o büyük! markalar.

Taze pişmiş ekmek kokusu nasıl da iştahımızı açar, gördüğümüz her yiyeceği atıveririz alışveriş sepetimize. Öğrenmiştik bu kokuyu daha önce, hafızamızda kayıtlı, defalarca tekrar etti ve sağlam bir şekilde hafızamızda yer aldı. O kokuyu duyduğumuz an midemiz bir şeyler yememiz gerektiği hissini yaşatır bize. Büyük gıda marketlerinin içindeki o mis gibi taze pişmiş ekmek kokusunun, pastane bölümündeki pişen ekmeklerden geldiğini mi düşünüyorsunuz? Elbette hayır. İşte o koku için de üretilmiş özel parfümler kullanır o büyük! markalar.

Bugünkü yazımda, reklamları aşırı tüketim ile tüketiciyi sömürme boyutuyla değil de, işletmelerin ürün ve hizmetlerinin satışlarını arttırmak için büyük bütçeler ile yaptırdıkları reklamlarının etkinliğinin ne kadar farkında olup olmadıkları açısından ele almaya çalıştım. Ki yalnızca insan hayatının önemli kavramlarından biri olan ÖĞRENME’nin çok küçük bir boyutuyla değindim.

Öğrenme demişken, insan yaşamı boyunca devam eden bu serüven insanın son nefesini verirken de devam eder. Ve insan, hayatı boyunca hiç öğrenmediği bir şeyi öğrenir son nefesinde, ölmeyi öğrenir.

Ne kadar ilginçtir ki; tükettirmek için o büyük markalar ölmeyi bile soyut da olsa öğretirler de yine tükettirirler reklamları aracılığıyla…

Psikologlar, sosyologlar, pazarlama araştırmacıları gibi profesyonellerden destek almak yerine, jan jan’lı reklamlar ile BÜYÜK MARKA! olmaya çalışan yerli işletmelerimize ve pazarlamacılarına birkaç soru işareti hediye etmek istedim…

Sağlıcakla…

 

 

 

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil İbrahim TUTA 2 yıl önce

Değerli Hocam çok önemli konulara değindiniz bizlerinde sizlerden daha çok öğrenecek bilgilerimiz var.

Saygı ve selamlarımızla

Avatar
Mukadder doğanay 2 yıl önce

Yine çok önemli bir konuya değinmişseniz sevgili

Hocam elinize sağlik.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237