banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

'O' cezaya dur dedi
banner234

Anayasa Mahkemesi, sendikasının çağrısına uyarak işe gelmeyen öğretmene verilen cezanın, Anayasa'nın 51. maddesine aykırı olduğuna hükmetti. Yüksek Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmak üzere kararı ilgili mahkemeye gönderdi.

 

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurulara ilişkin kararlarının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. İlk olayda başvurucular, ebeveynleri ve kardeşi oldukları Durmuş Orhan'ın askerlik görevini yerine getirdiği Ağrı/Doğubayazıt 5. Hudut Komutanlığında, kendisini silahla vurması sonucu yaralanarak aynı gün yaşamını yitirmesinden dolayı kendilerine maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptıkları başvurunun idarece reddedilmesi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açtıkları davada, Mahkemece, bilirkişi raporunda tespit edilen miktardan daha düşük oranda tazminata karar verilmesi ve reddedilen kısım üzerinden de dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, ayrıca karar düzeltme taleplerinin reddedilmesi sonucunda 203,00 TL para cezası verilmesi nedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.

 

Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalar açısından farklı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine dikkat çekti. Ölüm olayının kasten meydana gelmemesi durumunda, hukuki veya idari bir prosedür aracılığıyla tazminat ödenmesinin, zararın uygun şekilde telafi edilmesini sağlayabileceğine işaret edilen kararda, AYİM'in kararında açık bir şekilde ihlal tespitini yaptığı ve buna dayalı olarak başvuruculara uğradıkları maddi ve manevi zararın karşılığı olarak yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporundan yararlanılarak toplam 70 bin 534 TL maddi ve manevi tazminata hükmettiği anımsatıldı. Başvurucuların, dava açtıkları sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için taleplerini yüksek tuttukları ve önceden öngöremedikleri bir düzenleme uyarınca da yargılama sonucunda hak kazandıkları tazminatın yaklaşık yüzde 15'ine denk gelen kısmını vekâlet ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldıklarına dikkat çekilen kararda, tazminat alacağının bir kısmından mahrum bırakıldıkları ve bu miktarın ölçülü olmadığı, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği belirtildi. Başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmeden Yüksek Mahkeme, ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara takdiren net 3 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

 

İŞKENCE YASAĞI İHLAL EDİLMEDİ

 

Yüksek mahkemenin incelediği bir başka başvuruda ise başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda diğer hükümlülerle sohbet hakkının sınırlandırılması nedeniyle işkence yasağının ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulundu.

 

Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, başvurucun cezaevinde üç kişilik koğuşta tecrit kabul edilmeyecek bir durumda kaldığına dikkat çekti. Cezaevindeki imkânlar kapsamında başvurucuya, aylık 5 saat süre ile sohbet imkânı tanındığının belirtildiği kararda, başvurucunun uzun süre veya süresiz bir şekilde tek başına tutulma veya sosyal yalnızlaştırılmaya maruz kaldığı iddiasının kabul edilemeyeceği kaydedildi. Kararda, “Cezaların infazında mahkûmların tekrar sosyalleşmesini teşvik etmek için sohbet gibi sosyal, kültürel ve sportif aktivite imkânlarından azami olarak yararlandırılması gerekmekle birlikte başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kötü muamele ağırlık eşiğine ulaştığı söylenemez. Başvurucunun iddialarının kötü muameleden bahsedebilmek için gerekli ağırlık eşiğini aşmadığı anlaşılmakla Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence yasağının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır” denildi. Yüksek Mahkeme, başvurucunun güvence altına alınan işkence yasağının ihlal edilmediğine karar verdi.

 

BİLİRKİŞİ RAPORLARI, ARAMADA ELE GEÇEN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİNE YÖNELİK BİR ARAÇTIR

 

Yüksek mahkemenin incelediği bir başka başvuruda ise başvurucu, avlanması yasak av hayvanlarına ilişkin unsurları bulundurduğu gerekçesiyle aleyhine açılan tazminat davasının kabulüne karar verildiğini ve hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığını belirterek, adil yargılanma ve özel yaşama saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, yeniden yargılama talebinde bulundu.

 

Yargılamanın esaslı ve belirleyici delilinin, aramada ele geçen post, trofe ve boynuzlar olduğunun, dayanılan diğer delillerin is aramada elde edilen eşyaların değer ve niteliğini tespite ilişkin "bilirkişi raporları" ile kollukça tanzim edilmiş "tespit tutanağı'' olduğu vurgulanan kararda, hükmün esas ve belirleyici unsurun, gerçekleştirilen hukuka aykırı arama işlemi sonucunda elde edilen deliller olduğu belirtildi. Bilirkişi raporlarının, aramada ele geçen delillerin değerlendirilmesine yönelik bir araç olduğunun kaydedildiği kararda, “Somut olayda, koruma tedbiri niteliğindeki arama kararının icrasının hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ile elde edilen delillerin tek ve belirleyici delil olarak kullanılmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği ve aramanın icrasındaki kanuna aykırılığın yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır” denildi. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderdi.

 

“MASUMİYET KARİNESİ İHLAL EDİLMİŞTİR”

 

Anayasa Mahkemesi’nin incelediği bir başka başvuruda da başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli uzman çavuş olarak görev yapmakta iken sözleşmesinin hukuka aykırı olarak feshedildiğini, bu işlemin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi için açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürdü. Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, kaybolan tabanca sebebiyle kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatine varılarak TSK'dan ilişiği kesilen başvurucunun açtığı iptal davasının beraatla sonuçlandığını anımsatarak, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verdi. Tespit edilen ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı ve yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna dikkat çekilen kararda, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderildi.

 

SENDİKAL HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR

 

Anayasa Mahkemesi’nin incelediği bir başka başvuruda ise başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye'de yaptığı göreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiğini, sendikal faaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin Anayasanın toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarım ihlal ettiğini ileri sürdü. Başvurucunun, Eğitim-Sen’in düzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılması nedeniyle uyarma cezası ile cezalandırıldığının anımsatıldığı kararda, gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edildiği ve disiplin soruşturması açılmadığı anımsatıldı. Sendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli sayılacaktan yönündeki yerleşik hale gelen İdari yargı içtihatlarına rağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmadığının vurgulandığı kararda, sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidi altında kaldıklarını not etmek gerektiği kaydedildi.

 

Kararda, “Her ne kadar hafif bir ceza olsa da şikâyet edilen uyarma cezasının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmaması nedeniyle demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen uyarma cezasının sendika hakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir” denildi.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237