banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Muhafazakar mahallenin delikanlıları neden susuyor?
banner234

Gezi Olayları esnasında can havliyle Dolmabahçe Bezm-i Alem Camii’ne sığınan eylemciler, daha sonra akla ziyan açıklamalarla eleştirildiler. Sanki eylemciler, iradi ve bilinçli bir biçimde Camii’ye gitme kararı almışlardı. Hatırlarsınız o günlerde dillendirilen en başat sözlerden biri de “burası güvenli burada polis yok” sözü idi. Durum o kadar travmatik ve içler acısı bir hal almıştı.

 

Olay sonrasında başta iktidar kadroları olmak üzere ona bağımlı medya hadiseyi acımasızca dillerine doladılar. “Camii’nin kutsallığı” “Eylemcilerin Camii’ye ayakkabı ile girmeleri” “Camii’de içki içtiler yalanı” bu söylemlerin başında geliyordu. Hadise yargıya bile taşındı dahası onlarca insan hapis cezası aldı bu yüzden. Oysa gerek Camii’nin müezzini Fuat Yıldırım, gerekse de anılan gece olay yerinde bulunan Cami güvenlik personeli Savaş Dinç 'Caminin içinde alkol alan herhangi birini de görmedim'' dedikleri halde verildi bu cezalar, atıldı bu iftiralar. Hatta Müzezzin Yıldırım, bu açıklamaları sonrasında sürgün cezası ile cezalandırıldı.

 

Yazıya bu girizgâh ile başlamamıza vesile olan konu ise başka. AKP Gençlik Kolları Genel Başkanı Melih Ecertaş'ın Kocaeli’ne gerçekleştirdiği ziyarette Camii’ye bir kahvaltı sofrası kuruluyor. Epey kalabalık bir kimse de bu kahvaltıya iştirak ediyor.  Öncelikle şunu ifade edelim ki, Camiler “dost ve ahbapları” ağırlama yeri mi ki, kahvaltı etkinliği burada gerçekleştiriliyor. Ötesi nasıl oluyor da siyasi kimliğe sahip bir kimse anılan etkinliğin öznesi olabiliyor.

 

YA BU HAL YAYGINLAŞIRSA...
Düşünsenize bu halin yaygınlaştığını ve Camilerin asıl amacı dışında politik organizasyonlara dönüşen yapılar haline geldiğini! Düşünülecek gibi bir durum bir değil. Bakın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kanlı örgüt IŞİD’in örgütlenme yerlerinden biri olarak kendilerinin “mescid” olarak tanımladıkları yerleri mesken tuttuklarını İddianamesinde özellikle belirtiyor. Dahası geçmişte de kimi toplumsal saldırılarda Camilerin nasıl siyasete alet edildikleri, insanların “tekbir sesleri” ile nasıl yürüyüşe geçtikleri ortada. Hal bu iken Kocaeli örneğinde görüldüğü üzere Cami açıkça siyasete alet edilebiliyor. Ama biz kime ne söylüyoruz. Keşke yaşanan sadece bu örnek olsa. Kısa bir arşiv taraması bile bu sorunun boyutlarını ortaya koyuyor. Gelin o örneklerden bir kaçını kısaca hatırlayalım:

 

“AKP Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Bekirdere’de yer alan Hayrat Camii’nde program düzenledi. Cami içerisine masa ve sandalye koyan Katırcıoğlu sadece siyaset konuştu”

 

“Düzce milletvekili adayları Faruk Özlü ile Ayşe Keşir akşam namazından sonra camilerde cemaate propaganda yaptı. Camilerin içerisine adaylar ve beraberindekilerin oturması için sandalye ve masalar konuldu”

 

Örnekler bunlarla da sınırlı değil, AKP Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu’nun 7 Haziran seçimleri öncesinde Ankara’da İmamlarla yaptığı toplantı, yine AKP’li Gaziantep Belediye Başkanı’nın kandil gecesinde Camii minaresindeki mahyaya adının yazılması, Kayseri’nin Talas ilçesindeki Zade Camii’nde düzenlenen etkinlikte, cami içine kürsü konulup AKP’li Belediye Başkanı konuşma yapması bu hadiselerden sadece bir kaçı...  

 

CAMİLER SİYASETE KONU EDİLDİĞİNDE NEDEN SES ÇIKARILMIYOR
Gezi’de zorunlu sebeplerden ve polis şiddetinden korunmak için Camiye girildiğinde olmadık sözler eden, yaşanan acı ve elim hadiseleri yok sayıp, iftira ve yalanlarla insanları suçlayanlar Camiler açıkça siyasete konu edildiğinde neden ses çıkarmıyorlar peki? Neden onların “kutsal” hassasiyeti andığımız örneklerde kendini göstermiyor? Bu ne yaman çelişki böyle denmez mi?

 

Denmez, zira o muhafazakâr mahallenin delikanlıları ancak “mahalle dışından” Camii ile ilgili bir tasarruf söz konusu olduğunda hatırlarlar “Müslüman” olduklarını. Caminin “kutsal” bir mekân olduğunu ve her türlü politik olayın dışında kalması gerektiğini ancak o zaman dillendirirler. Bakın yazı boyunca zikrettiğimiz örnekleri iktidar partisi dışında başka bir siyasi parti gerçekleştirmiş olsaydı o zaman basını ve örgütleri ile şöyle konuşacaklardı. “Camilerde siyaset yapmak yasaktır. Siz “kutsalı” nasıl politik söylemlerinize alet edersiniz. Kanunda ayrıca belirtilmiştir. “Türkiye Diyanet Vakfı Personel Talimatı 47/o madde:  “Görevi başında ve Vakıfla ilgili bulunan müesseselerde siyaset yapmak, siyasi miting ve gösterilerde faal rol almak” memurluktan çıkarılmak için yeterli gerekçedir.” Evet, aynen böyle konuşacaklardı ve daha neler söyleyeceklerdi, hangi hadislerden, hangi kıssalardan örnekler verilecekti.

 

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI DA BU KONUDA PEK MAHARETLİ

Camilerin ve dahi dinin politikaya alet edilmesi ise sadece siyasetçilerin başardıkları bir hadise değil. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konuda pek maharetli. Bakın Çanakkale Savaşı’nda yayınlanan şu fetvaya:“Anadolu’nun her evinden, Rumeli’nin her bölgesinden, İslâm coğrafyasının her beldesinden; Şam’dan, Bağdat’tan, Filistin’den, Beyrut’tan, Kahire’den, Kosova’dan, Üsküp’ten, Saray-Bosna’dan son ehli salibin salvetini yıkmak için ölesiye kardeş olan şehitlerimizin memleketidir Çanakkale. Dilleri, kavimleri, ırkları, beldeleri farklı ancak imanları, idealleri, azimleri, gayeleri, niyetleri, duyguları bir olan, Mehmetçiklerin bir arada can verdiği mekândır Çanakkale. Cennetü’l-baki’ ve cennetü’l-mualla misâli, dünyanın en yüce, en ulvi, en mukaddes şehitliklerinden biridir Çanakkale.” Ne diyelim ki sanki Çanakkale değil de, bir Bedir, Uhud savaşından bahsediliyor.”

 

Camilerin siyasete alet edilmesi ile son bir örneği de erken İslam tarihinden aktaracağımız iki önemli olayla bitirmek istiyoruz. Bilindiği üzere dördüncü halife Ali’ye karşı amansız bir savaş veren Muaviye, Emevi devleti kurulduktan sonra da hutbelerde Halife Ali’ye karşı ağır sözler hatta küfür içeren metinler okutturmuştur. Onun öncesinde ise üçüncü Halife Osman’ın kanlı gömleğini Camiinin minberinde teşhir ettirerek, Suriyelileri Halife Ali’ye karşı kışkırtan da ondan başkası değildir.[5]

 

Anlaşılan “Cami ve Kutsal” olan ile ilgili verilecek sınav daha uzun bir süre devam edecek. Çünkü ağırlıklı olarak sınavı geçemeyenler bizatihi dillerinden “kutsal” sözcüğünü düşürmeyen kimseler oluyor. Mesele görüldüğünden çok daha büyük anlayacağınız.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237