banner232
banner203
banner221
banner231
banner15

Kuşların cehennem çukurları
banner234

Gökyüzü olmayan bir denizin üstünde uçarken,

kanatsız kalan bir kuş;

topraksız rüzgarları da; anlayınca,

vazgeçip tüylerinden,

kardeş mi olacak suya?

Akıntısız nehirlerde;

Kim varlığından vazgeçer ve bacasız kiremitlerin manzaraları gibi salınır haritaya.

Kim bir peydahsız iklimin boyası gibi bulaşır ışığa.

veya kim dalıverir kalbimizden geçen sancının çukuruna?

Uzak emeklerin kırıntılarını, şimdi bir büyüten öğretisiyle hayata koymak yetmiyor.

Denizlere uzanan tohumlardan bir kök sarmaşığı istiyor dalga ve belki de bu yüzden boşu boşuna yanıyor sahil…

Bir orman bulmadan, hangi bereketin menevişi?

Dalsız yaprakları geçeriz bir mevsim,

Ama yapraksız dökülen dalların yığınlarında,

hangi patikanın gidişi kurtarmıştır bir ağacın gövdesini… ?

Ah,vefasızlık;

sendin aslında

memleketimin

bir goril göğsü gibi

hep kendine vuran

ve bu yüzden

bakıma muhtaç

bir sancı gibi tıslayarak

en çok kanayan çeşmesi…

Çünkü patikasız konuşmuyor artık çocuklar.

Yüreklerinin döküldüğü bazı nehirleri ve çarparak yalpaladığı başı bozuk köprüleri biliyor.

Körlemesine gidilen sokakların dibinde, bir gürültü duyunca,

saklandıkları evlerin balkonlarından atlamayı öğrendiler.

Kırılan kaburgalarla bir göğüs sancısı içinde, hayatın iş başınalığını da anladılar.

Sorgusuz sualsiz sabahların tekrarına her gün için yeni bir başlangıç bulmak…

Oysa suskun anlamların girdabı paylaşılmaz…

Taşların

kayaları dövdüğü bu yerde

bizim şarkımız çınlamaz

solucansız topraklar gibi

yılana vurur bereket

uykulara atlar sal

kuşları toprak toplamaz

toplanmaz kuşlar

salların eridiği yerde.

Emek; bir coğrafyanın kanat vurmaz göller haritasında veya bir patika çaprazında,

veyahut da kaçarken yakalandığımız gölgelerin çığlığında,

ağzımızın gevelediği bir savunma değil, onurdur.

Emek; bir çatı pervazında emanet toplayan, sokak ağzında artık kollayan,

şehrin sonunda ağaya duran bir olgu değil, kadındır.

Emek; kapı ağzında azarlanıp hizaya çekilen, penceresinde ezilen, gözbebeği dağlanıp, hayalleri budanan bir algı değil, görgüdür.

Emek; kimsesiz ve sahipsiz nehirlerin, akıntısıyla yüzemeyen suların, ama aynı zamanda kendi yatağıyla beraber, kendi meselesine ve bereketine dökülendir.

Şimdi; bunca bastırılmış mağaranın dibine ve dökülen suyun önüne,

Yani kaybolan bir sokağın eline,

Ya da bir kederin göğsüne konarken;

Varlığını korumakla yükümlüsün…

….Ve delta bağırır son kez ırmaklarımın dökülen sebebi,

sızıntındır…

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Liftepm 2 yıl önce

Güzel bir yazı olmuş okurken kendimden çok şey buldum.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237