banner232
banner203
banner221
banner231
banner15

KÜLLERİMDEN DOĞDUM…
banner234

 

KÜLLERİMDEN DOĞDUM…


 

“Ben Sabancı’nın yolundan gitmeyi tercih ettim ve onun sözü ile her işin üstesinden geldim. Çalışmak, çalışmak, çalışmak…”

Sarıyer börek zincirlerinin sahibi Erdeniz Çolak, zor günlerin ardından yeniden doğuşunu işte bu sözlerle anlattı. Kendi imkanlarıyla iş dünyasında büyük bir vizyon elde eden Çolak, yine kendi imkânlarıyla nasıl ayakta kaldığını dobra dobra Yükselen Değerlere anlattı. Peki Çolak, yaşadıklarından yola çıkarak “Sabır ve Cesaret” isteyen hayat yolculuğundaki şifreleri çözüp yeniden ayakta kalmayı hatta eskisinden çok daha iyi olunabileceğini nasıl başardı dersiniz?

Çünkü Çolak, iş hayatında sevgi ve istikrar ile gidilen her yolun sonunda, başarıyla gelen mutluluğu yakalamış. İş hayatı, hayalini kurduğu mesleği hayata geçirdiğinde başlamış. Şimdi ise o, başarmak için istemek, istemek içinse yapmak gerektiği inancı ve prensibi ile her gün başarılarına bir yenisini ekliyor. “Başarı için her gün küçük veya büyük bir şeyler öğrenmek gerekir” diyor. İşte Erdeniz Çolak’ın inişli çıkışlı başarı öyküsü…

SAMSUNG CSC

***Biraz sizi tanıyabilir miyiz Erdeniz Bey?

Erdeniz Çolak. 1964 İzmit doğumluyum. Aslen Trabzonluyuz ama burada doğup büyüdük. Annem ev hanımı, babamı ise 2011 yılında kaybettik. Sanat okulunu bitirdim. Liseden sonra askerlik hayatım oldu. Askerden geldikten sonra bizimkiler “bu çocuktan adam olmayacak, biz hemen bunu baş göz edelim” dediler ve ben üç ay içinde görücü usulü evlendirildim. Sonra bir fabrikada işe başladım. Tabi bunların hepsi beş ayın içinde oldu. Daha sonra kızım Deniz dünyaya geldi. Bende evliliğim süresince 8 sene bir fabrikada silah ustası olarak çalıştım. Aynı zamanda hafta sonları açmış olduğum bir pişmaniye dükkânında çalışıyor, iki işi de aynı anda yürütüyordum.

İki işi aynı anda yürüttünüz yani?

Tabi, ama bu kadarla kalsa iyi. Aynı zamanda fabrikada çalışırken İzmit kent merkezi sivil toplum örgütü başkanlığı ve Kocaelisporda yaklaşık 4-5 dönem başkanlık yaptım.

***Zor olmadı mı hepsini bir arada yapmak?

Zordy tabi bir yere kadar devam edebildim. 1995 yılında çalıştığım fabrikayı da pişmaniyeci dükkânını da bir anda bırakma kararı aldım ve geriye dönüp bir daha arkama bakmadım.

BURAYA KADAR

***İşten bir anda ayrılma kararınız neydi ve ailede nasıl bir tepkiye yol açtı peki?

Aile tepki gösterdi tabi ama ben kafama koymuştum ticaretle uğraşacaktım. Zamanla bu böylede oldu ve ben bu işi kurarken aileden destek almadım. Kendi başıma ayaklarımın üzerinde durmak istedim. Buraya kadar dedim ve risk alarak borç harç edindiğim paralarla ticarete atıldım. Çok şükür o sıralar işler düzgün gitti ve ben bir sene vadeyle aldığım tüm borçları 1 ayda ödedim. Bu arada başımdan bir ayrılık geçti ve 2004 yılında eşimle olan evliliğimizi bitirme kararı alarak ayrıldık.

İLK EVLİLİĞİM BOZULURKEN AİLE KARŞI ÇIKTI

***Görücü usulü evlendim dediniz. Sizi ayrılığa iten sebeplerden biri bu olabilir mi?

Asıl sebep bu mudur yoksa biz Trabzonluyuz ve ataerkil bir aileden geliyoruz ve anne baba sözü bizde her şeyden önce gelir bu sebepten midir bilinmez ama bir şekilde yürütemedik.  Fakat şöyle bir baktığımda ailemde de çok kusur bulamıyorum. Çünkü biraz da bu kararı vermelerine sebep benim rahat tavırlarım oldu ki öyle olsa gerek, böyle bir yolu seçtiklerini düşünüyorum. Tabi bu ne kadar doğru ve sağlıklı bir karar oldu diye sorarsanız eğer, pek sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Yani en azından bu bende böyle oldu çünkü evliliğimizi yürütemedik ve ayrılmanın ikimiz içinde daha doğru olacağını düşünerek yollarımızı ayırdık.

SAMSUNG CSC

***Peki, sizce evlilikler neden bitiyor?

Zaten bir evliliği yürütmek başlı başına çok zor. Bir de eşiniz ekonomik özgürlüğünü ellerine almışsa bu kez eşine başkaldırıyor ve kısa bir süre sonra da kimsenin kimseye eyvallahı kalmıyor. Ben hayatım boyunca kartlarımı hep açık oynadım. Bu evliliğimde de böyle devam etti.  Eşimle nikâh masasına oturmadan önce peşin peşin fikirlerimi paylaştım. Beni bunaltmaya, üzmeye ve mutsuz etmeye başladığında ayrılırız demiştim. Öyle de oldu ve saygı çerçevesi içerisinde bitirdik evliliğimizi.

***Bu evliliğe vesile olan aile, karşı çıkmadı mı bu duruma?

Bakın, objektif bakmak zorundayız çünkü bu işler ciddi meseleler. Biz ataerkil bir aileyiz ancak kimsenin kimseyi de bilerek mutsuz etmeye hakkı yok. Evet, ilk evliliğim bozulurken aile çok karşı çıktı ama insan hayatında kaç kere dünyaya gelir? En başta içerisinde mutlu olmadığınız bir yuvaya yuva demek, o hissi gerçekten yaşayamadıktan sonra sırf insanlar öyle desin diye yaşamak, benim görüş kriterlerimin dışında kalıyor. Kendinizi de karşınızdakini de mutsuz etmeye hiç kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden anne baba faktörü bir yere kadar ayakta tutabiliyor sorunlu ilişkileri. Olmuyorsa zorlamanın ya da başkaları için yaşamanın bir anlamı yok. Bunu ben kızıma da söylüyorum. Yanlışını gördüğünde ayrıl kızım diyorum.

***Bir kriz dönemi atlattınız. Mahsuru yoksa o günlere biraz dönmek istiyorum. Neler yaşadınız bu süreç içerisinde?

Tabiki mahsuru yok, o günlere dönmek beni rahatsız etmiyor. Çünkü ben yaşadığım her şeyi önüme bir tecrübe olarak koyarım. 2007 yılının başlarında bazı hesapsız yatırımlar yaptım. Açıkçası işlerim güzel giderken biraz gece alemlerine daldık ve haliyle bir süre sonrada ekonomik kriz yaşadık. Maliye tarafından bazı hesaplarıma hacizler geldi. Daha sonra para hâkimiyetini kendi üzerimden çıkarttım. 2008 yılında da her şeyi kardeşime bırakıp Ankara’ya gittim.

GÜNEŞ, YENİ EŞİMLE BİRLİKTE YENİDEN DOĞDU

***Şehir değiştirmeniz tüm sıkıntılarınızdan bir kaçış mıydı?

Aslında bunu kaçmak olarak değerlendiremeyiz. Sonuçta ortada bir problem varsa siz nereye giderdeniz gidin oda sizinle birlikte geliyor zaten. Ben aslında hem biraz kafa dinlemek hem de işleri yoluna koymak için uğraş verdiğim bir süreç geçirdim Ankara’da.

***Anlaşılan hem evlilik hem de iş hayatınızdaki kötü gidişat sizi mağdur etmiş?

Aslında her iki durumda kendi tercihlerim sonrasında doğmuştu. Yanlış insanlarla iş yapmak bazen sizi istemediğiniz durumların içerisine sokabiliyor. Ama ben bu durumun üstesinden de yine doğru tercihlerimle geldim. Yeniden bu şehre döndüğümde ne istediğini bilen bir Erdeniz vardı.

SAMSUNG CSC

***Sonra neler oldu peki?

Ben işim dolayısı ile çok gezen bir adamım. Yine 2011 yılında Bandırma’ya gittiğim bir dönem şimdiki eşimi gördüm. Tanıştık. Zaten artık bekar hayatından da sıkılmıştım ve 6 ay içinde evlendik.

***Peki, bu süreç içerisinde hiç eski eşinize dönmeyi düşünmediniz mi?

Düşündüm ama bir bina yıkıldığında bir daha onu yapmak çok zamanınızı alıyor. Zaten bir şeyi yıkarken bile onu çok dikkatli yıkmak gerekiyor. Çünkü bazı şeylerin geriye dönüşü olmuyor ama ikinci evliliğimi tamamen kendi istediğim ve sevdiğim kadınla yaptım. Ailem gelini olacakları kişiyi istemeye gittiklerinde gördüler. Böylesi çok daha sağlıklı oldu. Açıkçası yeni eşimle tanıştıktan sonra hayatıma güneş yeniden doğdu.

***Anlaşılan doğru eş seçimi sizi her konuda bir hayli memnun etmiş.

Evet, bu gerçekten hayatımda verdiğim ve kendim için yaptığım en doğru karar oldu. Her konuda elim ayağım olup beni idare etmesini çok iyi bildi. Örneğin; ben emekli olduktan sonra üzerimdeki ticari gelişmeyi eşimin üzerine verdim. Şimdi evin tüm finansal konularıyla o ilgileniyor. Zamanında hatalarımız var dedik ya, aynen öyle de oldu ve bu zor günlerin üstesinden eşimle birlikte geldik.

***DÜNYAM, ÇINAR ÇOLAK’IN HAYATIMIZA GİRMESİ İLE İKİNCİ KEZ AYDINLANDI

Bu evliliğinizden çocuğunuz var mı?

Evet, şuan iki buçuk yaşında aslan parçası bir oğlum var. Zaten oğlum Çınar’ın hayatımıza girmesi ile dünyam ikinci kez aydınlandı. Ne kızım ne de oğlumu şu hayattaki hiç bir dünya malına değişmem. Onlar benim her şeyim.

***Peki sizce nasıl bir baba Edeniz Çolak?

Biz ilk ayrıldığımız zaman kızım henüz 14 yaşındaydı ama ben hiçbir zaman elimi eteğimi çekmedim. Sürekli ilgilendim. Her şeyine koştum ama kendi kararlarını hep yine kendi verdi ve hepsine saygı duydum. bir zamanlar zorluklar çeksem de onun iyi bir hayat yaşaması için elimden geleni yaptım. Kendisine özgüveni olsun istedim. Bugün baktığımızda da gerçekten öyle oldu. Hem kendine olan güvenini hem de benim takdirimi kazandı.

***Peki, kızınız ikinci kardeşi olmasını nasıl karşıladı?

Kızım Deniz tüm imkânlara sahip bir çocuk olduğu için şımarık yetişti. Ben ikinci evliliğimi yapıp eşim hamile kaldığında tabi bu durumu ilk başlarda kabul etmedi ama bir yerden sonra kabullendi ve şuan araları gayet iyi. Bir abla gibi ilgilenip oldukça güzel vakit geçiriyorlar.

***Hiç siyasetle ilgilendiniz mi?

Siyaset yaptım. Refah partisinin iktidar olduğu dönemde ilçedeydim. O zaman ilçe yönetimde 6 ay kadar refah partisinde görev yaptım. Daha sonra hükümetten düşünce de siyasetten soğudum. 2002 yılına kadar siyasete ara verdim. Daha sonra Şaban Sarıgülle Yurt partisinden milletvekili adayı olduğunu ve benim de ilgilenmemi istedi. Bende o zamanlar Yurt partisinden milletvekili adayı oldum. Çalışmalar yaptık uzun süre ama kazanamadık ve siyasetten koptum. Ancak geçenlerde yine bir teklif geldi Saadettin Tantan gelip il başkanlığını vermek istediğini söyledi ve bir müddet böyle lanse edildim ama siyasete vakit ayırmak gerekiyor. Benim işlerim çok yoğun ve vakit ayıramayacağıma karar verdim.

***Şimdiki hükümeti nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Ak parti iktidarı vatandaşı o kadar çok kendi tarafına çekmiş ve sindirmiş ki, insanlar artık fikirlerini açıkça söylemekten çekiniyor. Klişeleşmiş yüzler haricinde siyaset yeni yüzler tarafından yapılmıyor. Ama ben yine de siyasetten hiç kopmadım. Şuan aktif giden İzmit kent merkezi sivil toplum örgütünde ve Genç Kocaeliler Derneğinin fahri üyesiyim. Kocaelisporda ise üyeliğim hala devam ediyor.

SAMSUNG CSC

 

SARIYER BÖREK KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDU

***Zor bir dönem geçirdiniz ve bu bir dönemler çok konuşuldu ve konuşma sırası şuan sizde diye düşünüyorum. Neler söyleyeceksiniz?

Sarıyer börek 1996 yılında faaliyete geçti. O zamanlar sadece Belsa Plaza’nın altında küçük 25m2 bir dükkânımız vardı. İzmit halkının çok büyük bir ilgisi oldu. Onlardan gelen destekle bizde bu günlere kadar geldik. Öncelikle bunları asla göz ardı edemem. O yüzden kesinlikle bu konuşulanlardan da alınmıyorum. Bu tarz şeyler çok normaldir. Herkesin başına gelebilecek şeyler. Sonuçta siz bir ticaret yapıyorsunuz ve risk almak zorundasınız. Ama daha iyisini yaparak üstesinden geldik. Zaten artık peşin çalışıyoruz. Kısacası para burada, mal burada.

 

***İsim nasıl ortaya çıktı?

Aslında çok enteresandır belki ama bu fikri sunan kişi bana İstanbul da Sarıyer böreğin meşhur olduğunu ve bu isimle yola çıkarsak daha iyi olacağı kanaatini getirdi. Bizler de onay verdik. Bir hafta İstanbul’a gittim geldim. Dedim ki ben börek işine başlıyorum. Ne yapılması gerekiyor? Öncelikle yaptığınız bir işi parmak ucuyla değil avuç içinizle yapmalısınız. Ben o işe sarılmak zorundaydım. Çünkü ben aileden destek almadan yapmak istedim bu işi.

***Neden böyle bir karar aldınız?

Maddi anlamda destek almak istemedim evet çünkü, kendi başıma bir şeyler yapmak istedim. Ben o zamanlar aileden destek almak istesem alırdım. Çok şükür arkamda hali vakti oldukça yerinde bir ailem vardı ama işler her zaman öyle olmuyor.

***Zor bir meslek seçmişsiniz?

Evet, hatta buna bir hikâye ile örnek verebilirim. Sarıyer böreğe çok gidip geldiğim sıralar yine bu işle uğraşan bir amca vardı. Biraz ayaküstü muhabbet etme şansımız oldu. Hal hatır soralım derken mevzu bu işin yapımına kadar geldi ve orada hiç unutmam bana böyle bir şey söylemişti. Oğlum dedi ben sabah namazına kalktığımda sevdiğim insanlara dua sevmediklerime de inşallah börekçi olsunlar diye beddua ederim dedi. Bende tabi şaşkınlık içinde, “amca bu şimdimi söylenir” demiştim. Bakın o yıllardan bu yana o kadar zaman oldu bu söz aklımdan hiç çıkmadı ve ne demek istediğini her gün geçtikçe daha iyi anladım. Börekçilik gerçekten çok zor bir meslekmiş.

İLK DEFA İZMİTTE ELDİVEN TAKILDI

***Eskilerden örnek vermek gerekirse bu sektörde ne gibi değişiklikler söz konusu?

Börekçilik anlayışını ilk kez Kocaeli’de sektör haline ben getirdim. Bizi herkes ufak bir firma sanıyor ama biz aslında birçok firmanın önünü açmışızdır. Eldiven dahi takılmıyordu. O zamanları bilenler vardır. O zamanlar böreklerin altına bir kâğıt konulurdu ve metal tabaklarda servis edilirdi. Daha sonra kâğıt atılır yerine yeni bir kağıt konulur ve müşterinin önüne bu şekilde servis edilirdi.

***Evet çok haklısınız, o günleri hepimiz az çok hatırlıyoruz…

Başmdan geçen bir olayı anlatayım size. Bir gün börekçinin bir tanesinde börek yiyorum ve inanılmaz bir kalabalık var. Tabi servise yetişemiyor elemanlar. Çalışanlardan birisi bir başka müşterinin önünden aldığı çatalı peçeteyle silip, benim önüme koydu. Böyle durumlarla da çok karşılaştım ve bu yeri açtığımda ilk dikkat ettiğim şeyde bu tarz şeyler yaşamamak için bunlara dikkat etmek oldu. Her şey logolu ve kâğıt ambalajlar içinde porselen tabaklarla müşterinin önüne veriliyor.

***Kaç kişilik bir ekip ile çalışıyorsunuz?

İlk zamanlar ben, erkek kardeşim, kız kardeşim ve bir de elemanımız vardı. O zamanlar biz erkenden kalkar bu işe başlardık. 2 saat içinde börek biterdi. 4 ay sonra Adliye sarayının karşısında bir dükkân tuttuk. Oradaki dükkânı kardeşim işletmeye başladı. Sonra şirket kurduk. Daha sonra patent almak için Ankara’ya gittik. Aldık ve 2000 yılında tarihi Sarıyer börek olarak markamızı patentledik.

***Personel seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

İşin ehli olmalı. Her şeyden önce bu işi severek yapmalı. Düzgün titiz ve temiz çalışmalı. Ben bunu sadece personelime değil çocuklarıma da aşılamaya çalışıyorum. Sevgi olacak bir insanın yüreğinde. Böyle insanları tercih ettiğimizde ve onlara pozitif yaklaştığımızda karşılıklı bir güven ve anlayışla çok güzel işler çıkıyor ortaya. Her şeyden önce aile ortamı var burada. Hepsinden çok memnunum.

***Sizde mutfağı girer misiniz personelinizle?

Ben sadece mutfakta daha çok işin sevkiyat kısmı ile ilgileniyorum. O konuda faydam dokunuyor. Özellikle bu kıyma ve soğan kokusu üzerime siner ve eve gidince inanın daha kapıda üzeremi çıkarmaya başlarım. Yinede vazgeçemem çünkü personelimde aradığım en büyük özelliği kendimde taşıyorum. İşimi her ne kadar zor olsa da yinede çok severek yapıyorum.

***Şuan menünüzde bulunan ve özellikle tavsiye ettiğiniz bir börek çeşidiniz var mı?

Ben gezmeyi çok seviyorum ve gittiğim her ilde muhakkak oradaki en iyi börekçiyi bulur tokta olsa yerim. Şöyle bir inceleyip notunu verdiğimde ise bu işi layığı ile başardığımızı görüyorum. Özellikle kol böreği üzerine bir numarayız. Muhakkak denemelerini tavsiye ediyorum. Çünkü her sene kendimizi yeniliyoruz ve daha da geliştirerek yolumuza her zamankinden daha iyi devam ediyoruz. Çünkü biz bu markaya İzmit’te tırnaklarımızı kazıyarak geldik. Üç sene bayramlarda dâhil olmak üzere her gün sabah 5, akşam yatana kadar işimin başındaydım.  Her şeyden önce 15 kişilik küçücük bir yerden geldik biz bu günlere.

***Peki şuan hizmet veren kaç şubeniz var Kocaeli de?

Bayramoğlu, Gebze de dâhil olmak üzere 20 tane bayimiz bulunuyor. Tüm Real mağazalarının içerisindeki börek işlerini biz yapıyoruz. Gıda mühendislerimize çok güveniyoruz. Zaten denetlemeler oldukça sıkı. Bu konuda inanılmaz bir teftiş var. Kendi yemeyeceğiniz hiçbir şeyi müşterinin hizmetine sunmuyoruz. Bu yüzden buradaki her gıdayı ilk önce kendim tadıyorum.

***Anlaşılan titiz çalışıyoruz.

Biz hijyen konusunda taviz vermeden müşteri memnuniyetini ön plana çıkarama anlayışını ön planda tutuyoruz. İnternet sitemiz faal bir şekilde devam ediyor. Kurumsal bir 444 ile başlayan telefonumuz bulunuyor. Artık herkes Türkiye’nin çeşitli bayilerinden değil, direkt olarak bizimle iletişime geçebiliyorlar.

***Açıkçası gıda sektörü biraz tehlikeli bir iş. Müşterilerinizi memnun etmek kolay olmuyordur.

Evet, gıda sektörü şu hayatta en dikkat edilmesi gereken unsurlardan birisi. Çünkü biz insanların hem gözüne hem sağlığına hitap ediyoruz.  Bu yüzden insanları memnun etmek çok zor ama hiçbirisini göz ardı etmeden hepsini en ince ayrıntısına kadar dikkate alarak elimizden geldiğinin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Şimdi yeni bir kurumsal kimlik hazırlıyoruz. Buda fazla bir bedele mal oluyor. Bir firmayla anlaştık. Bir aya kadarda aktif bir şekilde faaliyete geçecek. Hatta görüştüğümüz bir kaç yer daha var onları bekletiyoruz. Daha sonra konsepti değiştirmekle birlikte faaliyete geçecek inşallah.

45 BAYİLİK DEV BİR AİLE OLDUK

***Türkiye genelinde kaç bayiniz bulunuyor?

Çeşitli illerde toplam 45 bayimiz var. Hepsine kendim gidiyorum ve tek tek ilgileniyorum. Çok zor zamanlar geçirsem de mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadım ve 25 m2 lik bir yerde başlayan Sarıyer Börek efsanesi şuan 45 bayilik dev bir aile oldu.

***Bu başarınızı neye borçlusunuz? Başarı size nasıl geldi?

Başarıyı çalışmakta insan sevgisinde buldum. Ben sabancının yolundan gitmeyi tercih ettim ve onun sözü ile her işin üstesinden geldim. Çalışmak, çalışmak, çalışmak. Eğer işinizi severek yaparsanız ve hesabınızı kitabınızı bilirseniz başarıda size geliyor. İş sizi değil, siz işi yönetmelisiniz. Darbe yapmam lazımdı, risk aldım ve tekrar ayaktayım. Başarmak zorundaydım çünkü. Başardım.

***Doğru işi seçmişte olabilir misiniz?

Kesinlikle işini severek yapmak çok önemli ama birazda bu işte adalet ve istikrar yargıları ön plana çıkıyor. Örneğin; ben çalışan tüm işçilerime terazide kesinlikle yanlış yapmayın derim. Bu konuda çok hassasım ve çok dikkat ediyorum. Gerekirse bizden gitsin. Çünkü haram yemeye başlarsanız sizden gider. Herkesin teferruat gösterdiği şeyler başarıyı getiriyor. Ben hiçbir zaman işletmeci gözüyle bakmadım hep bir müşteri gözüyle baktım işime. Doğru insanlarla çalışmak önemli. Ben bu hatayı yaptım ve bedelini ne yazık ağır ödedim. O zamanki aklım şimdi olsa yine aynı hataları yapardım ama şimdiki aklım o zamanlar olsa aynı hatayı yapmazdım. Şuan bir sabancı olamam ama o zamanlar olabilirdim. Daha ne diyeyim?

***Peki, iş dışında zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçmiş dönemlerde kendime vakit ayırmasını severdim. Şuan ise tek hobim, iki buçuk yaşındaki oğlum Şevki Çınar Çolak. Onunla vakit geçirmeyi çok seviyorum. Her gün annesinin telefonundan arar beni. Onun o içten baba deyişi zaten öldürüyor beni. Hadi buyurun, nasıl gitmeyeceksiniz eve? Fakat işimden de kopamıyorum. Hafta sonu mümkün olduğunca uğrarım işime.

***Sporla aranız nasıl? Hangi takımı tutuyorsunuz mesela?

Ben koyu bir Fenerbahçeliyim ama bu sene Beşiktaş’ın şampiyon olmasını istiyorum. Özellikle şu gezi parkı olaylarında gerçekten inanılmaz bir hassasiyet göstererek sahip çıktı bu direnişe. O sebepten dolayı da inanılmaz bir sempati kazandı bende.

DEVAMLI İLERİYE GİDECEK

***Peki, bundan sonraki hedefleriniz neler?

Şimdi Kuşadasında bir dükkân aldık ve onun faaliyete geçmesini bekliyoruz.  Bu işi yaparken aslında ben artık bu işi bırakmayı düşünüyordum. Babam 2011 senesinde kaybettik. Daha sonra kardeşim babamın işlerinin başına geçti ve dolayısıyla biz ortaklığı bitirmiş olduk. 2011 yılında babamın vefatından üç ay önce yeniden evlendim derken şimdi eskisinden çok daha iyi bir yaşantıya sahibim diyebilirim. İzmit’i seviyorum ancak maalesef çok cadı kazanı kaynıyor bu şehirde. Çekememezlik var. Bazen bakıyorum da ben İzmit için gerçekten çok fazla şeyler yapmışım. İzmit’e başta kahvaltı kültürünü getirdim. Verdiği kadar alsa da bu şehir ben yinede doğup büyüdüğüm bu şehrin insanlarına hizmet vermeyi seviyorum. Bu bende ölene kadarda değişmeyecek.

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
murat barış 2 yıl önce

Adam gibi adamdır Erdeniz Çolak onunla her yere gidilir.

Hayatı gerçek bir Hikayedir.Bugune kadar basına ne geldiyse de iyi niyetinden gelmiştir.Basarılarını devamını diliyorum Sevgili Abim...Mutlu kal.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237