banner421

Kocaeli kanser soluyor! 

Kocaeli Dayanışma Akademisi(KODA) Üyesi Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu'nun 2013'ten beri hazırladığı "Kocaeli Hava Kirliliği Raporu" 2016 verileri çarpıcı veriler açığa çıkardı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ait Dilovası Organize Sanayi Bölgesi Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu'nun verilerine de yer verilen raporda, kirliliğin kaynağına dönük adımlar atılmalı' denildi.
"Hava kirliliği, havanın bileşiminde doğal olarak bulunan bazı gazların artan miktarlarının yanı sıra, bazı kimyasallar, uçucular ve tozların varlığı ile tanımlanmaktadır ve çevre kirliliğinin temel belirleyicilerindendir" denilen raporda söz konusu kirliliğin insan sağlığı üzerine olan etkilerinin uzun yıllardır araştırıldığı ifade edilerek şöyle denildi: "Çeşitli ülkelerde yapılan çalışmalarda hava tozu düzeyinin yüksekliğinden kaynaklanan kirliliğin, bebeklerin ölümlerine, erken doğumlara ve doğan bebeklerin olması gereken kilolarından daha düşük kilolarda doğmalarına neden olduğu saptanmıştır." 
 

HAVA KİRLİLİĞİ KANSER SEBEBİ
Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerine en büyük etkisi ise şüphesiz akciğer kanseri. Bu konuda da uzun analizlerin yer aldığı raporda, akciğer kanserine bağlı olarak ortaya çıkan mesane kanserinin de insanları tehdit ettiği vurgulandı: "önceki yıllarda hava kirliliğinin solunum ve kalp hastalıkları başta olmak üzere, birçok hastalığı artırdığı biliniyor olmasına karşın, kanser nedeni olmasına yönelik bilgiler yeterince açık değildi. Günümüzde ise eldeki bilgiler hiçbir tereddüde yer bırakmadan dünyanın her yerinde, hava kirliliğinin akciğer kanserinin nedeni olduğunu ve mesane kanseri riskini artırdığım açıkça ortaya koymaktadır. 
Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, 17 Ekim 2013 tarihinde, hava kirliliğinin akciğer kanserinin nedeni olduğunu duyurdu. Söz konusu duyuru dünya tarihinde bir ilki oluşturmuştur. Dünya Sağlık örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, bu tarihten itibaren hava kirliliğini de sigara gibi akciğer kanserlerinin bilinen nedenlerinin de arasında bulunduğu, Grup-1 kanser yapan maddeler kapsamına aldı. Herhangi bir maddenin Grup- 'de yer alabilmesi, insanlarda kanser yapıcı etkisiyle ilgili olarak herhangi bir şüpheye yer bırakmayan, kesin kanıtlara ulaşılmış olduğu bilgisi ve anlamını taşımaktadır. Başka bir ifadeyle, Grup-1'de yer alan maddeler kanıtlanmış kanser etkenleridir. Konunun uzmanı bilim insanlarının bu konuda önemli tereddüdünün kalmadığının göstergesidir." 
 

RİSK HER GEÇEN YIL ARTIYOR 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bazı illere kurulan Hava Kalitesi İzleme istasyonlarıyla birkaç yıldır hava ölçümleri yapıldığının ve Kocaeli İli genelinde 2008 yılından beri faaliyet gösteren üç hava kalitesi izleme istasyonunun bulunduğunun kaydedildiği raporda hesaplamalar şu şekilde verildi: "Dilovası'nda havada bulunan toz miktarının, Dünya Sağlık örgütü sınır değerine göre olması gerekenden 2009 yılında 3.7, 2010'da 3.9, 2011'de 3.6,2013'de 4.6,2014'de 4.0, 2015'de 4.1 ve 2016 yılında da yaklaşık 2.8 kat daha yüksek olduğu hesaplanmıştır" Raporda bu ölçümlerin tüm yılı kapsamadığı da ifade edildi. 
Yine raporda, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi'nde yaşayanların hava kirliliği olmayan bir yerleşimde yaşayanlara göre akciğer kanserine yakalanma riskinin 2008 yılında 8.5,2009'da 6.6, 2011'de 5.1 ve 2016 yılında de 1.5 kat daha fazla olduğu kaydedildi. Aynı şekilde, İzmit'te yaşayanlarda hava kirliliği olmayan bir kentte yaşayanlara göre, akciğer kanseri gelişme riskinin, 2009 yılında 5.5,2010'da 5.7,2011'de 3.9,2013'de 5.1,2014 ve 2015 yıllarında 4.6 ve 2016 yılında da 4.5 kat daha fazla olduğu da rapora eklenen ifadeler içinde. 
Kirlilikle ilgili adım atılması gerektiğine vurgu yapılan raporda, kirliliğin kaynağının önlenmesi gerektiği belirtildi. 
 

KİRLİLİK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR
Rapor şu sözlerle sonlandırıldı: "Kocaeli genelinde konuyla ilgili olarak yıllardır yaşananlar, içinde bulunduğumuz hava kirliliğinin öncelikli müdahale edilmesi gereken, bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, sanayinin nelere mal olabileceğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. 
Sanayiden kaynaklanan doğa ve sağlık tahribatı-kirlilik sorununu kökünden çözmek de mümkündür. Hem de fabrikaları kapatmadan, makinaları kırmadan. Bunun için öncelikle hammaddelerin ve enerji kaynaklarının doğaya ve insana daha az zararlı olanlarla değiştirilmesi, teknolojinin modernize edilip emisyon(atık) hacmi düşük üretim süreçlerinin devreye sokulması ve bunlara karşın ortaya çıkan emisyonların(atıkların) zararsız hale getirilmesi gerekmektedir. Ancak, hemen fark edilebileceği gibi bunların gerçekleştirilmesi patronlar için bir maliyet unsurudur. Ya kârdan ya da doğadan ve insanların, diğer canlıların sağlığından yana tutum almak gibi temel bir ikilem söz konusudur."


BEBEKLER İÇİN HAYATİ TEHLİKE 
Raporda hava kirliliğinin insan sağlığı üzerine etkisi ise söyle açıklandı: "Hava tozlarının içeriğinde, kaynağına göre farklılık taşısa da çok çeşitli metaller de bulunmaktadır. Bu metallerin her birinin yarattığı sağlık sorunlarıyla ilgili çeşitli bilgilere sahibiz. Havadaki artmış kursun düzeyi insanların, özellikle, çocukların sinir sisteminde düzelmeyen hasarlara neden olabilmektedir. Yine araştırmalarda, uzun süreli olarak düşük doz arsenikle karşılaşmanın anne karnındaki bebeklerin büyümelerine engel olmasının yanı sıra, düşüğe, ölü doğuma, erken doğuma ve doğumdan sonraki bir ay içindeki ölümlere neden olduğu gösterilmiştir. 
İnsanlar üzerinde yapılan diğer çalışmalarda, arseniğin doğuştan sakatlıklara, ölü doğumlara ve anne karnındaki bebeklerin sinir sisteminde gelişim geriliklerine yol açtığı bildirilmiştir. Anne karnındayken kadmiyumdan etkilenen bebeklerin çocukluk döneminde anlama ve yapma becerilerinde gerilik ile zihinsel gerilik ortaya çıkabildiği gösterilmiştir. 
Cıvaya maruz kalan annelerden doğan bebeklerde ağır zeka geriliği, yürüme ve konuşmada gecikme gibi bir dizi sinir sistemi hasarının ortaya çıktığı saptanmıştır. Alüminyum, sinir sistemi üzerine toksik etkisi olan bir metaldir. Alüminyuma yüksek düzeyde sunuk kalındığında, bebeklerin, anne karnında ve doğum sonrasındaki beyin gelişimini durdurmaktadır. Beyin, Özellikte erken yaşlarda, alüminyum için en önemli hedef organdır. Diğer bir ifadeyle, kanda alüminyum varsa beyinde toplanmaktadır. 
Her ne kadar eser miktarlarda alınması vücudumuz için gerekli olsa da gebelik döneminde yüksek düzeyde çinkonun da anne karnındaki bebek üzerinde toksik-zehirieyici etkileri vardır. Havada artmış bakır düzeyleri insanlarda solunum yollarının tahrişine neden olmaktadır." 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

Advertisement

banner276