banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Kalem tutan ellere kan bulaştı..!
banner234

Merhabalar,

Perşembe günü ulusal medyada korkunç bir haber yankılandı. Bilim dünyasının bir neferi olarak sanıyorum en çok etkilenenler arasındaydım. Güzel ülkemin nadide üniversitelerinden birinde GENÇLERİ yetiştiren bir bilim adamının bir başka bilim adamını öldürdüğü iddiasıyla korkunç bir cinayeti öğrendik. Bilim dünyasında bile eleştiriye tahammülsüzlüğün cinnete ve cinayete kadar götürebildiğini üzülerek öğrendik.

Oysa, Bilim evrensel, objektif, tarafsız, kesin doğrunun olmadığı, sorgulama ve eleştiri temeline dayalı bir kavram. Tam da bu noktada, toplum olarak bilim insanının bile sorgulanmaya, eleştirilmeye tahammül edemediği duruma nasıl geldik?

Yüzlerce sene öncesine bir yolculuk yapalım birlikte…

Mimar Sinan, yıllar süren inşaatın ardından bir camisinin yapımını tamamlamış, ustalarıyla, devlet erkanıyla karşısına geçmiş ve eserinin heybetini izlemektedirler. Tam o arada bir çocuk koşarak gelir ve Koca Sinan’a minarelerden birini işaret ederek “Bu minare eğri” der. Orada hazır bulunanlar çocuğa densizliğinden dolayı tepki gösterirler. Ancak, Mimar Sinan istifini bozmaz, sakin bir şekilde ustalarına minareye bir halat bağlamalarını söyler. Herkes hayretler içerisinde, ne olacağını merak ederler. Ustalarına halata asılarak minareyi çekmelerini söyler. Ustalar “Ama haşmetlim, hiç halat çekmeyle minare düzelir mi? Hem minare eğri değil” derler. Mimar Sinan ustalara susmalarını işaret eder. Halat bağlanır ve ustalar çekmeye başlar. Büyük mimar çocuğa döner “Düzeldi mi?” diye sorar. Çocuk “Hayır olmadı, minare hala eğri” der. Bu durum üzerine ustalar homurdanmaya başlarlar. Mimar Sinan gayet ciddi bir şekilde ustalara; “Hep birlikte asılalım halata, siz çocuktan daha mı iyi bileceksiniz, düzelteceğiz minareyi” der ve ustalara göz kırpar. Çocuk bunun üzerine “Tamam şimdi oldu, düzeldi minare” der ve oradan ayrılır. Ustalar bu duruma anlam veremezler. “Paşam ne ettiniz Siz, hiç halat çekmeyle minare düzelir mi? Minare zaten eğik değildi ki…”. Koca Sinan’ın cevabı çok etkileyicidir.

“Bu cami benim 80 yıllık hayalimdi, ustalık eserimdi. Bu çocuk bir yanılsamayla minareyi eğik gibi görmüş. Eğer bir çocuk gibi düşünmeyi beceremeyip, çocuk aklına göre minareyi halatla çekip düzeltmeye çalışmak yerine minarenin eğik olmadığını lafla ikna etmeye çalışsaydık, bunu başaramazdık ve bu caminin adı

sonsuza kadar “eğik minareli cami” olarak kalırdı. Şimdi içim rahat der gülümseyerek... Bu cami Mimar Sinan’ın “Ustalık Eserim” dediği SELİMİYE’dir.

Mimar Sinan bir bilim adamıydı, statü sahibiydi, saygındı, eserleri yüzlerce yıla meydan okuyor. Bir çocuğun basit, sıradan, çocuksu bir görüşünü bu denli önemsemesi; günümüzde uzmanların sık sık dile getirdiği eleştiriye açık olmanın, iletişim kurabilmek için empatinin, uzlaşmanın, ortak bir paydada buluşmanın, özverili, sabırlı, mütevazı olmanın gerekliliğini tam anlamıyla açıkladığını düşünüyorum.

Koca Sinan’ın bir bilim adamı olarak, geleceğin teminatı olan ÇOCUKLARA ve GENÇLERE verdiği öneme değinmiyorum bile…

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237