banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

İşte Erdoğan'ın hayalindeki sistem
banner234

Ülke gündemine dönem dönem ısıtılarak getirilen ve yeni hükümetin programında da yer alan başkanlık sistemine dair tartışmalar, Tayyip Erdoğan’ın Katar dönüşü açıkladığı ‘Fransız tipi başkanlık modeli’ önerisiyle yeniden gündeme oturdu. Bu sistemde cumhurbaşkanı, istediğini başbakan olarak atıyor, parlamentoda oylama yaptırmadan yasa çıkartabiliyor, parlamentoyu feshedebiliyor. Bunlara karşılık hiçbir siyasi sorumluluğu bulunmuyor; siyasi sorumluluk başbakan ya da ilgili bakanın oluyor.

 

Benzer sistemler içinde cumhurbaşkanının ‘en güçlü ancak en sorumsuz’ olduğu bu modele ilişkin TBMM’nin hazırladığı raporda özetle şu değerlendirmeler yer aldı:
 

GÖRÜŞ ALIRIZ AMA UYMAZ
Fransa’yı parlamenter sistemlerden ayıran en önemli özelliklerinden birisi yürütmedeki yetkilerin önemli bir kısmının hükümette değil, cumhurbaşkanının elinde olmasıdır.

 

“Cumhurbaşkanı yargı bağımsızlığının teminatıdır. Cumhurbaşkanı, bu görevini Yüksek Yargı Konseyi aracılığıyla ifa eder”. Bu bağlamda cumhurbaşkanı, Yüksek Yargı Konseyi’nin başkanlığı görevini yürütür, konseyin dokuz üyesinin tümünü atar.

 

‘Cumhuriyetin kurumlarına, ulusal bağımsızlığa, ülke bütünlüğüne ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesine yönelik ağır tehdit durumunda’ ve ‘kamu gücünün düzgün işleyişi sekteye uğradığında’ başbakanın, meclis başkanlarının ve Anayasa Konseyi’nin görüşlerini aldıktan sonra gerekli tedbirler almak konusunda cumhurbaşkanına olağanüstü yetkiler verilmiştir. Ancak cumhurbaşkanı görüşüne başvurduklarının görüşleriyle bağlı değildir.

 

DENETİME TABİ DEĞİL
Olağanüstü hali gerektiren durumlarda cumhurbaşkanı, yürütme ve yasama organları ile bu organlarla ilgili kamu kurumlarının yerine geçip zorunlu gördüğü her türlü önlemi alır. Bu durumlarda kullandığı yetkiler, parlamento denetimine tabi değildir.

 

Cumhurbaşkanı, kamunun teşkilatlandırılması, sosyal, ekonomik ve siyasal reformlar ile yasa tasarılarını doğrudan referanduma götürme yetkisine sahiptir.
Bu yetki cumhurbaşkanının halk desteğini arkasına alarak parlamentoyu işlevsiz kılmasına fırsat tanıyor. Aynı zamanda cumhurbaşkanı, parlamentoya karşı bu yetkisini kullanabileceği tehdidinde bulunarak çok temel politika belirleyicisi olabilir ve bazı girişimleri yasalaşmadan engelleyebilir.

 

MECLİSİ FESHEDEBİLİR
Başbakana ve meclis başkanlarına danışarak -görüşlerine uymak zorunda değil- millet meclisini feshetme yetkisi var ve kullanımı herhangi bir sebebe bağlanmaz. Bu yetki cumhurbaşkanını kendisiyle farklı bir siyasi görüşe ve parlamentonun desteğine sahip bir hükümete karşı güçlendirir. Cumhurbaşkanı, bu sayede anlaşamadığı hükümetin parlamento desteğini ortadan kaldırabilir.

 

Cumhurbaşkanının en önemli yetkilerinden biri, başbakanı atamak. Anayasa kimin başbakan olarak atanabileceği konusunda herhangi bir şart ya da nitelik öngörmüyor. Cumhurbaşkanı, gerekirse parlamentodaki kompozisyona bağlı kalmadan istediği ismi atayabilir. Başbakanı görevden alamaz, ancak istifasını isteyebilir. Ancak istifasını sunmayan başbakanı, hükümeti imzalamayarak istifaya zorlayabileceği de savunuluyor.

 

Bakanlar kuruluna cumhurbaşkanı başkanlık eder. Ancak bu, parlamenter sistemlerde olduğu gibi, sembolik bir yetki değildir. Cumhurbaşkanının katılmadığı bir bakanlar kurulu toplantısının anayasal bir yetkisi bulunmaz.

 

Fransa’da cumhurbaşkanını parlamenter sistemdeki sembolik cumhurbaşkanlarından ayırarak güçlü bir siyasi aktör haline getiren en önemli yetkilerden birisi de bakanlar kurulunca kabul edilen karar, kararname ve KHK’lerin cumhurbaşkanı tarafından imzalanması zorunluluğudur. Bu yetki, cumhurbaşkanına, hükümete kendi görüşlerini dayatma/benimsetme imkânı verir.

 

Fransa’da cumhurbaşkanının (ABD’de olduğu gibi) siyasi sorumluluğu bulunmaz. Sadece karşı imza kuralıyla yaptığı işlemlerden dolayı, karşı imza sahibinin yani başbakan ya da ilgili bakanın siyasi sorumluluğu bulunur.

 

DİĞER MODEL ‘PARTİLİ CUMHURBAŞKANI’
Erdoğan, Fransa modelini hayata geçirecek desteğin bulunamayacağının kesinleşmesinden sonra bu kez de ‘Partili başkanlık’ modelini tartışmaya açacak. Muhalefetin desteğini almayı amaçlayan bu model, cumhurbaşkanının yetkilerinin yanı sıra sorumluluğunun da artırılmasını içeriyor. Cumhurbaşkanının seçilmesi durumunda partisiyle ilişkisinin kesileceğine ilişkin Anayasa hükmü kaldırılarak, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’nın kurumsallaştırılması planlanıyor.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237