banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

İsmet Çiğit’e sansür
banner234

Ah şu gazetecilik ah… Zordur kardeşim, çalışır, didinir, milletin derdiyle dertlenir, o dertlere çare bulmak için koca koca adamları karşınıza alır ama kenara iki kuruş para koyamazsınız. Bağımlılık yapar, çekip gitmek isteseniz de ne maddiyatınız ne de gönlünüz izin vermez. Günümüzde bu mesleği yürütmek çok ama çok daha zor olmuştur. Önünüze iki seçenek konulur, ya iktidara yanaşıp yıkama yağlama yapacaksınız ya da gazetecilik yapmayı seçip, her türlü baskıyı, maddi imkansızlıkları göze alacaksınız. İkisinin ortasında olan seçenek ise yandaş bir yayın organında size verilen görevi yapıp, tüm yanlışları içinize atmak. Hatırlayın bu ülke “Alo Fatih” olaylarına şahit oldu ve bu ülkede pek çok gazeteci, gazetecilik yaptığı için işinden oldu oluyor. Bu sansür döndü, dolaştı yerel gazete ve televizyonlara kadar sıçradı. Özellikle ilimizde içinde gazetecilik aşkı olan ancak gazetecilik yaptırılmayan arkadaşlarımız oldukça çok. Ekmek parası için ortadaki seçeneği kullanıyor her biri. 

Kalemlerinden yağ damlamıyor belki ama susmak acıtıyor pek çoğunun canını.
Yıllarını vermişler bu mesleğe ve o meslek şimdi evrim geçirmiş bir halde karşılarında, nasıl kahrolmasınlar ki.
Peki, ilimizdeki yandaşlaşmanın en bariz görüldüğü gazete hangisi desem?
Aklınıza ilk gelen ismi ile çelişen bir gazete olur değil mi?
Evet, adının dışında “Özgür” ifadesini bulmanız mümkün değil bu gazetede! Çünkü bu gazetede sansür var, doğal olarak da kovulan arkadaşlarını görüp kovulmak istemeyenlerin oto sansürü var.
Bu gazete yıllarca İsmet Çiğit’in genel yayın yönetmenliğinde 5 ortakla yönetildi. Çiğit’in yazıları bu kentte hep okunmuştur. Bu gazete adının hakkını veren bir gazete idi zamanında ama gelin görün ki ülkedeki yandaşlaşma, ilimize de sıçrayınca Haldız ailesi gazeteyi 5,5 milyon liraya satın aldı.
İlk zamanlar pek sansürden eser yoktu, öyle bir izlenim oluşturulmuştu ancak git gide önce gazetenin sahibi Recep Haldız, gazeteye müdahale etmeye, gazete baskıya gireceği zaman manşetleri değiştirmeye başladı. Bunun şahitleri çok. Sonrasında köşe yazıları kaldırılmaya, muhalif yazı yazanlarla, muhalif çizgisi olanlarla yollar ayrılmaya başladı. AKP’nin kurucularından Macit Haldız’ın oğlu Recep Haldız vardı başında ne de olsa. Arkadaşlarımız işten çıkarıldıkça gazeteye olan ilgi de azalmaya başladı. Deniz Karamert, Hüseyin Davutoğlu, İlker Akşit, Ruhan Odabaş gibi meslektaşlarımız ya yıldırıldı çıktı ya da çıkarıldı. 
Ve döndü dolaştı sansür sonunda İsmet Çiğit’e kadar sıçradı. Çiğit’in gazeteye girdikten sonra dün sabah saatlerinde internete de konulan, gazete sahibi Recep Haldız’a ve bazı AKP’lilere manifesto niteliğindeki yazısı dün öğleye doğru internetten kaldırıldı. Peki, İsmet Çiğit’e bu manifestoyu yayınlatan sebep ya da sebepler neydi. Gazetenin sahibi olan Recep Haldız, gazetenin ilk sahipleri olan isimleri ve gazete ile davalık olan çalışanları hedef alan bir yazı kaleme aldırmıştı geçtiğimiz hafta. Açıklamasını haber yaptıran Haldız, Çiğit’in eski ortaklarına yani yol arkadaşlarına, kardeşlerine laf etmişti. Ve bu yazısında kesinlikle gazetenin yayın politikasına karışmadığına dair komik bir iddiada da bulunmuştu.
Bu durum Çiğit’te bardağı taşıran son damla oldu ve Çiğit, gazetenin yayın politikasına dokunulduğunu, konu alan bir manifesto yayınlamak durumunda kaldı. Çiğit, eski ortaklarını, kardeşlerinin hedef alınmasına ise oldukça öfkeliydi. Recep Haldız’ın tüm söylemlerini çürüten, AKP’lilerin yaptığı saygısızlıklardan söz eden Çiğit’in yazısı, birkaç saat içinde kaldırılması da gazetedeki sansürü cümle aleme kanıtlamış oldu. Çiğit, maddi anlamda ihtiyacı olmasa çalışmayacağını, gerekirse de emekli maaşı ile sürüneceği Mektup köşesinde kamuoyuna duyurmuştu. Çiğit’e bile sansür uygulayan sözde “Özgür” Kocaeli, daha ötesi var mı bu sansürün? Recep Bey’in Özgür Kocaeli hakkında asılsız iddialar ve gerçekler” başlığı ile yayınladığınız yazıyı çürüten İsmet Çiğit’in yazısını kaldırarak, bu attırdığınız başlığı daha da çürüttünüz…

Neyse, sizler sansür uygulasanız da Google amca ön belleğine almış bile yazıyı.
Sizlerin kaldırdığı o yazıyı, bizler “Özgür”ce yayınlıyoruz…


İşte ÇİĞİT’in sansürlenen o ibretlik yazısı:

Saygı gösterir, saygı beklerim

Hayatım boyunca hiçbir konuda radikal, saplantılı olmadım. Hiçbir fikir veya görüşün fanatik savunucusu ya da fanatik düşmanı da olmadım. Her insana,  bir büyük yanlışını görene kadar insan olduğu için inanır,  çevremdeki herkesi sever ve güvenirim. Tabii, bazı insanlar konusunda çok yanıldığımı, hep kazık yiyince öğrenmişimdir. Bana karşı yapılan haksızlıkları da çok fazla umursamam. Ama saygısızlık, küstahlık… Buna dayanamam ve affetmem.………. Malum, Türkiye siyaseten bölünmüş durumda. İnsanlar birbirine düşman oldular. Benim de bir siyasi görüşüm var. Kesinlikle AK Partili değilim. Ama halkın seçtiği yerel ve ulusal iktidarlara saygı duyarım. Başkaları gibi fanatik bir iktidar düşmanı olmam, olmadım. İyi olduğuna inandığımı destekler, kötü bulduklarımı hiç çekinmeden eleştirebilirim. Her gün binlerce okurun önünde sınav veriyoruz. Herhalde bu şehrin, bu şehir insanlarının sorunlarını, sıkıntılarını, bu şehirde yapılan yanlışları benim kadar açık açık yazan, “Kral çıplak” diyen ikinci bir kişi gösteremezsiniz. Ama kavga etmem. Saygısızlık yapmam. İftira atmam. Kimseyi düşman olarak görmem. Özel hayatına girmem. Ancak, iktidar partisi içinde bazı kendini çok önemli, çok büyük görenler var. Hiçbir eleştiriye tahammül edemeyen, kendilerine hep övgüler bekleyen tipler. Siyaseti de gazeteciliği de en iyi kendilerinin bildiğini sanan, her söylediklerinin gazetelerde manşet olmasını isteyen tipler.. Saygısızlık yapıyorlar. Saygısızlık yapmaya yelteniyorlar. Not alıyorum bir kenara. Bir gün bu devir değişecek.. Birilerinden elbette hesap sorulacak. Hiçbir şeye, eleştirilmeye kırılmam. Ama saygısızlık yapanları affetmeyeceğim.……… Aile hayatımda, özel hayatımda, arkadaş çevremde de karşılıklı saygıya çok önem veririm. Evimde herkes özgür birer bireydir. Herkes istediği gibi yaşar. Ama televizyonun kumandası bendedir. Ailece masaya oturduğumuzda yemek önce benim tabağıma konur. Herkese saygı gösterir,  kendime de saygıda kusur ettirmem. Arkadaşlarımla, dostlarımla ilişkilerimde de kimseyi kırmamaya, kimseye saygıda kusur etmemeye özen gösteririm. Karşılığını aynı şekilde beklerim. ……… Elbette iş hayatında da durum aynıdır.  Ben çok genç yaşlarda bu işte “Patron-yönetici” oldum.  Gazetenin çaycısı benden yaşça büyüktü, “Abi” derdim. Hala, şimdi de gazetedeki herkese saygılı olmaya çok özen gösteririm.  Günde 5-6 kez çay, 2-3 kez kahve getirir bizim çay ocağı görevlisi Fehmi. Her defasında emeğine, zahmetine teşekkür ederim. Her sabah herkese “Günaydın” der, her akşam çıkarken, herkese haber veririm. Artık yaşça da büyüdüm. Çoluk çocukla uğraşmak, yarışmak gibi dönemleri çoktan geçtim. Yaptığım işte de bunca yıl içinde kendimi kanıtladığımı düşünüyorum. Gazetenin sorumlusu bensem, gazeteyi ben yapıyorsam, ben yaparım. Benden habersiz gazetede yapılacak en küçük değişikliği, ağır saygısızlık kabul ederim. Bazı konularda hemen tepki veren, hemen isyan eden, ortalığı ayağa kaldıran tiplerden değilimdir. Saygısızlık kabul ettiğim kimi eylem ve tavırları uzun süre içime atıp, katlanıyormuş gibi durabilirim. Çok samimi söylüyorum; bu işin meraklısı değilim. Havasında falan hiç değilim. Önümde birkaç yıl daha ömrüm kalmışsa, bu ömrümü mevcut standartlarım içinde yaşayabileceğim kadar param kenarda bulunsa bir dakika tereddüt etmem, “Artık bizim devrimiz bitti” der, kenara çekilirim. Ama şartlar hala beni çalışmaya mecbur kılıyor diye de sürekli ve sistematik bir saygısızlığı sineye çekeceğimi hiç kimsenin düşünmemesini tavsiye ederim. Bir gün şalter atar, gerekirse emekli maaşıyla sürünmeyi göze alıp, bütün gemileri yakabilirim. Karşılıklı saygı benim hayatımda en çok önem verdiğim konudur. Hiç kimseyi rahatsız etmek istemem. Kimseyi dertlerimle yormak, üzmek de benim tarzım değildir. Katlanamayacağım en önemli konulardan biri, insanların arkamdan dolap çevirdiğini düşünüyor olmaktır. İşimi yaparken, mesleki kariyerime, yaşıma saygı ve hürmet beklerim. Tahammülümün, sabrımın bir sınırı vardır. Hiç kimse bana inanmadığım bir şeyi yazdıramaz. Bir başkası istiyor diye kimseye düşmanlık yapmam. Yine bir başkası istiyor diye, hiç kimseye, bu gazetenin gücü ile güç vermem. Benim için kutsal kişi, bu gazetenin okurudur. Ben, bu gazetenin okuruna da en küçük bir saygısızlığı kendime yakıştıramam. Geçmişimde utanacağım, hatırlayınca yüzümün kızaracağı en küçük bir yanlışım olmamıştır. Bu ömür bitene kadar da olmaması için azami gayreti göstermekte kararlıyım. Hiç kimse küçük kafasında hesaplar yapmasın. Eski çalışma arkadaşlarım, eski ortaklarımla arama kimse nifak sokamaz. Bugüne kadar kimseyi satmadım. Kimseyi yarı yolda bırakmadım. Sabrederim, görmezlikten gelirim. Fark etmemiş, anlamamış gibi davranırım. Ama saygısızlık olarak kabul ettiğim her konuda, bir kenara bir çentik atarım. Merak etmeyin; benden kimseye zarar gelmez. Kimseye bilerek, kasten kötülük yapamam. Ama kimseye de kendimi ezdirmem. Geçenlerde de yazdım. Çok mutlu, çok coşkulu değilim. Hatta çok formda da değilim. Ama buradaysam, bu işi yapıyorsam, elimden gelenin en iyisini yapmaya azami gayret gösteririm. Moralim bozulduğunda ya da bir şeylere kızıp alındığımda, “Bana ne, inceldiği yerden kopsun” diyecek adam değilim. Hiç kimsenin beklemediği, hiç kimsenin ummadığı bir anda bütün gemileri yakıp gitmesini bilirim de, bunu yapana kadar yediğim ekmeğe ihanet etmem.………… Zor geliyor bazı şeyler. Bu yazıyı yazmak bile zor geliyor artık. Yılların yorgunluğu var. Yıllarca çok yüksek tempoda, zihnimi bütün sınırlarına kadar zorlayacak şekilde çalışmış olmanın bıkkınlığı var. Bu kentte, şöyle ayaklarını uzatıp yatmayı, hiçbir şey düşünmeden, hiç kimse ile muhatap olmadan, karısının dizinin dibinden ayrılmadan, yılda 2-3 kez Kıbrıs’a keyif için gidebilmeyi en çok hak eden kişilerden biri olduğumu, bunları hak ettiğimi düşünüyorum. Ama böyle bir imkanı kendime yaratamadım. Bu nedenle kişisel manada başarısız olduğumu da düşünüyorum. Bu nedenle hala çalışıyorum. Ama tekrar ve altını çizerek belirtmek isterim. Şartlar ne olursa olsun;  şahsıma yönelik saygısızlığı, arkamdan iş çevriliyor olmasını asla içime sindiremem.  Herkese karşı azami saygı gösterir, herkesten de asgari saygı beklerim. Bütün okurlarıma sonsuz saygı ve hürmetlerimle. İyi haftalar, sağlık dilerim. 

YAZI GOOGLE'DA BÖYLE ÇIKIYOR


TIKLADIĞINIZDA İSE KARŞINIZA ÇIKAN EKRAN



banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmet Çiğit kendini bitirdi 7 ay önce

Sabah akşam iktidara ağzına geleni söyleyen İsmet Çiğit sonunda gazetey iktidara sattı Bugün e kadar ne istedilerse yaptı kimin kellesini istedilerse verdi. Manşetler değişti sustu, yazılar kaldırıldı sustu ama doymak bilmiyorlar sonunda ismet'i de sansürlediler. "başkan geliyor" manşeti de yetmedi ismet'i kurtarmaya. İsmet çiğit bir kahraman olarak değil, rezil olarak gidiyor.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237