banner422
24 Ocak 2017 Salı 17:38
İlkin Kılıçaslan'dan korkunç bilanço
Kendisi de bir otizmli çocuk annesi olan İlkin Kılıçaslan, Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği (KOÇ-DER)’in kurucu başkanı. Bundan 20 yıl önce kendi oğlu Alperen’in otizmli olduğunu öğrendikten sonra yaşadıkları süreci ‘duvara toslamak’ olarak nitelendiriyor.
Kılıçaslan o dönemde yaşadıkları zorluklara rağmen destek alabilecekleri kimsenin olmadığını ifade ederek, “Keşke o dönemde bizim örnek alabileceğimiz bir aile, dernek, vakıf olsaydı” diyor. KOÇ-DER’in, Kocaeli’de kurulması da işte bu eksiklikten kaynaklanıyor. Kendi çocukları Alperen’e tanı konulmasının ardından sürekli İstanbul ve Ankara’ya gidip gelmek durumunda kalan ve çok zorluk yaşayan Kılıçaslan çiftinin otizm ile ilgili çabaları ise İzmir’de yapılacak bir otizm etkinliği için AVM’de broşür dağıtmakla başlıyor. Bu haftaki Salı röportajlarımızın konuğu olan İlkin Kılıçaslan, otizm hastalığından, yaşanılan zorluklara, Kocaeli’de yapılmak istenilen projelere kadar çok fazla konuya açıklık getirdi.

Kılıçaslan, korkunç bir bilançoyu da açıklayarak, "Türkiye'de, 1999 yılında 250 çocukta bir tanı alınırken şu an 58 çocukta bir görülmesi korkunç. Bir şeker hastasının tanısı yapılır, tedavisi devam ederse çok uzun bir hayat sürebilir ama otizmde tek bir gen üzerinden tanı alınamıyor. Otizm o yüzden soru işareti" dedi.


Ebeveynler, çocuklarının otizmli olup olmadığını nasıl anlayabilir? Otizm tedavi ile tamamen geçer mi? KOÇ-DER Yaşam Merkezi’nde neler yapılıyor? Kocaeli genelinde şu anda kaç otizmli var? Otizmli çocukların Kocaeli’deki yeni projesi ne? Otizm ile ilgili yapılan çalışmalarda eksik miyiz, neler yapılabilir? İlkin Kılıçaslan hangi proje için işadamlarına seslendi? Son dönemde TBMM’de kadın milletvekillerinin yaşadıklarını Kılıçaslan nasıl değerlendiriyor? Tüm merak edilen soruların yanıtları röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle…
 
OTİZM SORU İŞARETİ
*Otizm nedir? Hala hastalığın ne olduğunu bilmeyenler için kısaca anlatabilir misiniz?
- Aslında otizm koskocaman bir soru işareti. Ama literatürde geçen, beynin sinir sisteminin iletişim kısmındaki bozukluktan kaynaklanan bir rahatsızlık. İletişim ve sosyal iletişim konusundaki nörolojik bir bozukluk yani. Otizmin tam olarak tanısı ve tedavisi yok. Tanı çok önemli ki sonrasında tedavisi olsun. Otizmin genetik mi, çevresel faktörler mi, beslenme şeklinden mi olduğu bilinmiyor ve araştırılıyor. Dünyada en çok AIDS, kanser ve otizm araştırılıyor çünkü artık 58 çocukta bir, otizm tanısı alınıyor. 1999 yılında 250 çocukta bir tanı alınırken şu an 58 çocukta bir görülmesi korkunç. Bir şeker hastasının tanısı yapılır, tedavisi devam ederse çok uzun bir hayat sürebilir ama otizmde tek bir gen üzerinden tanı alınamıyor. Otizm o yüzden soru işareti.
 
*Ebeveynler çocuklarının otizm hastası olduğunu nasıl fark edebilir? Nelerden şüphe edilmeli?
- Çocuklar 20 aydan sonra sosyalleşmeye başlar, dış yaşama tepki göstermeye başlar. 1,5 yaşından sonra konuşma tek tük başlar. Bundan 20 sene öncesinde bu kadar bilinmiyordu ama artık 10 aylıkken bile belirtilerin bazıları belli oluyor. Bebek ilk anne ile iletişim kurar gözün içine bakar, çevresine tepki göstermeye başlar. Benim oğlum ilk başlarda hiç göze bakmıyordu. Sana bakar gibi ama karşıya bakıyordu. Seslendiğim zaman bana bakmıyordu. Bazı çocuklarda oyunlar olur, Alperen hiçbir oyuna tepki vermiyordu. Belli takıntıları vardı. Arabanın mesela tekerlerini çeviriyordu. Oyun kurmuyordu.

3-4 BELİRTİ VARSA ŞÜPHELENİN
Tekrarlı hareketleri, el çırpmaları, kuş gibi çırpınmaları çok fazlaydı. 3-4 belirti olduğu zaman otizmden şüphelenmek gerekiyor. Çocuğunuz 9-10 aylıkken çevresiyle ilgilenmiyorsa, oyunlara, oyuncaklara tepki vermiyorsa, takıntılı hareketleri varsa- bizim evde mesela binlerce kalem vardır. Onun takıntısı kalem, ip takıntısı olanlar var. Bazılarının oyuncakları, battaniyesi gibi eşyalarına bağımlılık yaşaması. Bunlardan şüpheleniyorlarsa çocuk psikiyatristine gitmelerini ebeveynlere tavsiye ediyoruz. Biz tanı aldığımızda otizm bu kadar bilinmiyordu. Kocaeli’de ne rehabilitasyon ne de eğitim merkezleri vardı. Biz Ankara’ya İstanbul’a gidip geldik. Erken tanı ve eğitim çok önemli. Otizmlilerin topluma kazandırılabilmeleri için.

OTİZM TAMAMEN GEÇMİYOR
*Otizm tamamen geçer mi?
- Otizm aslında bir yaşam şekli. Eğitimle otizmliyi topluma kazandırabilirsiniz ama tek başlarına toplumda yaşayamazlar. Ne kadar iyi düzeyde olursa olsun birilerine bağımlı yaşarlar. Bazı konularda bizden çok daha hassaslar. İlgilerini çeken bir şey varsa fotokopi gibi onu çekip ezberliyorlar. Resim olabilir, müzik olabilir. 100 tane otizmli olsun karşımızda hepsinin farklı özellikleri, ilgi alanları var. Keşke önümüzde geçmişte bir dernek, vakıf, aile olsaydı.

TANIYI ALDIĞIMIZDA DUVARA TOSLADIK
*Siz tanı aldığınızda ne gibi zorluklar yaşadınız?
- Biz tanıyı aldığımızda duvara toslamış gibi olduk. Biz çok sosyal insanlardık eşimle. Sinemaya, tiyatroya gitmeyi severdik, gece saat kaç olursa olsun dışarı çıkmayı severdik. Biz Alperen doğduktan ve tanı aldıktan sonra sosyal hayatımız bitti çünkü bizim çok özel bir çocuğumuz dünyaya gelmişti. Çok araştırdık. İnternet bu kadar yaygın değildi, deprem dönemine denk gelmiştik. Otizmli çocuklarda başarıya ulaşmak için aile ilişkilerinize, karı koca ilişkilerinize dikkat edin. Sevgi ortamı çok önemli. Maalesef asosyal bir yaşam şekli olunca boşanma oranları çok fazla. Korkunç bir rakam var. Bırakan hep babalar oluyor ve anne bakıyor. Eşler birbirine daha çok destek olmalı. Etraftaki yakın akrabaları ve dostlarının desteği çok önemli. Ben hep bir denizyıldızı örneğini veriyorum. Birini bile kurtarmak çok önemli. Eşim Alp hep destek oldu bana. Ben kabullendim, Alp kabullendi.
 
ONUN DÜNYASINA GİRMEK İÇİN ÇABALADIK
Önce ‘neden bizim çocuğumuz?’ diyorsun. Her anne baba çocuğunun sağlıklı birey olmasını ister. Benim için Alperen bize bu dünyada verilen en güzel armağan. Bu tip özel çocuklar bu dünyanın dengesini kuruyor. Onların iyi niyetleri, saflıkları kurtarıyor. Biz çok şanslı ve özel bir aileyiz ve buna inanarak yola çıktık, araştırdık. Onun dünyasına nasıl girebiliriz dedik. Herşeyi sevginin, pozitif ortamın çok önemli olduğuna inandık, her şeyi birlikte yapmaya çalıştık. Komşularım, arkadaşlarım çok destek oldu ve bu şekilde adım attık.
 
KOÇ-DER YOLCULUĞU STANTLA BAŞLADI
*İlk çalışmanız ne oldu otizmle ilgili?
- 2008’de BM Dünya Otizm Farkındalık Ayı etkinlikleri yapılıyordu. İzmir’de bir etkinlik yapıldığını duyduk. İrtibata geçtik oradan broşürler istedik. Bir AVM’de stand kurarak broşür dağıtmaya başladık. Annem, ben kardeşim, eşim. Sadece biz vardık ve olumlu dönüşler olmaya başladı. 60’a yakın aile buldum. Teker teker hepsine telefonla ulaştım ve onlarla bir toplantı yaptık. Hepimizin farklı zorluklar yaşadığını fark ettik ve dernek kuralım diyerek 2009 Haziranında da KOÇDER’i oluşturduk ama derneğe ilk etapta çok da fazla kişi gelmedi. Dernek olunca tepki de farklı olabiliyor.
 
AİLELER ARTIK DAHA SOSYAL
*Eskiye nazaran ailelerdeki çekinme oranı azaldı mı? Çocuklarıyla daha sosyal olabiliyorlar mı artık?
- Elbette.  Otizmli çocuklar aslında o kadar saflar ki. Ama otizm dendiğinde insanlar hemen öfkelenen, tepki gösteren, karşısındakine şiddet gösteren insanlar olarak görüyorlar ama öyle bir durum yok. Onlar dışarıdan bir şeyden etkilendiklerinde tepkilerini o şekilde ifade ediyorlar, savunmaya geçiyorlar. Bize normal gelen sesler onları rahatsız eder, bir koku rahatsız eder. Bizim de yok mudur rahatsız olduğumuz şeyler? Biz bunu çözebiliyoruz ama onlar bunu belirtemiyorlar, onlara işkence geliyor ve tepki veriyorlar. Aslında onun için öfkeleniyorlar.

AYNI HATALARI BİZ DE YAPTIK
*Nelerden çekiniyorlar daha çok?
- Negatif bir ortam, bağırış, çağırışların olduğu ortamları sevmezler. Sakin ortamları seviyorlar. Pozitif ortam, mutlu ortam güzeldir onlar için ki normal çocuklarda da böyledir. Ayıbı bilmezler bu masada otururken kalkıp yan masadan bir şey alabilirler. 5 yaşında da olsalar 20 yaşında da olsa bu durum değişmez. Böyle olunca da ailede ya birine zarar verirse, ya biri bir şey söylerse, ya birine şiddet gösterirse durumu oluyor. Biz de aynı hatayı yaptık. Alperen’le her yere gidemedik. Alperen çok ağır bir otizmliydi. Kendine de şiddet uygulayan, hiç konuşamayan bir çocuktu. Biz de ne özel günlerimize gidebildik, eskiden birlikte yaptığımız şeyleri yapamadık. Görünüşte de bir şey yok, şekil olarak yok, insanlar ne şımarık çocuk, terbiye vermemişler diyor aileler de bu nedenle otizmli çocuklarıyla evden çıkmıyor.
Daha yolun çok başındayız. Yapmak istediklerimizin çok başındayız ama 2009’dan sonra çok eski dernek değiliz aslında. Çok özel bir engel grubuna sahibiz. Şurada seninle otizmden bahsedebiliyorsak, üniversitede artık proje ödevleri otizm üzerine yapılabiliyorsa, toplumda artık otizm dendiğinde biliniyorsa, her yıl renkli yürüyüşlerimiz oluyorsa bir şeyler başarabilmişizdir. Türkiye genelindeki platformlarla da konuşuyoruz ve onlar da bu başarıyı nasıl sağladığımızı soruyorlar. İnsanlar yerel basında takip ediyor, televizyonlarda etkinliklerimiz yer alıyor ve bu da bilinç oluşturuyor.
 
*Şu anda Kocaeli genelinde kaç otizmli var?
- Bize maalesef gizlilik yasası gereği tam sayı verilmiyor ama şu an Kocaeli genelindeki sayının tahmini 650 olduğunu söyleyebilirim.
 
ÜYE SAYISI ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL
KOÇDER’in kaç üyesi var?
- Derneğe 60 üye ile başladık ama insanlar dernek olayı olunca çok sıcak bakmıyorlar. Üye olmayan birçok ailemiz var. Her etkinliğimize, seminerlerimize, yürüyüşlerimize geliyorlar ama üye olarak 75 kişi var. Sayı çok önemli değil. Bir eğitimcimiz yok. Vakıf olsak hem maddi gücü hem de eğitimcileri çok fazla oluyor. Bizim tamamen ücretsiz olduğu için insanlar biraz daha üye olma konusunda yaklaşmıyorlar. Keşke daha fazla üyemiz olsa sesimizi daha fazla yere duyursak ama birlik olmak daha önemli.
 
 HEP OLUMLU SONUÇLARLA DÖNDÜK
*Yerel yönetimlerden destek alabiliyor musunuz?
- Biz yola çıkarken bizim bir çizgimiz vardı. Biz sevgiyle umutla yola çıktık. Her zaman iyi niyet ve pozitif düşüncenin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Biz çocuklarımızı temsilen yola çıktık ve yanlış bir adım onları etkiler. Bu amaçla yola çıkınca da hiç yüksek sesle konuşmadık, derdimizi anlattık, bizi tanıyın dedik. İş adamlarına, okullara, yerel yönetimlere ulaşmaya çalıştık ve küçük adımlarla yola çıktık. Her ulaşmaya çalıştığımız kişi bize olumlu yönde döndü. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu bize çok destek oldu. Bize Vinsan’da yer tahsis etti. Bizim gidecek yerimiz yoktu.
 
ALİ KOÇ YERİMİZİ YENİLEDİ
*Ne zaman doluyor Vinsan’daki süreniz?
- İki senelik başladık ama kendisi ‘İstediğiniz kadar kullanabilirsiniz, orada zaten proje de yok’ dedi. Doğalgazımızı, elektrik faturamızı karşılıyorlar. Bu çok önemli bizim için. Ben her zaman teşekkürümü ediyorum. Seminerler, bilgilendirme toplantıları bizim için çok önemli ve bütçe gerekiyor. Bu konuda da gerçekten İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan bize çok destek oluyor. İki yerel yönetim de bize çok destek oluyorlar. İsteklerimizi karşılıksız bırakmıyorlar.
Seymen Koleji, Bahçeşehir Koleji, KYÖD Koleji, her zaman maddi manevi bize destek oluyorlar. Kocaeli Anadolu Lisesi, Yahya Kaptan Anadolu Lisesi. Orada gençlere ulaşabiliyoruz. Gençlere anlattıkça geleceği bilinçlendiriyoruz. Ali Koç’tan çok büyük destek geldi. Bizi ziyaret etti ve yerimizi yenilediler, eksik ne varsa aldılar ve hala bize destekleri sürüyor. KOÇ Üniversitesi’nden hocalar gelip seminer verdiler.
 
*Çocuklar ile ilgili yeni bir galoş üretme projeniz var şu an. Ne zaman başlıyor çalışmalar?
- Körfez Rotary Kulübü bize galoş makinesi bağışladı ve haftaya teslim alacağız. Çocuklarımıza iş imkanı sağlayacak. Ailelerimiz için de çok önemli. Kocaeli Kent Konseyi bize destek oluyor. STK’lardan, diğer derneklerden de güzel bir birlikteliğimiz var. Biz küçük adımlarla başladık. Düne kadar yerimiz bile yoktu. Bir evde toplanıyorduk, bir yer bulup orada toplanıyorduk İlk hedef bir yaşam merkeziydi geçici de olsa bir yerimiz oldu.
 


İŞ ADAMLARIMIZA SESLENMEMİZ GEREK
Bir gelirimiz yok. Gelirimiz sadece aidatlarımız. Vakıf olsak işimiz çok daha kolay. Biz kendi yağımızla kavruluyoruz. Belki elektrik, doğalgaz karşılanıyor ama bizim orada çok masraflarımız oluyor. Orayı bir ev gibi düşünün. Çocuklarımızın sosyalleşmesi için onları lokantaya götürüyoruz. Biz eğitim vermiyoruz ama en iyi eğitim hayat eğitimi. Hayatı sosyalleştirme eğitimi bana göre. Çocuklarımızı yemeğe götürüyoruz, eğlence yerlerine götürmeye çalışıyoruz. Orada çocuklarımıza birşeyler yaptırıyoruz ama bunlar hep maliyet. Temizlik giderleri var. Mutfak masrafımız var. Bu dönem belki olmaz ama inşallah ileride yeni bir yönetimle bir arsa alınır, otizmli çocuklarımızın hayatlarını güzelleştirmek adına bir yaşam merkezi yapmak. Ki burada da belki de iş adamlarına seslenmemiz gerek.
 
*Ne gibi çalışmalar yapılmalı? Eksik miyiz bu konuda?
- Devletimize de çok büyük iş düşüyor. Korkunç bir artış var. Biz gelişmiş ülkeleri araştırıyoruz. Orada tanı alınınca devlet size sormuyor bile. Otizm tanısı mı alındı. Eğitime yönlendiriyorlar, sağlık sorunlarıyla ilgileniyor. Olması gereken bu aslında. Otizm Eylem Planı’mız vardı bizim. Otizmli çocukların ailelerinden sonra ne olacağı sorusu var aklımızda. Bize ömür verildiği sürece biz onlara kanat oluyoruz zaten ama bizden sonra ne olacaklar? Nasıl yaşlıların huzurevi var, kimsesizler için yer var, otizmliler için ayrı bakımevlerinin olması gerekiyor. Her ortamda olamıyorlar. Biz bu nedenlerle Otizm Eylem Planı yapmıştık. 3-4 yıl önce kabul edilmemişti ama geçtiğimiz 3 Aralık’ta meclisten geçti uygulamaya konulacak.
 


DAHA FAZLA ADIM ATILMALI
Güzel haklarımız da oldu. Biz Alperen’i kendi imkanlarımızla eğitime götürdük ama en azından yeterli olma  da devlet karşılıyor. Gelişmiş ülkelerde 40 saatken bizde sadece 2 saat. Yeterli değil ama belki bir adım. Biz sıkıntılarımızı dile getirirsek devletin de daha fazla adım atması gerekiyor diye düşünüyoruz. Yolun çok başındayız.
 
*Çok güzel bir projeden bahsettiniz. Çocuklar artık Kocaeli’de galoş üretimine başlayacak. Ne zaman teslim alacaksınız makineyi?
- Bugün tekrar iletişim kurduk. Onlar her şeyin tamamlandığını. Önümüzdeki hafta Çarşamba ya da Perşembe günü bize teslim edileceğini söylediler. Galoş makinesi bir kendi makinesi var bir de galoş yapmak için materyalleri var. Aslında malzemeler biraz daha pahalı. Aşağı yukarı 2 bin 800 TL civarında. Bizim yaşam merkezimize gelecek, çocuklarımız orada bu işi yapacak. Bu sene 20 yaş üzeri 6-7 çocuğumuzun okul hayatı bitiyor. Okul hayatı biten çocuklarımız maalesef evlerde. Bizler de dedik ki madem yaşam merkezimiz var. Ailelerin de başında olmak şartıyla, zaten tek başlarına fazla bir şey yapamaz. Birlikte bu makineyi kullanıp, galoşu üretip yavaş yavaş üretimine geçebiliriz.

BAŞARACAKLARINA İNANIYORUZ
*Devamı gelecek mi peki bu projenin?

- Fırsat verildiğinde neleri yapabildiklerini görmek açısından da çok önemli olduğunu düşündük. Bir makineyle başlıyoruz. Başarabilirsek ki yapabileceklerine inanıyoruz- pazarlama konusunda da sıkıntı çekeceğimizi düşünmüyoruz. Otizmli çocukların bunları yaptığını söylersek insanlar destek olmak adına alırlar diye düşünüyoruz. Orada kuracağız, anne babalar da olacak. Manuel bir galoş makinesi bu. Tekrarlı hareketler olduğu için çocuklarımız bunu rahatlıkla yapabilirler.

*Kocaeli’de otizm ile ilgili KOÇDER dışında başka bir dernek var mı?
- Kocaeli’de dernek olarak biz tekiz. Bunun yanında İzmit’te spor kulüpleri var. Bunlar maddi olarak ücretli yerler. Faydaları var mı tabi ki var. Spor yapıyorlar, eğitimlerini birebir alıyorlar.

*Otizmle ilgili bir Türkiye çatısı var mı?
-
Var federasyon var. Otizm Platformu vardı önceden fakat daha sonra federasyon oldu. Şu anda federasyonda değiliz. Düşünüyoruz ama önce bazı eksiklerimizin olduğunu düşünüyoruz. Bazı eksiklerimizin olduğunu düşünüyoruz. Bazı düşüncelerimizi yaptıktan sonraki aşamada katılmayı düşünüyoruz. KOÇDER Türkiye çapında da biliniyor. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı yaşanılan sorunlar ile ilgili toplantı yapıldı. Pilot iller arasında Kocaeli de yer aldı. Ve engelli derneği olarak da sadece KOÇDER’i aradılar.

*Bir kadın olarak hem bir çocukla ilgilenmek, hem ev hem de dernek nasıl ilerliyor? Zor olmuyor mu?
-
Gerçekten çok zor. Alperen’in biz tanısını aldık ,iki çocuk var ve aralarında 22 ay var. Yoğun bir çalışma hayatım vardı. Çok özel bir çocuğum var. Ailem, eşim bu konuda haklarını ödeyemem çok büyük destek oldular. Annem benim sağ kolum gibi oldu. Dernek kurduk çok zorlandık. Bir kadın olarak bazı şeyler zordur, bir de özel çocuğun var, çalışıyorsun her zorluk çarpı iki oluyor. Ben 2011 yılında emekli oldum. Yaşımı doldurdum ve dilekçemi vererek ayrıldım ve kendimi otizmli hayata adadım. Kızım çok destek oldu. Kızım çok sorumluluk sahibi. Üniversiteye hazırlanıyor şu an Ceren ve aralarındaki ilişki bambaşka.



TAM BİR ÇILGIN AİLEYİZ
*Tam bir çılgın ailesiniz. Nasıl sağlıyorsunuz bunu? Ev yaşantınızda neler yapıyorsunuz?

- O yüzden çok şanslıyım. Hedefi özel eğitimci olmak ve Alperen gibi çocukları araştırmak. O hedefi var. Kardeşlerin kabul etmesi de çok önemli.  Hepimiz pozitifiz ve belki de şansımız ve birbirimize uyum sağladık. Ruh ikizim diyorum ben. Alperenle de arkadaş gibiyiz. Evde de öyleyiz. Eşim çok sosyal bir insan, müzikle uğraşıyor. Kendisi müzisyendi. 2010’da geçirdiği ameliyattan sonra çok fazla kullanamıyor elini. Alperen müziği çok seviyor, evde sürekli müzikle ilgileniyoruz. Karavanı çok seviyor. Karavanla tatil yapmak ayrı bir keyif bizim için. Kafamıza esiyor 11’de biryerlere gidebiliyoruz. Evde tiyatro oyunları yapıyoruz, oyunlar oynuyoruz. Çılgın bir aileyiz. Evimizi Alperen’in rahatlığına göre düzenleriz. Bu arada biz ailece tam bir Atatürk severiz ve Alperen’in anne, baba demeden önceki ilk kelimesi Atatürk olmuştu.

MECLİSTE YAŞANANLARI KINIYORUM
Son dönemde mecliste yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
-
Çok üzücü. Ben hiçbir siyasi görüş olarak düşünmeden hemcinslerimin yaşadıkları çok üzücü. Bu ekonominin, terör aldı başını gidiyor, hergün şehit haberleri alıyoruz. Mecliste de böyle olayların yaşanması da üzücü, kınıyorum.

*Kocaeli’nin 2 kadın milletvekili var. Kocaelili kadınları temsil noktasında nasıllar sizce?
-
İki milletvekilimiz de bize otizm konusunda destek verdi. Ziyaretleri de destekleri de oldu. Ben milletvekillerimizin Kocaeli olarak orada-eksikleri olmasına rağmen sorunları dile getirmeye çalıştıklarını düşünüyorum. Fatma hanım da Radiye hanım da otizm konusunda özellikle mecliste gündeme getirdi. Bizim kapımız herkese açık ve bazen uğruyorlar. En azından bir şekilde anlatabiliyoruz sıkıntılarımızı.



KADINLAR HER YERDE OLMALI
*Kadınlardan bahsediyorken geçtiğimiz aylarda Körfez Ticaret Odası Başkanlığı’na bildiğiniz gibi ilk kez bir kadın başkan-Sibel Moralı geldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
-
Kesinlikle çok güzel ve olması gereken bir gelişme. Bence kadının elinin değdiği her yer güzelleşiyor. Kadınlarımızın her alanda olmalı bence.
Siyaset ile ilgili hiç teklif aldınız mı?
Hiç teklif almadım.

* İlerleyen süreçte teklif alsanız tepkiniz ne olurdu?
- Ben yapabilir miyim onu düşünüyorum. Siyasi partiden direk olmadı ama bazı kollardan gelenler oldu. Direk parti olarak olmadı ama ben de zaten yapamam da siyaseti. Bizim her şeyimiz çocuğumuz zaten. Siyaset biraz daha farklı bir alan. Bana da uygun olmadığını düşünmüyorum.

*Yaşam merkezinde nasıl bir sistem var? Eğitimler nasıl oluyor?
- Orası tamamen gönüllülük esasına dayalı. Orada bir çalışan çalıştırma gibi bir durumumuz yok. Bir personelimiz yok. Herşey gönüllülük esasına dayanıyor. Yemeği de, temizliği de biz yapıyoruz. Hepimizde oranın anahtarı var. İstediğimiz saatte çocuklarımızı alıp gidiyoruz. Dokuzda gideyim beşte döneyim yok. Gece saat bir olmuş, hafta sonu olmuş hiç önemli değil. Üniversiteli öğrenciler geliyor çocuklarımızla etkinlikler yapıyor, biz o arada aileler olarak fikir alışverişinde bulunuyoruz. Önce ailelerin psikolojik durumları iyi olsun ki çocukları da mutlu olsun.

*Şu an 13 belediyeyi incelediğiniz zaman, yapılan yatırımlar ve çalışmalara baktığınızda hangi belediyeyi başarılı buluyorsunuz?
- Ben stk olarak yapılanlardan daha çok dernekle ilgili- tabi benim önceliğim o. Çoğu yerde Türkiye’de bizim gibi ücretsiz yaşam merkezi hiçbir yerde yok. Belediye olarak bu konuda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik anlamında başarılı. Eksikler vardır muhakkak ama- Kocaeli ve İzmit olarak bakabiliyorum genelde başarılı buluyorum o konularda.



NEDEN ENGELLİ KAFESİ OLMASIN?
*Kocaeli’de engelliler adına yapılan iki güzel çalışma olacak. Bizimköy Engelli Merkezi var. Şimdi de otizmli çocuklar galoş üretmeye başlayacak. Peki daha fazla neler yapılabilir bu konuda?

- Eksikler var ama Kocaeli’de niye engelliler ile ilgili bir kafeterya olmasın. Bırakın otizmi diğer engel grupları da var. Neden olmasın? Bu konuda Eskişehir çok iyi. Otizmden bahsediyorum, diğer engel gruplarının sıkıntılarını çok bilemem ama benim yaşadığım konu otizm. Bu konuda bir işyeri olmasın? Niye fabrikalarda engelliler kadrosunda aktif düzeyde otizmli istihdam edilmesin? Bölgemiz sanayi bölgesi.

*Başkanlık ne kadar daha devam edecek?
- Artık üçüncü dönem ve kurucu başkanım. Farklılık olmalı diye düşünüyorum. Ben bana ömür verildiği sürece otizmin içindeyim zaten. Yönetim olarak düşünürsek arkadaşların artık yenilenmesi belki daha farklı fikirler doğuracaktır. Orada biz öyle güzel bir şey oluşturduk ki bizim için başkan yok, KOÇDER ailesi var. Biz aileyiz. Çocuklarımız için orada varız.
Son Güncelleme: 25.01.2017 19:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serhat YİNANÇ 2017-01-25 16:31:40

Ne güzel bir anlatım. Akıcı girişi okurken genişletmedeki özünü hemen kavrayıp sona, Çıkışa hamle yapmağa çalıştım.
Yaşamım anılarım hatta sanki canlı o günleri görselleştiren bir ayna yansımasında yaşadım.Sağlıklı nice yılları yaşayın.

Avatar
Münevver YİNANÇ 2017-01-25 22:03:44

Çok açıkmış birinin hissettiği açlık hissi gibi bir solukta okuyup,bitirdim İlkin Hanım.Aldığım "Lezzet"Bahsi geçen bizlerinde yaşamış olduğu duyguları gözümün önüne getirdi.Kaleminizin mürekkebi kurumasın.

Avatar
Sevdiye FİDAN 2017-01-25 22:43:38

Parçalanmış bir Ailenin tekrar bir araya gelmesi gibi oldu KOÇ-DER.
Her problemin bir çözüm yolu vardır bizimkisi Sevgi,Şevkat,Sabır Anlatılması sayfalara sığmaz "İlkin Hanım"Güzel özetlemiş,İçimizde yaşayanlar bizleri daha iyi anlamaya başladılar.Eline yüreğine sağlık Arkadaşım.

banner354

banner328

banner509

banner498

banner482