banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

HER YAŞTA ÇOCUĞU OLAN VE EĞİTİME ÖNEM VERENLERE TAVSİYELER !
banner234

 

İlk defa üniversitede geçen 13 yıllık eğitimci kimliğimle yazacağım. Ama bu kimlik sizi aldatmasın. 9 sene özel sektörde çalıştım, işletme müdürlükleri yaptım. Amerikan borsasında işlem gören dev bir Türk şirketinde uzman olarak çalışmışlığım da var. Kitap hocası değilim. Ha bir de Türkiye Fütüristler derneği üyesiyim. Fütürizm nedir? Gelecek bilimi, olumlu geleceği tasarlayanların buluştuğu ortak çatı. 40-60-100 sene sonrasının dünyası nasıl olacak buna kafa yoruyoruz. Bu çatı altında ünlü iş insanları var ki birini gelecek günlerde bu köşede konuk edeceğim. Tüm bunların birikimiyle, bu yazımda eğitimi konu alacağım, ebeveynlere bu yazımda, öğrencilere ise bir sonrakinde önemli tavsiyelerde bulunacağım. Ama her iki yazıyı hem ebeveynlerin hem de öğrencilerin dikkatle okumasını öneririm. Haydi başlayalım.

  1. Bizler çocuklarımızın meslek seçimlerini tartışıyoruz ancak gelecekte hangi becerilere sahip olmaları gerektiğini hiç düşünmüyoruz. Yapılan bir araştırmada 2020 yılında ( şunun şurasında kalmış 6 sene ) büyük veriden öz anlamlar çıkarma ( artık veriye ulaşma değil verinin özünde ne dediğini anlama ), bilişsel yükle başa çıkabilme ( veri bombardımanı altında araba farı görmüş tavşan gibi donup kalmama ), çok kültürlü ortamlarda ( yabancılarla ) ve sanal takımlarla ( internette hiç tanışmadığın insanlarla ) çalışabilme, tasarım odaklı düşünme, sosyal medya okur yazarlığı gibi bazı becerilerin olmazsa olmaz olacağı ifade ediliyor. Meslek değil becerilerden bahsediyoruz, her meslekte çalışanların sahip olması gereken becerilerden. Mesleğinde iyi olmakla sıradan olmak arasındaki farkı belirleyecek becerilerden. Bu becerilerin çoğu internetle ilişkili. O halde ebeveynler ne yapmalı?

Çocuklarınızın internet başında oturmasını kısıtlamak yerine geleceğin becerilerini kazanmada bir araç olarak kullanıp kullanmadıklarına odaklanın, gözlemleyin ve gerektiğinde öneriler getirin. Örneğin sosyal mecralarda kimliklerini nasıl oluşturuyorlar, hangi grupların üyeleri, kendi kurdukları gruplar ve amaçları neler, bunlar ebeveyn olarak odaklanmanız, izlemeniz gereken noktalar. Diyelim ki çocuğunuz bir markayı protesto etmek için bir grup kurdu. Zamanını bunlarla boşuna harcama demek yerine bunu sanal takım kurma ve yönetme becerisini geliştirme çabası olarak görün. Benim oğlum gibi kendini Minecraft oyununa mı kaptırmış, bunu tasarım odaklı düşünme becerisini kazandığı bir araç olarak kabul edin. Hocam fütüristsin ya uçtun mu dediniz? Buyurun efendim yurtdışında bu oyun Harvard gibi üniversitelerde çocukların hangi becerilerini geliştirmek için kullanılıyormuş, bakınız.  ( http://www.idtech.com/kids/tech-camps/courses/3d-game-design-with-minecraft/#skill ) Yabancı dil ve yurtdışı tecrübesi çok kültürlü ortamlarda çalışabilme becerisi için şart. Hocam zengin miyiz biz, nasıl yurtdışına gönderelim çocuklarımızı demeyin hemen. Üniversite seçiminde Erasmus ( üniversitelerin AB üniversiteleri ile yaptıkları eğitim ve öğrenci değişim programları ) anlaşmaları, kontenjanları mutlaka araştırmanız gerekenlerden. Belirli bir not ortalaması ve dil puanı ile iki döneme kadar çocuklarınız rahatlıkla yurtdışında okuyabilir. Nereden biliyorum? Her sene biz kendi bölümümüzden ikişer üçer öğrenciyi yurtdışına gönderiyoruz da oradan.

 

  1. Eğitim şekil değiştiriyor ve hızla sanala ve oyunlaştırmaya kayıyor. Gelecekte binası olmayan, tamamen bulutta olan ama diplomaları taş binalı kampüslülerden daha geçerli, daha itibarlı üniversiteler olacak, önce belki de tereddüt edeceğiz ama sonrasında çocuklarımızı buralara göndermeye çalışacağız. 1990 yılında üniversite sınavında yüksek puan alınca Bilkent Üniversitesi’nden davet mektubu aldım. Babam vakıf üniversitesinin diploması geçerli olmaz endişesiyle sıcak bakmadı. Yakın gelecekte binası, kampüsü olmayan bir üniversiteye çocuğunuz gitmeye kalktığında karşı çıkacaksınız, yapmayın, düşünün, eğitim buluta gidiyor. Oyunlaştırmaya gelince anlamı şu efendim; oyun mekaniklerinin oyun dışı alanlarda kullanılmasıdır. Örneğin öğrenciler değişim yönetimi eğitimini tasarlanmış bir oyunu oynayarak, kendi başlarına veya o dersi alan arkadaşları ile sanal takımlar kurarak öğrenecekler. Çok yakın zamanda ertesi gün sınavı olan çocuğunun odasına giren bir anne sen oyun mu oynuyorsun diye çığlığı bastığında aslında evladı sınava çalışıyor olacak. Bunlar hayal değil, hatta bugün bile var. Örneğin benim kendi öğrencilerimin büyük bölümü alan dışı seçmeli derslerini e-ders olarak aldı. 14 hafta boyunca derslerini internet başında takip edip sadece final sınavında sınıfa girdiler ve belki garip gelecek ama hocalarını ilk defa o zaman gördüler. Bir arkadaşım İngiltere’de ki bir üniversitede e-mba ( uzaktan yükseklisans ) yapıyor. Belirli günlerde dünyanın dört bir tarafından skype üzerinden hocaları ile görüşüyorlar. Arkadaşımın mba sınıfı evinin çalışma odası. Anlayacağınız üniversiteler ufak ufak zaten buluttalar, evinizin içindeler.

 

  1. Meslek sahibi olmak bir alanda yeterliliğinizin, uzmanlığınızın olması demek. Ancak gelecekte yetmeyecek. T tipi uzmanlara daha çok ihtiyaç olacak. Nedir bu T tipi uzmanlık ? Anlamı şu: bir alanda derinlemesine uzman ve bu uzmanlığı ile ilişkilendirebileceği başka alanlarda da derin olmasa bile yeterli bilgiye sahip. Örneğin Leonardo da Vinci, sadece bir ressam değil aynı zamanda Haliç’e köprü tasarlayacak kadar mimar, savaş aletleri tasarlayacak kadar da mühendis. Mimar Sinan da T tipi insana örnek. O halde her ebeveyn çocuklarının merak veya hobi olarak başlayan ilgilerini desteklemeli, ne kadar meslek seçimleri ile alakasız dursa bile. Çünkü o alaka bir şekilde kuvvetle muhtemel gelecekte kurulacak. Örnek mi? Steve Jobs. Üniversitede kaligrafi derslerine katılır, görünürde bilgisayarlarla en ufak alakası olmayan bir ders. Bugün Word’de farklı karakterlerde ( Times New Roman, Ariel vb ) yazabiliyorsak nedeni bu. Noktalar bir şekilde birleşiyor. Çocuklarınızın ilgi alanlarını, hobilerini mutlaka ama mutlaka besleyin, destekleyin. Mesleki başarılarında kritik öneme sahip olabilirler.

 

  1. Meslekler anlam, içerik ve istihdam olanakları olarak değişim içinde. Hiçbir şey anlamadım diyorsanız, e vallahi haklısınız. O halde açıklayayım. 2006 yılında Avrupa’nın en büyük bira markalarından biri barlarda kendi biralarının satışları neden düşüyor bir türlü anlam veremezler, benim gibi yönetimciler, bu gazetenin köşe yazarlarından Bilsen Bilgili gibi pazarlamacılar bir türlü çözüm bulamaz. Kime başvururlar biliyor musunuz? Sosyal antropolojistler ! Bu adamlar sanki Afrika’da bir yerde, modern insanın ilk defa karşılaştığı kabile gibi yaklaşırlar olaya. Saatlerce süren video kayıtları, binlerce fotoğraf ve görüşme kayıtları ile pazarlamacı ve yönetimcilerin başa çıkamadığı sorunun içinden çıkarlar.  Şimdi bir an için düşünün, çocuğunuz ben antropoloji okuyacağım diyor, hayda. Mezun olsa ancak üniversitede hoca olarak iş bulur diye düşünüyorsunuz ya, belki de iş dünyasında, bu eğitimi ile çok iyi bir danışman olacak. Buyurun bakalım.

 

  1. Bu yazdığım ebeveyn olarak hoşunuza gitmeyecek, ama size yaranayım, hoşunuza gideyim, çok okunayım gibi derdim yok. Olacak olan bu. Sizler ve evlatlarınız için eğitimci olarak bunu yazmaya mecburum. Gelecekte iş güvencesi olmayacak ! Kariyer dediğimiz şey spiral kariyer olacak. Ne demek şimdi bu? İki anlamı var; birincisi eskiden Toyota mezarlıkları vardı. Anlamı şu; Toyota’da işe başlayan bir işçi hiç iş değiştirmeden yine Toyota’dan emekli olur ve şirketin mezarlığına gömülürmüş ! Bu günler tarihin tozlu sayfalarında kalacak. Çocuklarınız defalarca iş değiştirecek ve bu devinim içinde hangi okuldan mezun oldukları, hangi mesleki alanda eğitimi aldıkları önemini kaybedecek. Becerileri öne çıkacak ( madde 1’i tekrar okuyunuz efendim ) İkincisi olan spiral kariyere gelince. Kendi kariyerimden örnek vereyim. Turizm okudum. 24 yaşında otel müdürü oldu. Gelinecek en tepe nokta. Yok bu bu kadar kolay olmamalı bu işler dedim ve iletişim sektörü devi Turkcell’e geçtim hem de ofis boyun bir üstü olan asistan pozisyonunda, zurnanın son deliği. Ama kurumsal yapıda çalışma arzum ve sebat etmem ve affedersiniz eşek gibi çalışmamla uzman oldum. 2001 yılında aldığım maaş bugün aldığım maaştan fazla ! 2001 yılında yine kendimi gerçekleyemedim, bir şeyler eksik dedim ve hem yükseklisans hem de doktora yapayım diye üniversiteye geçtim,  öğretim görevlisi olarak. Arkadaşlarım gücenmesin, yine zurnanın son deliği olarak. 7 sene yine affedersiniz eşek gibi çalışarak yükseklisans ve doktora yaptım ve öğretim üyesi oldum. İşte spiral kariyer bu. Bir alanda tepeye çıkıp farklı bir alanda en dipten başlayıp yine tepeye çıkma devinimi. Bizim kuşağımız ayran gönüllü diyecek, yok dikiş tutturamamış diyecek benim için, varsın öyle olsun ama sakın ama sakın ha evlatlarınızı yapınca bunu deyip morallerini bozmayın. Onlar spiral kariyer ve T tip uzmanlık yolcuları. Gelecek bu yöne doğru. Ben bilinçsiz olarak doğruyu yapmışım, siz bilinçli olarak doğruyu yapın bari, evlatlarınızı destekleyin. Bu gün Kocaeli iş dünyasında aranılan bir danışmanı isem, buna borçluyum. Yarın çocuklarınız aranılan insanlar olacaksalar bırakın iş ve sektör değiştirsinler, engel olmayın, destekleyin, T ipi uzman olmalarında yanı başlarında olun. Pişman olmayacaksınız.

Gelecek yazım yeni mesleki dünyanın yıldızları olmaları için öğrencilere tavsiyeler olacak. Ebeveynler de okusun tabii ki. Sevgi ve Barış ile…

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237