banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Hakaretler yağdırdı
banner234
Aralıklarla İzmit Sabri Yalım Parkı’nda bir araya gelerek, olur olmaz açıklamalarda bulunan, Atatürk’e hakaretler savurup, edilen şikayetlerle karakolluk olan, çıkarıldıkları adli mercilerce serbest bırakılan, kendilerini ise “İnsan Hakları Savunucuları Derneği” olarak adlandıran bir avuç insan topluluğu, çıktı yine piyasaya. Bu derneğin genel başkanı Ali Akbaş, gazeteciler Can Dündar ile Erdem Gül’ün, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile tahliye edilmesine değindi. Ali Akbaş isimli zat, yaptığı basın açıklamasında Anayasa Mahkemesi’ni vatan haini ilan edecek kadar ileriye gidip, akıl karı olmayan bir talepte de bulundu. Nasıl bir kafa yaşadığı anlaşılamayan Akbaş, Anayasa Mahkemesi ve onun gibi kurumların kapatılmasını istedi. 


ERDOĞAN’IN TAKMADIĞI MAHKEME

Anayasa Mahkemesi, AKP’nin kapatılmasını engellerken ve iktidarın işine gelecek kararlara imza atarken destekçisi olan bu grup, kendilerini insan hakkı savunucusu olarak tanıtan bu grup, iki gazeteciye hakları iade edildi diye, açtı ağzını yumdu gözünü. Atatürk’ü koruma kanununa muhalefet ederek defalarca hakim karşısına çıkan bu tür insanlardan, sağlıklı bir açıklama beklemiyoruz elbet ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyor, saygı duymuyorum” sözleri, böyle tiplere baya bir cesaret vermiş. Yargının en üst rütbesine, Anayasa Mahkemesi’ne hain diyen bu grubu savcılara havale ediyor, bu zatların yaptıkları basın açıklaması metnini olduğu gibi paylaşıyoruz…


İŞTE O AÇIKLAMA:

1961 Darbecilerinin kurduğu Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün, yargılandıkları casusluk davası için “kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği” bahanesiyle dosyayı ilgili mahkemeye geri gönderip salıverilmelerinin yolunu açmak gibi bir ihanete imza atmıştır. Türkiye'yi uluslararası arenada terörist destekçisi gibi göstermek ve İsrail'in elini güçlendirmek için Fethullahçı Terör Örgütünün planladığı kumpasın bir parçası olan Can Dündar ve Erdem Gül'ün konuyla ilgili casuslukları asla “gazetecilik ve habercilik” sayılamaz. Anayasa mahkemesi bu vatana ihanetin önünü açmıştır ve bu bir vatan hainliğidir. 28 Şubat'ta sırf Müslüman oldukları için ve sonrasında FTÖ güdümlü yargı tarafından İsrail’i protesto ettikleri için, haksız yere zindanlara atılan Müslüman halkın davaları sırada beklerken, bunlar konusunda duyarlılık göstermeyen Anayasa Mahkemesi, vatan haini casusların davasına jet hızıyla bakmıştır. Bu da emperyalist tezgahın büyüklüğünü göstermektedir.

Türkiye'nin, halkın güvenliği ile ilgili en mahrem askeri bilgiler yarın düşmana habercilik adı altında servis edilebilecek ve bu vatan hainliğini yapanlar vatan haini Anayasa mahkemesinin emsal kararı dolayısıyla suç işlememiş sayılacaklardır. Böyle bir ihanet dünyanın neresinde görülmüştür? İngilizlerin giderken bıraktıkları Kemalist rejim, seçimlerde halktan tokadı yiyerek alaşağı olsa da, Anayasa mahkemesi gibi kurumlar vasıtasıyla bu vatana ihaneti, diktatörlüğü ve emperyalist emellere hizmeti sürdürmektedir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı bağımsız yargıya müdahaledir. Geçmişte başörtü yasağı ve Ak Partinin kapatılması konusunda ihanete imza atan Anayasa Mahkemesi, casuslukla yargılanan emperyalist ajanlarını, FTÖ iş birlikçilerini serbest bırakarak, ihanetler zincirini sürdürmektedir. Bir ülkede kaç başlı yargıya ne gerek vardır? İnsan Hakları Derneği olarak hükümeti göreve davet ediyoruz!. 1961 darbe anayasası ürünü Anayasa Mahkemesi meclisin alacağı bir kararla derhal kapatılmalı, ya da Anaysa mahkemesi gibi kurumların yaptıklarını denetleyecek bir üst mahkeme kurup, Anayasa Mahkemesinin, bu son vatana ihanet, casusları serbest bırakma kararında olduğu gibi, ihanetleri engellenmelidir. Bu ülkeye ihanet serbest midir? bunu yapanları denetleyecek bir merci mutlaka olmalıdır.

 

Bu yeni kurulacak Anayasa Mahkemesindekileri kontrol edecek kurumun üyeler meclisteki partilerin üye sayısına göre atanmalıdır. Yoksa Anayasa Mahkemesi gibi darbe ürünü kurumlar halkın meclisinin ve bağımsız yargının kararlarını hiçe sayarak casusları serbest bırakmak gibi ihanet içine girerler. Bu tür darbe ürünü ihanet kurumları oldukça bağımsız yargının ve halkın meclisteki vekilleri seçmesinin ne anlamı kalıyor ?. Halkın bu ihanete Anayasada Mahkemesinin yaptığı “casusları salma”, “vatan hainliğine” susacağını sananlar yanılıyor !.

 

Türkiye'nin Türkmenlere yardımı son Rusya ve ESED rejimi saldırılarında kendilerini koruması, bu konuda hükümetin ne kadar isabetli hareket ettiğini göstermiştir. Cumhuriyet gazetesi FTÖ nün güdümüne girmiş ve Pennsylvania’dan aldığı direktiflerle ihanetini sürdürmektedir. Bu casusluk haberinin çıkmasından sonra Can Dündar'ın senelerce satılamadığı milyon dolarlık villasının, FTÖ ile bağlantılı kişiler tarafından!, nasıl satın alındığının belgeleri ortadadır. Para için bu vatanı satanları ve casusları sözde “ gazetecilik” deyip salan Anayasa mahkemesinin bu vatana ihanetini bu halk asla atfetmeyecektir.

Hükümeti kınıyoruz, artık bu halkın sabrı taşmıştır. Daha ne kadar bu vatan hainleri gözlerimizin içine baka baka ihanetini sürdürecek. Hükümetin yapması gereken derhal Anayasa Mahkemesini kapatmak, FTÖ ihanet çetesi ile bağlantısı olan başta Zaman ve Cumhuriyet gazeteleri olmak üzere tüm medyalarına ve mal varlıklarına el koymak olmalıdır. Kınamalar eleştirmeler bu halkı artık kesmiyor. Nitekim Can Dündar ve Erdem Gül çıkar çıkmaz soluğu PKK destekçisi İsrail Medya Center, İMC TV de almıştır. Bu vatana kasteden asker polisle çatışmaya giren vatan haini Deniz Gezmişi anma toplantısında almışlardır. İMC'nin yayını durdurmak yetmez, PKK destekçiliğinden yargı önünde hesaba çekilmelidir. Bu vatana ihanet edenler nasılda hemen bir birbirlerini buluyorlar !.

Hükümet düşmanlığı artık o safaya gelmiştir ki Yuna veya Ermeni orduları bu vatanı işgal edip, AK Parti hükümetini, Sultan Abdülhamid gibi iktidardan indirse, bu vatan hainleri Ermeni, Yunan askerleri alır omuzlarında taşır, işgal ordusuna hükümeti devirdi diye “yaşa” nidaları içinde çiçek atarlar! Halka olarak Kemalist rejimin ve Kemalist ve Kürt faşisti kafaların, Anayasa mahkemesi gibi kurumların ihanetini artık kaldıramıyoruz. Bu halkın sabrı taşıyor, bunu herkes böyle bilsin.


Ali Akbaş

İnsan Hakları Savunucuları Derneği Genel Başkanı

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237