banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

HAFTADA ÜÇ GÜN TATİL YAPSAK ÜLKE BATAR MI?
banner234

 

 

Bu yazı bayram tatili sonrası ilk iş gününde yayınlanacak. Trafik canavarına yenilmeyip de eve ulaşabilenler üç günlük tatil sonrası mesailerinin başına dönecekler. İnsan düşünmeden edemiyor, her hafta iki değil de üç gün tatil yapsak fena olmazdı hani diye. Olmaz öyle şey, ülke batar demeyin hemen. Belki hayal de değildir. Ne dersiniz, dünyaya bakıp da haftada üç gün tatili tartışsak mı bu yazıda acaba?

***

1930’larda Amerikalı ekonomist J.M.Keynes teknolojik ilerlemeler sayesinde gelecekte, haftada 15 saat çalışacağımızı iddia etmiş. Aynı yıl biolojist J. Huxley ise gelecekte, haftada iki gün çalışmanın yeteceğini yazmış. 1965 yılında ise Amerikan Senato’sunun alt komitesi 2000 yılında haftada 14 saat çalışacağımızı öngörmüş. 1970 yılında ise benim gibi yönetim danışmanı olan Riva Poor yazdığı kitabında haftada dört gün, 40 saat çalışmayı önermiş. Eee, gelecek geldi ve biz halen haftada 45 saat çalışıyoruz? Yoksa gelecek sadece bize mi gelmedi?

***

Dünyanın en zengin işadamlarından Carlos Slim ( Kişisel varlığı Bill Gates’inkine eş değer ) bir konferansta haftada üç gün çalışmayı önerdi. Çalışma saatleri günde 10-11 saat olmak kaydı ile üç günlük çalışma önerisinin altında yatan neden insan ömrünün uzaması ve gelecekte emeklilik yaşının 70, hatta 75’e çekilmesinin gerekeceği. Slim’in özünde söylediği şey insanları haftada beş, altı günden 70-75 yaşına kadar çalıştıramazsınız, iş ve özel hayat dengesini kurabilmeleri için haftalık daha az çalışmalılar. Biraz acımasız, biraz da realist mi ne?

***

Bunlar laf, uygulayan var mı peki diyorsanız ona da bakalım. 2008 yılında, finans krizi sonrası, Amerikan eyaleti Utah’da, devlete kurumları haftada dört günlük çalışma düzenine geçti. Brigham Young Üniversitesi profesörü bu durumu kayıt altına aldı. Buna göre: ilk altı ay kamu hizmetlerine ulaşmada sıkıntı yaşansa da altıncı ayın sonunda şikayetler sıfıra inmiş. Her on çalışandan sekizi bu uygulamadan memnun kalmış ve devam etmesini istemiş. Her üç çalışandan ikisi bu uygulamanın verimliliklerini artırdığını, ev ve iş hayatını dengeleyemedikleri için yaşadıkları çatışmaları azalttığını söylemiş. İşin ilginç tarafı, uygulamanın amaçları arasında olmamakla beraber, haftada dört gün çalışmanın karbon emisyonunda %14 azalmaya da yol açtığı tespit edilmiş. Çevrecilik adına da mı haftada dört gün çalışsak ne?

***

Elimizdeki tek örnek bu değil elbette. Hollandalı her üç erkekten biri çalışma saatlerini dört güne sıkıştırıp bir gün fazladan izin yapıyormuş. Buna baba günleri ( daddy days ) deniyormuş. Biz yılda bir kere babalar günü kutlayalım elin Hollandalısı her hafta kutlasın, oh mis.

***

Afrika’da da ilginç gelişmeler var. Gambia kamuda dört günlük çalışma haftasına geçmiş, üstelik ekonomik zorunluluk nedeni ile değil, duaya ve tarıma daha fazla zaman ayrılması için. Ülkemizin daha da muhafazakarlaşmasını isteyenlere duyurulur, cuma gününü de tatil edebilirsiniz mesela.

***

Ben İsveçlileri çok severim, adamlar her şeyi bilim temelli çözmeye çalışıyor. Gothenburg’da bir deney yapılıyor bu sene boyunca. Kamu çalışanları test ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılmış. Bir grup günde altı, diğeri ise sekiz saat çalışıyor. Hangi grupta verimliliğin daha yüksek olacağını araştırıyorlar. Ama muhalefet partisi itiraz etmiş, modern ülkeler haftalık çalışma günlerini kısaltıyor, günlük çalışma saatlerini değil diye. Allah’ım bize de böyle iktidar ve muhalefet nasip eyle, varsın birbirlerini bu şekilde yesinler.

***

Bakmayın siz şakacı bir dil kullandığıma, aslında tüm bu çabaların altında ciddi nedenler var. İlk olarak insan ömrü uzuyor. Ama sağlıksız bir uzama topluma beraberinde yük de bindiriyor. Diğer taraftan ünlü psikolog Erik Erikson’un İnsanın Sekiz Evresi Kuramına göre son basamak “ego bütünleşimi ve umutsuzluk.” Anlamı, eğer hayatımızı doyurucu bir şekilde yaşadıysak ölümden korkmak için bir nedenimiz olmaz, ama hayatımızda eksik kalan şeyler varsa yaşlılık dönemimiz umutsuzluk içinde geçer, boşa geçen bir hayatın yaşattığı umutsuzluk. O yüzden emeklilik yaşını ben arttırdım gerisini çalışanlar düşünsün demekle olmuyor. İnsanların fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı yaşlanmaları, hayattan doyum almaları da hükümetlerin asli görevleri arasında olmalı.

***

Diğer taraftan ülkemiz işçileri, saat olarak OECD ve AB ülkeleri ortalamasının üzerinde ama verimlilik bakımından altında çalışıyorlar. Örneğin günde altı saat çalışmayı test eden İsveç var ya, OECD istatistiklerine göre her İsveç işçisi saatte 85 dolarlık milli gelir yaratırken her Türk işçisi 45 dolarlık milli gelir yaratabiliyormuş. Anlamı, neredeyse iki gün çalışan Türk işçisi bir günlük İsveç işçisi kadar değer yaratabiliyor. Sakın işçileri suçlamayın hemen. Yıllar önce aldığım bir eğitimden aklımda kalan tek şey, parmağını suçlamak için birine yöneltiyorsan diğer üç parmak kendini gösterir. O halde yöneticiler işin kolayına kaçıp işçileri suçlamak yerine, kurdukları ya da kuramadıkları sistemleri, neden katma değerli işler yaratamadıklarını sorgulamalılar. Bu da bizi yazının son cümlesine getiriyor: çok çalışmak değil akıllı çalışmak lazım.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237