banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Generallerden Bakan Fikri Işık'a sert tepki
banner234
Çiçeği burnunda Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın, “çözüm süreci” döneminde “Valilerin askere operasyon izni vermediği” şeklindeki eleştirilere karşılık olarak 2002 öncesini kastederek söylediği “Biz, operasyon emri olduğu hâlde ‘Şehit veririm' endişesiyle, operasyon yapılmadığı dönemi de biliyoruz” sözlerine tepkiler devam ediyor. Bakan Işık’ın sözleri karargahta da tepkilere neden olmuş ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Bakan Işık’a, “Türk Silahlı Kuvvetleri dün olduğu gibi bugün de kendisine verilen her türlü görevi ülkesi için, milleti için gözünü kırpmadan kahramanlıkla yaptı yapmaya hazır.” diyerek yanıt vermişti.

2002 yılı öncesinde bölgede görev yapan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz da Bakan Işık’ın açıklamalarını eleştirerek, “Açıklaması kendisinin bakan olabildiğini ancak henüz devlet adamı olgunluğuna ulaşamadığını gösteriyor. Hatta devlet adamı olamayacağına da işaret ediyor. Çünkü devlet adamlığı kurnazlığa değil, bilgeliğe dayanır.” dedi. “Kendisi, AKP'nin izlediği kamu düzeni ve güvenliğini hiçe sayan Açılım politikalarının ülkeyi felakete sürüklediği gerçeğini örtme kurnazlığı içindedir.” şeklinde konuşan Ahmet Yavuz, AKP döneminde orduya kurulan kumpasları hatırlattı ve  “Eğer Türk milletine ve Atatürk Cumhuriyeti'ne layık olmayı hayatının merkezine koyan ve aynı ahlaki tutumu maruz kaldığı iftiralara rağmen bugün de Güneydoğu'da sürdüren komutanlar ve onlara bütün benliğiyle itaat eden askerler olmasaydı; o coğrafya çoktan farklı şekillenmiş olurdu.” ifadelerini kullandı.

Emekli Tümgeneral Osman Özbek ise, Bakan Işık’ın sözlerine “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bir hakaret ve itiraftır” diyerek tepki gösterdi ve Bakan Işık’ın “haddini aştığını” söyledi.

Gözlem gazetesi sitesinden Ayşegül Güneysu’ya konuşan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz ve emekli Tümgeneral Osman Özbek’in Bakan Fikri Işık’a verdikleri yanıt şöyle:


 “AÇIKLAMALARINDA ÇARPITMA VAR”

Ahmet Yavuz - Emekli Tümgeneral

“Bakan Işık'’ın açıklamalarında çarpıtma var. Karalama var. Tutarsızlık var!

Açıklaması kendisinin bakan olabildiğini ancak henüz devlet adamı olgunluğuna ulaşamadığını gösteriyor. Hatta devlet adamı olamayacağına da işaret ediyor. Çünkü devlet adamlığı kurnazlığa değil, bilgeliğe dayanır. Kendisi, AKP'nin izlediği kamu düzeni ve güvenliğini hiçe sayan Açılım politikalarının ülkeyi felakete sürüklediği gerçeğini örtme kurnazlığı içindedir. Oysa yapması gereken, Açılım sürecinde yaptıkları hatayı kabullenmesi ve özeleştiri yapmasıydı.

Hatırlanırsa, yakın geçmişte TSK'nın iç güvenlik vazifesini iptal ettiler.

Keza EMASYA protokolünü yürürlükten kaldırdılar. Bugün yapmaya çalıştıkları, o protokolün öngördüğü yetkilerden daha çoğunu TSK'ya tanıma ve mensuplarına yargı zırhı getirme gayretidir. O yetkilerin az bile olduğunu düşünüyorum. Ancak masum subayları ÖYM'ler eliyle düşman ceza hukukuna tabi tutulsun diye yasal düzenleme yaparak FETÖ mahkemelerinin önüne atanların şimdi yargı zırhını yeniden getirmeleri manidardır.

Şehitlik konusunda tutarsızlık sergiliyor çünkü Süleyman Şah Türbesi'ni şehit verme endişesiyle iki yıl önce taşınması direktifini veren kendileriydi!...

Gelelim 2002 öncesine...

Bölge'de iki defa görev yapmış bir asker olarak şunu söyleyebilirim:

1. Kimsenin verilen operasyon emrine karşı geldiğini görmedim. Bu görevi layıkı veçhile yerine getirmeyenler saptandığında cezalandırılmıştır.

2. Operasyonlardan zayiat vermeden dönmek esastır. Hiçbir komutan bir tek askerinin bile ne şehit olmasını ne de yaralanmasını ister.. Bu onun esas sorumluluğudur. Ancak yapılan işin tabiatında zayiat riski vardır ve görevi veren de, alan da bunu kabullenir.

3. Şehitlik elbette mukaddes bir mertebedir. Ancak vazifeyi yapmak için ölmemek ve yaralanmamak makbuldür.

4. Bakan'ın açıklaması, geçmişte her türlü riski üstlenerek görev yapanlara saygısızlığın ötesinde iftira mahiyeti taşımaktadır. Kimse buna layık değildir ve halen yürütülen mücadeleye de zarar vereceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Son olarak şunu belirtmeliyim: Eğer Türk milletine ve Atatürk Cumhuriyeti'ne layık olmayı hayatının merkezine koyan ve aynı ahlaki tutumu maruz kaldığı iftiralara rağmen bugün de Güneydoğu'da sürdüren komutanlar ve onlara bütün benliğiyle itaat eden askerler olmasaydı; o coğrafya çoktan farklı şekillenmiş olurdu... Milletimiz bu gerçeği bir gün bütünüyle kavrayacaktır.

Yakın tarihin ve halen güneyimizde yaşananların yeniden öğrettiği gibi; Ordu millet için vardır ve millet Ordu'yla ayakta kalır.

 Bakan'ın bakanlık yapabilmesi bu bilince sahip olmasıyla mümkündür. Yoksa sadece bakar... Bunun için biraz tarih, biraz coğrafya, biraz iletişim, biraz da psikoloji çalışmasında sayısız fayda var. Aynı fayda, "Analar ağlamasın" diye yaptıkları propagandayı hatırlamasında da...

Tarih herkesi yaptıklarıyla yazacaktır; bizleri de, meseleye böyle bakanları da...”


“BU HADDİNİ AŞMAKTIR”

Osman Özbek- Emekli Tümgeneral

“Milli Savunma Bakanı’nın son açıklamasını yanlış ve talihsiz bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Ancak bunun ötesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bir hakaret ve itiraftır aynı zamanda. Bu sözler Meclis çatısı altında söylenmiştir, söylendiği sırada oradaki komisyonda askerler de vardır. Eski dönemler derken hangi dönemi kastettiği de muallaktır ve haddini aşmıştır. Bu açıklama, en çok şu anda güneydoğuda kanı ve canı pahasına çarpışan askerleri ve komutanları etkiler, bu çok önemlidir. Başbakanın ve daha üst kademenin buna bir cevap vermesi gerekirdi ancak şu ana dek bir açıklama yapılmadı. Genelkurmay Başkanı’nın da bir yanıt vermesi beklenirdi. Bu durum, Silahlı Kuvvetler’e yapılan kumpasın devam ettiğini gösteriyor. TSK’nın bu açıklamayı yargıya taşıması gerekir. Bu açıklama kabul edilebilir bir açıklama değildir. Sayın Bakan da özür dilemelidir. Sayın Bakan söylediklerini ispat edemezse istifa etmelidir. Hükümet güneydoğuyu silah deposu haline getirmiştir, PKK’nın bütün il ve ilçelere yerleşmesine göz yummuştur. İhanet içinde olan bir iktidardır. Bu iktidarın tüm pisliklerini şimdi Silahlı Kuvvetler kanıyla, canıyla temizlemektedir. Tüm bunların üzerine Milli Savunma Bakanı’nın bu açıklamayı yapması, haddini aşmaktır.

İkinci olarak; yeni Anayasa’da Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gündemdedir. Milli Savunma Bakanı, bu açıklamasıyla bunun yolunu yapmaktadır. Bir yerlerden kuvvet almış ve bu açıklamayı yapmak için talimat almış olmalıdır. Bu konuyu son kitabım 14 Yıllık Enkaz’da da anlattım. Çünkü Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması sıradan bir durum değildir.”

banner71
Anahtar Kelimeler:
İzmitKocaeliFİkri Işık
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail Akpinar 6 ay önce

Sayın GKB nın bu konuyu bizzat başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşüp ordunun tepkisini yazılı olarak ortaya koyup iddia sahibi bakanı örnekler vererek konuyu ispatlamasini istemeliyiz. Aksi takdirde ordumuzu alenen aşağılamaya devam edeceklerdir.

Avatar
HEREKELİ AHMET ABİN 6 ay önce

Fikri Beyi eskiden Herekede fırıncılık yaptığı dönemden tanırım, boş konuşmaz. Herekede her gün ekmek alırdım, bana paraüstü verirdi. Küçük bir mahalle fırınıydı. Sadece bir pikapları vardı. Küçük bir fırındı. Sıcak ekmek satarlardı. Danışmanları da yakınları. Herekedenmiş sanırım. Esnaf mı bilmiyorum. Ama en azından danışmanı çocuklara soruyordur. Az değil bakan. Söylüyorsa danışmanları bilgi vermiştir. Fikri bey Herekenin gururudur. Küçük bir ekmek fırınından Savunma Bakanlığına. Kıskanmayın lütfen başarısını. Az değil. Dünyada kaç ülkede var, fırıncılıktan savunma bakanlığına... Saygı duyarım...

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237