banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Gençler soruyor; “Kim bu patron ve yöneticiler?”
banner234

 

Bir önceki yazımda tanımlamaya çalıştığım beş kuşaktan, Baby Boomer’lar, X’ler ve Y’ler olmak üzere üç kuşak aktif iş dünyasında boy gösteriyorlar. Bugünkü yazımda, iş dünyasının patron, yönetici ve tecrübeli aktörlerini önde gelenlerini yani Baby Boomer’ların çatışmalara zemin hazırlayan işe bakışını farklı bir açıdan ele alacağım;

 

İkinci Dünya Savaşının hemen ardından nüfus patlamasının yaşandığı dönemde doğan, Baby Boomer olarak adlandırılan ve KURALCI özellikleriyle öne çıkan bu kuşağın yaş aralığı 50 ve 69 olup, iş dünyasında PATRON, MÜDÜR, USTA olarak boy gösteriyorlar. İhtilalleri, tek partili dönemden çok partili döneme geçişi birebir yaşadılar. Sadakat duyguları yüksek olduğu için genellikle uzun soluklu işlerde çalıştılar. Teknoloji ile sonradan tanıştıkları için bazıları adapte olurken, birçoğu teknolojiye uzak kaldı. Bu yüzden, özellikle Y kuşağının teknolojik yeniliklere ait getirdikleri iş önerilerine çok sıcak bakmayıp, değişime direnç gösterme eğilimi sergilerler. Ben en kalitesini üretiyorum, ne gerek var sırf marka adı için bu kadar yatırıma? diyen dirençli bir yönetici grubundan bahsediyoruz.

 

İş onlar için çok önemli olup, ÇALIŞMAK İÇİN YAŞAYAN bir kuşak oldular.

 

Bu yüzden, özel hayatını işin önüne geçiren X kuşağının son yıllarında doğanlar ile Y kuşağının davranışlarına hiçbir zaman anlam veremezler. Kuralları, ilkeleri önemserler ve kendi oluşturdukları sistemin en doğru olduğunda direnç gösterirler. Kendilerinin baba ve annelerinin yer aldığı Sessizler kuşağının sessiz otoritesini KOŞULSUZ olarak benimsemiş, onlara bağlı kalmış ve her zaman saygılı davranmışlardır. Bu bağlılık ve saygıyı kendilerinden sonraki kuşaklardan da İTİRAZSIZ bekledikleri için beklentileri yüksektir.

 

Teknolojik değişimler ve sosyal yaşamın hızlı yoğun temposunu algılamakta güçlük çektiklerinden X kuşağındaki ve Y kuşağındaki kişilerin özgür davranış kalıplarına hep itiraz etme eğilimindedirler. Mutluluğu, 50’li yaşlarından sonra hayat standartlarını yükselterek yakalamaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden, zaman zaman gençlerin dinamik hayatına özenerek, onlar gibi davranmaya çalışıp, onlarla bir arada olmaya çalışırlar. Ancak, gençlerin özgür davranış kalıplarını da kabullenmediklerinden sürekli çatışırlar. Hem bir ekip olmak isteğinde olup, hem de gençlerin davranışlarını kontrol altında tutma eğilimlerinden dolayı özellikle Y kuşağı için “DEDİĞİM DEDİK” kuşak olarak hafızalarda yer almışlardır. Örneğin, yönettikleri şirkette sosyal medya kullanımını serbest bırakarak anlayışlı olduklarını gösterip, hemen ardından kimin ne kadar sosyal medyayı kullanmış olduğunu takip eder, sorgular, uyarılar yaparlar. Bu yüzden, genç kuşak çalışanlar tarafından, bu davranışları samimi olarak değerlendirilmez. Gençlerin zaten düşük olan sadakat duygularının daha da azalmasına, işten ayrılmalara neden olurlar. İşten ayrılma nedenleri ile ilgili yapılan araştırmalarda “Patron Davranışı” nedeniyle işten ayrılanların oranı yaklaşık %30’larda gerçekleşmektedir. Maaş, işten ayrılmalarda “Patron Davranışı”ndan sonra gelen bir faktör olmasına rağmen, zenginleşmek ve para kazanmayı çok önemsediklerinden Baby Boomer’lar iş bağlılığında en çok maaş faktörünü kullanırlar. İşten ayrılmalar devam ettikçe de bu gerçeği göz ardı ettiklerinden “Bu kadar maaş veriyoruz, neden ayrılıyorlar?” sorusunu sıkça tekrar ederler maalesef…

Bu kuşağın işe bağlılığı çok yüksek olup, iş değiştirmeyi bir RİSK olarak görmektedirler. Bu bakımdan sonraki kuşakların da kendileri gibi olduğunu düşünüp, iş tehdidi ile yönetmeye çalışmakta ısrar etmektedirler. Bu yüzden, özgüveni yüksek, sadakat duyguları az olan günümüz insan kaynaklarını oluşturmakta ve elde tutmakta maalesef zorlanmaktadırlar. Bunu da anlayamamaktan sürekli şikayet etmektedirler.

KURALCI’lıkları ile öne çıkan bu kuşağın, kendilerinden sonraki kuşakların özelliklerini tanımaya çalışarak, KURAL’larını az da olsa değiştirmeye ihtiyaçları var sanırım.

Eğer “BOYNUZ KULAĞI GEÇEMEYECEK”se, sorumluluğu kimin? Sorusuna cevap aramamız gerekiyor diye düşünüyorum.

 

Bu yazıyı okuyan Baby Boomer Kuşağından olan, ebeveynler, patronlar ve yöneticiler “Hırsızın Suçu Yok mu? diyorlardır eminim. “ÇIVALDIZI KENDİMİZE, İĞNEYİ BAŞKALARINA BATIRMAK” prensibinden hareketle, daha sonraki yazılarımda bu soruyu elimden geldiğince cevaplandırmaya çalışacağım.

 

Konfüçyüs’ün sözüyle yazımı tamamlamak istiyorum;

Ya Bir Yol Bul

Ya Bir Yol Aç

Ya da Yoldan Çekil…

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237