banner422
03 Ocak 2017 Salı 15:12
FETÖ operasyonları siyasete bulaşmaz
Kocaeli Baro Başkanı Sertif Gökçe bu haftaki Salı röportajlarımızın konuğu olarak hem ülke hem de kent gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Gökçe Türkiye’nin son dönemlerde en önemli gündem maddelerinden biri olan Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemine ilişkin merak edilen soruları da yanıtladı. Komisyon, görüşmelerine 20 Aralık'ta başlanan ve AKP’li 316 milletvekilinin imzası bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'ni kabul etti. Konuyla ilgili tartışmalar ise sürüyor. Başkan Sertif Gökçe ise yapılmak istenen Anayasa değişikliğinin zamanlamasından birçok noktasına kadar yanlış olduğunu ifade ederek, “Bu kadar önemli olan bir anayasanın tartışılarak kabul edilmesi gerekiyor. Böyle bir ortamda anayasa değişikliğini tartışmamızın çok da sağlıklı, çok da hukuki, çok da gerekli olmadığı hepimizin malumu” açıklamasında bulundu. Yapılmak istenen Anayasa’da eleştirilmesi gereken noktalar neler?, yeni anayasa kabul edilirse ne gibi sıkıntıları beraberinde getirecek?, Cumhurbaşkanı’na verilecek olan kararname yetkisi beraberinde neleri getirecek?, bu anayasa değişikliğine Türkiye’nin şu an gerçekten ihtiyacı var mı?, yapılmak istenilen anayasa toplumun tüm kesimlerini kucaklıyor mu?, Başkanlık sistemine Sertif Gökçe’nin bakışı nasıl?, OHAL süreci Referanduma kadar devam eder mi?, Türkiye’de yaşanan terör olaylarını Gökçe nasıl değerlendiriyor?, FETÖ kapsamında yapılan operasyonlar siyasete bulaşır mı?, Kocaeli’de kaç avukat bu kapsamda görevden uzaklaştırıldı? Bu soruların hepsinin yanıtları bu haftaki röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle…
 
TÜM KESİMLERİ İLGİLENDİRMELİ
*Anayasa değişikliği yapan Kanun Teklifi komisyonda kabul edildi. Tartışmaları da beraberinde getiren anayasa değişikliği neden bu kadar eleştiriliyor?
-Bu konuyla ilgili eleştirilerimizi üç noktadan ele alabiliriz. Zamanlama, hazırlanış ve 3. olarak da biçim açısından. Biçim olarak ele aldığımızda anayasalar devlet sisteminin temel niteliğini ve işleyişini gösteren kamusal erkleri (yasama, yürütme, yargıyı) belirleyen ve bu erkler arasındaki ilişkileri düzenleyen, hem devlet ile vatandaşın, hem de vatandaş ile vatandaşın arasındaki hukuki münasebetleri düzenleyen temel hukuk metinleridir. Bu manada anayasalar tüm toplumu ilgilendiren ve toplum ile devlet arasında akdedilmiş toplu sözleşmelerdir. Anayasada toplumun bütün farklı kesimlerin düşüncelerini ifade etmesi gerekir. Şu an yapılmak istenen anayasaya baktığımızda neredeyse toplumun yüzde ellisi bu anayasa değişikliğine karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla anayasa daha yapılış aşamasında bu kurucu sözleşme niteliğini başta yitirmektedir. Çünkü doğar doğmaz toplumun yüzde ellisinin muhalefetiyle karşılaşmaktadır. Oysa yukarıda da belirttiğimiz gibi toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren bir mutabakat olması gerekiyor. O nedenle eleştirilmesi gereken en önemli nokta bu.
 
TOPLUMDAN SAKLANARAK HAZIRLANDI

Diğer eleştirilmesi gereken bir nokta da bunun bu kadar önemli olan bir anayasanın tartışılarak kabul edilmesi gerekiyor. Sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin bütün sivil grupların günlerce, saatlerce, aylarca metin üzerinde tartışıp bir metin üzerinde uzlaşmaları gerekiyor. Oysaki iki partinin iki yöneticisi tarafından yazıldı ve komisyonda da çok hızlı bir şekilde tartışılarak meclise getirildi. Toplumun büyük bir kesiminin bilmediği tartışmadığı, neredeyse toplumdan saklanarak hazırlanan bir metindir. Zaman açısından da sıkıntı var. Madem hazırlanışı açısından toplumun bütün kesimleriyle konuşulmadı, 330 bulunduktan sonra referanduma gidildiği takdirde serbestçe tartışılması gerekiyor. Ülkemiz hem OHAL sürecinden geçiyor hem de Türkiye şu an tarihinin en zor dönemlerini geçiriyor. İçeride PKK, FETÖ, IŞİD gibi çok kanlı terör örgütleri ile mücadele ediyoruz. Dışarıda da savaş halindeyiz. Böyle bir ortamda anayasa değişikliğini tartışmamızın çok da sağlıklı, çok da hukuki, çok da gerekli olmadığı hepimizin malumu.
 
*Yeni anayasanın içeriği ile ilgili ne gibi sıkıntılar mevcut?
- İçerik anlamında da sıkıntılı. Dünyadaki bütün sistemlerde ortak özellik şu olmalı; Eğer bir sistem denetlenebiliyorsa, dengelenebiliyorsa, erkler ayrılığı sert bir şekilde ayrılıyorsa bu sistemin adı Başkanlık da olsa, Parlamenter sistem de olsa, Cumhurbaşkanlığı sistemi de olsa çok bir şey fark etmiyor. Yani sistemin içerisinde demokrasi olması lazım. Sistemin içerisinde yargı erki ile yasama ve yürütmenin kesinlikle ayrı olması gerekir. Oysa ki mevcut sisteme baktığımızda birçok sakıncaları görüyoruz. Özellikle yargı bu sistemde tamamen yürütmenin etkisine girmekte. HSYK bütün yargıyı dizayn edecek. Bütün yerel mahkemeleri atayacak olan HSYK’nın yapısı 13 üyeden oluşacak. Dördünü Cumhurbaşkanı atayacak. İkisi zaten doğal üye. 7 tanesini de meclisteki en büyük parti atayacak. Dolayısıyla bu da yürütmeye yakın bir parti olacağına göre HSYK’nın yapısı tamamen siyasi otoriteye bağlı olacak ki en tehlikeli durumlardan bir tanesi bu.
 
DÜNYANIN HİÇBİR SİSTEMİNDE YOK
*Cumhurbaşkanına birçok konuda kararname çıkarma yetkisi veriliyor. Bu neleri getirecek beraberinde?
- Bu sistemde yasama tamamen yürütmeye bağlanacak. Cumhurbaşkanına birçok konuda kararname çıkarma yetkisi veriliyor. Bu da yasamanın yetkilerinin yürütmeye verilmesi anlamına geliyor ki dünyanın hiçbir sisteminde böyle bir şey yok. Halkın yegane temsilcisi meclistir. Türkiye’nin 1876’dan itibaren demokratik Parlamenter bir kültürü vardır ve parlamento gerekeni her zaman yapmıştır. Bugün bütçe gibi çok ama çok önemli  bir kanunu bile meclis kabul etmediği takdirde Cumhurbaşkanı eski bir bütçeyi revize ederek yoluna devam edebiliyor. Yine meclisi feshetme yetkisi çok ama çok sakıncalı bir durum. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlarının Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile düzenlenmesi de bana göre oldukça tehlikeli bir durum. Cumhurbaşkanına tek başına bütün uluslararası sözleşmelerin yürürlüğe konulması ve onaylanması yetkisi verilmiş. Bugün istediği kurulların NATO’dan diğerlerine, ülkeye girmesi ve ülkeden çıkarılması yetkisinin bir kişiye verilmesi de tehlikeli.
 
*Seçimlerin birlikte yapılması durumu ne gibi sonuçlar doğuracak?
- Seçimlerin bir arada yapılması yani Cumhurbaşkanlığı ile meclis seçiminin bir arada yapılması da meclis üzerindeki baskılardan bir tanesidir. Halk iradesinin üzerindeki baskılardan biridir bu ve çok farklı sonuçlar çıkabilir. Bu sistemde Cumhurbaşkanı aynı anda ana muhalefet partisi olma durumu olabilir. Cumhurbaşkanı kendi sandığından birinci çıkabilir ama meclis sandığında 2 ya da 3. parti de olabilir. Çünkü Cumhurbaşkanının yüzde 51 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 51’i sağlamadığı takdirde 2. turda seçilecek. 2. turda başka partilerin desteği ile seçilebilir ama o partiler mecliste kendi partilerine oy verecekleri için mecliste çoğunluğu olmayan ama yürütmede olan bir Cumhurbaşkanı sistemi ile karşılaşabiliriz. Kendisi ana muhalefet lideri ama Cumhurbaşkanı olan bir sistemle karşılaşabiliriz.
 
OLMAYAN BİR İHTİYACI YARATIYORUZ
*Şu an böyle bir anayasa değişikliğine ülkenin ihtiyacı var mıydı?
- Bu sistem çok tartışılmadan, sakıncaları ve olabilecek durumları öngörülmeden hazırlandığı için ileride çok ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı şimdiden söyleyebilirim. Bildiğiniz gibi 3 tane madde daha komisyonda çıkarıldı. Mecliste de bazı maddelerin değiştirileceğine inanıyorum. Bu anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmeden daha birçok değişikliğe uğrayacağını, ileride Türkiye’nin ihtiyacını karşılayamayacağını ve tekrar ciddi değişikliklere uğrayacağını şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye 80 milyonluk dev bir ülke. Ekonomisiyle,  insan gücüyle kalıbına sığmayan bir ülke. Böyle bir ülkeyi dar kalıpla yönetmek, ülkeye haksızlık olacak. Ülkemiz bunu hiç hak etmiyor. Türkiye’nin ihtiyacı bu değil, olmayan bir ihtiyacı yaratıyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu yeniden değişecektir. Denetleme ve denge ve fren sistemi tamamen yok edilmiş. Yasama ve yargı tamamen yürütmenin güdümüne sokulmuştur. Bu ne tamamen bir Başkanlık sistemidir ne de Parlamenter sistemdir. Gerçekten Türk tipi bir sistem olmuş.
 
BÜTÜN KESİMLERİ KAPSAMIYOR
*CHP, Anayasa Komisyonu’nda kabul edilen anayasa değişikliği teklifine ilişkin muhalefet şerhi koydu. Anayasa tam anlamıyla iki partinin görüşmeleri sonucunda şekillendi. Bu durum ne gibi sıkıntıları beraberinde getirecek?
- Anayasalar toplumun toplumsal mutabakatıdır. Ülkedeki en uçtaki insanlarının bile kendini bulabileceği metinlerdir. Bu kadar önemli olan bir metin Bu bir orman kanunu değildir ya da toplumun az kesimini ilgilendiren bir şey değil, temel metinlerdir. Kültürler, farklılıkların kendini bulabileceği temel metinlerdir. Bu kadar önemli bir metinin toplumun çok büyük bir kesimi tarafından kabul edilmesi gerekiyor, toplumsal mutabakat diyoruz biz buna ama daha doğmadan yüzde 50’lik bir kesimin muhalefeti ile karşılaşması meşrutiyeti açısından sıkıntı. Yüzde 51 halk oylamasından sonra yürürlüğe girebilir ama bu tek başına doğru bir şey değil. Anayasalar kurucu unsurun da belirtisidir. Bu ülkede kurucu unsur anayasaları yapar. Şu anda bu kurucu unsuru da göremiyoruz Meclis’te. Kurucu unsur iradesiyle mecliste olmadığı için bu muhalefetle beraber 3 tane madde değişti. Mecliste de değişikliğe uğrayacağını düşünüyorum. 2019’a varmadan bazı değişikliklerin yapılabileceğini net bir şekilde size söylüyorum. Çünkü bu toplumun bütün kesimini razı eden, toplumun ‘bu benim anayasam’ diyebileceği bir anayasa kesinlikle değildir.
 
OLAYA SİYASİ OLARAK BAKMIYORUM
*MHP anayasanın hazırlanmasında etkili olsa da taban buna karşı çıkacak gibi duruyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?
- Ben MHP, CHP parti olarak bakmıyorum olaya. Vatanını, ülkesini, demokrasiyi, özgürlükleri seven, ülkenin gelişmesini isteyen her yurttaşın bu metne karşı çıkacağını düşünüyorum. Çünkü bu metinde toplumun bütün kesimleri yok. Ülkeye demokrasi, refah önerilmiyor. Olayı tabanla sınırlandırmamak lazım. Bu metin gerçekten ülkenin yararına olan bir anayasa değil. Gerçek anlamda bu halka anlatıldığı zaman, insanlar bunu alıp okursa hangi partiye oy verdikleri önemli değil. Bu bir ülke meselesi. Parti meselesi değil. Bu ülkenin yönetim şeklini değiştiren bir sistem. Bugün A partisine oy veren bir insan yarın B partisine oy verebilir. Bugün olan bir lider yarın olmayabilir. Şu an ülkemizin geleceğini, sistemini oyluyoruz. Partilere oy vermiyoruz ki. Yapılan oylama ülkenin geleceğinin 100 yıllık kısmını şekillendiren bir oylamadır ve ben insanların buna göre oy kullanacağını düşünüyorum.
Anayasa değişiklik paketi çok hızlı bir şekilde meclisten geçti. Milletvekillerinin çok büyük bir kısmının da bilgisi dışında adeta kaçırılarak yapıldı. Destekleyen iki parti bile kendi milletvekillerinden kaçırarak bunu yaptılar.



EVET-HAYIR ŞEKLİNDE OYLANMASI TUZAK
*Yanlışlar, eksiklikler olsa da Kanun Teklifi meclisten geçti. Bu saatten sonra yapılması gereken nedir?
- Artık bu aşamadan sonra bu metin 330’u geçip referanduma gidildiği takdirde 2 aylık süre içerisinde topluma çok iyi anlatılması gerekiyor. Vatandaşın neye oy verip vermeyeceğini bilmesi gerekiyor. Bu anayasa değişiklikleri ‘evet’ ya da ‘hayır’ ile oylanacak şeyler. 18 madde var diyelim. Siz oradaki 15 maddeyi beğeniyorsunuz ama 3 maddeyi beğenmiyorsunuz diyelim, ya da 2 madde çok daha lehinize ama 16 madde istemediğiniz madde. Evet-hayır şeklinde olduğu için çok tehlikeli. Ayrı ayrı oyladığınız zaman sonuçlar çok farklı olabilir ama metin bir bütün olarak oyladığınız için bir tuzak. Böyle çok çok önemli bir konuda toplumun metnin tamamını öğrenmesini ve ülkemize ne getirdiğini tam anlamıyla öğrenmesi lazım.  İki aylık süre içerisinde ne kadar anlatılabilir bu da sivil toplum kuruluşlarının ve muhalefetin performansına bağlı. Bu bir gelecek meselesi bu bir siyasi parti meselesi değil. İnsanların o günkü siyasi partisine göre değil gelecekte ne getirecek ona göre oy kullanması lazım.
 
*Siz bir hukukçu olarak ne diyorsunuz Başkanlık sistemine?
- Sakıncalı buluyorum. Hem biçim hem de içerik olarak. Hem de bir hukukçu olarak. Yargının yürütmenin etkisine girmesi bile benim için başlı başına ‘hayır’ demem için bir neden. 
 
*Milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülecek olmasına ne diyorsunuz?
- Popülist bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bence toplumda çok da karşılığı olacak bir durum değil.  Üniversiteyi bitirmemiş, askerliğini yapmamış bir insanın kendi koşullarında seçilmesi mümkün değil. Toplumun ağzına bal çalmak gibi görüyorum. Normalde olmaması gerekiyor. 25 yaş makul bir yaş. 18 yaşında bir gencin parlamentoda yasama yapacak kapasitede olmadığını hepimiz biliyoruz. 18 yaşındaki gençlerden oy almak için yapıldığını düşünüyorum. Bunun ülkenin rejimini çok da etkileyecek olduğunu düşünmüyorum hatta belki de şirin gözükmek için koyulacak bir madde.
 
YETKİLERİNİN ARTTIRILMASI SAKINCALI
*Cumhurbaşkanına OHAL yetkisi verilecek. Bunun sonuçları ne olur?
- Cumhurbaşkanına OHAL yetkisi verilmiyor. Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi var anayasada, ama OHAL’deki yetkileri daha da arttırılıyor. Türkiye’de OHAL’i Bakanlar Kurulu ilan ediyor Cumhurbaşkanı’nın MGK’ya önerisiyle. O takdirde Cumhurbaşkanı ilan edecek ve Cumhurbaşkanı ilan ettiği zaman OHAL’deki yetkisi daha da arttırılacak. Cumhurbaşkanı kararnameyle birçok değişiklik yapıyor, OHAL’de yetkisi daha da arttırılıyor. Temel hak ve hürriyetler konusunda bile düzenleme yapabilecek hale geliyor.  Tabi ki sakıncalı buluyoruz.
 
*Ne yapılırsa sorun çözülür peki?
- Türkiye’nin bütün kaderini tek bir kişiye, tek bir yürütmeye teslim etmek zaten sakıncalı. Sil baştan başa dönüp bütün kurumları bütün mekanizmaları bir yere bağlamak çok sakıncalı. Denetleme, dengeleme ve fren sisteminin olmaması, yargı, yasama ve yürütmenin birbirinin içine geçmesi ve yürütmenin eline verilmesi. Bütün olay orada dönüyor. Aslında yargı, yürütme ve yasamayı birbirinden keskin bir şekilde ayırdığınız zaman sorun çözülür, iş biter.
 
OHAL REFERANDUMA KADAR DEVAM EDER
*OHAL 22 Ocak’ta bitiyor. Uzatılacağını düşünüyor musunuz? OHAL sürecinde Referanduma gidilir mi? Nasıl bir politika izlenecek sizce?
- Hükümetin ne yapacağını kestirmek zor ama OHAL benim gözlemlerime göre OHAL belirli bir süre daha devam edecek, Referanduma birkaç hafta kala kaldırılacağını düşünüyorum. Ama tartışmalar OHAL sürecinde devam edecek. Bugün karşı çıkan partiler ya da sivil toplum örgütleri OHAL sürecinde propagandalarını yapacaklar. Ancak seçimlerin OHAL sürecinde yapılmayacağını düşünüyorum bu benim öngörüm.
 
TARTIŞILMASIN DİYE…
*Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Bu süreçte bir Anayasa tartışmaları gerekli miydi sizce?
- Zaman açısından sıkıntılı bir dönemdeyiz. Türkiye’de terör meselesini hallettikten sonra, Suriye olayını çözdükten sonra OHAL süreci sona erdikten sonra önümüzdeki baharda çok daha rahat tartışabilirdik. Bu kadar aceleye getirmemizin bir manası yok. Bir yere kaçmıyor. Acil bir sorun da değil. ‘Bu olmazsa ülkemizin hali ne olacak?’ gibi bir durum yok. Zaten tek parti iktidarı var, Cumhurbaşkanı yetkilerini sonuna kadar kullanıyor. Yapmak isteyip de yapamadığı bir şey yok. Böyle bir durumda acil bir şekilde anayasa değişikliği yapmak doğru değil. Öneri varsa önümüzdeki dönemde, 2017 ya da 2018’de dile getirilebilir. İnsanlar artık tartışılmasın diye böyle bir durumun yapıldığını da düşünüyor.
 
OLMAYACAK ŞEYLERE İMZA ATILMADI
*Kocaeli’de OHAL nasıl ilerliyor?
- Kocaeli yargı açısından diğer illere göre daha rahat çalışıyor. Diğer illerin daha üstünde bir olay yaşamadık. Çok da sıkıntılı bir süreç yaşamadık ancak OHAL sürecinde uzun gözaltı süreleri, insanlardaki tedirginlik devam ediyor. Kocaeli Adliyesi çok da göze çarpan, olmayacak şeylere imza atılan bir adliye olmadı ama OHAL demek bile insanları korkutan bir durum. Kocaeli’de 4 avukat alındı.
 
*Operasyonlar siyasete bulaşacak mı sizce? Şimdiye kadar eleştirildi bu kadar insan alınmışken neden siyasete bulaşmadı diye?
- Toplumun tabanında çok ciddi bir baskı var, iktidarın tabanında bile bir baskı var. Şu ana kadar siyasete dokunulmaması toplumda ciddi bir tepki yaratıyor. Ben bu yakın zamanda olacağını düşünmüyorum. Anayasa değişiklik paketi meclisten geçecek, Referandum olacak, o nedenle de Referandum sonuna kadar böyle bir durum yaşanacağını sanmıyorum.
 
TMSF ŞU AN GEÇİCİ OLARAK YÖNETİYOR
*Hükümet yayımladığı yeni bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile daha önce FETÖ bağlantıları nedeniyle kayyum atadığı şirketlerin tamamını Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devretti. Şirketlerle ilgili sonraki süreç nasıl ilerliyor?
- Kayyum atanan şirketlerde mahkeme süreci devam ediyor. Eğer mahkeme o şirketlere tamamen el konulmasına karar verirse mal varlığı TMSF’ye geçiyor ve TMSF istediği tasarrufta bulunabilir. Mahkeme kararlarının sonuçlarına bakılacak. Kişiler şu anda davası devam eden şahısların mal varlıklarına tedbir konuluyor. Dava sonucunda mahkeme kişinin cezalandırılmasına ve  mal varlıklarına el konulmasına karar verirse o mal tamamen TMSF’nin olacak. Şu anda TMSF geçici olarak yönetiyor. Kayyum geçici olarak yöneten kişidir. Mahkeme sonuçlanır, karar verilirse o zaman TMSF’nin malı olur.
 
DEVLET TOPLUMSAL BARIŞ İLAN ETMELİ
*On binlerce insan yapılan FETÖ operasyonları kapsamında konu ile alakası olmamasına rağmen işsiz kaldı. Nasıl bir çalışma yapılabilir onlarla ilgili?
- FETÖ Türkiye’de 40 yıllık bir süreçte devlet mekanizmalarında çok ciddi bir şekilde örgütlenen bir örgüt. 15 yıllık iktidar sürecinde de bu iktidarla beraber Türkiye’nin bütün kilit noktalarını ele geçirmiş, 15 Temmuz’da da yüzünü gösteren bir örgüt. Tehlikeli bir örgüt olduğunu hep söylüyorduk ama 15 Temmuz’u biz de tahmin etmiyorduk. Devletin bütün kilit noktalarından, karar mekanizmalarından bu örgütün temizlenmesi noktasında hepimiz hemfikiriz. Biz bunları Ergenekon’da, Balyoz’da gördük. Bazıları belki 15 Temmuz’da gördü ama biz o dönemde bunları söylerken, Bunlar hizmet hareketi’ diyorlardı. Devlet güçlüdür, kudretlidir, affedicidir. Suça bulaşmamış, bu suç örgütünü bilmeden katılan on binlerce insan var ve bu insanları açlığa mahkum etmek doğru bir davranış değil. Bu insanları devletin önümüzdeki dönemde geçimlerini sağlayacak şekilde iş olanaklarını sağlaması gerektiğine inanıyorum. Ülkemizin toplumsal barışa ihtiyacı var. Bu krizle bu ötekileştirmeyle, bu ayrıştırmayla bu ülkeyi çok uzun süre götüremeyiz. Birleştirmeyi öne çıkarmamız gerekiyor. Devletin bu yargı süreci bittikten sonra bir toplumsal barış ilan edip ötekileştirdiği bütün kesimlerle barışmasının hepimiz için faydalı olacağını düşünüyorum.
 
*Peki bu insanların kazanılmış hakları ne olacak?
- Onu şu anda kestirmek çok zor. Bildiğiniz gibi çıkartılan KHK’ların birçoğu meclisten geçerek kanunlaştı. Ona göre de bu insanların mesleğe dönmeleri ve tazminatları iptal edildi. Çok yakın zamanda hukuki olarak bir sonuç elde edileceğini düşünmüyorum ama uzun vadede ne olacağını kestirmek zor.
 
MİLLET OLMA BİLİNCİMİZİ KAYBEDİYORUZ
*Türkiye’de özellikle son dönemde artan terör saldırılarını ve insanların yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bütün terör örgütlerinin ortak hedefi insanlıktır ,insanlığın öldürülmesidir. Türkiye’deki bütün terör örgütlerinin hepsine biz aynı gözle bakıyoruz ancak ne yazık ki ülkemizde özellikle son yıllarda toplumda şöyle bir ayrışma oldu, özellikle sosyal medya üzerinde öldürülen insanların kimliği üzerinden insanlar sevinip üzülebiliyorlar. Bana göre hiç ama hiç ayrım yapmadan bu işin üzerine gidilmeli çünkü toplumu terörden daha çok bitiren olay bu olacak. Terör Türkiye’nin birçok yerinde can almaya devam ediyor ama eğer biz toplum olarak bu ayrıştırmaya devam edersek, ortak sevinçte ortak kederde buluşmayı reddedersek bu ayrıştırma bizi çok tehlikeli bir noktaya getirecek. Millet olma bilincimizi kaybediyoruz.  Toplumsal bir cinnet geçiriyor toplum.
 
*Nasıl önüne geçilecek bu durumun?
- Burada hiç kuşkusuz en büyük görev siyasetçilere düşüyor.  Çıkıp ‘Ne oluyoruz arkadaş’ demeleri gerekiyor. Siyasetin dili ayrıştırmak değil birleştirmek üzerine kurulmalı. Bütün siyasi liderlerin çıkıp bunu deklare etmedikleri takdirde önümüzdeki yıllarda önü alınmaz sonuçlarla karşılaşabiliriz. Bunu biz görüyoruz onların da görmesi gerekiyor. Çok ciddi duygusal çöküş ve ayrıştırma yaşanıyor ülkede, şehitlerimize bile üzülemiyoruz.
 
*Türkiye Barolar Birliği Reina'daki terör saldırısını övenlere yönelik suç duyurusunda bulunacağını duyurdu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Barolar Birliği’nin de yapmaya çalıştığı da bu. Bunu herkesin yapması gerekiyor. Bu kampanya genel bir şey. Liderlerin, üst düzey kesimlerin bunu topluma yayması gerekiyor. Kocaeli de Türkiye’nin bir parçası ve o mesajın burada da karşılığını bulacağını düşünüyorum.
 
MUTLU DEĞİLİZ SADECE BİRAZ UMUT VAR
*Baro başkanlığında ikinci döneminiz. Nasıl gidiyor ikinci dönem?
- İkinci dönem OHAL sürecine denk geldi ve zor bir süreç. Mağdur olan insanlar Baro’ya geliyor. Mağdurları dinliyoruz. Meslek içi  çalışmalarımız ve eğitimlerimize devam ediyoruz. Elimizden geldiğince hukuki yardımda bulunmaya çalışıyoruz.  Süreç çok iç açıcı değil. Her hafta taziye mesajları yayınlanıyor. Hiç de mutlu değiliz sadece biraz umudumuz var.  O da yaşadığımız için umutluyuz. Hiçbir şey tat vermiyor. Tam bir etkinlik yapacaksın bir haber alıyorsun. Film gibi, hergün heyecan dolu bir hayat yaşıyoruz.
 
SOSYAL VE SİYASAL HAYATIN İÇİNDE OLACAĞIM
*Baro başkanlığında son döneminiz. İleride sizi birgün siyasette görebilir miyiz?
- Ben zaten siyasetin içerisindeydim. CHP il ve İlçe Gençlik Kolları’nda görev yaptım. Bizim gibi insanlar sosyal hayatın içindeler. Neyin ne getireceğini bilemiyorum ama evime çekilmeyeceğim. Sosyal ve siyasal hayatın içinde hep olacağım.
 
*Sertif Gökçe’nin aile hayatı nasıl?
- Çok evcil bir insanım. Hayatım iş ve ev. Eğer bir programım yoksa evime gidiyorum. 2 oğlum var. Onlarla zaman geçiriyorum. Ben eskiden beri evde zaman geçirmeyi çok seviyorum. Kitap okuyorum ve televizyon izlemeyi, çocuklarımla ilgilenmeyi çok seviyorum. 
Son Güncelleme: 12.04.2017 12:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ayhan 2017-01-03 19:33:30

şerif gökçe geçmişte baronuza kayıtlı bir avukatı şikayet ettik sonucu şik çinin savunmadı alınmadan kovuşturmaya gerek yoktur yazısı gönderdiniz bu olay bir çok arkadaşıma yapıldı ve işlerin çay kahve yöntemi ile onu tanırım bizim köyden vs çöcülüyor ne CMK ne TCK ya bakılmadan illegal uygulama tarafsız değildiniz

banner354

banner328

banner498

banner482