banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

EUROPA İSMİ NEREDEN GELİYOR?
banner234

Tarih; 7 Ocak 1610,

 

Galillei, Jüpiter’in bir uydusunu daha keşfediyor ve bu uyduya

Europa yani Avrupa adı veriliyordu.

 

Keşfedilen ikinci uyduya Europa isminin verilmesinin temelinde Yunan mitolojisi yatmaktaydı. Fenike Kralı Phoeneks’in güzeller güzeli kızının adı Eoropa’ydı.

Her güzel gibi talibi çoktu.

***

 

Yunan tanrılarından Zeus’ta bunlardan biriydi. ZeusHera ile evli olmasına rağmen,

Europa’yı elde etmek için her yolu deniyor, fakat hep çabaları boşa çıkıyordu.

Kaldı ki, Europa ölümlü, Zeus ise Tanrı’ydı. Tanrıların ölümlülerle ilişki kurması da yasaktı. Yasaktı ya, olsun varsındı, gönül ferman dinlemezdi. Zeus’da öyle düşünüyor,

bir yöntemle Europa’ya sahip olmak istiyordu.

 

***

 

Daha o zamanlar Nuri Alço meydanlarda yoktu ve gazoza hap atma tekniği bilinmiyordu.

Zeus’ta ne etsin ne eylesin, günlerden bir gün tanrılığını konuşturarak boğa kılığına girdi, ağzında bir demet papatya ile Europa’yı kandırdı.

Sonra, onu kaçırıp tecavüz ederek Girit’e götürdü.

Europa ile Zeus’un üç erkek çocukları oldu. Bunlardan birincisi; Likya Kralı Sarpedon!...

Diğeri; öldükten sonra ölüler diyarında yargıç olan Rhadamanthus…

Üçüncüsü ise Girit’in kralları arasında yer alan Minos…

 

***

Zeus, iflah olmaz zampara tanrılardandı.

Europa’ya boğa kılığına girerek tecavüz etmesinin ardından bu defa Sparta Kralı Tyndareos’un karısı Leda’ya göz koyuyor, onunla da kuğu kılığına girerek halvet oluyordu.

Zeus, birinci eşi Metis’le de zorla evlenmişti. İkinci eşi olan Hera,

evlilikte sadakat tanrıçası olmasına rağmen Zeus gibi bir şıpsevdi ile ömrünü gününü harcamıştı.

 

Öyle ki; Zeus, karısı Hera’yı onun rahibe olan yardımcısı İo’yla bile aldatmıştı…

 

***

 

Gelin şimdi tecavüzle başlayan bu aşka bir bakalım:

 

“Tanrılar tanrısı olarak nam yapan Zeus’un en ünlü aşklarından biri de

Fenike kıralı Foneks’in kızı Europa ile yaşadığı aşktı. Hani bir şarkı vardı ya;

“Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı sen!..” Zeus bir ilkbahar sabahı uyanmış

gökteki sarayında oturmuş, yeryüzünü izliyordu.  Zeus, birden elektriğe çarpılmış bir toy gibi çırpınmaya başladı. Tabii ki, “Aman Allah’ım” diyemedi. Çünkü kendisi tanrılar tanrısıydı.

Zeus, bakışlarını oldukça güzel, oldukça çekici bir yaratığa odakladı…

 

Fenike kralının güzeller güzeli kızı Europa uykusundan yeni uyanmış, gördüğü rüyayı hayra yormakla meşguldü. Europa’nın gece gördüğü düşte, kadın kılığına giren iki kıta kendisini aralarında paylaşamıyorlar, kavgaya tutuşuyorlardı.

 

***

 

Europa’yı doğurduğunu, onun annesi olduğunu söyleyen Asya,

bu nedenle Europa’yı kendine istiyordu. Buna karşı diğer kıta ise,

tanrıların babası Zeus’un Europa’yı kendisine verdiğini iddia ederek Asya’ya karşı çıkıyor, Europa’nın kendi hakkı olduğu konusunda diretiyordu.

 

Gördüğü bu rüyanın etkisiyle içi sıkılan Europa, arkadaşlarını yanına çağırıyor,

gördüğü düşü onlara anlatıyordu. Onlarda bu rüyanın yorumunu yapamıyorlardı.

Sonra hep beraber deniz kıyısına gidiyorlardı. Kıyıdaki çiçek tarlasında her zamanki gibi

oyunlar oynuyor, hep beraber eğleniyorlar, çiçekler topluyorlardı.

Bu çiçek toplama işi adeta rutine bağlanmıştı.

Kızlar topladıkları çiçekleri sepetlerine koyarak evlerine dönerlerdi.

Sabahın ilk ışıkları ile onu çiçek tarlasında gören Zeus’un kalbi tamtamlar çalmaya başlıyor,

bütün vücudu Eros’un okları ile delik deşik oluyordu.

Zeus zampara bir tanrı olmasının yanında, her zampara gibi karısından da ödü kopuyordu. Hera’nın o günlerde uzak diyarlarda olmasına rağmen Zeus “ne olur ne olmaz” korkusuyla

boğa kılığına giriyor ve ardından göklerden yeryüzünde çiçek toplayan kızların yanına iniyordu. Böylece bir taşla iki kuş birden vuracak, hem Hera’ya yakalanmayacak,

hem Europa’yı kolayca kandıracaktı.

 

***

Europa ve kız arkadaşları altın renkli tüyleri olan boğayı görür görmez yanına giderek

onu sevip okşamaya başlıyorlardı. Bu boğa diğerlerine benzemiyordu.

Öylesine uslu, öylesine güzeldi ki!..

 

Europa; diğer kızlardan daha atik davranarak boğanın sırtına bindi ve

arkadaşlarını da hep beraber gezmek amacıyla yanına çağırdı.

 

Boğa diğer kızların yanına gelmesine fırsat vermeden, şimşek hızıyla yerinden fırlayarak

soluğu denizde alıyor ve başlıyordu son hız denizde koşturmaya!..

 

***

 

Boğa, garip bir şekilde denizde batmıyor, hiç umulmadık bir hızla yol alıyordu.

Ölümlü bir canlı olan Europa kendini kaçıran Boğa’nın sıradan bir boğa olmadığını anlamıştı. Boğa’ya kendisini ıssız bir yerde bırakması için yalvarmaya başlamıştı.

Kızın yalvarmaları sonunda Boğa, kendisinin tanrıların tanrısı Zeus olduğunu,

onu ilk gördüğü an çarpıldığını, Girit’e gideceklerini o nedenle korkmamasını söylüyordu.

Zeus ile Europa bir süre daha gittikten sonra Girit adasına ulaştılar.

Burada mevsimler tarafından karşılandılar. Bir çınar ağacının gölgesinde dinlendiler.

Olimpos’tan inen Hora’lar tanrılar tanrısı Zeus için bir yatak hazırladılar.

Ardından Zeus, Europa ile burada birlikte oldu ve Europa ‘ya dönerek,

“olan oldu bundan gayrı tadını çıkar” dedi. Zeus ile Europa o işi çınar ağacının gölgesinde yaptığı için o günden beri çınar ağaçlarının yapraklarının bir daha dökülmediği söylenir.

Bana öyle garip garip bakmayın, ben değil mitoloji öyle söylüyor…

 

***

 

Europa’nın ismi ise kaçırılmadan önce gördüğü düşün yorumu gibi

Asya ile kavga eden kıta’ya veriliyordu.

Zeus’un tecavüz ederek başladığı aşkı Europa, daha sonraları Girit Kralı Esterion ile evleniyor, işte Avrupa ve Avrupa Birliği ismini bu Europa’dan alıyordu…

 

***

 

Şimdi diyeceksiniz durup dururken nereden çıktı, Europa?

İşin aslı bende bilmiyorum. Elin hırsızları, hainleri memleketimde maymunun ağaca tırmanması gibi habire yükseklere çıkıyor, çıktıkça kıçları daha da çok gözüküyor.

Ama ne hikmetse bu manzara milletin çok hoşuna gidiyor ki,

onları her daim daha da yükseğe çıkarıyor.

Başka ne diyeyim ki?

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DEMİR 2 yıl önce

Acaba milletin böyle bir tercih yapmasının nedeni nedir? Konuyu bir de bu zaviyeden analiz edin bakalım Sayın Yazar? Ayrıca, karşıdan sizin manzara nasıl gözüküyor, hiç araştırdınız mı? Allah Aşkına, girin toplumun içerisine ve milletle konuşun. Görece

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237