banner232
banner203
banner221
banner231
banner15

Erdoğan sarayını neden oraya inşa etti?
banner234

Bir bağ eviydi. Sahibi Mehmet Uzunzade'den 1924 yılında satın alındı. 1925 yılında ailesiyle birlikte buraya taşındı ve 1973 yılında ölümüne kadar 48 yılını burada geçirdi. Kemalist Devrim’in bütün önderleri gibi, sade, özentisiz, süsten uzak, basit ve mütevazı bir hayat tarzı. İsmet İnönü ve Pembe Köşk’ten söz ediyoruz.

Atatürk'ün başkanlığını yaptığı toplantılar, devrim çalışmaları burada yaşandı. 22 Şubat 1927'de Ankara'nın ilk balosu burada verildi. Atatürk ile yemek yedikleri oda, İnönü’nün Atatürk ile bilardo oynadığı masa, İsmet İnönü’nün sahra dürbünü, satranç masası, silahlar, üniformalar… Bütün zenginlik bu işte. 48 yıl boyunca “Milli Şef”in aklına, “Artık şuradan taşınayım, kendime bir saray yaptırayım” demek hiç gelmedi!

İsmet İnönü’nün çocukları Ömer ve Erdal İnönü, benim de okuduğum Ankara Gazi Lisesi’nde okudular. İsmet Paşa’nın aklına “Çocuklarımı yurtdışında, kolejlerde molejlerde okutayım” demek hiç gelmedi. Cumhuriyet kurucularının sade, basit, mütevazı yaşam tarzları böyle.

Peki ya Cumhuriyet yıkıcılarının debdebeli, şatafatlı dünyaları nasıl?

 

LÜKS VE ŞATAFATIN ADRESİ

Kullanılan malzemeler, metrekare boyutları, yerli malı yerine ithal malzemelerin tercih edilmesi, iç dekorasyonda kullanılan İtalyan ve Fransız tasarımcıların imzalarını taşıyan mobilyalar “Yeni Türkiye” söyleminin “yeni yaşantı” tarzını ifade etmekteydi. 

Bina, 40 bin metrekare taban alanı üzerinde inşa edilen üç bloktan oluşuyordu.

İki idari binayla bir ana binadan oluşan yapı, büyüklüğüyle göze çarpmaktaydı. Devasa büyüklüğünü belirtmek üzere “Bin odalı saray” ifadesiyle gündeme geliyordu.

Toplam inşaat alanı 300 bin metrekare olan bir yapı. Eklentileri, konutu, camisi, kongre merkeziyle birlikte yerleşke içerisinde yaklaşık 450 bin metrekareyi

Buluyor. 100 metrekarelik 4 bin 500 konuta denk düşen bir yapı!

Kabul ve balo salonlarının olduğu ana binada makam odası 100 metrekarelik altı ev büyüklüğünde.

Ana binanın tüm dekorasyonu ithal malzemeyle yapılmış. İç ve dış mekânlarda kullanılan yeşil granit (verde guatemala) Hindistan’dan, titanyumlu çinko olan çatı malzemesi Almanya’dan, mobilyalar İtalya ve Fransa’dan getirtilmiş durumda. Ahşap kaplama olarak kullanılan ve altın ağaç olarak tanımlanan tikağacı Güneydoğu Asya’dan (Myanmar)... İthal kurşun geçirmez camlarla birlikte ana binanın alttan ısıtmalı tüm sistemler ve bu sistemlerin malzemelerinin büyük bir bölümü ithal.

 

KAR ÇEŞMESİ, BUZ ÇEŞMESİ…

Mekânsal büyüklük olarak dünyada birinci sırada. Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılacak konut yaklaşık 15 bin metrekare büyüklüğünde. İki normal kat ve iki bodrum kattan oluşan konutun birinci bodrum katındaki sinema salonu, fitness center, masaj odaları, özel dekorasyon hamamları, şok duşları, 80 metrekarelik yüzme havuzu, jakuzi, sauna, özel dekorasyon buhar odaları, kar çeşmesi, buz çeşmesi, akvaryum, 600 metrekarelik mutfak, servis hizmetleri özel kileri, bin 800 metrekare büyüklüğünde teras. Bir kişinin asgari ücreti ile alınabilecek bin liralık bardaklar, 35 bin liralık koltuklar, 700 milyonluk camlar. Tuvaletlerinde metrekaresi 300 avro olan ipekli duvar kâğıdı kullanılmış!

 

İŞGÜCÜ YERLİ

Malzemeleri ithal fakat ucuz işgücü olan işçiler yerli!

Üç bin işçinin üç vardiya çalıştığı, bir işçinin hayatını kaybettiği, büyük bir çoğunluğunun asgari ücretle çalıştığı kaçak bir inşaat. İnşaatta çalışırken düşerek ölen işçi Savaş Oğuz’un ölümünü kamuoyu, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin açıklamasıyla öğrendi. Geceli gündüzlü çalışılan bu kaçak binanın yetişmesi için gece karanlığında çalışmak zorunda bırakılan Savaş Oğuz’un kanı sarayın temeline akıtılmıştı.

 

CUMHURİYET’LE HESAPLAŞMANIN SİMGESİ

Kısaca lüks, şatafat, israfın simgesi olan bir bina, aynı zamanda Cumhuriyet’le hesaplaşmanın simgesi oldu. O bina için pul bile bastırıldı. Mahkeme kararlarına rağmen inşa edilmişti. “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi” diyorlardı. Cumhuriyet rejiminde saray olmazdı, ama gerçek adı, Kaçak Saray’dı...

Saray’dan 29 Ekim resepsiyonu için yollanan davetiyelerde, “Beştepe” yazılarak Atatürk Orman Çiftliği’nin adını zihinlerden silme çabası sürdürülecekti. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Orman Çiftliği demiyor, “Yenimahalle Orman Çiftliği” diyordu!

 

KİBİR, İSRAF, HUKUKSUZLUK

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, oda yöneticilerinden Ali Hakan ve odanın avukatı Gökçe Bolat Cumhurbaşkanlığı sarayının öyküsünü kitap haline getirdiler. “Kaçak Saray / Kibir, İsraf, Hukuksuzluk” adlı kitap, Kırmızı Kedi Yayınları’ndan yarın çıkıyor.

Kitapta, Atatürk Orman Çiftliği’nin Kaçak Saray’a dönüştürülmesi, bu talana karşı Mimarlar Odası’nın verdiği hukuk mücadelesi anlatılıyor.

 

NEDEN AOÇ HEDEFTE?

1925 yılında, Atatürk’ün talimatıyla, bataklık bir bölgede yoktan var edilen, Ankara’nın en güzel yeşil alanlarından olan Atatürk Orman Çiftliği’nde Kaçak Saray’ın inşasına, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde, Başbakanlık Hizmet Binası olarak başlandı. Daha sonra Erdoğan cumhurbaşkanı seçilince, kamuoyuna cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılacağı açıklandı. Bu durum mekânın kişiye özel yapıldığını, görev değişikliğiyle kullanımın da değiştiğini ortaya çıkartmış oldu.

Cumhuriyet’le neredeyse yaşıt olan Atatürk Orman Çiftliği neden yok edilmek isteniyor? Neyi temsil ediyor bu bina? Tek başına bir bina değil. Kaçak Saray, AKP iktidarının gerçekleştirmek istediği her şeyin, bir ideolojisinin simgesi.

 

CUMHURİYET’LE HESAPLAŞMA

AKP’nin neoliberal ve siyasal İslamcı ideolojisi, iki kentte öne çıktı: İstanbul ve Ankara. İstanbul’da hedeflenen çılgın projeler, yükselen kuleler, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, Kanal İstanbul vb… AKP’nin siyasal İslamcı bakışının İstanbul’daki simge mekânı Çamlıca Tepesi’ne yapılan camiydi. Taksim’e yapılmak istenen Topçu Kışlası ise neoliberalizmle siyasal İslam’ın karışımını ifade edecek ve Cumhuriyet’le kamusallaşan Gezi Parkı gasp edilecekti. Ancak Gezi isyanıyla evdeki hesap çarşıya uymayacaktı. 

Ankara, Cumhuriyet’in kuruluş hikâyesini mekânlarından, anıtlarından, parklarından kitap gibi okuyacağımız bir kent. Gücünü meclisten, halk iradesinden alan Kemalist rejim, Çankaya Köşkü ile temsil edilecekti.

Çankaya şimdi Cumhuriyet’le hesaplaşma mekânıdır. AOÇ ise Cumhuriyet ideolojisinin gelecek kuşaklara taşınmasını besleyen ana damarlardan biriydi. İşte bu nedenle AKP, Cumhuriyet’le hesaplaşmanın mekânı olarak başkent Ankara’yı ve Atatürk Orman Çiftliği’ni seçti.

Cumhuriyet yıkıcılarının debdebeli, şatafatlı dünyalarını anlattıkları için Tezcan Karakuş Candan, Ali Hakan ve Gökçe Bolat’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237