banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Erdoğan Davutoğlu'nun ipini neden çekti?
banner234
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün Davutoğlu'yla yaptığı görüşme sonrası AKP'nin kongreye gitmesi kararı alındı. Başbakan Davutoğlu'nun kongrede aday olmayacağı belirtilirken akıllara kısa süre önce servis edilen Pelikan dosyası geldi.

Pelikan dosyasının Erdoğan ekibi tarafından sızdırıldığı belirtilirken Davutoğlu'nun gönderilme nedenlerinin "görünür" kısımları bu dosyada yer alıyor.

O dosyada sızdırılan maddelerden bazıları şöyle:

GÜL BİRİNCİ SIRADAYDI: Temayül yoklamalarında 1. Gül, 2. Yıldırım, 3. Davutoğlu çıktı. Buna rağmen REİS hocayı parti başkanı yaptı. Gül’ün çok yakışıklı İngiliz arkadaşları, bir de REİS’ten ve ailesinden nefret eden, ancak Hürriyet’e de pek aşık, ‘intifada’cı bir hanımı vardı. REİS Gül’ü başkan yapmadı. Yıldırım REİSçiydi. Falsosu yoktu. Başarılıydı. Parti tarafından seviliyordu. Ama yeterince karizmatik değildi. Kukla muamelesi yapacaklardı. REİS Yıldırım’ı da başkan yapmadı. Davutoğlu güzel konuşuyordu. Hocaydı. Ayrıca, görece tazeydi. Uzun yıllar REİS’le de çalışmıştı. Evet kibirliydi. Hem de çok. Her şeyi o bilirdi. Ama teorik olarak. Pratikte genelde çuvallardı. Örnek; Suriye. “6 ayda Esed devrilir” dedi. Demekle de yetinmedi, bütün planlarını buna göre yaptı. B planı yoktu. Çünkü çok emindi. Kendinden. Zekasından. Bilgisinden. Okumasından. Esed kaldı. Hoca çuvalladı. Sonra bir sürü sıkıntı. REİS yine de hocayı başkan yaptı. Neden mi? a) REİS hocanın, Suriye ve Filistin politikalarından hareketle, kendini devirmek isteyen Batı’yla uzlaşmayacak bir politikacı çıkacağını umuyordu. “Bu hoca, Batı’yla da, onun ülkemizdeki truva atları olan paralellerle ve Doğan medyasıyla uzlaşmaz” diye düşünüyordu. b) Başkanlık sistemine geçerken argüman üretir, akademik karizmasını, taze politikacı kimliğini bu yolda işlevsel hale getirir diye düşünüyordu. Kendisinden bu iki konuda söz aldı. “Temayül yoklamalarını biliyorsun, seni BEN başkan yapıyorum! Ama bu iki konuda söz vermen şartıyla” dedi.


YÜCE DİVAN OYLAMASINDA YOKTU: Reis’in ekonomi yönetimini ekarte etmek için ilk iş “Şeffaflık Yasası”nı çıkartalım dedi hoca. REİS’in haberi olmadan hazırladı yasa paketini. Ve kamuoyuna bizzat kendisi açıkladı. Sonra REİS kendisiyle istişare edilmeden bu paketin hazırlandığını söyledi. Hoca ve muhteris danışmanları tırstılar. Paketi geri çektiler. Ama hoca kararlıydı. Gelir gelmez REİS’i yiyecekti. 17-25 Aralık üzerinden 4 bakanı Yüce Divan’a gönderme oylaması sırasında bir konuşma bahanesiyle İngiltere’ye gitti, meclis grubunun başında durup liderlik etmedi. Ardından Davos’a gitti. Ordan da New York’a sermaye gruplarıyla buluşmak için geçti. Davutoğlu’nun ABD ziyareti hakkında soru sorulan Beyaz Saray yetkilisi bile “Türk Başbakanı’nın burda olduğuna dair bilgimiz yok” dediği bir geziydi bu. Biliyorsunuz mesele 4 bakan meselesi değildi. REİS’ti.

HAKAN FİDAN: Hoca REİS’i devirmekte başarısız olunca, onu zayıflatmaya karar verir. Yine onunla istişare etmeden Fidan’ı milletvekili yapmaya kalkar. İşin kötüsü Fidan da REİS’le istişare etmeden hemen hocasının kucağına atlar. Bu sefer REİS, medya mensuplarının karşısında hocayı ve Fidan’ı azarlar. Fidan Umre’de REİS’i bulur. Nedamet getirir. Sonra tekrar görevi kendisine iade edilir.

ÇÖZÜM SÜRECİ: Hoca yılar mı hiç! Bu sefer de sazı eline almaya karar verir. REİS’in 10 seneden fazladır ince ince işlediği çözüm sürecinin kaymağını yemek ister. Dolmabahçe’de HDP’lilerle Yalçın Akdoğan, Efgan Ala ve Mahir Ünal bir araya gelir. Dolmabahçe Açıklamasına dışarıdan bakınca çok pozitiftir. PKK baharda silah bırakmaya davet edilecektir falan. Fakat asıl konuşan taraf HDP’dir. Başta Sırrı Süreyya olmak üzere, HDP ekibi sazı eline almıştır artık. Çözüm sürecinin gidişatını onlar belirler hale gelmiştir. Şartları onlar tayin eder olmuştur. O kadar ki Apo’yla sivil akillerin buluşturulmasına bile karar vermişlerdir. Bizimkiler de “tamam” demiştir. Devletin bu kadar aciz hale düşürüldüğü başka bir örnek gelmiyor aklıma. Bugün yaşadığımız terör belasının ardındaki en büyük sebeplerden biri bu sergilenen acziyettir.

ARINÇ VE BAŞKANLIK: Bu sefer Bülent Arınç meydandadır. REİS’in yalan söylediğini, kendisinin süreçten haberdar olduğunu ve ülkeyi hükümetin yönettiğini söyler. Asıl kimin yalancı olduğunu söylemeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Hocamız hemen Arınç’a telefon açar, televizyondaki REİS-karşıtı açıklamalarından ötürü Arınç’ı tebrik eder. Aydın Doğan’ın damadının, Koç’ların ve diğer TÜSİADçıların ayağına (Ali Kibar’ın evinde) gitmiş olsa da, Erdoğan’ı yeniçeriler tarafından katledilen III. Selim’e benzeten Economist Dergisi’ne koşa koşa röportaj vermiş olsa da, Doktoruna kadar bütün akraba ve ahbaplarını vekil listesine koymuş olsa da, başarılı olamaz. Başkanlık meselesini neredeyse ağzına hiç almamıştır seçim kampanyalarında.

MKYK KAVGASI: Eylül’de MKYK’yı baştan sona kendi şekillendirmek isteyen hocaya karşı, REİS’in talimatıyla Binali Yıldırım devreye girdi. 1353 delegenin 900’ünün imzasını topladı. Sonra da Abdülhamit Gül’den Mehmet Muş’a, Berat Albayrak’tan Ayşenur Bahçekapılı’ya kadar REİSçi pek çok isim MKYK’ya girdi. Gül’ün ekibi (Hüseyin Çelik, Ali Babacan, Mehmet Şimşek vs.) ise safdışı edildi.

DÜNDAR VE SARAY: Beştepe’ye karşı paralellerin “İsrafsaray” hakaretleri, 250bin dolarlık masa iftiraları kol gezer, REİS bu kepaze ithamlarla boğuşurken bir kez olsun sesini çıkarmayan hocamızın partisi; Can Dündar serbest bırakılınca, sevinçle karşıladı. REİS “karara saygı duymuyorum” deyince, hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş çıkıp “Cumhurbaşkanı’nın şahsi fikridir” diyerek makamı küçümsemeye kalktı.


AKADEMİSYENLER: Hocamız, REİS’in şiddetle eleştirdiği, 1100 terör destekçisi Akademisyen’in imza kampanyası için “görmezden gelsek olay bu kadar büyümezdi” yorumu yaptı. Sonuç: hoca ile REİS arasındaki hikaye basit bir ihtiras hikayesi değildir. Çünkü hoca kendi ihtiraslarının peşinden koşabilmek için, REİS karşıtı, ve dolayısıyla REİS’i destekleyen halkın karşıtı kim varsa, onunla işbirliği kurma yoluna gitmiştir. Küresel güçlerin ülkemizdeki satrancında vezir görüntüsüne sahip basit bir piyon olmayı kabul etmiştir.
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kamil 8 ay önce

bu kadar yanlı bir yazı okumadım

Avatar
surgun 8 ay önce

Tayip erdoğan da olan hepsini davutoğlu na yakışırmışsınız

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237