banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

DÜNYA BANKASI, IMF VE DTÖ
banner234

İnsanların keklenmesi tarih boyunca durmadı, kâh din adamları, kâh politikacılar,

kâh filozof olarak yutturulan insanlar bu uğurda her türlü yolu kullandılar…

Yahudi Karl Marks’a göre, sanayileşen ülkelerde toprak sahibi ağaların aristokratların

ya da bize uyarlanan tabirle patron ve ağaların yerini kapitalistler, burjuvalar alacak,

sanayileşmenin sonucunda burada emekleriyle yer alan proletarya yani işçi sınıfı

oluşacak, aristokratlar yerlerini kapitalistlere bırakınca ortada, kapitalistlerle

proletaryadan oluşan iki sınıf kalacaktı. Bundan sonra ne mi olacaktı?

Marks; Kapitalistler ve proletaryadan oluşan bir toplumun doğacağını ve bu

kutuplaşmanın toplumun büyük bir bölümünü oluşturacak proletaryanın ihtilal yoluyla

yönetici konumundaki kapitalist sınıfı devireceğini iddia ediyordu.

Olmadı, olamadı; inşallah bir başka bahara…

*****

Neyse; 1944 yılında Bretton Woods antlaşması sonucu Dünyanın tefecilik konusunda

ikiz kuruluşları olarak tanınan Dünya Bankası (WB) ile Uluslararası Para Fonu yani

bilinen adıyla IMF kuruldu. ABD ve Avrupa ile yapılan anlaşmaların ardından

Dünya Bankası’nın Başkanlığı ABD’ye, IMF Başkanlığı ise Avrupa’ya verildi.

Ancak her iki kurumda da patron Amerika’ydı.

Ve Amerika’nın istemi dışında hiçbir şey olmuyordu.

Bu hal, uluslararası tefecilerin fakir ülkeleri ilikleri kemiklerine kadar sömürmede

nasıl ortak olduklarının da bir göstergesiydi.

Amerika ve yandaşları dünya ülkelerine öyle bir mengene takmışlardı ki,

kolay kolay başta gelişmekte olan ülkeler dahil hiçbir ülke karşı çıkamıyordu.

Sadece, Rusya, Çin, Venezuela, Fransa gibi ülkeler kısıtlı durumlarda

başkaldırıyorlardı. 1995 yılında, Türkiye dahil 155 ülkenin üye olduğu

Dünya Ticaret Örgütü kuruldu.

Dünya Ticaret Örgütü’nün kurulmasının amaçları şöyleydi:

“Hayat standartlarını yükseltmek, istihdamı ve reel ve gerçek talep hacmini sağlamak,

mal ve hizmet üretim ticaretini geliştirmek, dünya kaynaklarının sürdürülebilir

kalkınma hedefine en uygun bir şekilde kullanımına imkân vermek ve çevreyi

korumak… Gelişme yolundaki ülkelerin dünya ticaretinde kalkınmaları için gerekli

kaynak için orantılı bir pay elde etmelerini sağlamak…

*****

Karşılıklı çıkar esasına dayalı ve gümrük tarifelerinde ve ticaretin karşılaştığı diğer

engellerde önemli, indirimler sağlayan ve uluslararası ticaret ilişkilerinde kayırma

işlemleri ortadan kaldıran anlaşmalar yapmak, uygulanabilir ve kalıcı birçok taraflı

ticaret sistemini geliştirmek… Dünya Ticaret Örgütüne bağlı ve bu amaca ulaşmak

için gelişmekte olan ülkelerden herhangi biri ABD aleyhine karar aldığında veya

görüş bildirdiğinde hatta girişimde bulunduğunda bu hareketi, kredi istemek için IMF

veya Dünya Bankası’na başvurduğunda karşısına çıkıyordu.

Kredi ancak ABD’ye koşulsuz biate dönünce gerçekleşebiliyordu.

Tabii ki bu arada birçok kayıpla…

*****

IMF ve Dünya Bankası verdikleri kredilerde öncelikle ABD’ye kesin itaati şart

koşuyordu. Sözde yardım paketi için bir diğer koşul IMF ve ilgili ülkenin üstünde

uzlaşma sağladığı bir 3 yıllık uyum programının varlığıydı.

IMF, kredi verdiği ülkenin refaha kavuşması için vaat ettiği yol gösterme dahil

hiçbir şartları yerine getirmiyor, sorun iyice büyüdükten sonra adeta o ülkenin

batması için her ortamı hazırlıyordu. IMF Başkanına kurulan tuzak 2000’li yıllarda

IMF Başkanlığına gelen Fransız vatandaşı D. Strauss Kahn, Amerikan politikasını

onayı anlamına gelen Washington Konsensüs’ünü kabullenmeyen ülkelere

kolaylaştırıcı fonları vermeyi reddeden şartı kaldırmış, böylece IMF acımasız

tefecilikten, özel koşul aramadan kredi verir bir kurum haline gelmişti.

Gelirleri, üç kat artırılan IMF birikmiş altınlarını da satma izni alıyor, 750 milyar

dolarlık kaynak birikimiyle Strauss Kahn’ın tanımlamasıyla artık “yeterli cephaneye”

sahip oluyordu. IMF bundan sonra, gelişmekte olan ülkelere daha ağırlık verecek,

kötü tefeciler gibi kriz sonrası değil kriz öncesi devreye girecek kriz daha gelmeden

önlem alınacaktı. Stand-by belgesi istenmeksizin para yardımı yapılacaktı.

D. Strauss Kahn’ın getirdiği bu yenilikler, IMF tarihinde bir devrim olarak nitelenmişti.

Ancak, bu durum borç alanların lehine olup, ABD’nin çıkarlarını zedeleyince Kahn’a

tüm dünyanın gözleri önünde otel tezgâhı kuruldu. 100 dolara kiralanan bir hayat

kadınının iftiralarıyla Kahn tacizden gözaltına alındı,

ardından IMF Başkanlığı’ndan ayrılmaya zorlandı.

Strauss Kahn’ın ayrılmasından sonra başkan olan Christine Lagarde ilk iş olarak

özel koşul yani ABD politikalarına bağlı kalma şartını tekrar getirdi.

Böylece Hıristiyan ve Yahudilerin kutsal kitaplarında yer alan,

“Sahip olana, daha fazla verilecektir.

*****

Olmayanınsa, hiçbir şeyi olmayacaktır” ilkesi devam ettirildi.

Şimdi aklıevvelin biri çıkıp diyor ya, “IMF borçlarını sıfırladık” inanmayın.

Yalan! Hem de kuyruklu bir yalan…

200 milyar bile olmayan dış borç buğun 400 milyara yanaşmış,

bu borcun hemen hemen tamamı WB’ye yani açık ve net deyişle

ikiz kardeş IMF’yedir…

Bu borcu aynı oranda iç borçlar takip etmektedir.

Çok yakında battığımız açıklanmak zorunda kalınacaktır.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vedat ÇALIK 2 yıl önce

Tayyip ERDOĞAN Köşke Çıkarak Sorumluluğu, Yerine Koyacağı Kukla YILDIRIM AKBULUT Konumunda ki Başbakana Yıkacaktır...

Bakalım yeni YILDIRIM AKBULUT Kim Olacaktır

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237