banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Cumhuriyetin kuruluşu ilk bilen Kocaelili…
banner234

Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet’in kurulacağını iki ayrı yerde, iki ayrı kişinin -halk deyimiyle- kulağına fısıldamıştır. Birincisi Erzurum Kongresi’nin tam orta yerinde Mazhar Müfit Kansu’ya, İkincisi ise Hacıbektaş’ta o zamanın Alevi postnişi Cemalettin Çelebi’ye. Her iki ser vermeye hazır ama asla sır vermeyecek yiğit insana “şimdilik sır kalması” tenbihi ile...

 

-Mazhar not defterin yanında mı?
-Hayır Paşam.
-Zahmet olacak ama al da gel... Ama bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya (Sonradan Kocaeli Milletvekili olacak Süreyya Yiğit), bir de sen bileceksin. Koşulum bu.
-Buna emin olabilirsiniz Paşam.
-Öyle ise tarih koy. 7 ağustosu 8 ağustosa bağlayan gece 1919, sabaha karşı. Pekala yaz... Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır.


Mustafa Kemal Paşa 22 Aralık 1919 günü Hacıbektaş’ta, kendisinin tüm faaliyetlerini, her türlü haberleşmenin, ulaşımın, araç gerecin son derece kısıtlı olduğu bir dönemde, Samsun’a çıkışından itibaren olabildiğince yakından takip etmiş olan, bağımsızlık ve kurtuluş için ona tüm benliğiyle inanmış olan ve her milli mücadelede saflarında olduklarını huzurunda bir kez daha açıklayan Alevi Postnişi Cemalettin Çelebi ve Postniş Vekili Niyazi Salih Baba’ya ilanına değin saklı tutulacağı müştereken ant edilmiş Cumhuriyet’in inşa edileceğini bildirmişti.

 

Tarih 28 Ekim 1923. Atatürk birkaç arkadaşını Çankaya’ya davet ediyor. Akşam yemeğinde tarihi kararını açıklıyor:

“Yarın, cumhuriyeti ilan edeceğiz .”

 

29 Ekim 1923 günü toplanan saat 18.45’de TBMM’ye verilen Anayasa kanun teklifi görüşülmeye başlıyor. Görüşmeler sonunda kabul edilen Anayasa’yı milletvekilleri ayağa kalkarak üç kez “Yaşasın Cumhuriyet” sözleriyle alkışlıyorlar.

 

 

İbrahim Süreyya Yiğit kimdir?
1880 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Kafkas-Rus Savaşları döneminde Osmanlı topraklarına göç etmiş bir Abhaz aileden olan İbrahim Süreyya Bey’in babası Gümüşsuyu Hastanesi doktorlarından Yarbay Ahmet Servet Bey, annesi ise Çerkez göçmenlerinden Emine Hanım’dır.[1] Çok küçük yaşta babasını kaybetmiş, onu Viyana'da tıp öğrenimi gören ve Mekteb-i Tıbbiye Nazır Muavinliği ve Meclis-i Umur-ı Sıhhiye Reisliği gibi görevler yapan dedesi Arif Bey yetiştirmiştir.

İlk ve ortaöğrenimini, ağabeyi ünlü eğitimci, dilci ve yazar Ali Nazima'nın kurduğu “Mekteb-i Edep adlı okulda tamamladı[2]. 1900 yılında Mülkiye Mekbebi'ni bitirdi ve Hariciye Nezareti'nde (Dışişleri Bakanlığı) memur olarak göreve başladı. 1902 yılında, henüz gizli bir kuruluş olan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilgisi tespit edildiği için 3 yıl boyunca Sinop'ta kalebentliğe mahkûm oldu. 1905’te cezasını tamamlayıp İstanbul’a döndü ve Karantinalar İdaresi’nde memuriyete başladı.

 

MEŞRUTİYET DÖNEMİ VE I. DÜNYA SAVAŞI
II. Meşrutiyet'in ilanı’ndan sonra İttihatçı kimliği sayesinde idari görevler aldı. Atandığı ilk görev, Orhaneli Kaymakamlığı idi. 1909 yılında Vardar Yenicesi (Bulgaristan) kaymakamı iken Mustafa Kemal ile tanıştı ve hayatı boyunca dost oldu[3] Trablusgarp Savaşı başladığında kaymakamlıktan istifa edip gönüllü er olarak savaşa katıldı. Derne'de Mustafa Kemal ve Enver Paşa ile çalıştı.

1912 yılında İstanbul’a dönen Süreyya Bey, İstanbul Polis Müdüriyet-i Umumiyesi Tahrirat Şubesi Müdürlüğüne getirili. 1914’te bu görevine ek olarak Çatalca mutasarrıflığına atandı. 1915’te savaş bölgesinde kalan Gelibolu mutasarrıflığına gönderildi. Daha sonra sırasıyla Kırkkilise (Kırklareli), Karesi (Balıkesir), İzmit mutasarrıflıklarına getirildi. Kırkkilise’de Darül Muallimin adlı çocuk yuvasının açılmasında, bu okuldaki çocuklar için çıraklık okulu kurulmasında emek verdi. [4].

I. Dünya Savaşı Osmanlı Devleti’nin yenilgisi ile sonlandıktan sonra, halen İzmit mutasarrıfı olan Süreyya Bey Mustafa Kemal Paşa’nın direktifi üzerine İzmit ve çevresindeki gençleri gizlice örgütleyip bölgeyi İstanbul ve Anadolu arasında güvenli bir koridor haline getirdi.[1] 1919 yılında Damat Ferid Hükümeti tarafından görevinden uzaklaştırılınca İstanbul’a döndü, Şişli’deki evinde vatanı kurtarma planları yapan Mustafa Kemal ve arkadaşları arasına katıldı.

 

KURTULUŞ SAVAŞI
Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasının ardından Süreyya Bey arkadaşları ile birlikte 24 Mayıs 1919’da karadan Bandırma, Denizli, Uşak üzerinden Ankara’ya gitti. O ve arkadaşları Bandırma’da Çerkez Ethem’i bulup kendisinden bölgede milis kuvvetleri oluşturmasını istediler.

Ankara’da Ali Fuat Paşa ile buluşup birlikte Amasya'ya giden Süreyya Bey, Amasya Genelgesi'ni imzalayanlar arasında yer aldı. Erzurum ve Sivas Kongrelerine delege olarak katıldı.

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Saruhan (Manisa) Mebusu seçilen Süreyya Bey, İstanbul’a gitti; mecliste oluşturulan “Felah-ı Vatan” grubu içinde yer aldı. 16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilip Meclis-i Mebusan dağıtılınca Ankara'ya kaçtı. Ankara’da yeni bir meclisin kurulması için çalışmalar başlamıştı. Süreyya Bey, TBMM'ne 1.Dönem Saruhan (Manisa) milletvekili olarak katıldı. I. Dönem Divanı Riyaset İdare Memuru olarak görev yaptı.[5]

Bolşeviklerin güvenini kazanıp Milli Mücadeleye maddi destek sağlayabilmek için Yeşilordu Cemiyeti’ni kuran Süreyya Bey, bu cemiyetin kapatılmasının ardından Mustafa Kemal’in kurdurduğu resmî Türkiye Komünist Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı. Taktik nedenlerle kurulan bu fırka üç ay sonra kapatıldı.

Sakarya Zaferi'nden sonra Mustafa Kemal'e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verilmesini öngören 153 sayılı kanun teklifini verenlerden birisi İbrahim Süreyya Bey idi. Bu dönemde Meclis’teki görevlerinin yanı sıra Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucuları arasında yer aldı.

1922’de Meclis içinde Birinci Grup ve İkinci Grup adlı gruplar oluştuğunda Mustafa Kemal önderliğindeki Birinci Grup'ta yer aldı. Grubu yönlendirmek ve meclisten istenen kararların çıkmasını sağlamak amacı ile Mustafa Kemal’in emri ile kurulan 14 kişilik “Selamiyet-i Umumiye Komitesi” adlı gizli örgütün üyelerinden arasındaydı.[1]

 

CUMHURİYET DÖNEMİ
1923'ten 14 Mayıs 1950'ye kadar II., III., IV., V., VI., VII.ve VIII. dönem Kocaeli milletvekili olarak mecliste yer alan Süreyya Bey Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı. Soyadı kanunu çıktığında Yiğit soyadını kendisine Mustafa Kemal verdi[6].

1936 yılında İş Bankası yönetim kurulu üyeliğine seçildi. 1937-1939 arasında İdare Meclisi Başkanı olarak görev yaptı.

24 Mart 1950’de TBMM’nin kendini feshederek dağıtmasından sonra emekliye ayrıldı. 4 Kasım 1952 günü yaşamını yitirdi.

Hayat hikâyesi, oğlu gazeteci Nuyan Yiğit tarafından Atatürk'le 30 Yıl: İbrahim Süreyya Yiğit'in Öyküsü adıyla kitaplaştırılmıştır.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237