banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

CHP’liler MİA için dava açtı
banner234
Kamuoyunun MİA(Merkezi İş Alanı) olarak bilinen, Körfez ve Sanayi Mahalleleri sınırları dahilindeki yaklaşık 465 Ha büyüklüğünde bir alanı kapsayan imar düzenlemesi geçtiğimiz aylarda CHP’li meclis üyelerinin muhalefet şerhine karşın İzmit Belediye Meclisi tarafından kabul edilmiş ve yine CHP’li meclis üyelerinin karşı oyuna rağmen Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından oy çokluğu ile kabul edilmişti. Daha önce yürütmesi durdurulan proje ufak değişikliklerle ancak yine “ben yaptım oldu” anlayışı ile yeniden sürdürülmüş ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yapılmıştı.

KİMSENİN HABERİ YOK 
Konu ile ilgili bir açıklama yapan CHP İzmit İlçe Sekreteri Mehmet Nazım Gençtürk Zemin, çevre ve insan faktörünü göz ardı etmeyen her türlü projenin CHP olarak arkasında olduklarını belirterek şu şekilde konuştu: “Kentin 50-100 yıllık geleceği planlanırken, başta meslek odalarının, STK’ların ve başta bölge halkı olmak üzere tüm kent kamuoyunun sürece dahil edilmesin önemli ve zaruri olduğunu düşünmekteyiz.Şehrin merkezinde 465 Ha’lık bir alanı etkiyen, yüzlerce vatandaşımızın mülkiyet hakkını ve binlerce vatandaşımızın yaşam alanını etkileyecek bir proje ile ilgili  imar düzenlemesini yapılıyor ama vatandaşın bundan haberi yok. 

‘KANDIRILDIK’ DİYEMEZSİNİZ
Uzun vadeli ve etki alanı geniş yatırımlar yaparken 3-5 sene sonra çıkıp “Kandırıldık “ ya da “Öngöremedik” deme lüksümüz yoktur.  Bu sebeple İl Başkanlığımızın bilgisi dahilinde İzmit İlçe Başkanlığımız ve  hukuk komisyonumuz çalışması ile; yapılan imar değişikliğini hukuki denetime sunma sorumluluğumuzu yerine getirme noktasında İzmit Belediye Meclisi tarafından yapılan ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından CHP’li üyelerin muhalefet şerhine karşın oy çokluğuyla onaylanan MİA projesine ilişkin yürütmeyi durdurma talepli idari dava açtığımızı kamu oyuna duyururuz. Dava dilekçesi ekte ilginize sunulmuş olup konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri oradan edinebilirsiniz. Saygılarımızla.”










KOCAELİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

      YÜRÜTMENİN DURDURULMASI 
         TALEPLİDİR


DAVACI: VELİ BEYAZTAŞ (T.C. Kimlik  No:46333014420) 
                         Adres:Serdar Mah. Burak Sok. No:16C-2/ 6 İzmit/KOCAELİ

VEKİLİ: AV.MEHMET NAZIM GENÇTÜRK (T.C. Kimlik No:18475454952)
Adres:Cumhuriyet Cad. Rauf Orbay Sok. No:1!/3 İzmit/KOCAELİ

DAVALI: KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ – KOCAELİ 
Oramiral Salim Dervişoğlu Cad. Belediye Hizmet Binası İzmit/KOCAELİ

KONU: İzmit Belediyesi, Körfez ve Sanayi Mahalleri sınırları dahilinde yer alan ve nazım imar planında “1. Derece Merkezi İş Alanı (MİA) ve Yoğunluğu ve Yapı Düzeni ve/veya Fonksiyonu Yenilenecek (Düzeltilecek) Alan (Y)” olarak belirlenmiş, yaklaşık 465 ha büyüklüğe sahip alanda İzmit Belediye Meclisi’nin 07.06.2016 tarih ve 44 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğine ilişkin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 14.07.2016 tarihli ve 401 sayılı meclis kararının iptali istemidir. 

TEBLİĞ TARİHİ: 14.07.2016 ( BÜYÜKŞEHİR MECLİS KARAR TARİHİ)

OLAY

Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.07.2016 tarih 401 sayılı kararı ile, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, Körfez ve Sanayi Mahalleleri sınırları dahilinde, 1. derece merkezi iş alanı ve yoğunluğu yapı düzeni ve/ya fonksiyonu yenilenecek (düzeltilecek) alan olarak belirlenmiş, ve MİA alanı olarak belirtilen alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği yapılmıştır. 
Yapılan imar planı değişikliği, hukukun temel prensiplerine, Anayasanın temel ilkelerine, Türk Medeni Kanunun mülkiyete ilişkin hükümlerine, İmar Kanununu hükümlerine, Belediye mevzuatına ve imar planlarında egemen olan temel prensiplere aykırıdır. 
Müvekkil hali hazırda, İzmit Belediyesi Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapmakta ve ilgili değişikliğe gerek imar komisyonunda karşı oyu ile gerekse meclis oylamasında muhalefet gurubu olarak karşı oyu ile muhalefet etmiştir. Ancak İzmit Belediye Meclisi’nde oy çokluğu ile kabul edilen bu karar Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından yine oy çokluğu ile onaylandığından aşağıda arz edilen gerekçelerle iptalini talep etme zorunluğu hasıl olmuştur. 

AÇIKLAMALAR:

I)Modern hukuk sistemlerinde yerel planların yapılması, değiştirilmesi ve uygulanmasında hâkim olan temel prensipler bulunmaktadır. MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliğinde bir çok prensibe aykırı hareket edilmiştir. Şöyle ki:


a)  Hukuk Devleti Olma İlkesi:İmar planları ve bunların uygulanması amacıyla idarece yapılan düzenlemeler keyfi olmamalı, meşru ve kamusal amaçların gerçekleştirilmesiyle ilgili, Anayasanın ikinci kısmında yer alan temel hak ve hürriyetlerle uyumlu, özellikle 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygılı olmalıdır. Ayrıca, idare imar planları ve bunları uygulamak amacıyla idari işlemler yaparken, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, Anayasa ve kanunlarca belirlenen usullerin takip edilmesi gerekir.

MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliğinde hukuk devleti ilkesine aykırı hareket edilmiş olup, yapılan yeni düzenleme ile kişilerin mülkiyet hakkına müdahale edilmiştir. Düzenleme sırasında Anayasa ve kanunlarca belirlenen usuller takip edilmemiştir. MİA projesi kapsamındaki alanın sulak alan olması nedeniyle, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünden ve Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü-Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonundan görüş alınması gerekirken, görüş alınmamıştır. 


b)Kamu Yararı İlkesi: Danıştay’ın yerleşmiş kararlarına göre, imar planlarının yargısal denetimi sırasında şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının yanı sıra  “kamu yararı” ilkesinin de gözetilmesi zorunludur. Ayrıca, plan hazırlanırken, kamu hizmetine en uygun olan yerin bulunması gerekmektedir. 

MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliğinde kamu yararı ilkesi gözetilmemiştir. Aşağıda belirttiğimiz üzere birçok sebepten MİA kamu hizmetine en uygun yer olmaktan çok uzaktır. 

c)Bilimsellik İlkesi: İmar plan değişikliklerinin tarafsız araştırmalar sonucunda elde edilen objektif sonuçlara dayanması gerekir. Bunun belirlenmesi için sağlıklı ve düzenli araştırmaların yapılması gerekir. MİA projesi kapsamında yapılan imar değişikliği hiçbir objektif araştırmaya dayanmadan yapılmıştır.  

d)Geniş Kapsamlılık İlkesi: İmar planları ve imar planı değişiklikleri, sadece mevcut sakinlerin ihtiyaçlarını değil, gelecekte de kente yerleşecek olanlarında ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak zorundadır. MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliğinde bu amaç da göz ardı edilmiştir. Zira, seçilen alanın bu ihtiyacı karşılaması mümkün değildir.
 
e)Uzun Süreli Olma İlkesi: Plan düşüncesi ileriye doğru bakmayı gerektirir. Bilimsellik ilkesi gereğince de, imar planları hazırlanırken bilimsel veriler dikkate alınmalıdır. İmar planlarının yapılmasında ve değiştirilmesinde “araştırma ve etüd” evresi bulunmalıdır. Doğrudan doğruya kent planlaması için yapılan araştırmalar sonucunda, kentin bölgesi ve ülke içindeki coğrafi durumu, iklimi, jeolojik yapısı toprak kaynakları, tarihsel gelişimi, eski eserleri, mevcut kent planı, kentin nüfus yapısı, konut ve gecekondu alanlarıyla bunların özellikleri, eğitim, sağlık, yeşil alan, kültür, eğlence ve turizm gibi sosyal donanımlarla elektrik, su, havagazı ve kanalizasyon gibi teknik donanımlarla, ulaşım ve iletişim durumları, bütçe, toprak mülkiyeti gibi gerekli bilgiler toplanır ve ondan sonra yerel planlar bu veriler ışığında hazırlanır.

                    Anayasa Mahkemesi de bir kararında, imar planları hazırlanırken, planı yapılan yörenin mevcut durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın bir şekilde tespit edilebilmesi için coğrafi veriler, beldenin donatımı, mali, sosyal, kültürel ve ticari yönden kullanılışı gibi konularda yapılacak anket, araştırmalar ve incelemeler sonucunda elde edilecek bilgilerin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır. Aynı kararda, Yüksek Mahkeme, yerel planların hazırlanması aşamasında yapılan çalışmalar sırasında, kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakterinin, nüfus alan ve yapı ilişkilerinin, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanlar arasındaki bağlantılarının, halkın sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının, güvenliği ve sağlığı ile ilgili konuların da göz önünde tutulması gerektiğini belirtmiştir.

                  Aşağıda belirttiğimiz birçok unsur gereğince MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliği ile uzun süreli olma ve bilimsellik ilkesine aykırı hareket edilmiştir. İmar planı değişikliğinde hiçbir araştırma ve etüt çalışması yapılmamış, çevrenin özellikleri hiçbir şekilde dikkate alınmamış, adete harita üzerinden planlama yapılmıştır.

f)Katılım İlkesi: Yerel planlama açısından katılım, bireylerin kendileriyle ilgili, onları etkileyen fiziksel çevreler, programlar ve kurumlar düzeyinde üretilen kararlarda yer almaları ya da belirli bir çevrenin tasarlanması ve planlanmasında bir program ya da sonucun oluşturulmasında kendileriyle işbirliğine gidilebilmesi anlamına gelmektedir. Katılım, aynı zamanda, çatışan menfaatlerin birleştirilmesi için de uygun bir mekanizma teşkil etmekte, çoğulculuk, demokratiklik gibi, katılım da iyi bir toplumun ilkeleri arasında bulunmaktadır. Diğer taraftan, şehir ve imar planları gibi birden çok kişiyi ilgilendiren ve aynı şekilde etkileyebilecek idari faaliyetlerin yapılmasında, bunların veya temsilcilerinin hazırlık çalışmalarında dinlenmelerine, görüş ve düşüncelerini sözlü veya yazılı olarak bildirmelerine ve idareyi aydınlatmalarına imkân sağlanmalıdır. Zira, kentte demokratik yönetimin gerçekleşebilmesi için vatandaşların planlama sürecine katılabilmeleri zorunludur. Yerel planlamaya katılım, kentlilerin az ya da çok çevrelerinin kurulması ya da değişmelerine katılmalarını ifade etmektedir. Yerel halkın desteği olmadan hiçbir planlama ve bölgeleme programının başarıya ulaşması mümkün değildir. 
       
MİA projesi kapsamında yapılan imar planı değişikliğinde halkın en ufak bir katılımı dahi gerçekleştirilememiştir. 
                               
II)MİA projesi aşağıda belirttiğimiz yönlerden usul ve yasaya aykırı olup, hiçbir şekilde yukarıda saydığımız ilkelere uygun değildir. 

A.MİA PROJESİ BİRÇOK AÇIDAN İMAR MEVZUATINA AYKIRIDIR.  

1.MİA’nın yer seçiminin ve planlanmasındaki temel argümanın (558 sayılı meclis kararında yazılı olan komisyon raporuna göre) “mevcut kent merkezi ile entegrasyon sağlanması, kıyı ile ilişkilerin güçlenmesi…” olduğu ifade edilmektedir. GEREK PLAN VE GEREKSE PLAN NOTLARI MEVCUT KENT MERKEZİ İLE ENTEGRASYONUN NASIL SAĞLANACAĞINA İLİŞKİN BİR AÇIKLAMA GETİRMEMEKTEDİR.

2.MİA’nın, yapılan planlamasına göre zaman içinde kendiliğinden biçimlenmesi öngörülmüştür. Ayrıca parsellerin imar hakları için farklı alternatif ve tercihler sunulmuştur. BU DURUM, ARSA SAHİPLERİNE KAMU ELİYLE KARLI EMLAK ALANLARI YARATIRKEN, İMARINDAKİ BELİRSİZ VE TERCİHLİ DURUMLAR DA PLANSIZ BİR YAPILAŞMAYI İŞARET ETMEKTEDİR.

3.MİA’nın plan ve plan notları, parseller ait yapılaşma koşullarını “ emsal, kat sayısı, fonksiyon” gibi hususları alternatifler arasından tercihe bırakan bir yaklaşım sunmaktadır. BU DURUM, ŞEHİRCİLİK VE PLANLAMA İLKELERİNE AYKIRI OLDUĞU GİBİ, MİA’NIN PLANLAMASINA BAKARAK “NASIL BİR MERKEZ OLDUĞU, KENTE NASIL BİR KATKI SUNACAĞI” ANLAŞILMAMAKTADIR.

4.BLM1 Alt Bölge denen alanda kat sayısı 12 olarak belirlenmiş, Aynı alt bölge içerinde ÖPA sembolü ile yer alan transfer merkezi odaklı alan için 4 kat uygulaması öngörülmüştür. Perşembe Pazarı alanının içinde yer aldığı bu bölge, Perşembe Pazarı alanı için bir başka plana da konu olmuştur. Perşembe Pazarı Alanı 1/5000 Nazım İmar Planı Ve 1/1000 Uygulama İmar Planı değişikliğinde; “…E:3.5 ve kat yüksekliğinin KBB tarafından belirleneceği, maksimum h değerinin 120mt olduğu…” ve “alışveriş, meydan, otel, rezidans, kapalı pazar yeri, otopark işlevlerinin yer alabileceği… MİA kapsamında sembol mekan olarak öngörüldüğü…” ifade edilmiştir.  MİA için meydan olarak düşünülen Perşembe Pazarı alan için, MİA planından hemen önce yeni bir plan değişikliği yapılmış, ancak iki planın plan notları itibariyle birbiriyle örtüşmediği açıktır.

5.B III D bölgesinde sulak alan özel hüküm bölgesi dışındaki adalarda büyüklüğüne bakılmaksızın ada bütününde uygulama yapılmak istendiğinde; emsale 0.20 ilave kat yüksekliğine 2 kat ilave verilecektir. BIII D bölgesinde sulak alan özel hüküm bölgesi dışında yer alan parsellerin tamamında özel okul, özel sağlık tesisi yapıldığında emsale 0.20 kat yüksekliğine 2 kat ilave verilecektir. Yapının içeriğine göre farklı uygulama aynı adanın içerisinde farklı yükseklikte yapıların oluşması eşitlik ilkesine aykırıdır. 

Yüksek yapılar: İlgili maddede yüksek katlı bina, yüksekliği 30.5 mt yi geçen bina olarak tanımlanmıştır.

Plan hükümlerinde tercihli imar haklarına bağlı olarak 12 kata kadar çıkan yapılaşmalar tanımlanmıştır. Yüksek yapılaşma yapılacak parsellerin; zemin özellikleri, yapı inşa maliyeti, siluet, yakın parseller ve kentsel etkileşim, korunması gereken alanlar, iklim, nüfus, ihtiyaçlar, psikolojik ve sosyal algı vb. kriterler ile planlamada net bir şekilde belirlenmesi gerekirken, plan bu hususları parsel bazında tercihli durumlar olarak tanımlamakta, muğlak bırakmaktadır.
Yüksek yapı, planlamada bir emsal konusu olmamalıdır. Yüksek yapının çevresiyle olan değerlerinin oluşturulması, sembol olarak kullanımı ve gereklilikler ile planlanması önemlidir. Sadece emsal artışı ile alanın cazip kılınması biçimiyle ve tercihli olarak yüksek yapılaşmaya izin verilmesi, plan notlarını plandan ayrı bir reçete haline getirmektedir.

Kentimizin yüksek yapı yönetmeliği bulunmamaktadır. Planlamadan başlayarak, hangi kurallar ve yapım teknikleri ile kentin hangi bölgelerinde çok katlı yapı yapılabileceği (tercihe bağlı olmadan)net bir şekilde ortaya konduğunda doğru çözüme ulaşılabilecektir.

a.ŞUYULANDIRMA AÇISINDAN:

 MİA plan notlarının 3.4 maddesinde; 3194 sayılı İmar Kanununun 18. madde uygulaması planlama alt bölgelerinde gerekirse bitişik planlama alt bölgeleri ile birlikte uygulanabilir denilmektedir. 

İmar Kanununa göre, şuyulandırma yapılmış bir bölgede aynı işlem tekrarlanır ise   DOP kesintisi  tekrarı yasal değildir. MİA bölgesinde DOP uygulaması yapılmış olup, bu kesintinin bir kez daha yapılması yasal olarak mümkün değildir. 

Diğer yandan alanda planın uygulamaya geçmesi halinde yolların (yaklaşık 46 hektar) kamulaştırılması zorunludur. (Dolayısıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin kamulaştırma için bütçe ayırmış olması gereklidir.) Bu konu plan notlarında açıklanmışsa da, yeni planlamada belirlenen parsel büyüklüklerini tevhit, ifraz, terk gibi işlemlerle sağlayacak parseller için “bila bedel terk” koşulu getirilmiştir.
 
3.6 maddesinde yeni plan ve plan notlarında ifade edilen parsel büyüklüklerini tevhit, ifraz ve terk işlemi ile sağlayacak parsellere terk işlemini bila bedel yapmak koşulu ile hemen inşaat ruhsatı verilecektir. Yine plan notlarının 3.19 ve 3.20 maddelerinde parsel sahipleri ruhsat talebi esnasında KBB Ulaşım Daire Başkanlığından trafik etki değerlendirmesi onayı almak zorundadırlar. Bu raporun içeriği plan notlarında yeterince anlaşılamamaktadır. Söz konusu raporda belirtilen çözüme yönelik çalışmalar parsel sahibi tarafından yapılacaktır denilmektedir. Parsel sahiplerinin ne yapacakları plan notlarında tanımlanmamıştır. Farklı parseller farklı adalarda farklı zamanlarda ruhsat aldığında KBB ALT YAPIYI ve YOLLARI tamamlamış olacak mı? Bu durum, MİA planının uygulanabilirliği sorununu gündeme getirmektedir. 

Yine plan notlarında 3.7 maddesinde 3.5 ve 3.6 maddelerine göre oluşan parsellerde emsal terk işleminden önceki parsel alanı üzerinden hesaplanır denilmektedir. Mülkiyeti bila bedel terk edilmiş alanın emsal hesabına dahil edilmesi konusunun yasallığı tartışılmalıdır. Bila bedel terk yapmayan parsellerde inşaat yapmak isteyen parsel sahipleri KBB nin kamulaştırma yapmasını beklemek zorunda olduğu gibi 3.7 maddesindeki emsal hesabından faydalanmaması yasaya uygun değildir. 

b.TERCİHLİ İMAR PLANI HAKLARI AÇISINDAN: 
Plan notları, alandaki yapılaşmaya yönelik kat yüksekliklerini, parsel büyüklüklerine göre emsal kullanımlarını ve fonksiyonları tercihli olarak anlatmaktadır.  Parsel büyüklüklerine ve yapılacak yapının işlevine göre farklı emsaller ile kat yüksekleri tercihen belirlenmekte ve yapılaşmanın seçilecek tercih durumuna göre 4 kat… 15 kat, 10 kat ve 12 kat olabileceği görülmektedir. 

Genel olarak plan notları parsel büyüklüklerine ve işlevine göre tercih edilecek farklı emsal ve kat yükseklikleri tanımlamaktadır. Yani tercihli imar hakları söz konusudur.  
Plan notları ve plan lejantı ile bir bütün oluşturan imar planı, hangi tür fonksiyonların hangi alanlarda yer alacağını belirlemek üzere oluşturulur. “Hangi tür fonksiyonların hangi alanlarda yer alacağı”na ise planlama kriterleri çerçevesinde karar verilir. ” Çevreyle uyum, yoğunluk kriterleri, ulaşım kriterleri, silüet …” bu planlama kriterlerinden bazılarıdır. Dolayısıyla herhangi bir alanda “şu fonksiyon, o olmazsa bu fonksiyon” gibi bir planlama yaklaşımı olamaz, planlamanın amacı bu değildir. 
Farklı büyüklükteki alanlarda farklı emsal artırımı yoluna gidilmesi, eşitlik ilkesine aykırılık göstermektedir. Zira, yaklaşık yapım maliyetleri ile projeyi alması olası “özel girişimlerden daha büyük olanına daha büyük kar payı” tarif edilmektedir. Bu durum özel çıkarın kamu araçları eliyle eşitsiz biçimde dağıtılmasına neden olacağından “Kamuda eşitlik ilkesine aykırılık davalarına”  yol açabilecektir.
İmar durumu verilecek aşamada bu kararın verilmesi yetki açısından da mevzuata aykırıdır. Fonksiyon değişiklikleri 1/5000 nazım plan ölçeğinde verilecek kararlar olup, Büyükşehir Belediyesinin yetkisindeyken, bu durumda ilçe Belediyesince bu karar verilmiş olacaktır.

c.İMAR HAKKI TRANSFERİ AÇISINDAN: 
MİA bölgesi plan notları, emsal değerinin aynı parselde kullanılmaması durumunda planlama alt bölgeleri kapsamında aynı kişiye ait parsel veya parsellere imar hakkı transferine Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin uygun bulması halinde izin verileceğini belirtmektedir. 

İmar hakkı transferi, plan notlarının 3.8, 3.9, ve 3.10 maddelerinde düzenlenmiştir.  3.8 maddesinde emsal değerinin aynı parselde kullanılamaması durumunda planlama alt bölgeleri kapsamında aynı kişiye ait parsel/ parsellere imar hakkı transferine Kocaeli Büyükşehir Belediyesince uygun görülmesi durumunda onay verilecektir. 3.9 maddesinde transfer edilecek emsal değeri planda belirlenen emsal değerinin %25’ini geçemez denilmektedir. 3.10 maddesinde ise emsalin kullanılacağı parsele 3 kat ilave verilir denilmektedir. 

 Buna göre, 
PLAN NOTLARI, İMAR TRANSFERİ KONUSUNDA %25’İ GEÇMEMEK ÜZERE KOŞULU İLE SINIRLANDIRMAKTAYKEN, DİĞER YANDAN EMSALİN KULLANILACAĞI PARSELE “3 KAT İLAVE İZİN VERİLİR” ŞEKLİNDE BİR DİĞER İFADEYLE ÇELİŞKİ YARATMAKTADIR. KALDI Kİ, İMAR HAKKI TRANSFERİ İMAR HAKLARININ KULLANIMINDAKİ EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR.
                                                                                     
d.SPOR ALANLARININ YER DEĞİŞTİRMESİ AÇISINDAN:
                                                                                      
Eski MİA planında yer alan spor tesisi alanlarının Yeniköy bölgesine kaydırıldığı tespit edilmiştir.   Yeni MİA planında önerilen spor ve alanların büyüklüğü ilk plandaki spor tesisi alanına eşit değildir. Aynı ada içinde aynı büyüklükte gösterilmediği için bu durum,                                                                    planlama ilkelerine aykırıdır. Eski MİA planında spor tesisinin yer aldığı parseller yeni planda ticaret bölgesi olarak planlanmış olup bu parsel sahiplerine kazanç sağlanmıştır. Bu durumda, planlama ilkelerine ve eşitlik ilkesine aykırıdır.  Bunun dışında spor alanlarıyla ilgili değişiklik yapılırken öngörülen, 02/11/1985 tarih, 18916 mükerrer sayı ile yayınlanan “ Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik” ile düzenlenilmiştir. 
  Bu yönetmeliğinin 27/1 maddesine göre, “ imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri ZORUNLU OLMADIKÇA yapılamaz” denilmektedir.  
Zorunlu hallerde yapılacak değişiklikler için ise;

İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı BAKANLIK VE KURULUŞLARIN GÖRÜŞÜNÜN ALINMASI,
İmar planındaki bir sosyal ve teknik altyapının kaldırılabilmesi ANCAK ANCAK BU TESİSİN HİZMET GÖTÜRDÜĞÜ BÖLGE İÇİNDE EŞDEĞER YENİ BİR ALANIN AYRILMASI  gerekmektedir.

Davalı bu konuda ilgili bakanlık veya temsilcisi olan il müdürlüğünden onay almadığı gibi aynı ebatlarda muadil spor alanını da aynı sınırlar içerisinde göstermemiştir.

                                                                        
e.BIV bölgesinde yer alacak üretim tesislerinin ürün nakli sırasında kullanacakları Yeni Bursa Yolu kapasitesi irdelenmeden yapılan bu düzenleme eksik inceleme dayalıdır. Sorunlar çıkaracak niteliktedir. 


B.MİA PROJESİNE İLİŞKİN PLAN DEĞİŞİKLİĞİNDE, ULAŞIM SORUNLARI BULUNMAKTADIR. 


a)ULAŞIM MASTER PLANI

MİA plan notlarında, kavşak ve ulaşım yollarının şematik olduğu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ULAŞIM Daire Başkanlığınca onaylanacak uygulama projeleri doğrultusunda ulaşım akslarının gerçekleşeceği belirtilmektedir. Kentin Ulaşım Master Planında, MİA alanının çalışılmış ve bu alanın kent ile nasıl uyum sağlayacağının, alana gelecek nüfus ve trafik yükünün nasıl kente ve çevre illere olumsuz yansımaması için çözüme ilişkin öneriler geliştirilmiş olması gerekmektedir. BU NEDENLE, ULAŞIM MASTER PLANININ TAMAMLANMASI ÖNEMLİDİR. BU PLAN TAMAMLANMADAN, MASTER PLAN YOKMUŞ GİBİ, MİA’DAKİ PARSELLERE AİT  UYGULAMA PROJELERİNİN ONAYLATILMASI DOĞRU DEĞİLDİR. YATIRIM TALEPLERİNE GÖRE GELİŞECEĞİ-BİÇİMLENECEĞİ ANLAŞILAN ALANDA “PARSEL BAZINDA ULAŞIM ÇÖZÜMLERİ” YAPILMASI ŞEHİRCİLİK PLANLAMA İLKELERİNE AYKIRIDIR VE BU YAKLAŞIM MEVCUT ULAŞIM SORUNUNA ÇÖZÜM DEĞİL SORUN OLUŞTURACAKTIR.

Plan notlarından, alana ait gerçek nüfus ve trafik yoğunluğunun da, ileride gelecek olan olası fonksiyonlara göre belirleneceği anlaşılmaktadır.
Alan için hedeflenen nüfusun 3,5 milyon olduğu düşünülürse,  bu nüfusa göre araç ve yaya trafiği yükünün, MİA alanının planlamasındaki ana kriter olması gerekirken, plan göre kendi içerisinde ulaşım modeli önermekte, alana ait bir nüfus yaklaşımında bulunmamakta, trafik yoğunluğunu da ancak ileride gelecek olan fonksiyonlara göre belirleyebilecek bir düzenleme içermektedir. Plandaki fonksiyon ve imar koşullarına dair belirsizlik ile Ulaşım Master Planın da bu alana çözüm getiremeyeceği ortadadır.

Plan notlarında, parsel sahipleri ruhsat esnasında KBB Ulaşım Daire Başkanlığından trafik etki değerlendirmesi onayı almak zorundadır. Bu raporun kapsamı belirsiz olduğu gibi, parsel bazında yapılmasının, parsel sahibince yaptırılmasının da doğru olmadığı açıktır. Bu sorumluluk Belediyenindir ve Ulaşım Master Planlama sürecinde yapılması gereklidir. MİA ve Ulaşım Master Planının; alan için planlamanın öngördüğü net emsaller ve net fonksiyonlar üzerinden, nüfus ve trafik yorumları doğrultusunda her iki planın aynı bilimsel çözümleri işaret etmesi gerekirken, MİA planı tercihli - muğlak veriler içermekte, Ulaşım Master Plan ise hala tamamlanmamıştır.MİA Kapsamında çalışmalar devam etmekteyken, meydan ve transfer merkezini barındıran kentin önemli bir odağı olan Perşembe Pazarı alanı parçacıl planlamaya tabi olmakta ve daha sonra MİA kapsamında yeniden planlanmaktadır. Ancak MİA planı da Perşembe Pazarı alanındaki meydan ve transfer merkezine ait araç ve yaya trafiği hususlarına açıklık getirmemiştir.

b)TRANSFER MERKEZİ

Kentin Ulaşım Master Planının bir parçası olarak planlama sürecinde var olan ve MİA alanının ulaşımına katkı vermesi amaçlı planlandığı belirtilen Transfer Merkezi ile oluşacak ulaşım yükü konusunda MİA Planı parsel bazında çözüm üretmektedir.  MİA planı, her bir proje için parsele ait ulaşım çözümlerinin Ulaşım Daire Başkanlığı onayı ile olacağını ifade etmektedir. Ulaşım Master Planı hazırlık toplantılarına ve analiz çalışmalarına ait raporlarda görüldüğü üzere bu master plan Perşembe Pazarı alanında Transfer Merkezi öngörmektedir. Öngörüler uyuşmakla birlikte, transfer merkezinin mevcut kent merkezi ile MİA ile ve hatta şehirler arası ulaşım aksları ile nasıl entegre olacağı belirsizdir.

Planın ilgili maddesinde; hızlı kolay ulaşım için aktarmaların yapıldığı, odağında transfer merkezinin yer aldığı alan tanımı yapılarak, ulaşım transferi için gerekli yapılaşma hususunda bir açıklama yapılmamıştır. Ancak transfer merkezinin odağında yer alacağı belirtilen BLM1 Alt Bölgesi Özel Proje Alanı denen alanda “(tren istasyonu, otobüs durakları) sosyo kültürel tesisler ticari ve konaklama işlevleri yer alacaktır” ifadesi yer almıştır. Plan notlarından, transfer merkezinin,  “sosyo kültürel tesisler ticari ve konaklama işlevlerinin de yer aldığı” “kompleks” bir yapı olarak tasarlanabileceği anlaşılmaktadır. 

C.MİA PROJESİNE İLİŞKİN PLAN DEĞİŞİKLİĞİ, DEPREM GERÇEĞİ VE ZEMİN YAPISINA UYGUN DEĞİLDİR. 

İlimiz topraklarının %90’ı 1. dereceden deprem bölgesidir. İlimizin ve yakın civarının depremselliğini belirleyen Kuzey Anadolu Fayının en aktif kolu il merkezimize çok yakındır ve bazı ilçelerimizin merkezinden geçmektedir. Bu gerçekliği en çarpıcı örneğini Gölcük ilçemizde yaşadık ve hala anma törenlerimizde derin acılar yaşıyoruz. 

MİA bölgesel deprem gerçeği ve afet riski altındaki alanların düzenlenmesi hakkındaki yasalar açısından bakıldığında riskli alan olarak az katlı yapılaşma olması gereken bir alandır. Zemin özellikleri nedeniyle “Riskli Alan” olan MİA bölgesinde, az katlı ve az yoğunluk ile bir yapılaşma veya zemin incelemesi ile tespit edilen bilimsel verilere göre belirlenecek bir yapılaşma esas olmalıdır. Ancak planın zemin kriterine sadece planı tamamlayıcı bir veri olarak baktığı ortadadır. 02.10.2013 tarihli KBB Zemin İnceme Şube Müdürlüğünün alana dair yazısında 6 kattan küçük ve 14 kattan büyük yapılar yapılarak zemin ile yapılaşmanın uyum sağlayacağı belirtilmişse de, plan 3 kattan 12 kata kadar farklı kat sayıları öngörmüştür.

MIA projesi hem depremsellik hem de zemin özellikleri yönünden sakıncalı bir bölge için, sakıncalar dikkate alınmaksızın hazırlanmış hatalı bir projedir. Projeyi sakıncalı bulduğumuz her iki yönü ile de ele alacak olursak;

a)Depremsellik açısından: Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ), MIA proje alanının güneyinden geçmektedir. Geçtiği güzergah incelendiğinde, projede 4. bölge olarak tanımlanan güneydeki blokların üzerinden geçmektedir. Yani bırakın fay hattına yakın olmayı bazı bloklar (adalar) fay zonunun üzerinde kalmaktadır. 
Fay zonları yer kabuğundaki yırtıklardır ve KAFZ doğrultu atılmış bir fay olduğu için yıktığın her iki kenarını oluşturan topraklar birbirlerine zıt yönde hareket etmektedirler. Yani üzerlerinde bulunan malzemeleri makas gibi keserler. Malzeme kesilmeyecek kadar rijit ise bir kenara devirirler. Bu nedenle, bilinen fazların üzerine bina yapılmaz. Bu nedenledir ki devlet tarafından faylardan uzaklaşma mesafeleri tanımlanmıştır. Devlet adına, Afet ve Acil Durum Yönetimi başkanlığı bu mesafeleri tanımlar. 

Ancak bu yasak zonların etrafındaki yapılaşmanın kontrolsüz olacağı anlamına gelmez. Bunları çevrelerden her iki tarafında ayrı ayrı en az beş - altı yüz metre genişliğindeki bir zon boyunca çok düşük yoğunluklara, çoğunlukla kültürel faaliyet alanları olarak tanımlanan yerleşimlere izin verilmektedir. Bunun amacı buraları çekim merkezi yapmaktan uzak tutmak ve böylece gelecekte oluşacak bir depremde insanları çok büyük yer hareketlerinin yaşanacağı bu alanların dışında tutmaktır. Böylece can kayıplarının sıfırlamak veya hiç değilse en aza indirmek amaçlanmaktadır. 


Bu nedenle, İzmit başta olmak üzere Kocaeli'nin tüm ilçeleri kentleşme planlarını yaparken depremi daha da net olarak KAFZ dikkate almak zorundadır. Kent merkezlerini, birdir çekim merkezi olan çarşılarını Kuzey Anadolu Fay Zonundan olabildiğince uzağa taşımalıdır. Gölcük başta olmak üzere faya çok yakın olan yerleşim merkezlerini, çarşı, belediye, okul hastane vb binaları faydan uzaklara kurmaya özen göstermelidirler. 

b.) Zemin özellikleri açısından: Binaların statik hesaplamalarına yerbilimcilerin verdiği parametrelerin en önemlilerinden birisi zemin hakim titreşim peryodudur. Çünkü, zemin hakim titreşim peryodu, bir yer sarsıntısında binanın üzerinde bulunduğu yerin hangi frekans ile titreşeceğini söyler. Bu nedenle, inşaat mühendisleri binalarını tasarlarken binalarının hakim titreşim peryodlarının yerin hakim titreşim periyodundan olabildiğince farklı olması için çalışır. Çünkü, yer ve bina aynı veya çok yakın titreşim peryodlarının sahip olurlarsa bina sallanabileceği en büyük salınımı gösterir. Bu da çoğunlukla binanın yıkılmasına neden olur. Bu sorundan kurtulmanın iki yolu vardır. Ya yerin hakim titreşim periyodunu değiştireceksiniz, ya da binanın. Yerin hakim titreşim periyodunu değiştiremeyeceğimiz için binaların hakim titreşim peryodlarının değiştirilmektedir. 
Bu yönüyle MIA projesine baktığımızda çok farklı yüksekliklerde binaların tasarlandığını görmekteyiz.  Ancak, binaların yükseklik değişimleri, fayı dikkate alarak değil doldurarak bitirmeye çalıştıkları denizi dikkate alarak yapılmıştır. 
1999 depremi sonrası süreçte İzmit için düşünülen temel gelişme ekseni, güneydeki KAF (Kuzey Anadolu Fay Hattı) hattından uzaklaşarak, Kandıra Yolu üzerinde KOU Umuttepe Yerleşkesi ve diğer büyük ölçekli yatırımlar ile desteklenen Kuzey-Doğu Koridoru olarak belirlenmiş olmasına rağmen MİA riskli alanda, fay hattına yakın konumda planlanmaktadır. “Afet Riski Altındaki Alanların Düzenlenmesi Hakkında Kanun” açısından bakıldığında da riskli alan olarak yapılaşma yasaklı veya az yoğunluklu az katlı yapılaşma izni olması gereken bir alandır. Buna göre, MİA, karar verilmiş konumu itibariyle Kocaeli’nin deprem gerçekliği ile ters düşmektedir.

İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik… hattının ortasında yer alan MİA nın gerçekleşmesi ile oluşacak yeni çekim merkezi, kentin yeni büyüme aksını belirleyecektir. Ancak, bu yeni aks yukarıda bahsedilen depremsellik dikkate alınmadan ve üstelik İstanbul Planlamasının beklentisindeki gibi belirlenecektir. MİA,  İstanbul’un Kocaeli üzerinden büyüme aksını belirleyecektir.

Plan notlarının 3.13 maddesinde planlama alt bölgeleri kapsamında yer alan, yapılaşma koşulu  plan üzerinde belirtilen parseller hariç tüm parsellerde yapılacak yapılarda statik  stabilite sağlanmak koşulu ile çatı şekli, saçak ile açık ve kapalı çıkma şekli ve boyutu serbesttir denilmektedir. Bu uygulama, DEPREM MEVZUATINA AYKIRIDIR.

Yukarıdaki açıklamalarımız, MİA projesi tasarlanırken depremin hiç dikkate alınmadığını göstermektedir. Bu da projenin doğarken sakat olduğu ve baştan sona sakınca içerdiğini açık olarak ortaya koymaktadır.


D.MİA PROJESİNE İLİŞKİN PLAN DEĞİŞİKLİĞİNDE, SULAK ALANDA KALMAKTADIR. BU NEDENLE DE HEDEFLEDİĞİ AMACA UYGUN DEĞİLDİR. 

1)Kentin yeni MİA alanı olarak seçilen bölge aynı zamanda İzmit ve Sapanca Su Havzasının ortasında kaldığından, planlama açısından yine koruma alanı olarak görülmesi gereken bir alandır.

2)MİA konumu itibariyle, Körfezin doğusundan Sapanca Gölü’ne kadar alan yaşamın ve biyolojik çeşitliliğin kaynağı kabul edilen bir Sulak Alan ve ilgili Habitatının içinde kalmaktadır. MİA, doğal alanlar üzerindeki baskıyı arttıracak, Sapanca-İzmit arasındaki bölgenin nefes alma alanını tehdit edecektir. Bu haliyle uygulanması alüvyon zemin olan ve doğal yaşam alanlarını barındıran bölgede ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu nedenle, MİA’nın yer seçimi,  planlamanın kamu yararı ilkesinin temellerinden olan “Doğal Alanların Korunarak Hassas Kullanımı” ilkesine ters düşmektedir.  

3)BLM III –D bölgesi olarak sulak alan özel hüküm bölgesinde kalan parsellerde; ticaret, alışveriş, konaklama, eğlence, sağlık tesislerinin yer alması planlanmış ve emsal 0.90 h 10 kat olarak belirlenmiştir.

İlgili Mevzuata göre sulak alanlar koruma bölgelerinde, “kuş gözlem evleri, eğitim ve sportif tesisler, günübirlik kullanım tesisleri, gezi parkurları ve yollar”  inşa edilebileceği belirtilmektedir.

Biyolojik çeşitliliğin kaynağı kabul edilen Sulak Alanı barındıran MİA alanının yer seçimi, planlamanın kamu yararı ilkesinin temellerinden olan “Doğal Alanların Korunarak Hassas Kullanımı” ilkesine ters düşmektedir. 

Kocaeli Valililiği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun görev tanımlamasında; “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların tescil, onay ve ilanına dair Bakanlıkça gelen talimatlar doğrultusunda iş ve işlemleri yürütmek” sulak alanların tescil ve korunmasına değinmektedir.

Sulak alanların korunması konusunda özel bir sözleşme olan “Ramsar Sözleşmesi” ni ülkemiz 3958 sayılı Kanunla uygun bularak, sözleşmeye taraf olmuştur. Ülkemiz Ramsar Sözleşmesine taraf olarak, sınırları içerisindeki tüm sulak alanların korunmasını ve akılcı kullanılmasını uluslararası düzeyde taahhüt etmiş ve  “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” 17 Mayıs 2005 tarih ve 25818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ramsar Sözleşmesi çerçevesinde, ulusal sulak alan politika ve stratejilerini belirlemek, sulak alanlarla ilgili sorunların çözümüne yönelik kararlar almak üzere 27 Mart 2008 tarihinde ULUSAL SULAK ALAN KOMİSYONU toplanmış ve “İzmit Körfez Sulak Alanı” onaylanmıştır. Sulak Alanlar Koruma Yönetmeliği  MADDE 17  de, “ Mevsimsel ve daimi akarsular haricindeki sulak alanlara ait mutlak koruma bölgeleri, sulak alan bölgeleri, ekolojik etkilenme bölgeleri ve tampon bölgeler Bakanlığın koordinasyonunda Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşların uzmanlarınca arazide yapılan inceleme ve değerlendirmelerle tespit edilir. Koruma bölgeleri sınırları 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar üzerinde gösterilir ve Ulusal Sulak Alan Komisyonunun görüşüne sunulur. Ulusal Sulak Alan Komisyonunun uygun görüşü alındıktan sonra Bakanlıkça onaylanmasını müteakip, uygulamaya aktarılmak üzere ilgili bakanlık, valilik ve belediyelere bildirilir.  Koruma bölgeleri belirlenmemiş sulak alanlarda verilecek izinler, bu Yönetmeliğin tanımlar bölümünde yer alan koruma bölgeleri tanımları dikkate alınarak alanın özelliklerini bozmayacak şekilde Bakanlıkça verilir.” denilmektedir.

4)MİA ‘DA BÜYÜK VE ÖZEL BİR YER KAPLAYAN BİYOLOJİK VE EKOLOJİK AÇIDAN KENTE KATKI SUNAN SULAK ALAN GEREK KIYILARA YAPILAN BETON DOLGULARLA VE GEREKSE ETRAFINDAKİ YAPILAŞMALARLA KÜÇÜLMEKTE, ALANI BESLEYEN DERE YATAKLARI DA YAPILAŞMA TEHDİDİ ALTINDA BULUNMAKTADIR. 

5)MİA KAPSAMINDA YAPILAŞMAYA AÇILAN SULAK ALAN ÇEVRESİ İÇİN, KOCAELİ KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU MÜDÜRLÜĞÜNDEN VE KOCAELİ VALİLİĞİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ-TABİAT VARLIKLARI BÖLGE KOMİSYONUNDAN GÖRÜŞ ALINMAMIŞTIR. DANIŞTAY KARARLARINDA AÇIKÇA BELİRTİLDİĞİ ÜZERE, İMAR PLANI VE DEĞİŞİKLİKLERİNDE, BİR MAKAM VE MERCİİN GÖRÜŞÜNÜN ALINMASI ÖNGÖRÜLMÜŞ İSE, BU GÖRÜŞÜN ALINMASI ZORUNLUDUR. SÖZÜ EDİLEN GÖRÜŞ ALINMADAN PLAN DEĞİŞİKLİĞİNİN YAPILMASI HALİNDE İŞLEM USUL YÖNÜNDEN HUKUKA AYKIRI OLACAKTIR. MİA KAPSAMINDA YAPILAN PLAN DEĞİŞİKLİĞİNDE GEREKLİ GÖRÜŞLER ALINMAMIŞ OLUP, BU NEDENLE İŞLEM USUL YÖNÜNDEN SAKATTIR. 


E.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİMİZ: 

               Yukarıdaki açıklamalarımız gereğince, yapılan imar planı değişikliği açıkça hukuka aykırıdır. Anayasanın temel hükümlerine, İmar Kanunu hükümlerine, imar planı düzenlemesine hâkim temel ilkelere aykırı bir düzenleme yapılmıştır. 

                MİA projesi kapsamında yapılan imar değişikliği, 465 hektar alanı kapsamaktadır. Yani, çok büyük bir alanı etkilemektedir. Proje, tüm Kocaeli’yi hatta tüm bölge halkını etkileyecek niteliktedir. Ancak, bu bölgede mülkiyet hakkına sahip binlerce kişiyi doğrudan etkileyecektir. Örneğin sadece Körfez Sanayi Sitesinde 1146 tapu sahibi bulunmaktadır. Bu alanda, birçok işyeri, konut vb. bulunmaktadır. Bu nedenle, projeden etkilenen birçok kişi tarafından projeye itiraz edilmiştir. 

  İmar planı değişikliğine ilişkin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi meclis kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmemesi, telafisi imkânsız zararlar doğuracaktır. Zira, planın uygulamasına başlanacak, idare tarafından yatırımlara başlanacak, harcamalar yapılacak, kamunun ekonomik gücü kullanılacak ve plan değişikliğinin iptal edilmesi halinde bu yatırımlar boşa gitmiş, devletin, halkın parası heba edilmiş olacaktır. 
 Bunun yanı sıra uygulamada maalesef sıklıkla karşımıza çıkan bir durum da idarecilerin imar durumundan hemen sonra başvuru sahiplerine ruhsat tahsisi ile yasaya aykırı imar durumlarına bile izin yolunu açmalarıdır. 
İmar planının uygulanması için, her ne kadar plan kesinleşmeden ruhsat verilmemesi mümkün olmasa da, bazı inşaat vb ruhsatların verilmesi gündeme gelecektir. Bu ruhsatların verilip faaliyete başlanması halinde yine telafisi imkânsız zararların doğması söz konusu olacaktır. 

DELİLLER: 1.) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Belediye Meclisi’nin hukuka aykırı 
14.07.2016 tarihli ve 401 sayılı kararı ve ilgili tüm kayıt ve belgelerin celbi.
2.) İzmit Belediye Meclisi kararına karşı müvekkil itirazı
3.) Mahallinde keşif
4.)Bilirkişi incelemesi ( Yapılan imar değişikliği farklı iş 
disiplinlerinden gelen uzmanlık alanlarını ilgilendirdiğinden, keşfe akademisyen uzmanlardan şehir plancısı, mimar ve jeofizik mühendisi bilirkişilerin de katılması talep olunmaktadır. ) 



SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda kısaca açıkladığımız nedenler gereğince; 

1)İzmit Belediyesi, Körfez ve Sanayi Mahalleri sınırları dahilinde yer alan ve nazım imar planında “1. Derece Merkezi İş Alanı (MİA) ve Yoğunluğu ve Yapı Düzeni ve/veya Fonksiyonu Yenilenecek (Düzeltilecek) Alan (Y)” olarak belirlenmiş, yaklaşık 465 ha büyüklüğe sahip alanda İzmit Belediye Meclisi’nin 07.06.2016 tarih ve 44 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğine ilişkin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 14.07.2016 tarihli ve 401 sayılı meclis KARARININ İPTALİNE karar verilmesini, 


2)Hukuka aykırı bu kararın uygulanmasının telafisi imkansız sonuçlarının önlenmesi amacıyla 2577 sayılı İYUK’un 27. maddesi gereğince kararın YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,


3)Tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesi vekaleten arz ve talep olunur. 05.09.2016
 

    Davacı Vekili
      Av.MEHMET NAZIM GENÇTÜRK

      









Ekler : 
1)İzmit Belediye Başkanlığı 07.06.2016 tarih ve 44 Sayılı Kararı Sureti
2)Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 14.07.2016 tarih ve 401sayılı meclis kararı örneği,
3)Harçlandırılmış vekaletname sureti



banner71
Anahtar Kelimeler:
MİAKocaeliİzmit
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237